Giriş Yap
'Bir gölgenin rüyası...'
Günümüzden 2.500 yıl önce büyük şair Pindaros, insana günübirlik varlık diyor ve onu bir gölgenin rüyası olarak betimliyor: "Günübirlikler: Nedir kimse? Ne değildir kimse? Bir gölgenin rüyasıdır insan." — Pindaros (Alıntı
Kaan H. Ökten
)
·
Reklam
Dirilerden çok ölülerin hoşuna gitmek isterim. Çünkü onların yanında ebediyen kalacağım.
184 syf.
·
Puan vermedi
Aristophanes'in eserlerinde siyasi eleştirilerin yer aldığını bildiğim için ve kitabın konusunu da ilgi çekici bulduğumdan epey bir beklenti içinde başladım ancak ne yazık ki beklentimi karşılamadı. Eleştirel mizahtan çok bel altı mizahı seviyesinde kalmış. Müstehcen esprilerle bir sorunum yok ama beklediğim bu değildi. Çevirmenlerin çıkardığı işi de beğenmedim. Çok fazla son not kullanılmış. Yetmezmiş gibi son notlar da sözlüğe yönlendiriyor. Altmış üç sayfalık, kısacık bir kitapla bu kadar boğuşmamalıydım. Kitapta argo kelimeler yer aldığı için çevirmenlerin yaşadığı zorluğu anlayabiliyorum ama yine de yetersiz kalmış. Bazı yerlerde Antik Yunanca kelimeleri olduğu gibi bırakırken bazı yerlerde motamot bir çeviri yapılmış. Bazı yerlerde ise Osmanlı argosu kullanılmış. En azından tek bir sistem kullanılabilirmiş.
Reklam
Dünyayı ilgilendiren yeni buluşların çok gerilerinden gelen uygarlık yaşamlarını, gelenek ve göreneklerini ele alan dönemin yazmanları ilginç izler bırakarak geleceğe yönelik bilgilendirme yolunu denemişlerdi. Çoğunlukla günümüzü ilgilendiren yazınsal sanatın kaybolan bölümleri bulunmamak için sanki direnmektedirler! Tabletlere işlenen önemli bilgiler bir şekilde ortalardan kaybolunca bir bütünlük sağlayan bazı kitap şeklindeki dökümanlar da eksiklikleriyle günümüzü aydınlatmaktadırlar.
Ali Narçın
Çelişkiler
5.5/10 · 40 okunma
Speusippos
Platon 347’de öldü ve Akademia’nın yönetici makamı boşaldı. Platon’un en çalışkan öğrencilerinden yarım düzine kadarı bu saygıdeğer makamın ancak tek bir adam tarafından doldurulabileceği inancındaydı. Ne var ki, hepsi de birbirinden farklı bir kişiyi düşünüyorlardı (genelde kendilerini). Aristoteles de bu noktada bir istisna değildi. Platon’un dayısı olan Speusippos’un bu makama getirilmesini nefretle kabullendi. Speusippos’un morali hep bozuk biri olduğu söylenir; hatta bir keresinde, ders sırasında havladı diye bir köpeği kuyuya attığı anlatılır. Söylentiye göre, en belirgin hizmetlerinden biri, fırınlara atılacak odunların taşınmasını kolaylaştıran bir aygıtın icadıdır. O dönemde akademinin saygınlığını sağlayacak kişinin Speusippos olması bir talihsizlikti. Speusippos’un sonu da hüzünlü oldu. Kinik Diogenes’le Atina’nın agorasında giriştiği bir tartışma sonunda tüm insanların gözü önünde rezil olunca, utancından intihar etti. Speusippos, öğretileri iki bin yıl boyunca düşün dünyasının temelini oluşturan Aristoteles’le tinsel olarak yarışabilecek düzeyde değildi. Akademinin başına onun getirilmiş olması ise, Platon’la olan akrabalığından kaynaklanıyordu. Atama kararı açıklandığında haksızlığa uğradığı hissine kapılan Aristoteles, Atina’yı terk etti ve kendisi gibi haksızlığa uğradığını düşünen arkadaşı Ksenokrates de peşinden gitti.
90 Dakikada Aristoteles, Paul StrathernSayfa 18 - Gendaş Yayıncılık
Reklam
2
6
55 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42