Yeşim Gökyıldız'ın Kapak Resmi
Yeşim Gökyıldız, Aşkın Gözyaşları 4 - Hamuş'u inceledi.
 19 saat önce · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 7/10 puan

Aşkın Gözyaşları serisinin dördüncü kitabıydı Hamuş.Daha önce birinci ve ikinci kitaplarını okuduğum serinin elimde kalan son kitabı da böylelikle bitti.Şunu söylemeliyim ki serinin kitapları hep bir öncekinden daha travmatik oluyor.Hamuş'da da bu yaşanıyordu.Öncelikle serinin ilk kitabı bana çok bayağı,monoton,sıkıcı ve heyecansız gelmişti.Şiirsel üslubu ve olay örgüsü beni içine çekememişti.Ama değerli matematik hocam bana bu seriyi hediye ettiği için devam etmeyi kendime görev bilmiştim.Mevlana'nın hayatına ağırlık veren ikinci kitap ilkinden daha güzeldi ama yine de beni sıkmıştı ve daraltmıştı.Bir aylık aradan sonra serinin dördüncü kitabı da bitti.Ama ne bitmek! Resmen ben de bittim.

Kitap ilk 200'lü sayfalarına kadar Şems ve Mevlana'nın öyküsüne yeniden konuk ediyor bizi.İkilinin Allah aşklarından,ibadetlerinden ve günlük yaşamlarından falan bahsediyor.Bu sefer ikisinin de bakış açısından bölümler sunuluyor.İki büyük alimin çalkantılı yaşam hikayesine yeniden adım atmak keyifliydi yani kitabın ilk bölümleri gayet güzeldi ve akıcıydı.Şems'in hana gelmesi,han görevlilerinin onda tuhaflık sezip ondan şüphelenmesi,kuşları serbest bırakması ve Mevlana'yı aramasını sıkılmadan okudum.Sonra kitap yine ilk kitaplardaki gibi tekdüze ve bunaltıcı ilerlemeye başladı.Şems,Mevlana'sını içi acısa da ardında bırakıp başka şehre gitmesinde yaşananlardan sonra kitap hareketliliğini biraz daha artırdı.Şems'in Isfahan'daki dervişlere anlattığı kıssalar,verdiği dini bilgiler ve hayat derslerini öğretici ve açıklayıcı buldum,bende hoş duygular uyandırdı.Şems'in Konya'ya ve Mevlana'sına dönmesiyle asıl olaylar patlak veriyor ve kitabın seyri değişiyor.Nasıl mı diyorsunuz,o zaman buyrun okumaya.

Şems'in kendisine niye Hamuş'um diye hitap ettiğini merak eden Mevlana,Şems'e bu soruyu sorar.Şems de bu kelimenin anlamını açıklamak için yine derin ve duygulu bir hayat hikayesine davet ediyor bizi.İşte kitabın 200'lü sayfalardan sonra seyrini değiştiren ve hikayede daha fazla ağırlık verilen zat:Hallac-ı Mansur.Bu ismi okuyunca kafanızda bir şeyler şekillendi mi,kalbinize burukluk hissi verdi mi bu isim? Cevabınız hayır ise bu kitaptan sonra cevabınızın değişeceğine eminim.Hallac'ın hikayesi oldukça derin,duygusal,düşündürücü etkileyici ve... ürperticiydi.Size daha açık anlatayım mı? Kabus gibiydi! Benim için net tanımı budur.

《Burası Az Buçuk Spoiler İçerir》

Aslında Hallac'ın bölümlerini de merakla okumuştum.Cüneyd-i Bağdadi ve Beyazıd-ı Bestami'nin öğrencisi olan Hallac,aşk ateşiyle yoğrulmuş,Hakk kavramından başka bir şey tanımayan,alçakgönüllü ve değerli bir derviş (ya da alim diyelim.) Hikayesi gayet sıcak ve samimi ilerliyordu açıkçası.Ne zaman zındıklık ve şirk ile suçlandı işte o zaman benim için "kabus" olan bölümler başladı.Halk ve kitabı dün bitirmeme rağmen ismini şu an hatırlamadığım, "Müslüman" diye geçinen bir mahlukat tarafından iftiraya uğruyor Hallac.Zindana atılıyor,zincire vuruluyor, hakarete uğruyor.Yine de onun kalbi "Allah" demekten asla vazgeçmiyor.Aksine o idamla cezalandırılmasına rağmen Allah'ın kavuşacağı için seviniyor,huzur buluyor.Nasıl güzel bir teslimiyet ve sabır örneği! Bu bölümleri okurken içim acıdı,gözlerim doldu.Hallac kurtulacak diye filizlendirdiğim bütün umutlar soldu.Sonra bir takım "Müslüman" cani ve sadist insan onu öldürüyor.Sadece kendi inandıklarına inanmakta inatçılardı onlar,masum bir insanı haksız yere suçlayıp... Gerisini getiremiyorum ki o kadar sinirlendim."Bu mu şimdi İslam? Benim güzel dinimi böyle kirletenlere yazıklar olsun!" dedim o sahnede.Tüylerim ürperdi,midem ve psikolojim alt üst olur.Herkesin korkuyorum dediği Halka,Garez,Elm Sokağında Kabus vb.filmleri izleyip bir gram gerilmeyen ben,o sahneleri diken üstünde okudum,atlamak istedim ama kendimi zorladım.Sonunda duvardan duvara vurasım geldi kendimi,o bölüm bitesiye iki sayfa kala atladım,Mevlana ve Şems'in yaşamına geri döndüm.Şu an bile o yerler aklıma geldikçe öğürüyorum,psikolojim bozuldu cidden.Bu kitabı sinir sisteminiz gelişmişse ve sağlam psikolojiye sahipseniz mutlaka okuyun.Oldukça iz bırakan güzel bir kurgusu var.Beğendim ben.Yok beni böyle şeyler bozar derseniz ya da küçük yaşlardaysanız kitabın sadece ilk 300 sayfasını okuyup bırakın ya da bahsettiğim bölümleri atlayın.Cidden büyük yaş kitlesine hitap eden bir sahneydi.Ben bitirince derin bir oh çektim ve hemen eğlenceli bir kitap bulma arayışına girdim.Ama diğer bölümleri gayet güzeldi ve öğreticiydi.Mevlana için de Hallac için de çok üzüldüm.Karakterleri,kapak ve duyguları sevdim,şiirsel üslup beni yine sıktı.Sinan Yağmur'u yakın zamanda okumayı düşünmüyorum ama yine de diğer kitaplarına göz atacağım.Bu arada kitabın kapağının tasarımı çok güzel.Her bölüm başında yer alan alıntılar ve anlatılan kıssalar da öyle.Herkese bol okumalı,huzurlu ve keyifli günler.

Not: Kitap bittikten sonra anlam kazanacak iki kelime: Hamuş ve Ene'l Hak.Ayrıca oturduğum yerden Müslüman'ım diyen ben,Hallac'ın çektiği çileleri okuyunca utandım diyebilirim.

Ha: Hallac
Mim: Mevlana
Şin:Şems

"Aşk; bir Elif miktarı sevilmek için gelen her çileye kimi zaman darağacında,kimi vakit kör bıçaklar arasında vav gibi hamuş olabilmektir.Hamuş,yani susmak."

Yeşim Gökyıldız, bir alıntı ekledi.
21 saat önce · Kitabı okuyor

Keşke bedenim de benimle işbirliği içinde olabilseydi.

Elveda Haziran, Sarah Jio (Sayfa 16 - Arkadya Yayınları - June Andersen)Elveda Haziran, Sarah Jio (Sayfa 16 - Arkadya Yayınları - June Andersen)
Yeşim Gökyıldız, bir alıntı ekledi.
17 Eki 22:50 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Susmak, cümleden cümleye değil gönülden gönüle konuşmaktır.

Aşkın Gözyaşları 4 - Hamuş, Sinan Yağmur (Sayfa 149 - Karatay Akademi Yayınları)Aşkın Gözyaşları 4 - Hamuş, Sinan Yağmur (Sayfa 149 - Karatay Akademi Yayınları)
Yeşim Gökyıldız, bir alıntı ekledi.
17 Eki 22:39 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Söz kadir kıymet bilenin hakkıdır.Sinek ruhlu bir insana ne kadar da derin manada konuşsan onun aklı çöplük misali pis kokular veren kelimelere takılıdır.

Aşkın Gözyaşları 4 - Hamuş, Sinan Yağmur (Sayfa 123 - Karatay Akademi Yayınları)Aşkın Gözyaşları 4 - Hamuş, Sinan Yağmur (Sayfa 123 - Karatay Akademi Yayınları)
Yeşim Gökyıldız, bir alıntı ekledi.
17 Eki 22:38 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Hakkı kendinde görüp,başkalarında görmeyenin İblis'ten farkı yoktur.Hatta o İblis'in ta kendisidir!

Aşkın Gözyaşları 4 - Hamuş, Sinan Yağmur (Sayfa 111 - Karatay Akademi Yayınları)Aşkın Gözyaşları 4 - Hamuş, Sinan Yağmur (Sayfa 111 - Karatay Akademi Yayınları)
Yeşim Gökyıldız, bir alıntı ekledi.
17 Eki 22:36 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Susarım,tutarım kendimi dağlara atarım.
Dağ başı yalnızlığım yıldızlı geceler gibi kokar.
Sevgim,düşlerim ve gülüşlerim hepsi de suskunluğumdandır.
Ben düşerim yollara.Suskunluğum düşer yerlere.
Sonra yağmurlar yağar.
Nereye ayak bassam gözlerim gibi ıslaktır.

Aşkın Gözyaşları 4 - Hamuş, Sinan Yağmur (Sayfa 107 - Karatay Akademi Yayınları)Aşkın Gözyaşları 4 - Hamuş, Sinan Yağmur (Sayfa 107 - Karatay Akademi Yayınları)
Yeşim Gökyıldız, Aşk ve Gurur'u inceledi.
 17 Eki 18:26 · Kitabı okudu · 9 günde · 6/10 puan

Aşk ve Gurur,bilinen diğer ismiyle Gurur ve Önyargı,Jane Austen'ın en ünlü kitabı olmakla beraber dünyanın dört bir yanında insanların dilinden,zihninden,elinden düşüremediği ünlü klasiklerden biri.Kitabı alabilmek için yanıp tutuşuyordum çünkü çok övülen ve sevilen bir yazarın çok övülen ve sevilen kitabıydı.Yalnız kitap o kadar çok yayından basılmıştı ki,hangisini alabileceğimi şaşırdım.Sonrasında kafamda iki kriter belirledim: Kaliteli bir basım ve güzel bir kapak.Bu isteğimi Martı Yayınları karşılamıştı,kitabı markette indirimde bulunca kaçırmadan almak istedim.

Aşk ve Gurur,18.yüzyılda yaşayan orta halli Bennet ailesinin ortanca kızı Elizabeth ile varlıklı bir genç adam olan Fitzwilliam Darcy'nin arasında filizlenen unutulmaz bir aşk hikayesini ele alıyor.Elizabeth,oldukça neşeli,sakin ve keskin zekalı bir genç kız.Diğer kız kardeşleri Jane,Lydia,Kitty ve Mary,kızlarını zengin bir adamla evlendirmekten başka bir şey düşünmeyen annesi Bayan Bennet ve sert mizaçlı babası Bay Bennet ile inişli çıkışlı bir yaşamı var.Öte yandan Bay Fitzwilliam Darcy,zengin olduğu kadar da kibirli,mağrur ama son derece de dürüst bir genç adamdır.Bu birbirine tamamen zıt dünyalarda yaşayan ikilinin yolları,bir baloda tatsız bir şekilde kesişiyor.Bennet ailesi şehirdeki bir baloya gittiklerinde Bayan Bennet,kızlarının zenginlerle dans etmesinden başka bir düşünceye kapılmıyor.En güzel ve en büyük kızı Jane,Bay Bingley adında varlıklı ve kibar bir beyefendiyle dans ediyor.Elizabeth ise kendisine dans edecek birini bulamadığından kendi köşesine çekiliyor.Bay Darcy ne alemlerde diye soracak olursanız o bir arkadaşıyla balodadır ve dans edecek kimseyi bulamamıştır.Arkadaşı,Elizabeth'in de güzel olduğunu belirterek onunla dans etmesini öneriyor Bay Darcy'ye.Onun cevabı ise,

"Beni cezp edecek kadar güzel değil." oluyor.

Bay Darcy'nin buram buram kibir kokan bu sözlerine içerleyen ve sinirlenen Elizabeth,adama karşı ilk görüşte bir ön yargı ediniyor.Adamla ikide bir yollarının kesişmesi de cabasıdır.Birbirlerine ilk görüşte nefreti bu zamanın ilaç gibi olan etkisiyle büyük bir aşka dönüşüyor.Biz de nefretten aşka geçiş sürecinde yaşananları Jane Austen'ın bol psikolojik tahlilleriyle okuyoruz.Kitabın asıl adı Pride and Prejudice,Türkçe'deki karşılığı ise Gurur ve Önyargı.Çoğu yayın evi kitabı Aşk ve Gurur olarak çevirmeyi tercih ediyor ama Gurur ve Önyargı kitaba çok daha uygun bir isim.Aşkın biraz daha geri planda kaldığı bir roman.Gururu temsil eden karakter Bay Darcy iken önyargıyı temsil eden karakter Elizabeth.Kitabın verdiği ders ise aşkın bütün gururu ve önyargıyı törpüleyecek kadar güçlü bir bağ olmasını,bir insan hakkında hemen peşin hüküm vermememiz gerektiğini ve her şeye rağmen aşkın kazanacağını anlatması şeklinde açıklanabilir.Aynı zamanda kitap aile bağlarını ve psikolojik analizleri güzel aktarmasıyla da beğenimi biraz da olsa kazandı.

Kitabın olumsuz yönleri ise oldukça fazla.Beni kitabı sevmemeye iten bazı nedenleri şöyle sıralayabiliriz:

-Şiştim Artık!

Kitabın olay örgüsü o kadar ağır ilerliyor ki.Aşk duygusu kitabın son 100 sayfasında yer ediyor sadece.Onun dışında ailenin akrabalarıyla ve komşularıyla ilişkisini okumak,Bayan Bennet'ın kızları evlendirip başından savmaya bu kadar meraklı bir anne oluşu ve kitabın sonuna kadar bunu işlemesi,o ona aşık bu bunla evlenecek gibi konular beni bıktırdı artık.Kitabın konusu Bay Darcy ve Elizabeth'in aşkı iken yazar konuyu başka yerlere,dikkati başka karakterlere çekmiş ve uzatmış da uzatmış.Üslup sade ama kitap sıkıcı ve boğucu.Abartılacak bir yönünü bulamadım ben.Yorumlara bakınca derin ve etkili bir aşk hikayesine şahit olacağımı düşünürken karşıma oldukça sıradan,heyecanı olmayan,monoton bir aşk hikayesi çıktı.

-Resmiyet ve Karakter Fazlalığı

Kitapta kimsenin değinmediği ama benim üzerinden geçeceğim bir konu var.Resmiyet! Kitapta karakterler birbirine karşı çok resmiydi ve bu bana samimiyetsiz geldi.Elizabeth,babasına bile "siz" diye hitap ediyor o derece.Kitapta herkese bir ünvan verilmiş (Bay Bingley,Bay Collins,Lady Catherine vs.) ve bu benim kafamı çok karıştırdı.Bir de şu durum var,bir örnek vereceğim. Kitaptaki bütün karakterlere bay ve bayan diye hitap ediliyor.Mesela albay Fitzwilliam Darcy var bir de bizim kibirli ve genç Fitzwilliam Darcy var.İkisine de "Bay Darcy" diye hitap ediliyor.Acaba hangisinden bahsediyor diye satırlara dönüp dönüp yeniden okuyordum bu yüzden okuma hızım oldukça düştü.Bir milyon tane karakter bulunduğu için de daraldım.Bir o karakterden bahsediliyor bir bu karakterden.Bir Jane'in aşkı bir Lydia'nın şımarıklıkları bir Bay Wickham bir Bay Bingley... Jane Austen,18.yüzyılda yaşayan bir yazar olduğu için eserlerinde fazla resmiyet kullanıyor olabilir,bu eseri tarih kokan bir eser zaten.Yine de karakter fazlalığı ve resmiyet çok yoruyordu insanı.

Şimdi de çeviri ve baskıdan bahsedelim.Kapak ve iç tasarım oldukça estetik ve hoş görünüyor.Sayfa kalitesi de çok güzel.İlk başta bir klasik okuyorum,kesin karşıma bir sürü eskimiş kelime çıkar diye düşünüyordum.Ama çevirmen Zeynep Yeşiltuna kitabı çağdaş çevirisiyle oldukça anlaşılır ve okunabilir kılmış.Yazım yanlışları göze çarpmayacak kadar azdı.Martı Yayınları'nın baskılarına gösterdiği özeni bir kez daha takdir ettim.O yüzden bu kitabı Martı Yayınları'nın basımıyla rahatlıkla alabilirsiniz.Kırmızı sırt kısımlarıyla World Romance Classics serisi kitaplıkta çok hoş görünüyor.

Son sözüm ise dönem kitaplarının bana pek de uygun olmadığını bir kere daha anladım.Aşk ve Gurur,sıcak bir ortam ve karakterlere sahip olmasına rağmen yine de beni içine çekemedi,sıktı ve bitsin de kurtulayım düşüncesine itti.Klasik severlerin severek okuyabileceği ama benim gibi günümüz kitaplarına daha fazla ağırlık veren kişileri bunaltacak bir aşk klasiği.Ben haz ve keyif alamadım.Tabii ki bu herkes için geçerli değil.Umarım siz de aynı durumdan muzdarip olmazsınız.İnşallah beğeniyle okuyacağınız bir inceleme olur zira bu konuda pek yetenekli değilim.Herkese iyi okumalar,bol huzurlu ve keyifli günleriniz olsun.

"Kibir ve gururu dize getirebilecek tek gerçektir AŞK."

Yeşim Gökyıldız, bir alıntı ekledi.
16 Eki 23:28 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

İki cihanı bize arsa olarak verseler,değerde bir "Allah" deyişimize değişmeyiz.Şu vücudumun bile sahibi ben değilim.Sadece ruhum benimdir,zaten onu da alamazsın.

Aşkın Gözyaşları 4 - Hamuş, Sinan Yağmur (Sayfa 72 - Karatay Akademi Yayınları)Aşkın Gözyaşları 4 - Hamuş, Sinan Yağmur (Sayfa 72 - Karatay Akademi Yayınları)
Yeşim Gökyıldız, bir alıntı ekledi.
16 Eki 23:16 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Susmak en iyi cevaptır anlayana.Bazen bir kabullenmiş,bazen öfkenin bastırılması,bazen kabul bağlayan yaraların merhemi,bazen ilaç,bazen de kazanılacak bir zamandır.

Aşkın Gözyaşları 4 - Hamuş, Sinan Yağmur (Sayfa 68 - Karatay Akademi Yayınları)Aşkın Gözyaşları 4 - Hamuş, Sinan Yağmur (Sayfa 68 - Karatay Akademi Yayınları)