Tanrısız ruh, özgür olmak bir yana, var bile olamaz. Ruh, ancak, Tanrıyla, var ve özgür olur. Tanrı'sız ruh, ışıksız lâmbadır. Işıksız lâmba ise işlevsizdir. Oysa, özgürlük, işlevde belirir.
Yüzümüzü Allah'a çevirdiğimiz vakit, başka bir iklim, başka bir mevsim başlamıştır. Ayrı bir mevsimin mantığı. Sarhoşluğa benzeyen bir mantık. Ama bu, Hazreti Mevlâna'nın dediği gibi, üzüm şarabının sarhoşluğu değil, seher şarabının sarhoşluğu. Oluşun sınırlarını zorlayan bir sarhoşluk bu.
Hakikat ruhumuzun kulağına fısıldayarak der ki: boş durma insanoğlu, imânını imtihan ettir. İbrahim ol, inkârların ateşine bulan, ama yanmamak şartıyla insanoğlu. Yusuf gibi eşyanın karanlığına in ve orada da Allah'ı anmayı unutma. El kervanlarına katıl, düşünce ve sanat oymaklarını kelebek gibi değil, arı gibi dolaş, karınca gibi bilgi harmanlarını arşınla. Ta çıktığın noktaya döndüğün zaman mâna gelini kendini sana teslim edinceye kadar.