Şerife Irmak

“Bu bir yarım küre,” dedi karısına. “Her yerde insanlar çaresizlik ve akılsızlık içindeler. Her hayvan görür bunu. Yalnız bir tanesi bu yoksulluğu ve karışıklığı görmek istemez: Devekuşu! Kafasını kuma gömer! Bak bu da öbür yarım küre. Her yerde yüzyıllardan beri savaş, yokluk, akılsızlık sürüpgelmiştir. Her insan görür bunu. Yalnız bazı insanlar görmek istemezler. Bunlar devletleri yönetenler, konferanslar düzenleyenlerdir ve…” “Biliyorum,” dedi karısı, “ve kafalarını kuma gömerler.”
Reklam
Birileri umursamadıkça hiçbir şey düzelmez.Umursamak en güçlü eylemdir.
Kütüphaneler hafızayla mekân arasında kurulmuş tuzaklardır.
Genellikle bir kitaptan kurtulmak ona sahip olmak daha zordur. Kitaplar, sanki gelecekte geri döneceğimiz bir anın tanıkları gibi, bir ihtiyaç ve unutmakanlık çözümüyle tutunurlar insana.Oysa orada kalmaya devam ettikleri sürece onları birbirlerine yamadığımızı zannederiz.
Biz okurlar, sadece eğlence amaçlı olsa bile, arkadaşlarımızın kütüphanesini gözleriz. Bazen sahip olmadığımız ama okumak istediğimiz bir kitabı bulmak için yaparız bunu, bazense karşımızdaki hayvanın ne ile beslendiğini öğrenmek için.
Reklam