Pencerenin kenarında duran bu kâğıt, merakını cezbetmişti. Eldivenlerini dantel örtülü beyaz masaya bırakıp kâğıda uzandı. Kâğıtta, yamuk çizgileri bir araya getirmiş gibi çirkin yazılar vardı. Satırlarda şöyle yazıyordu:
Dağların ucuna dayadığım sırtımda açan çiçeğimsin,
Kamburumda döküm döküm yapraklar, bu benim öksüzlüğüm,
Opelya, mürdüm rengi kadife ve utanan nasırlı ellerim.
Yüreğinin hiç açılmayan kilitli kapısının kolu oynadı ve aralandı. Kapıda, aynı o çirkin yamuk yazılar gibi bir yazı belirdi: Aşk Kapısı…
Hayır, hayır Milya, sen bir hanımefendisin, bir mektupla gönlü çalınan soytarı değil.
| Opelya'dan alıntı