• Fanteziden Bilimsel Gerçekliğe: Uzaydan Gelen Konuk

    Isaac Asimov’un önderliğindeki derleme, ilk olarak Ant Yayınları tarafından 1971 yılında ‘Dördüncü Güneş’ ismiyle okuyuculara sunuldu. Tonguç Erden’in çevirisi ile dilimize kazandırılan eser, 12 yıllık aranın ardından İlgi Yayınları aracılığıyla 1983 yılında tekrar görücüye çıktı. Yeni adı ‘Uzaydan Gelen Konuk’ olan derlemenin bu seferki çevirisi ise Dicle Yıldırım’a aitti. Derlemenin yeni baskısında dikkat çeken iki nokta vardı. İlki, kapak görselinde kendisine yer verilen uzaylı türünü 1982 yapımı E.T. filminden tanıyorduk. Ancak kitap, okuyucuyu bu görselle yanlış bir beklenti içine sokuyordu. Nitekim seçkide E.T. ile ilgili bir öykü yoktu. İlgi Yayınları’nın bu tercihi, sonsözdeki şu paragraflarda gizli olabilir:

    “Uzay gezileri ve uzayın fethi ile ilgili olarak Türkiye’de bugüne kadar yayımlanan kurgu-bilim türündeki kitapların birçoğu genç beyinleri insancıl amaçların dışında şartlandırıcı ve yapıcı olmaktan çok yıkıcı niteliktedir. İlk kez elinizdeki kitapla yayınevimiz, bambaşka bir anlayış ve ruhta yazılmış, eğitici ve yapıcı nitelikteki uzay hikâyelerinden bir demet sunmaktadır.”

    Dikkat çeken ikinci nokta ise kapaktaki kocaman ‘Isaac Asimov’ yazısı. İlk defa okuyacak ya da kitabı alacak biri, kitabın Asimov’a ait bir roman ya da derleme olduğunu düşünebilir. Oysa derlemenin içindeki öykülerin sadece biri Asimov’a ait. Bu öykü de yakın zamanda İthaki Yayınları’nın Bilimkurgu Klasiklerine dahil ettiği ‘Ben, Robot’ kitabındaki ‘Kayıp Robot’ adlı öykü.

    Sovyet Kozmonot Y. Gagarin’in uzaya çıkmasından ve Amerikalı astronotların Ay’a ayak basmalarından sonra çağın bilimkurgu yazarları ise bildikleri en iyi şeyi yaptılar; Fanteziyi bilimsel gerçekliğe dönüştürdüler. Kitapta toplam 8 yazardan 9 harika öykü bulunuyor. Murray Leinster, Isaac Asimov, John Wyndham gibi yazarlar sizi uzayın derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.

    İlk Karşılaşma – Murray Leinster

    Teknolojik açıdan iki eşit tür uzayın derinliklerinde karşılaşır. Birbirleriyle iletişime geçen türler bir anlaşmaya vararak tanışmak ister. Yapılan karşılıklı ziyaretler sonrası iki taraf da her konuda birbirlerine benzediklerini keşfeder.

    Kayıp Robot – Isaac Asimov

    27. Asteroid Üssünde, başka gezegen için tasarlanmış bir robot kaybolur. Kaybolan robotu bulmak için çalışan ekip en sonunda Dr. Susan Calvin’i çağırmak zorunda kalır. Dünya’dan ilk defa ayrılan Dr. Calvin, kayıp robotu bulmak için tüm robotları kapsayacak şekilde birkaç test uygulamaya başlar.

    Uzaydan Gelen Konuk – John Wyndham

    Forta gezegeni sakinleri, yaşanamaz hale gelen dünyalarını terk etmek zorunda kalırlar ve tasarladıkları kürelerle uzayın dört bir yanına dağılırlar. Yeni bir gezegen bulma arayışındaki türe ait bir küre Dünya adlı gezegene iniş yapar. ‘Uzaydan Gelen Konuk’ adlı bu öykü, insanlardan çok daha küçük boyutlara sahip uzaylı türünün yaşadıklarını anlatır.

    Ölü Gezegen – Edmond Hamilton

    Gemileri arıza yapan Tharn ve ekibi, bilmedikleri bir gezegene iniş yapar. Tamamen soğuk ve buzla kaplı gezegene ayak basan mürettebat burada hiçbir canlının yaşayamayacağı düşüncesinde hemfikirdir. Arızalanan gemilerini onarmak için madene ihtiyaç duyan ekip, yaptıkları araştırmalar sonunda ‘Ölü Gezegen’ dedikleri bu yerde bir zamanlar kendileri gibi bir türün yaşadığını öğrenmek üzeredir.

    370 Yıllık İnsan – J. T. McIntosh

    Otomatik Hava Kontrol Sistemi olarak adlandırdıkları AWC Makinesinin bozulmasıyla Psit’liler zor durumda kalır. Makineleri hiç bozulmayacak şekilde tasarlayan Psit’liler, tamir işlerinden anlamamaktadır. Sorunun çözümü için gezegenlerindeki tamir işlerinden anlayan tek Dünyalı John Smith’le iletişime geçerler. Öykü, John Smith’in durumla ilgili bilgi alırken gezegende kendisinden başka bir Dünyalı daha olduğunu öğrenmesiyle ilginçleşir. Zira diğer Dünyalı 1850 yılında bir gemi kazasından kurtarılarak dondurulmuştur.

    Grenville’in Gezegeni – Michael Shaara

    Yıldız Servisinde çalışan Wisher ve Grenville, yaptıkları keşifler sonucu yüzeyi tamamen suyla kaplı bir gezegen bulur. Keşfettikleri gezegeni gözlerken iki küçük adaya rastlayan ikili, örnek toplamak için kara parçasına inmeye karar verir. Suyu, havası ve bitki örtüsüyle Dünya ile benzerliği üst düzey olan bu gezegende canlı hiçbir varlığın olmaması Wisher’ı rahatsız etmeye başlamıştır. Kendilerini en başından beri fark eden gezegen sakinlerinden habersiz çalışmalarını sürdüren Wisher ve Grenville, gezegenin sırrını daha sonra öğrenecektir.

    Anahtar Deliği – Murray Leinster

    Daha önceki seyahatlerinde karşılaştıkları Ay yaratıkları ile sürekli savaş halinde olan Amerika, sonunda Ay’a üs kurar. Bir müddet sonra Washington’dan bir emir gelir. Tüm Ay yaratıklarının yok edilmesi ve bu yok edilme kampanyasının sonuca ulaşması içinse yavru bir Ay yaratığının yakalanarak kendi halkına karşı kullanılması gerekmektedir.

    Uzayda Bir Yılbaşı – John Christopher

    Derlemenin en kısa öyküsü olan Uzayda Bir Yılbaşı, Binbaşı John’un Ay’a yaptığı yolculuk sonrası Doktoru tarafından kendisine Kırmızı sağlık kartının verilmesini anlatır. Binbaşı John’un aldığı kırmızı sağlık kartı, bir daha yolculuk yapamayacağını ve hayatını, Ay’da sürdürmesi gerektiğini belirtir.

    Dördüncü Güneş – V. Krapivin

    Beş kozmonot, öncekilerden çok daha elverişli olan Sarı Gül adını verdikleri bir gezene gider. Bu gezegende hayatın yaşanılır olması içinse ısıya ihtiyaç vardır. Çünkü gezegen bütünüyle buzla kaplıdır. Kozmonot Sneg’in fikri ile gezegene 4 yapay güneş tasarlanır. Biri hariç diğer üç güneş çalışır. Eksik güneşin sorun olmayacağını düşünen ekip, tekrar dönmek için hazırlanır. Öykü, üç güneşin yeterli olmayacağını düşünen kozmonot Sneg’in zor kararına, onu bekleyen kardeşine ve bir çocuğun hayalini gerçekleştirmek için ismini değiştiren kozmonot George’a yoğunlaşır.

    kaynak: https://www.bilimkurgukulubu.com/...uzaydan-gelen-konuk/
  • Tamamen iyi olan bir insanı nasıl kontrol edebilirler? Sorun çıkmaz. Onlar - din adamları, politikacılar, aileler - senin iyi olmadığını söylemeye devam ederler. Sana, iyi olmadığın hissini aşıladıklarında, sıra diktatörlüğe gelir; şimdi sana ilkeyi öğretmeliler: "Sen bu şekilde davranmalısın." Önce sana yanlış olduğun hissini verir, sonra da nasıl doğru olacağına dair yönlendirmeler sunarlar.
  • Evettt serinin 5. kitapınıda okudum.
    Bu serinin hiç bir kitabının kotü olucağını düşünmüyorum artık. Öncelikle yazarı tebrik etmek istiyorum, bu serinin tam 7.kitapı çıktı. Ve 8.de okurlar tarafınan heyecanla bekleniliyor. Ve yazar hiç bir şekilde konunun heyecanından kaybettirmiyo bizlere, konu, kurgu, aksiyon, her şeyiyle övgüye layik gerçekten yazar. Seri sürükleyici, ve hiç bir şekildede yormuyor kitap insanı. Ben bu serinin tam 5.kitapını okudum ve hepside güzeldi, serinin ilk kitapını okurken biraz affalamış, adapte olamamıştım. Ama serinin diğer kitaplarını okudukça gerçekten insan kendinden geçiyor. Malesefki bu serinin son kitapıydı bu elimde bulunan, diğer kitaplarada ulaşamıyorum. bulunduğum yerle alakalı olaraktan. Çok üzgünüm, ulaşmak için elimden geleni yapıcam. 2. Kitapı daha var bu serinin, ve yorumlarına baktımda, çok olağan dışı şeyler olmuş, özellikle serinin son kitabı lydia yorumlara bakılırsa şahane gözüküyor. İnternete baktımda şansa pdf side yok serinin son 2.kitapının. Neyse umarım pdf si biran önce gelir kitapında okurum.

    Gelelim kitap hakındaki yorumuma.
    Öncelikle güzel bi kitaptı evet, heyecanlandıran yerleride oldu. Aynı zamanda sürükleyiciydide. Ama serinin diğer kitaplarına göre ben bu kitapı durağan buldum. Bu kitapta yazar niklasın üzerine yoğunlaşmış. Niklas, nora, ve izabel, üçlüsünen oluşan macera anlatıyor yazar bize. Bir tek benmi öyle sezdim bilmiyorum ama niklastan yana izabele bir şeyler hissetiğini sezdim. Sizde böylemi aladınız bilmiyorum, kitapı okuyanlar tarafınan bu konu hakkında yorumlarınızı merakla bekliyorum. Serinin diğer kitaplarında yazar ne yazmış bu konu hakkında merak ediyorum. Serinin bu kitapında noranın duygularını nasıl yok ettiğini görüyoruzmu desem, yoksa nasıl profösyenel olduğunu görüyoruzmu desem bilemedim. Bu kitaptada niklası daha yakından tanıyoruz, ve anlıyoruz. İzabel ise victor tarafınan duygularını ne kadar kontrol ede biliyor diye sınanıyor. İzabel ise bunun bilincinde zaten.

    Bu kitapta güzeldi, fakat dediğim gibi diğerlerine göre biraz durağandı.
  • Açgözlülükle kontrol bir araya gelince ortaya 'karaborsa' çıkar.
  • Beynin belli bölgelerinin dokunulmazlığı vardır. Örneğin, birincil motor korteks böyle bir bölgedir ve burada oluşabilecek bir hasar vücuttaki ilgili bölgelerin felç olmasıyla sonuçlanır. Fakat korteksin en kutsal, en dokunulmaz denebilecek bölgeleri dil ve konuşma fonksiyonlarını kontrol eden alanlardır. Beynin sol hemisferinde yer alan bu bölgeler Broca ve VVernicke alanlarıdır. Biri dili anlamak içindir, diğeri ise üretmek için. Broca denilen alanın hasar görmesi halinde, hasta konuşulanları anlayabilir, fakat konuşup yazamaz. VVernicke denilen alanın hasar görmesi halinde ise hasta konuşulanları anlayıp değerlendiremez. Hâlâ konuşabilir, fakat anlamsız kelimeler sarf eder. Ağızdan çıkan sözler birbiriyle bağlantısı olmayan, anlam ifade etmeyen, dil bilgisinden yoksun sözcükler silsilesinden ibarettir. Her iki bölgenin birden hasar görmesi halinde, hasta dünyadan izole bir yaşama mahkûm olur ve onu insan yapan en önemli özelliğinden sonsuza dek mahrum kalır. Bir kafa travması ya da felç sonrasında bu alanların hasar örmesi hekimin elini kolunu bağlayan, hayat kurtarma güdüsünü epey sınırlayan bir faktördür: Anlamlı bir iletişimden yoksun bir hayat, hayat mıdır ki?
  • "1984", kitabın yazıldığı yıllarda ütopik fakat içinde yaşadığımız çağda hiç de öyle olmayan bir dünya düzenini işliyor. İktidarların kitle iletişim araçlarını ve dili baskıcı bir toplum kurmak için nasıl kullandığını bulacaksınız kitapta. Tüm insanlar tek tipleşmiş ve yatak odanızın, hatta zihninizin kontrol altına alındığı korkunç bir düzen düşünün. Duygu yok, eleştiri yok geçmiş hiç yok. İşte yazarın kitabında kurduğu dünyada bunlar oluyor. Kesinlikle okunması gereken hatta yıllar sonra tekrar okunması gereken ve olacakları önceden gösteren bir kitap. Kitabın kurgusu kadar Celal Üster tarafından çevrilmiş dilini de beğeneceksiniz. Güncelliğini hiç kaybetmeyecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. Okumanızı tavsiye ederim.
  • Kadın orgazmı yalnızca istem dışı bedensel bir kasılmadır. Kesik kesik öksürmenin ya da mekik kasılmasının aksine, orgazmik kasılmalar ayaklarınızı yerden keser. Orgazmın size nasıl bir his vereceğini kontrol edemezsiniz, tıpkı hapşırığınızı
    tam olarak kontrol edememeniz gibi. (