Bir şeyler yapmak isteğiyle gözlerden uzak , karanlık, çirkin , koyu bir hovardalık - hatta hovardalık bile denilmeyecek - özentisine kapılıp gidiyordum. Hırçınlığım nedeniyle , tutku adını verdiğim duygularım keskin ve yakıcıydı. İsteri krizlerine benzeyen bunalımlar gözyaşlarıyla ve çırpınmalarla geliyordu. Okumaktan başka yapacak bir şey bilmediğim gibi, gidecek yerim de yoktu. Çevremde saygı duyabilecek , beni kendisine çekebilecek bir uğraş bulamıyordum . Üstelik bir de sıkıntıdan patlayacak dereceye gelip aykırılıklara , çelişkilere karşı içimde söndürülemez bir istek duymaya başlayınca , kendimi türlü pisliklerin içine atıveriyordum.
Gerçekten söylemek istediğiniz bir şeyler var ancak korkunuz yüzünden kelimeleri ağzınızda geveleyip duruyorsunuz. Çünkü düşüncelerini açıkça söyleyecek cesareti kendinizde bulamıyor ve kararsız bir küstahlık içerisinde boğuluyorsunuz.
Varsın camdan saray yalnızca uydurma , düşsel olsun ; doğa yasalarına göre asla olmayan bu düşü ahmaklığımdan , insan soyuna özgü bazı köhnemiş , akıl dışı alışkanlıklara uyarak ben uydurmuş olayım. Camdan sarayın gerçekte olup olmaması beni ilgilendirmiyor! Ben onu isteklerimde ve hayallerimde yaşatıyorum ya ,bu bana yeter ; isteklerim var oldukça o da var olacaktır.