Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir ağacın altında/gölgesinde
Ama dağın başında/başınla bir
Deniz görünüyor yine de/bir avuç, çok uzakta, kuşbakışı
Umursamıyorsun, çoktandır her şey çok uzakta zaten
Sana
Uzak olunca her şey/sığıyor o zaman her şey avuçlarına
Bakıyorsun kalanlara/bir avuç içi
Neleri unuttun/kaybettin neleri
Neden şimdi bir avuç/dünya bir avuç
Dağlar da yıkılırmış/sırtın, esen kuzey rüzgârlarına açık şimdi
Üşüyorsun değil mi
Sırtın açık/dağın başı/yalnız bir avuç
Yok ardında kimse/dağ bildiğin de yok
Üşüyorsun değil/üşürsün
Arafta ❛Zaman İçinde Mekân❜ ve İnsan
"Bir site kurmalıyım. İslâm sitesini yeniden
kurmalıyım. Canlandırmalıyım, diriltmeliyim onu.
Çağ içinde varoluş hikmetim bu." (Karakoç, 2022, s. 41)
Meşhur film serilerinden Yüzüklerin Efendisi'nin ilk filmi Yüzük Kardeşliği, hayranlarının hemen hatırlayacağı üzere, şu cümle ile açılır, "Dünya değişiyor, bunu suda hissediyorum, toprakta hissediyorum. Kokusunu alıyorum." Tam da böyle bir çağda yaşıyoruz; havada, suda, her yerde, her alanda değişimin/dönüşümün büyük bir hızla gerçekleştiği zamanlarda. Postmodernliğin Durumu isimli çalışmada temel tezini bu köklü değişimler üzerinden kuran David Harvey bu durumu şu sözlerle ifade ediyor, "Yaklaşık 1972'den bu yana hem kültürel faaliyetlerde hem de politik-ekonomik faaliyetlerde köklü bir değişim yaşanmaktadır. Bu köklü değişim, mekân ve zamanı algılayışımızda yeni hâkim biçimlerin ortaya çıkışıyla bağlantılıdır." (Harvey, 1997, s. 7). Harvey'in de belirttiği gibi 1970'ler bu değişimlerin çıktılarının yoğun bir şekilde görünür olmaya başladığı zaman dilimi olsa da sadece zaman ve mekânı algılayışımızda değil bilhassa insanın kendisini algılayışımızda da farklılıkları ortaya çıkaran bu değişimlere sebep hâkim biçimlerin fikri/kavramsal boyutunun inşasının çok daha öncesine dayandığını görürüz. Öyle ki hem gelişmelerle şekillenen hem de gelişmeleri şekillendiren, fikri boyutu –ölümsüzlük arzusu/arayışı- ilk insanın yaratılışına dayansa da kavramsal olarak ortaya çıkışı Rönesans'la olan transhümanizm düşüncesinin insanın ve insana dair ne varsa onların değişimine/dönüşümüne yön veren esas düşünce olarak boy gösterdiğini bugün rahatlıkla söyleyebiliriz.
Çekici kuvveti yapay zekâ çerçevesinde olduğu için daha çok bilimkurgusal bir düşünce izlenimi oluşmasına sebebiyet veren izmin