• Merhaba, bu hafta sizlere hayatımda izlediğim en çarpıcı filmi tanıtmak istiyorum. Film için ne desem nereden başlasam bilemiyorum. Kelimeler boğazımda düğümlendi. İlk defa acıyı, korkuyu ve çaresizliği iliklerime kadar hissettim.

    Filmin konusu cinsel istismar… Sadece bunu duymak bile insanın içini sızlatıyorken bir de bunu izlemenin verdiği acıyı düşünün.

    Başta her şeyin normal olarak gözüktüğü bir sahneyle başlayan film, düğün hazırlığı yapan iki gencin mutluluklarıyla başlar. Ta ki gelin kanlar içinde damadın yanına gelene kadar. Ardından başlayan mahkeme süreci, genç bir kadının hayatını karartan hikayenin derinine inmeye başlar. Şirin Naimi adındaki bu kadın, saygın bir aileden gelmektedir ve ailesi onu kurtarmak için her türlü yolu denemeye hazırdır. Bunun sonucunda tutulan bir avukat, bu süreci açığa çıkarmada kilit bir role sahip olacaktır. Başta konuşmaya çekinen Şirin, insanların gözünde bir katildir. Ancak avukatının azmi onu konuşmaya cesaretlendirir. Ardından Şirin’ in küçüklüğüne doğru acı bir yolculuğa çıkarız.

    Nasıl Değerlendirelim?

    Bu film için değinilmesi gereken öyle çok konu var ki… Hayatın acımasızlığını tatmış bir insanı suçlamadan önce yaşadıklarına bakmak, onun ruhuna dokunmak gerektiğini böyle etkileyeci anlatan bir film bir daha kolay kolay gelmez. Bunu filmin bir repliğiyle desteklemek istiyorum:

    Kızlar çığlık atmaz”. Filmin en etkileyici repliği olduğunu söylemek yanlış olmaz herhalde. Özellikle küçük kız çocuklarına sıkça söylenen bir sözdür. Aslında bunu söylemekle çocukların terbiye edildiği düşünülür. Ancak filmde bu söz, daha sözün anlamını kavrayacak yaşa dahi gelmemiş çocuklara yapılan istismarı meşrulaştırmak için kullanılıyor. Bunu duyan çocuklar korkuyor, susuyor ve her şeyi unutmaya çalışıyor. Yalnız şunu bilmenizi isterim sevgili aileler, öğretmenler, psikolojik danışmanlar; “kızlar çığlık atar” ve siz onları duymak zorundasınız. Yoksa çocuğun kayıp giden hayatının en büyük sorumlularından biri de siz olursunuz. Yine burada bir parantez açarak filmin mahkeme sahnesinde geçen bir konuşmayı sizlere aktarmak istiyorum:

    Yargıç: Son savunma için ekleyecek yeni bir şeyiniz varsa lütfen söyleyin.

    Şirin: Kimi savunayım ki? Yürüyen bir cesedi mi? Ben zaten öldüm. 8 yaşındayken öldüm. Ama hiç kimse katilimi aramadı. Hiç kimse! Çünkü kimse beni görmedi. Kimse sesimi duymadı. Hiç kimse!

    Lütfen aydınlık geleceğimizin en büyük mimarları olan çocuklarımızı koruyun. Onlara iyiliği, barışı ve kardeşçe yaşamayı anlatın. Onları duyun. Sevgi ve saygıyla kalın.