Geri Bildirim
  • On dokuzuncu asırda İstanbul'da başlayıp, yirminci asrın başlarından itibaren Adana, Beyrut, Fransa ve Hayfa'yı içine alan müthiş bir konu ve müthiş bir.dramın hikayesi.

    Amin Maalouf bu kitabında, Osmanlı İmparatorluğunun son dönemi, Birinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşı, İsrail devletinin kurulması sırasında ve sonrasındaki Arap- İsrail savaşlarını da içine alan geniş bir dramatik konuyu bize mükemmel bir şekilde anlatıyor. Bütün bunları da İsyan Kitapdar ismindeki, soyu Osmanlı hanedanından gelen bir kişi üzerinden kurgulayarak bize aktarıyor.

    Aslında yazarın yaptığı, bütün bu anlatılan tarihi olayların insanların hayatını nasıl olumsuz yönde etkilediğini bize göstermek.

    Kitap oldukça akıcı ve sürükleyici olarak yazılmış. Konunun bu derece çeşitli ve geniş tutulması da kitaba hem konu zenginliği kazandırmış, hem de dramın dozunu artırmış.

    Beğenerek okuduğum bu müthiş kitabın okunmasını herkese tavsiye ederim.
  • Yazarın okuduğum üçüncü kitabı.Kitabın anlatımı,dili,olay örgüsü su götürmez derecede güzel.Batılı yazarların at gözlüğüyle tarihimize bakıp,oryantalist bir bakış açısıyla kaleme aldıkları tarihi romanları anımsatmadı değil,Müslüman toprakları üzerinde doğmuş olan yazardan daha objektif ve tarafsız roman kurgusu beklerdim.Kısaca kitaptan bahsedecek olursak Sultan Abdülaziz dönemiyle başlanıyor anlatılmaya.Kızı İffet'in babasının öldürülmesi sonucu yaşadığı travma ağır bunalım akli dengesini kaybetmesine neden oluyor, sonrasında Kitapdar adında hekimle tanışıp,Adana'ya yerleşmeleriyle olaylar başlıyor.Bu evlilikten bir evlatları dünyaya geliyor.Evlatlarını bir Osmanlı şehzadesi gibi yetiştirip büyütüyorlar.Şehzade o dönemde Adana'da tanışıp kardeş gibi sevdiği Ermeni asıllı Nubar'ın kızıyla evleniyor.Bulundukları coğrafyada Yahudisi,Müslüman'ı,Ermesini hep iç içe yaşarken Osmanlı devletindeki kötü gidişat, savaşın yaklaşması,ırkların birbirlerini göçe mecbur etmeleri gibi olaylar peş peşe sirayet ediyor.Şehzadenin bu evliliğinden ilk çocukları İsyan Kitapdar,ikincisi İffet ve Salim adında üç çocukları oluyor.Soyu Osmanlı'ya dayanan İsyan,Beyrut'tan sadece babasının onu büyük bir devrimci olarak görmek istemesinden ve sırf evden uzaklaşmak arzusuyla, ablası İffet'in yardımıyla kendi istediği meslek olan Tıp bölümünü okumak için Fransa'ya gidiyor.Kendisi de babası gibi evde görmüş olduğu eğitim sayesinde ülkenin en iyi notunu alır.İsyan Tıp okurken,ikinci dünya savaşı başlamış,Almanlar işgalleri hızlandırmıştır.Fransa'da Bertrand adında bir direnişçiyle tanışır,hayatının akışı ve yönü o saatten sonra tamamıyla değişir.Kendisi de artık direniş örgütünün üyesi olmuştur.Lyon’a gider. Burada Clara ile tanışır. Ona aşık olur.İsyan'ın ünü artık ülkesi Beyrut'a kadar ulaşmıştır. Fransa’dan ayrılır ve Beyrut’a ailesinin yanına döner. Gelişinin ardından 1948’de İsrail-Arap savaşı başlar.İsyan bir süre sonra babasını kaybeder. Babasının ölümüyle aylarca yataktan kalkamaz. Kalktığında da yarı deli vaziyettedir.İsyan akıl hastanesine yatırılır.Uzun bir süre orada kalır,her gün ailesinin gelip onu bu hapishaneden kurtaracağının umuduyla yaşar.Savaşın ortaya çıkışıyla hastanehane yönetimi hastaları da terketip bölgeden kaçarlar.İsyan'ın sonunda beklediği umudu gerçekleşir ve hastaneden kurtulur.Yıllardır görmediği Clara'sı ve kızı gözünde tütmektedir.Onlarla buluşmak için hikayenin başladığı yere en başa döner..Sürükleyici anlatımı,çarpıcı olaylarıyla,okurun dikkatini her daim kitapta tutan sıcacık,samimi bir hikaye.Okumanız temennisiyle.
    ÖNEMLİ NOT:600 yıl boyunca dünyaya hükmetmiş,dil,ırk,mezhep ayırt etmeden herkese hoşgörüyle yaklaşmış insanların dinlerini özgürce yaşamlarına müsade etmiş olan OSMANLI DEVLETİ (DEVLET-İ ALİYYE) hiçbir zaman ''işgalci,sömürgeci''bir devlet katiyen olmamıştır.
  • Sağlık sorunları olan bir büyükannenin yanında geçen bir çocukluk...Belki kahramanın öyküsünün özeti burada başlar.Isyan Kitapdar'ın hayatındaki serüvenler :topluma ve daha da önemlisi kaderine karşı direnişin öyküsü,Cioran'ın deyişiyle "ezeli bir mağluptur" o,tıpkı herkes gibi...Yitik bir aşkın,yitik bir hayatın sessiz hüznüdür bu.Adeta halının ayağınızın altından çekilişi gibi,hayatın,hayatınızdan çekilişidir bu öykü ve bu çekilişin karşısındaki çaresizliğin...Insanın duygu dünyasına hitap eden kitapların yeri başkadır her zaman ve bu kitapta bu tür arasında önemli bir yere sahip.
  • NASIL OLMUŞ SİZİN KADAR KİTAPDAR OLMASAMDA NEYSE BOŞ VERİN
    masa örtüsü kirlenmişti
    aslında hepsi sebepsiz yereydi
    yaşanan bütün savaşlar
    işgal edilen her ilmik
    avucunun tarifini yazarken avuçlarımın yapraklarına
    zapt olunmaz yalnızlığım kırıp dökerken her yanımı
    işte
    işte böyle başladı
    bir başka gecenin hikayesi
    aniden düşüverdi gözyaşlarımdan biri
    savaş muharebelerinin çığlıklarına
    her şey benim yüzümden oldu
    benim yüzümden oldu her şey
    sonra yazdığım bütün kelimelerim isyan etti bana
    masanın üzerine düştü bedenim avuçlarımın içine
    ruhumu zorla kurtardım kendimden
    kendimden habersiz bedenimi
    savaşın ortasında bırakarak ihanet ettim ona
    şimdi hepimiz yalnızdık
    bu kirli örtünün her yanında
    birazdan annem kapı çalmadan içeri girecek
    ben bütün acılarımı toplayıp yatağımın altına saklayacağım
    onlarda esir düşen masayı
    gömecekler tavan arasındaki tarih kitaplarımın her hangi birine
    iyi geceler diyecek bana
    ışıkları kapatıp odasına gidecek
    bir savaş daha sona erecek
    ve
    ben
    her gün
    biraz daha
    acıya kirleneceğim
  • İsyan Kitapdar; türk-ermeni kültür-döl karışımı bir kişilik. Onu ilginç kılansa Fransa 'nın yakın tarihine girmiş biri olması. Acıklı bir hikaye ama Ortadoğuda yaşayıp da hayatını süt-liman geçiren kim vardır ki!
  • Soyu Osmanlı'ya dayanan İsyan, yaşadığı Beyrut'tan sadece babasının onu büyük bir devrimci olarak görmek istemesinden sıkıldığı için, ablasının işbirliği ile kendi istediği meslek olan Tıp bölümünü okumak için Fransa'ya gider...

    Müslüman bir baba ve Yahudi bir annenin üç evladından biri olan İsyan okuldaki başarıları ile gururlanırken bir arkadaş grubunda kurduğu bir cümle onu Fransa'da başlayan savaşın ve direnişçilerin içine savurur. Burada aldığı görevler sırasında Clara ile karşılaşır...

    İsyan artık tedirginlikle yaşamaya başlar ve baba ocağına dönmeye karar verir. Orada karşılanması ise çok şaşırtıcı olur...

    Ablası İffet evlenmiştir. Küçük kardeşi Salim ise yine Kitapdar ailesine yakışmayacak şekilde davranmaya devam ediyordur. İsyan tekrar karşılaştığı sevdiği kadın olan Clara'ya duygularını açmış ve olumlu sonuç almıştır...

    Yaşadığı topraklara da savaş gelmiştir. Clara ile zorunlu ayrılığı, kardeşinin ona layık gördüğü hayat ise yirmi koca yılının alınmasına ve düştüğü kuyudan çıkmayacağını kabul edişine, bunları yaşarken en dipte olduğu bir dönemde onun tekrar hayata tutunmasına sebep olacak olayın şaşkınlığı ile kendini yine Fransa'da bulacağından habersizdir...


    Eser hakkında yazılacak o kadar çok şey var ki, İnsan bitsin istemiyor... Bir insanın başına gelebilecek her şey İsyan'ın başına geliyor ve siz sanki onun karşısında oturmuş o otel odasında onun hikayesini dinliyor ve bir yandan öfkelenip, bir yandan duygulanıyorsunuz. Özellikle son anlattıklarını dinlerken, sizde Seine nehrinin kıyısından onun hayatında ki perdenin nasıl kapanacağını merak eden bir seyirci gibi izlemek isteyeceksiniz...