Ahmet Ümit’in polisiye ve mitolojiyi harmanlayarak kaleme aldığı son kitabı Kayıp Tanrılar Ülkesi beni resmen mest etti ve sindirerek yavaş yavaş okumayı tercih ettim. Zaten polisiye alanında kendini kanıtlayan Ahmet Ümit; Yunan Mitolojisi tarihi, efsaneleri ve tanrıları hakkında profesyonelce çalışarak, ana hatlarıyla yer yer de ayrıntılı şekilde bilgilere yer vermiş. Özellikle Yunan Mitolojisine çok meraklı olduğum için bildiğim konuları hikayeleştirilmiş ve polisiye ile harmanlanmış şekilde okumak bana çok büyük keyif verdi.
Hikayemiz Berlin’de; Zeus resmi önünde infaz edilip, kalbi yerinden sökülerek Baştanrıya adak olarak sunulan Türk genci Cemal’in öldürülmesiyle başlıyor. Başkomiser Yıldız da bir Türk; tüm baskılara ve önyargılara rağmen görevinde başarılı bir cinayet büro amiri. Yardımcısı Komiser Tobias ile işgal evleri, göçmenler, neo-nazilerin olduğu karmaşa içerisinde Berlin’den Bergama’ya uzanan macerada seri cinayetlere dönüşen olayı çözmeye çalışıyorlar. Zeus Altarı ve Pergamon Tapınağı’nın gölgesinde geçen olaylar hiç beklenmedik şekilde ilerliyor. Bir yandan Antik Yunan Tarihi, tanrıların güç savaşı, insanların Tanrılar ile ilişkisi anlatılırken bir yandan da Berlin’de göçmenlerin maruz kaldığı ırkçılık ve nefret söylemleri gözler önüne seriliyor.
Yunan Mitolojisini bilmeyen birisinin bile rahatlıkla okuyup kitabı bitirdikten sonra ana hatlarıyla bilgi sahibi olabileceği de bir eser. Ahmet Ümit’in diğer eserlerine göre açık ara ustalıkla yazılmış bir kitap. Okumadıysanız kesinlikle listenize ekleyin..