• 2013 yazında, büyük şehirlerde başlayıp kısa süre içinde
    küçük ilçemiz Kıyıdere’yi de etkisi altına alan toplumsal
    hadiselerin nedenini merak ediyorsanız eğer,
    2012 yazının bok gibi geçmesini bir yana bırakırsak, size öncelikle
    kız kardeşimin güzelliğini ve bazı meziyetlerini anlatmam gerekir.
    Çünkü kız kardeşimin güzelliğini ve bazı meziyetlerini bilmeden,
    o yaz, yıllardır hiçbir şey yapamamanın ruhu yakan acısını
    nasıl yendiğimizi ve kopkoyu bir karamsarlıktan umuda
    birdenbire nasıl geçiverdiğimizi asla anlayamazsınız.

    Kız kardeşim Çiğdem İyice dokuz yaşındadır,
    Evliya Çelebi İlköğretim Okulu 3-A sınıfında okur,
    derslerinde açık ara birincidir ve el yazısı inci gibidir.
    Benimkine benzemez, Sümerolog falan olmanız gerekmez
    ne yazdığını anlamak için. Ayrıca sınıflarında açık ara birinci giden
    öğrenciler gibi içe kapanık ve bencil değildir, hayli sosyaldir.
    Sadece arkadaşlarınca da değil, yeryüzündeki bütün
    canlılarca çok sevilir, mesela yolda kediler köpekler gördüğünde onu,
    yanından geçerken durup hayranlıkla bir daha bakarlar.
    Bir seferinde hiç unutmam, Migros’un açık otoparkında
    kabuğuna kapanmış bir kaplumbağa görmüştük,
    o kederli kaplumbağa bile kız kardeşimi görünce kabuğundan çıkmış,
    başını takdir edercesine öne arkaya sallamıştı.

    Bu özelliklerine ek olarak kız kardeşim, yaşına göre
    selvi boylu sayılır, neşelidir ve enerjiktir.
    Aynı zamanda da ağırbaşlıdır. Yaşı ile örtüşmeyen
    sevimsiz bir ağırbaşlılık da değildir bu, çocukça saflığını
    muhafaza eden bir ağırbaşlılıktır. Bir yerlere gideceği zaman
    dimdik yürür, oklava gibi zannetmeyin, gayet zarif
    ve asaletlidir yürüyüşü, onu otuz metre öteden görseniz,
    ‘İşte asil bir kadın yaklaşıyor,’ dersiniz.
    Kadınlarda asaletin yaşı olmayacağını farz ederek söylüyorum bunu.
    Emrah Serbes
    Sayfa 5 - İletişim Yayınları - Bir