• 200 syf.
    ·16 günde·7/10
    Komünist Başkan Maçoğlu'nun hayatını, etkilendiği şeyleri, başkanlığa geliş süreci ve başkanlık yıllarını anlatıyor. Daha çok soru cevap tekniği ile düzenlenmiş bir röportaj kitabı diyebiliriz. Okuması gayet keyifli, etkileyici bir kitap.
  • "Elitler,kendilerini 'sol ' olarak da tanimlasA; onların iktidarını reddetmek ; yoksulların, ezilenlerin,ötekilerin iktidarı olan sosyalizmde ısrar etmek lazim."
  • 200 syf.
    ·Puan vermedi
    Bir Ülkücü olarak hayran kaldığım bir şahıs Mehmet Fatih Macoglu.
    2014 seçimlerinde Tunceli Ovacik'tan TKP bünyesinde yerel seçimlere katilip, bölgesindeki en büyük rakibine 100 e yakın oy farkı atıp Belediye başkanı seçilen Mehmet Fatih Macoglu'nun yaşamını konu almış bir eser.
    Eser bir röportaj havasında soru cevap şeklinde ilerlemiş.
    Komünist başkan Ovacık'in tüm Türkiye için bir rol model olabileceğine inanmış ve bunun için güzel bir sistem kurmaya çalışmıştır.
    Bu sistem tam manasıyla sosyalist bir yapı.Halkin üretimin tüm aşamalarında söz ve yetki sahibi olduğu ve alınan kararların uygulandığı bir sistem.
    Bu işleyişin düzenli bir şekilde devam edebilmesi için kooperatifler kurulmuş bu kooperatiflerin başkanları yine üreticiler içinden seçilmiş. Ve bence en önemlisi bu başkanlara maaş verilmemiş gönüllülük esası belirlenmiştir. Kooperatiflerin işleyişi de kar payı dağıtımı değil üretime katkı şeklinde belirlenmiştir.
    Bu sistem sonucunda üretime katılan aile sayısı 40 tan 200 e çıkmıştır. Üretim miktarı yaklaşık 6 kat artmış daha da önemlisi doğal ürünler üretilmiştir.
    Komünist Baskan'in asıl hedefi ise tüm Türkiye'ye biz böyle yaptık eğer iktidar olursak tüm ülkede bu sistemi uygulayacağız aha da size örnek demektir.
    Keyifle ve merakla okunacak bı eser tavsiye ederim.
  • 200 syf.
    ·2 günde·Beğendi·8/10
    Çok cüretkar bir isim. Belki ismi bu kadar cüretkar olmasa farklı bile yorumlanabilir. Ama, doğrudan yani kitabın ortasından konuşulmuş ve neyse o denmiş, "Komünist Başkan" da.

    Bir araştırma, anket yapılsa Komünist nedir? diye sorulsa büyük çoğunluğun fikir bildireceğini sanmıyorum. Ama,
    yine büyük çoğunluk 'kötü, fena, iyi bir şey değil vs.' çeşitli olumsuz ve hatta aşağılayıcı, ötekileştiren, kulaktan dolma fikirlerle veya kendi içindeki olumsuz düşünceleri genel düşünceymiş gibi dışarıya atabilir. Genelde hep olumsuz düşünceler yaygındır. Tabii, bu kitap komünizim nedir?, ne değildir ve/veya 'manifesto'yu anlatmıyor.

    Erdal Emre, Komünist Başkan'la bize birşeyler anlatmaya çalışmış. Biraz da farklı kitap okuyayım diyerek yola koyuldum ve bu kitabı okudum. İyi ki de okumuşum. Korkmadan okumakta fayda var. İçinde bizden birşeyler var. Gördüğümüz, duyduğumuz, yaptığımız veya yapmadığımız ama bizden birşeylerin hikayesi var. Bazı yerler hoşumuza gitmese de yine de bizden.

    İnsanı 'însan' olarak değerlendirdiğimizde zaten çoğu şeyi çözümleriz. Ama, o işte şucu, bucu ya da 'izm'lere sarıldığımızda hem kendimiz hem de çevremiz birer karanlık oda olabiliyor.


    Kitabın 'içindekiler' kısmına göz gezdirdiğimizde epey konuya değineceğini görüyoruz. Yılın altı ayı kar altında olan
    Tunceli Ovacık'tan sesleniyor; sese kulak verip bir dinleyelim o zaman ne diyor Erdal Emre ve Komünist Başkan.

    Türkiye'nin tek komünist başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu'nun hikayesini okuyacağız ve anlattıklarını dinleyip, onun gözünden dışarıya bakacağız.

    Okumaya başlamadan önce benim de ilk dikkatimi çeken nokta başkanın 'ismi' idi. Çünkü gerçekten de o 'ön adlar' yaşanılan bölgede çok rastlanılan isimler miydi? Kitap da tam bu noktada, 'isminin' ilginç hikayesi ile başlıyor. Ve oradaki soru: "Kim kimdi?"

    Köy hayatı, yatılı okulla tanışması ve orada ilk defa kendisine 'yabancı' başka bir dil ile öğretim yapılması; önceleri sıkıntı yaşandıktan sonra kendi çabasıyla bunu aşması, sınavı kazanıp kendi köyünün dışına çıkması bu sefer 'din' üzerinden bir farklılık yaşaması ve zamanla bunları aşması; sonra memuriyet hayatı ve en son da siyasi hayatı hızlı bir şekilde anlatılır.

    Kitap röportaj tarzı - soru cevap- oluştuğu için daha içten, samimi olarak her telden konuya değinerek, yeri geldiğinde geçmişe göndermeler de yapılarak dün, bugün ve yarın bir sıra halinde işleniyor.

    Tunceli gibi geçmişten günümüze yoğun siyasi yapılanmaların etkili olduğu bir yerde Fatih Mehmet Maçoğlu'nun da bundan etkilenmemesi çok zor bir durum.

    Verilen cevaplardan şunu da görüyoruz ki, toplumun bir kesimi diğerini, diğer kesim de başka bir kesimi sadece kulaktan dolma bilgilerle tanıyor veya tanıdığını sanıyor. Bu da hem dün hem bugün hem de yarın sorun teşkil edecek bir durum.

    Toplum kaynaştıkça farklılıklar ayrışma değilde çeşitlilik, zenginlik kabul edildikçe ve herkesin birbirine saygı göstermesi öncelikli oldukça çoğu sorun yerinde çözülebilir. Ama ayrıştırma, ötekileştirme yapıldığında birileri tarafından bizdeki bazı 'yaralar' sürekli kaşınır.

    Maçoğlu içten bir şekilde beğenelim veya beğenmeyelim ama yaşadıklarını, gördüklerini ve 'dava' sını anlatıyor.

    Ne öğrendim dersem, belki de hiç duymadığım, bilmediğim yerler ve yaşayanlar hakkında biraz da olsa bilgi sahibi oldum. Bu bile artı değerdir.

    Kitap röportaj tarzında olduğu için eksik sorular ya da sorulmayan sorular var denilebilir. Ama genel olarak o bölgeyi,
    o ortamı, o kişiyi tanımıyorsak, bilmiyorsak veya görmediysek bize birşeyler anlatması anlamında başarılı. Katılmadığım yerler de var ama Maçoğlu burada da bir 'dava'sını anlatıyor. Küçük bir yerden başlayıp daha geniş alana yayılmak isteyen bir siyasi düşüncenin, kendi içinde yaptığı bir halkçı yani halka rağmen değil halka beraber bazı sorunların çözülebileceğini gösteriyor.

    Farklı bir şey okumak ve tanımak için güzel bir çalışma. İnsanlar zaten birbirlerini tanımadığı için genelde ötekileştirir.

    Bu kitap Tunceli/Ovacık ilçesinde yaşanan ortak akıl ve bilinçle haraket edip, sorunları giderme yolunun bir çekirdeğini gösteriyor.

    Genel kültür, sosyoloji, tarih, siyaset açısından birşeyler söylemeye çalışan bir kişinin hikayesine misafir olacağız.

    Keşke onun 'ovacık' temelli 'ortak bilinç' düşüncesi farklı yerlerde de uygulanabilse. "Çünkü Ovacık'ta yeşeren umut, Türkiye'ye ve dünyaya yayılıyor.(s:13)

    Tavsiye ederim.
  • 206 syf.
    ·1 günde·Beğendi·9/10
    Geliri düşük, nüfusu az, sürekli göç veren ve yılın altı ayı karlar altında olan bir ilçeyi ekonomik olarak kalkındıran, yıllık bilançoyu herkes incelesin diye belediye'ye asan, halk konseyleri kurup bütün kararları halkıyla birlikte alan, göreve geldiğinde 1.500.000 TL borcu olan belediyeyi çok kısa süre içerisinde kara geçiren, "Solcular iş yapmaz, hizmet nedir bilmez." algısını kıran bir güzel adam; Fatih Mehmet Maçoğlu'nun hayat hikayesi. Yerel Yönetimlerde adeta rol model haline getirdiği Ovacık'ı, kurduğu Kooperatiflerle birlikte kalkındırmasının hikayesi.

    İki, üç, daha fazla Ovacık yaratmalıyız. Parola budur.
  • 200 syf.
    ·2 günde·Beğendi·8/10
    Tunceli Ovacık Belediye Başkanı olan Mehmet Fatih Maçoğlu'nun 2014 de Belediye seçimini kazanarak ülkede ilk ''Komünist Başkan'' diye medyada anılması ile ön plana çıkıp,sonrasında Ovacık'ta uygulamaya başladığı belediye yönetimi ile dikkatleri çekmiştir.Hayat hikayesi,yaşadıkları ve savunduğu fikirlerin anlatıldığı bir kitap olmuş