1000Kitap Logosu
Resim
KİTAPBUCH
TAKİP ET
KİTAPBUCH
@kitapbuch
32 okur puanı
04 May 2018 tarihinde katıldı
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
268 syf.
·
29 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Kitabın Yorumu 1930’lu yılların kabiliyetli yazar ve yayımcısı Sabahattin ALİ (1907-1948)’nin “İçimizdeki Şeytan” romanı; henüz çocuksu duygulardan kurtulamamış bir gencin, verdiği yanlış kararlar sonucu düştüğü üzücü durumları, psikolojik tahliller eşliğinde anlatan ve dramatik hikâyesiyle öne çıkan bir eserdir. Bizce, romanın üç kelimeyle özeti; “Bayağılaşma, Özeleştiri, Çaresizlik”, üç kelimeyle yorumu ise; “Dramatik, Psikolojik, Akıcı.” Kısacası roman; iyi niyetli bir genç olan Ömer’in, bayağılıklarla dolu arkadaş çevresini, onların etkisindeki çalkantılı yaşantısını ve gerekli özeni göstermediği için sona eren yeni kurduğu aile hayatı konu ediyor. İyi niyetine rağmen, bir aileyi idare edecek psikolojik güce sahip olmayan Ömer; sık sık yanlış yollara sapıyor, durumu düzeltecek doğru kararlara ulaşamıyor ve sonunda sadece kendini değil, eşi Macide’yi de üzüntülü bir serüvene terk ediyor. Roman; uzun felsefi konuşmalarla durumunu düzeltmeye çalışan bir genç adam ile eşinin zayıf yönlerini tanıyarak onu himayeye çalışan genç bir kadının açmazlarını anlatıyor. Romanda, Ömer’in arkadaş çevresi anlatılırken; 1940’lı yılların fikir ortamına, basın camiasındaki ilişkilere ve farklı insan tiplerinin tahliline de yer veriliyor. Romanı okurken; insan denen varlığın zaaflarına şahitlik ediyor, kitabın tabiriyle “İçimizdeki Şeytan”ı hissediyoruz. Kılı kırk yaran bir dürüstlükle, hatta aşırı iyi niyetlerle yola çıkan bir insanın bile, yaptığı hataların onu yoldan çıkarabileceğini okuyoruz. İyi ile kötünün, doğru ile yanlışın yan yana, iç içe olduğu enteresan bir dünyada yaşadığımızı da fark ediyoruz. Küçük hataların sonunda büyük belalara bulaşan Ömer’in, yanında duran, yönlendiren hiç gerçek dostu olmadığına şaşırıyoruz. Kitabı bitirince, kendimize şu dersi çıkarabiliriz; “Doğru ve erdemli davranışlar, uzun felsefi açıklamalardan daha değerlidir. Gerçek dostlar ise, az bulunurlar ama gerçekten değerlidirler.” Kitabın dili anlaşılır, anlatımı ise güçlüdür. Bu açıdan; “Kuyucaklı Yusuf”tan daha akıcı bir romandır ve neredeyse “Kürk Mantolu Madonna” kadar etkili bir anlatıma sahiptir. Kitapta romancı Selim İLERİ’nin yazdığı güzel bir önsöz de yer alıyor. Önsöz, okura; romanla, yazarıyla, yazılan dönemle ilgili ilginç bilgiler veriyor ve “İçimizdeki Şeytan”ı, sadece önsözünü okumak için bile alınabilecek bir kitap haline getiriyor. Önsözdeki bilgilerden hareketle; romanda, dönemin şair ve yazarlarına olumsuz göndermeler olduğu, kitabın o dönemde bir nevi mücadele aracı da olduğu anlaşılıyor. Ancak, biz kitabın bu yönüne bakmamak için, bu göndermeleri “magazin olarak kabul ederek” romanın kurgusuna odaklanıyoruz. Okurun romana merakını artıran İLERİ’nin altı sayfalık değerli yorumundan sadece Tahir ALANGU’dan yapılan bir alıntıyı aktaralım. “Kuyucaklı Yusuf’daki Yusuf karakteri, Kürk Mantolu Madonna’nın Raif’i, İçimizdeki Şeytanda’ki Ömer, hepsi bir tek insandır, ‘atını sürüp dağlara doğru gider.’ Yarattığı kişilikleri, sonları ile sanatçının akıbeti arasında ne derin ve düşündürücü bir benzerlik var.” Bu etkili yoruma biz de katılıyoruz. Sonuç olarak, “İçimizdeki Şeytan”ı; Sabahattin Ali kitabı okumamışlara veya psikolojik roman sevenlere tavsiye edebiliriz.
İçimizdeki Şeytan
8.5/10 · 129,3bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
183 syf.
·
Beğendi
·
8/10 puan
Kitabın Yorumu “Memleket Hikâyeleri”; Türk edebiyat tarihinde batı edebiyat yazımını örnek alan Fecr-i Ati topluluğunun kurucularından olan Refik Halid KARAY (1888-1965)’ın, “Anadolu kültürü ve insanını yalın bir İstanbul Türkçesiyle anlattığı” kasaba hikâyeleridir. Kitabın üç kelimeyle özeti; “Hikâyeler, Yoksulluk, Kurnazlık”, üç kelimeyle yorumu ise; “Akıcı, Yerel, Faydalı.” 1909-1919 yılları arasında kaleme alınan her biri 10-12 sayfalık 18 hikâyecikten oluşan kitap; “Kasaba hayatını, merkezi idarenin taşradaki etkisini, kamu görevlisi, esnaf ve köylünün hallerini, halkın yaşam gailesini, köy hayatının zorluğunu ve keyfini, kurnazından safına, varlıklısından garibanına kadar memleket insanının karakterini” konu edinir. Hikâyelerin; dili sade, anlatımları akıcı, okunması zevklidir. Okuru tebessüm ettiren hoş bir anlatım dili vardır. Kitaptaki birbirinden güzel ve ibretlik birçok hikâye var. Bizim 18 hikâyeden en etkileyici bulduğumuz; "Kurnaz ve köydeki herkesi dize getiren bir ağanın, yeni satın aldığı öküzünün inadına yenilmesini anlatan" Koca Öküz isimli hikâyedir. Kitabın arka kapağında yer alan Nihat Sami Banarlı’nın, Cevdet Kudret’in kitapla ilgili olumlu yorumları da dikkate alındığında; Refik Halid KARAY’ın, “Başka alanlarda dolaşan Türk Hikâyeciliğini Anadolu’ya yönlendirdiği ve hikâyeciliğe yeni bir soluk getirdiği”ni söyleyebiliriz. “Tanzimat’tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi”nde ise; Halide Edip Adıvar’ın bir adım daha ileri giden yorumuna yer verilmiş. Buna göre; “KARAY, Rus ve Amerikan Edebiyatı’ndan sonra hikâyecilikte dünya ölçeğinde bir yazar”dır. Kitabı bitirdiğinde okur, şu iki tespiti yapabilir. İlki; “Toplumsal davranışlarımızın, sorunlarımızın bir geçmişi var ve bu hikâyeler bugünkü kültürümüzün geçmişteki izlerini bize anlatıyor.” İkincisi; “Roman türünü sevmemiz, hikâyeleri küçümsememize sebep olmamalı. Çünkü birkaç sayfalık bir hikâye; bazen uzun bir romandan daha etkili ve akılda kalıcı mesajlar verebiliyor.” Sonuç olarak, okuması da zevkli bir kitap olan “Memleket Hikâyeleri”ni; 1910’lu yıllardaki Anadolu insanı ve kültürü üzerine fikir sahibi olmaları için, ilköğretim öğrencilerine tavsiye ediyoruz.
Okuyacaklarıma Ekle
1
2
3
4
...
8
79 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.