• Birinci gerçek, Mustafa Kemal'in İslam dinine değil, onu yanlış ve kötü yorumlayarak toplumu çağın gerisinde bırakan din sömürücülerine karşı oluşudur. İkinci gerçek, din sömürücülerine karşı çıkmamayı tarihsel yanılgı olarak vurgulamasıdır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Mustafa Kemal Atatürk'ün soyut bir din sömürüsüne değil, somut bir güç dağılımı sorununa karşı çıkmakta oluşudur. Halife-Saltan'ı kovan devrimciler, dine ve geleneğe dayalı Osmanlı egemenliği yerine, ulusun ve halkın buyrultusuna dayadıkları yeni bir siyasal güç dengesi oluşturmuşlardı. Kökeni ulusta ve halkta aradıkları bu güç, aslında onların tozlu çizmelerinde ve savaş kazanmış demir yumruklarındaydı. Bu nedenle de, Osmanlı kuyrukluğu yapan ya da yapabilecek kalıntılara, toplumun siyasal-toplumsal-ekonomik güç piramidi içinde yer tanımaları olanaksızdı. Mustafa Kemal ve arkadaşları,bileklerinin gücüyle, siyasal erke el koymuşlar ve bunun kökenini de dinsel-geleneksel'den ulus-halk buyrultusuna aktarmışlardı. Bunun tersini savunan ve toplumda sahip oldukları saygınlığı dine ve geleneğe dayamak isteyenlere karşı acımasızdılar. Acımasız olmak zorundaydılar da, çünkü, halife-sultan'ın elinden siyasal iktidarı olmış olan bir grubun, şeyhlerin, imamların, türbedarların siyasal denetimine girmesi beklenemezdi. Tam bu noktada, Mustafa Kemal ve arkadaşlarına yönetilen <<dinsiz>> savına değinmek isterim. Mustafa Kemal ve arkadaşlarının savaşı din ile değil, halk egemenliğine karşı, kendi egemenliklerini savunan din adamlarıyla idi. Bu din sömürücülerinin çıkarlarını bozdukları için, onların olumsuz propagandalarıyla <<din düşmanı>> ilan edildiler. Aynen Vahdettin'in şeyhülislam'ı Dürrizade'nin Mustafa Kemal ve arkadaşlarını <<vatan haini>> ilan ederek, öldürmeleri için fetva vermesi gibi, bunlar da kendi kişisel çıkarlarını, kişisel güçlerini korumaya çalışıyorlardı.
    Emre Kongar
    Sayfa 61 - hil yayın
  • Merhaba,
    Jules Payot-irade terbiyesi isimli kitabin, kapı yayinlari'ndaki baskisini ePub ya da pdf formatında arıyorum. Yayin evinin kapı yayinlari olması özellikle cok onemli. Elinde olan varsa paylaşabilir mi acaba? Şimdiden teşekkür ederim. İrade Terbiyesi
  • Bu İncil'in yazarı her ne kadar havari Yakup'un kardeşi Yuhanna olarak kabul edilse de, Hıristiyan alimleri bunu reddetmektedirler. Gerçek yazarın kimliği belli değildir. Bu İncil üslup ve içerik olarak diğer üç İncil'den farklı bir yapıdadır. İncillerin en sonuncusu ve en az gerçek olanıdır. Buna ilaveten, 8:1-11 ayetleri de, sonradan eklendikleri düşünülerek parantez içinde verilmişlerdir. Bazı Hıristiyan alimleri İncil'in içerisindeki kargaşaya işaret eden başka örnekler olduğunu da iddia ederler. Örneğin İsa'nın Son Yemeği'ne iki farklı son verilmiştir (14:37; 18:1).
  • “Hayat varılacak bir nokta değil, yolculuğun kendisidir.”
    Ralph Waldo Emerson
    Garson O'Toole
    Sayfa 72 - Karakarga Yayınları
  • “İyi sanatçılar kopyalar, büyük sanatçılar çalar.”
    Pablo Picasso
    Garson O'Toole
    Sayfa 27 - Karakarga Yayınları
  • “Hayatta kalma mücadelesinde, rakipler arasında en uygun olan galip gelir.”
    Charles Darwin
    Garson O'Toole
    Sayfa 68 - Karakarga Yayınları
  • 1. Fanatik dindarlar Tanrı olduklarını iddia ederek başkalarını öldürürler mi? Ísa'dan önce, “tektanrılı" Yahudilerin öldürdükleri toplam peygamber sayısı kaçtır? Bu peygamberlerin hepsinin Tanrı olduklarını söylediklerini mi düşüneceğiz? Neden "tektanrılı" Kilise Galile'yi ölüme mahkûm etmiştir? "Tektanrılı" Hıristiyanlar Tyndale'i ölüme neden mahkum etmişlerdir? O da mı Tanrı olduğunu iddia etmiştir?
    2. O ayete göre (Matta 27:46, Markos 15:34), İsa bir insan kahraman bile değildi. Tarih, (ben bile) birçok cesur savaşçıya şahit olmuştur. Bu savaşçılar eziyet ve işkencenin altında ağlamak bir tarafa, sloganlarını onları katledenlerin kulaklarına tüm güçleri ile haykırmışlardır. Bir insan savaşçı için utanç kaynağı kabul edilen zayıflığı gösteren İsa'nın Tanrı olmaya hakkı var mıdır? Sizin için kim daha cesurdur: ilk Hıristiyan şehidi Stefanos mu (Resullerin İşleri 7:59-60) yoksa Isa mi (Matta 26:38, 39)?
    3. Pavlus'un müritlerine, yani İncil'in yazarlarına göre İsa'nın doğumunun ana misyonu nedir? İnsanoğlu'nu kurtarmak için kendini kurban etmek değil mi? O zaman, İsa neden bu misyondan kaçmıştır? Ve neden daha misyonu tamamlanamadan ağlamaya ve sızlanmaya başlamıştır? (Matta 26:38, 39)
    4. Haça gerilme hikayesine göre, İsa, ilahi görevini kabul etmiş değil midir? Tanrı, insanlığın günahı için onu kurtarmaya ya da ölmesine seyirci kalmaya söz vermiş midir? Öyleyse, Tanrı'yı kendini terk etmekle nasıl suçlar? Bu Tanrı'ya atılmış bir iftira değil midir? Tanrı'nın ihanet etmesi söz konusu olabilir mi?
    5. İsa'nın bu yaşamdaki gayesi, Pavlusçu Yeni Ahit'te iddia edildiği gibi bizim günahlarımız için ölmekse, çarmıha gerildiğinde şöyle demez miydi: “Tanrım, Tanrım, misyonumu tamamladığın için teşekkür ederim."
    6. Siz, tanrınız İsa'nın “Tanrım, Tanrım, neden beni terk ettin' diye dua ettiğine inanıyorsunuz. Tanrı'nın kendi kendine dua ettiğine ve kendinden yardım dilediğine inanıyor musunuz? Tanrı kendini, “Tanrım, Tanrım" diye mi çağırır?
    7. İsa üç gün boyunca ölü kaldığında, Tanrı da mı ölmüştü? Evet ise, evreni bu üç gün boyunca kim yönetti? Cevabınız Hayır ise, o zaman İsa Tanrı ile eş değildir.
    8. "E'li, E'li, la'ma sa-bach'tha-ni" Yeni Ahit'te geçen ender İbrani sözcüklerdendir. Hem de İncil'de yer alan en açık uydurmalardan biridir. İncil'in yazarları bu kısmı İbranice olarak tutarak bizleri neye inandırmaya çalışmaktadır? Bu sözcüklerin katıksız olarak iletildiğine mi?
    9. Masum bir insanı öldürmek kurtuluşun metodu olarak nasıl kabul edilebilir? Biz de kurtulmak için masum bir insanı adaletsizce öldürmek durumunda mıyız?
    10. Komşularının yanlış davranışları yüzünden oğlunu cezalandırmak adil ve olgun bir hüküm kabul edilebilir mi?
    11. Komşularının çocuklarını affedebilmek için kendi oğlunu öldürmek nasıl bir sevginin işaretidir?
    12. Bizler bile arkadaşlarımızı ve hatta düşmanlarımızı, sevdiklerimizi öldürmek gereğini duymadan affedebiliyoruz. Tanrı, kendi "oğlu'nu" öldürmeden bizi affedemez miydi?
    13. Dramatize edilmiş öğretinize göre, hayatını feda etmeye gönüllü olan bir "oğul", "babasından" daha büyük bir kahramandır. Çünkü babası bencilce davranmıştır.
    14. Sizin "ilahi fedakârlık" hikâyeniz bir “kurban" eylemi olmayı bile hak etmiyor. Çünkü sizin doktrininize göre Tanrı kişiliğinin yalnızca üçte birini kurban etmiştir. Bir insan kendi hayatını feda ettiğinde, sahip olduğu herşeyi kurban eder. Sizlerin “ilahi kurban etme" fiili, “fedakârlık" adına, bir "insan kurban" etme fiilinden bile daha önemsiz değil midir?
    15. Eğer "hepsi İsa'yı bırakıp kaçtılar" (Markos 14:50), ise İsa´nın tutuklanışı sonrasındaki gerçek şahitler ve olayı aktaranlar kimlerdir? Onu öldürenlerin ve etrafta tesadüfen bulunanların kulaktan dolma söylemlerine nasıl güvenebiliriz?
    16. Bazı Hıristiyan alimleri Yunanca "stauros" kelimesinin “kereste" anlamına geldiğini, “haç" demek olmadığını iddia ederler. Eğer bu doğru ise, neden “kazığı", “haça" çeviriyorsunuz?
    17. İnsanlığın kurtuluşu sadece haça gerilme ile mümkün ise, Tanrı seçilmiş bir kavmi binlerce yıl boyunca hazırlamak gereğini neden duymuştur?