Tüm devlet büyükleri buradaydı. Köleler ayaklanmış, sırtlarına binenlerin ilk defa yüzüne bakmışlardı. Kim olduklarını görmüş, bir nevi uyanmışlardı ama önemi yoktu, dünya uyuyanların unutulduğu, uyutulamayanların hapsedildiği, hapsedilemeyenlerin öldürüldüğü bir gezegendi ve devletleri halkın sırtına binmiş birer parazite çeviren sistemin doğduğu yerdi burası.
Proğram açılışında baş kaldıranları yermeli ve televizyon kanallarıyla sistemli bir şekilde uyuşturulan halka her zamanki yalanları söyleyerek haklının haksız, haksızın haklı gibi anlaşılmasına katkı sağlamalıydı. Sistemi korumak onun da göreviydi. Ne de olsa bu sistem onu buraya kadar yükseltmişti.
Ülkenin en aydın adamlarının artık televizyonlara çıkarılmadığına emindi. Bu kadar salaklaştırılmaya çalışılan bir ülkede bilgi en büyük tehlikeydi. Entelektüellik Mahmut konmaz gibi samimiyetle yalan söyleyebilenlerin, bilgileri değiştirip manipüle edenlerin olmuştu artık.
Rahimden çıkan ama henüz doğmamış milyarlarcasının yaşadığı bir dünya burası. Çünkü asıl doğum, karekterin kendini fark etmesiyle başlar, rahimden çıkmakla değil.
Hayat ona çok güçlülerin nasıl bir darbede yenildiğini ve çok güçsüz gözükenlerin darbelere yıllarca nasıl dayanabildiğini göstermişti. Asıl önemli olan darbe almak değil, alınan darbeye rağmen hep ayağa kalkabilmekte.