• Vaadlerimi sıralıyorum
    1)Dünya ele geçirilecek
    2)Çamaşır suyu ve türevlerinden kaçılacak
    3)Kederli insanlara ''iyi misin?'' diye sorulacak
    4)Kimsenin beğenmediği gözden kaçan güzel şeyler beğenilecek
    5)Kimse rahatsız edilmeyecek
    6)Sapıklar deşifre edilecek
    7)İyi insanlara bulaşılmayacak
    8)Milyar milyon takipçimiz olacak
    9)Kitap okunacak, okuyan sevilecek
    10)Kediler, kuşlar, köpekler ve diğer tüm hayvanlar korunacak :)
  • 412 syf.
    ·25 günde·Beğendi·10/10
    İncelememe başlarken kitabı okumaya karar verirseniz tüm ön yargılarınızı ve bağlılıklarınızı bir kenara bırakıp kitaba öyle başlamanızı tavsiye ederim. Eğer din,ırk ve millet kategorileri sizin için birer tabuysa bu kitap sizi rahatsız edecek içeriğe sahip nitelikte.

    Kitap çok çarpıcı ve sarsıcı olmasına rağmen,o kadar anlaşılır ve sade bir dil kullanılmış ki su gibi akıp gidiyor satırlar. Çok yazılmış zaten fakat kırmızı kalemle altını çizmek gibi olsun diye bir kere de ben yazayım. Kitap bu alanda bilgi sahibi olan olmayan herkesin anlayabileceği bir kitap. Eleştirel bir kitap olduğuna dair okuduğum yorumlara ise katılmıyorum, zira yazar kişisel görüşünü katmadan,kırmadan,incitmeden yazmış.Başta tabu dediğim konulara sert bir şekilde,kibirli ve rahatsız edecek biçimde değinmek yerine çok naif bir şekilde tane tane anlatmış. Sanki kimseyi kızdırmak istememiş de tersine gerçeği herkese göstermek istemiş.

    Kitapta ilerledikçe kendimizi ne kadar önemsediğimizi daha şiddetle fark ettim. Sonuçta koca evrende önemsiz bir tür olarak ortaya çıkıp, hayal gücümüz sayesinde baskın tür haline dönüşen, türleri yok eden,türlerin günümüze dek devam etmesine sebep olan,koca evrende Dünya dediğimiz küçük noktada yaşayıp Tanrıcılık oynayan,hala kendimizi tek sanan kibirli hayvanlarız.

    Gözümüzde devasa öneme sahip ne varsa tek tek önemsiz hale geliyor okudukça. Kitapla ilgili sevdiğim şeylerden birisi de önce sorgulamamıza öncülük edip sonra soruların cevaplarını tüm açıklığıyla aktarması. Bu konuda gerçek bu şekilde öyleyse siz diğer türlüye inanmayı bırakın demiyor asla. Seçimi bize bırakıyor, dilerseniz tüm bu sunduğum kanıtları bir kenara atıp görmezden gelerek bunca zaman inandıklarınızla yaşamaya devam edebilirsiniz demek istiyor gibi. Bilmemek bazılarımız için mutluluk olabilir.

    Son kısımlardaki gelecek öngörüleri gerçekten ürkütücüydü. Kitabı okumaya başladığım zamanlarda "Black Mirror" dizisini izlemeye başlamıştım. Bilen vardır mutlaka dizide de gelecekte teknolojinin epey ilerlediği zamanlardan rahatsız edici bölümler izlersiniz. Birçok bölümü "Böyle bir şey olsa ne olur?" sorusunu sormanıza ve korkutucu hissetmenize neden olur. Kitaptaki gelecek varsayımları da aynı bu hissi verdi bana. Özellikle gelişmişlik ve mutluluk ilişkisine değinildiği kısımlar.

    Bilim,mühendislik ve teknoloji çalışmalarıyla ileride şuanda bize imkansız gelen pek çok şeyi çözümleyebiliriz belki; fakat şahsi görüşüm bu teknolojilerin insanlar arasındaki uçurumu daha da açacağı yönünde.Muhtemelen Genetik Mühendisliği'nin nimetlerinden her Homo Sapiens yaralanamayacak,çünkü herkesin maddi gücü şuan olduğu gibi gelecekte de aynı düzeyde olmayacak ve Homo Sapiens'ten daha üst bir türe evrimleşme sürecinde daha mutsuz,yüksek ayrımcılığın hakim sürdüğü belki de kaosun hakim olduğu bir ortam bizi bekliyor olacak. Son yıllarda epey gözde hale gelen distopik kurgularda bahsedilen sınıflara ayrılmış bir düzen belki de hayal değil.

    Bu mükemmel kitabı okursanız pek çok olaya farklı açılardan bakmaya başlarsınız,ama ben baktığım pencerenin önünde iyiyim,bana dokunmayın derseniz yavaşça o kitabı yere bırakın. İncelememi kitaptaki şu güzel alıntıyla bitirmek istiyorum.

    "Gelecek belirsizdir ve şu son birkaç sayfadaki öngörülerin eksiksiz gerçekleşmesi gerçekten çok şaşırtıcı olur. Tarih bize, hemen önümüzde duruyor gibi görünen şeylerin öngörülmeyen engeller yüzünden gerçekleşemeyebileceğini ve onların yerine bambaşka, hayal bile edilemeyen senaryoların devreye girebileceğini öğretmiştir. Bizden cevap bekleyen en önemli soru, "Neye dönüşmek istiyoruz?" değil, "Neyi istemek istiyoruz?"dur."
  • Apollo 11 astronotlari Ay'a seyahat etmeden önceki aylarda ABD'nin batısında Ay' a benzeyen ıssız bir çölde eğitim gördüler. Bu alan pek çok Kızılderili topluluğa ev sahipliği yapıyordu. Bir yerliyle astronotlar arasında geçen bir diyaloğa dair şöyle bir hikaye vardır:
    Birgün eğitim esnasında astronotlar yaşlı bir Kızılderili ile karşılaşırlar. Adam orada ne yaptıklarını sorar. Astronotlar kısa süre içinde Ay'a yapılacak bir araştırma seyahatinin parçası olduklarını söylerler. Yaşlı adam bunu duyunca bir an sessiz kalır,sonra astronotlarin kendisine bir iyilik yapmasını ister.
    Astronotlar "Ne istiyorsunuz" diye sorar.
    Yaşlı adam, "Kabilemdeki insanlar Ay'da kutsal ruhların yaşadığına inanır. Onlara halkımdan önemli bir mesaj iletmenizi isteyecektim."
    Astronotlar "Mesaj nedir?" diye sorar.
    Adam kendi dilinde bişeyler mırıldanir ve sonra da astronotlara bunu ezberleyene kadar tekrar etmelerini söyler.
    Astronotlar "Bu ne demek?" diye sorar.
    Adam "bunu size söyleyemem. Sadece kabilem ile ay ruhlarının bileceği bir sır," der.
    Üsse geri döndükten sonra astronotlar uzun uğraşlardan sonra yerel dili konuşabilen birini bulur ve ondan mesajı tecrübe etmelerini isterler. Ezberledikleri şeyi söyleyince çevirmen kahkahalar ile gülmeye başlar. Nihayet sakinleşince, astronotlarin dikkatle ezberledikleri sözlerin "Bu adamların size söylediği hiçbir şeye inanmayın. Topraklarınizi çalmaya geldiler." olduğunu söyler.
  • Kitaplar bileziklerin onda biri kadar etse beyefendilerimizle hanımefendilerimiz ara da bir okumak hevesine kapılırdı belki.
  • Değerli arkadaşlarım;

    Bildiğiniz üzere İthaki Bilimkurgu Klasikleri Serisi yoluna baş koymuş biriyim. Çoğunlukla da özelden mesaj yazan okurlar bu kitaplarla ilgili fikrimi almak istiyor. Her yazan kişiye sonuna kadar bildiklerimi aktarmaya çalışıyorum elbette. Fakat, fark ettiğim üzere, genelde listeyi bilmedikleri için kitapları araştıramıyorlar ve hangisini tavsiye edersiniz diyerek genel bir soru soruyorlar. Bu şekilde genel nitelikteki sorulara cevap vermek benim için, takdir edersiniz ki, bir hayli güç oluyor.

    Bu sebeple ben de size faydalı olması açısından tüm listeyi paylaşıyorum. Liste güncellendikçe ben de buradaki listeyi güncelleyerek sizlere haber niteliğinde bir yardımda bulunmaya çalışacağım. Şimdiden keyifli okumalar herkese.

    1- Dune - Frank Herbert
    2- Kıyamete Bir Milyar Yıl - Boris ve Arkadi Strugatski
    3- Maymunlar Gezegeni - Pierre Boulle
    4- Cesur Yeni Dünya - Aldous Huxley
    5- Çocukluğun Sonu - Arthur C. Clarke
    6- Doktor Moreau’nun Adası - H.G. Wells
    7- Dune Mesihi - Frank Herbert
    8- Işık Tanrısı - Roger Zelazny
    9- Yıkıma Giden Adam - Alfred Bester
    10- Yıldız Gemisi Askerleri - Robert Heinlein
    11- Sürgün Gezegeni - Ursula K. Le Guin
    12- Pazartesi Cumartesiden Başlar - Boris ve Arkadi Strugatski
    13- Arcturus’a Yolculuk - David Lindsay
    14- Zaman Makinesi - H.G. Wells
    15- 2001: Bir Uzay Destanı - Arthur C. Clarke
    16- Dune Çocukları - Frank Herbert
    17- Ben Robot - Isaac Asimov
    18- Kaplan! Kaplan! - Alfred Bester
    19- Bitmeyen Savaş - Joe Haldeman
    20- Ay Zalim Bir Sevgilidir - Robert Heinlein
    21 - Su Adamı - Aleksandr Belyaev
    22 - Görünmez Adam - H.G. Wells
    23 - Tanrı Olmak Zor İş - Boris ve Arkadi Strugatski
    24 - Frankenstein - Mary Shelley
    25 - Anlatış - Ursula K. Le Guin
    26 - Dune Tanrı İmparatoru - Frank Herbert
    27 - Resimli Adam - Ray Bradbury
    28 - Yenilmez - Stanislaw Lem
    29 - Dünyalar Savaşı - H.G. Wells
    30 - Yüzyılın En iyi Bilimkurgu Öyküleri - Orson Scott Card (Derleyen)
    31 - Uzayda Piknik - Boris ve Arkadi Strugatski
    32 - Fahrenheit 451 - Ray Bradbury
    33 - Uzaktan Kumandalı Kız - James Tiptree jr.
    34 - Yakma Zevki - Ray Bradbury
    35 - İşte İnsan - Michael Moorcock
    36 - Bir Mars Destanı - Stanley G. Weinbaum
    37 - Bu Ölümsüz - Roger Zelazny
    38 - Mars Yıllıkları - Ray Bradbury
    39 - Kadınlar Ülkesi - Charlotte Perkins Gilman
    40 - Yaban Diyarlarda Yabancı - Robert Heinlein
    41 - Tanrıların Tohumu - H.G. Wells
    42 - Andromeda Nebulası - Ivan Yefremov
    43 - Yakın - Octavia E. Butler
    44 - Kumsalda - Nevil Shute
    45 - Kızıl Mars - Kim Stanley Robinson
    46 - Postacı - David Brin
    47 - https://1000kitap.com/kitap/biz--202813 - Yevgeni İvanoviç Zamyatin
    48 - Phlebas'ı Hatırla - Iain M. Banks
    49 - Leibowitz İçin Bir İlahi - Walter M. Miller Jr.
    50 - İşkencecinin Gölgesi - Gene Wolfe
    51 - Dünya’ya Düşen Adam - Walter Tevis
    52 - Uzlaştırıcının Pençesi - Gene Wolfe

    Son Güncelleme: 22.04.2020
  • En son yazdığım Lut gölünün Dünya’nın en alçak yeri olan yazım hakkında araştırma yaparken Google Earth kullanarak bölgenin üstten görüntüsüne bakıyordum. Gördüm ki bölgenin çevresi yüksek olduğu halde Ölü deniz (Lut gölü) çevresi sanki meteor düşmüş te o bölge oyulmuş izlenimi veriyordu.


    Muhtemelen bu çukurun tektonik sebepleri de olabilir, yani hem tektonik sebeplerden hem göktaşı yağmurundan dolayı bir çukurluk oluşmuş olabilir. Fakat Tevrat’ta ve Kuran’da Lut halkının üzerine şehrin altını üstüne çevirecek taşların gökten düştüğünü ve tüm şehri bir anda yok ettiğini yazan önemli bilgiler var.

    Hicr 73-74: “Arkasından, tan yeri ağarırken, onları o ‘sayha’ (ses) yakaladı.

    Anında, (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine yazılı (kayıtlı) taşlar yağdırdık.”

    Hud 82: “(Böylece) emrimiz geldiği zaman, oranın üstünü altına çevirdik ve üzerlerine arka arkaya yazılı (zalimler için işaretlenmiş) taşlar yağdırdık.”

    Bu bölge de bu meteorlardan dolayı çökmüş olmalıydı. Peki bu düşünce sadece benim aklıma mı geldi yoksa bilimsel bir gerçeklik mi diye bir araştırma yaptım. Sonuçlar muhteşem. Bilim insanları bölgede yaptıkları araştırmalar sonucunda bu bölgede yaşayan insanların 3700 yıl önce meteor yağmurlarıyla yok olduğunu ve bir medeniyetin böylece kalkmış olduğunun sayısız kanıtlarını bulduklarını 2018 yılında açıklayıp ilk kanıtları paylaştılar. Bulgulara göre meteorlar 500 kilometrekarelik bir alanda etkili olup yaşayan hiç kimse bırakmayacak kadar etkiliydi. Meteorun çarpışından sonra çıkan şok ses dalgası yine bu etkiyi genişletip insanları yok etmişti. Aynı şekilde Kuran’da da Lut kavminin memleketinin taşlarla altının üstüne çevrildiği ve sesin onları yakaladığını bildiriyordu.

    Tabi bu durum insanların aklına hemen Tevrat’ı ve Kuran’ı getirmesi kaçınılmaz. Dolayısıyla bu konunun etrafında şüphecilerin tartışma ve polemik oluşturma çabaları da kaçınılmaz. Yine de bu bulguların doğruluğundan şüphelenmiyorlar çünkü çok sayıda üniversitenin katılımıyla geniş bir bilimsel çevre tarafından denetlenen bulgular var.

    Şimdi, iman etmek için zorlanan ateist arkadaşlara şunu söyleyeyim; inanın bu kadar açık kanıttan sonra hâlâ şüphe hastalığı içinden çıkıp gönül teslimiyeti içinde Rabbinize teslim olan Müslümanlardan olmazsanız yaptığınız her şeyin İlahi ceza yönüyle sorumluluğu bu kadar kanıttan sonra sizin için artık daha zor olacaktır.

    Yazının orjinali ve resimli hali: https://www.bilimveyaratilisagaci.com/...olarak-ortaya-cikti/

    KAYNAKLAR VE İLERİ OKUMA

    https://www.sciencenews.org/...dead-sea-communities
    https://phys.org/...literating-dead.html
    https://www.universetoday.com/...s-near-the-dead-sea/
    https://www.forbes.com/...meteor/#a39e69f5c677
    https://www.ancient-code.com/...civilization-nearby/
    https://curiosmos.com/...odom-3700-years-ago/
    https://www.youtube.com/watch?v=eRBLCMAvqBE
    https://www.livescience.com/...rst-middle-east.html
  • Eğer insanlar sadece cezalandırılmaktan korktukları ya da ödüllendirileceğini umut ettikleri için iyi kalplilerse, o halde gerçekten çok acınacak haldeyiz.
  • 412 syf.
    ·8/10
    Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda kitaplar hakkındaki yorumlarımı izleyebilirsiniz:
    https://www.youtube.com/...oHVW_FSN58EE52V193Ag

    "Yaşamak için bir sebebiniz varsa her şeyle baş edebilirsiniz." Friedrich Nietzsche

    Şimdi, başlığı gördün ve geldin. Bu yazının içeriğinde haliyle neler olacak diye merak ediyorsun. Hatta belki bir ateistsin ve bu yazıda geçen evrim ile ilgili düşüncelerin bir hatasını bulabilmek için ısrarla okumaya devam edeceksin. Belki de bir teistsin ve üstüne ayetler atılmasını, ayetler var ayetler!!!11 denmesini isteyeceksin. Eğer gerçekten bunları okumak istiyorsan, bunu başkaları benden çok daha iyi yapmıştır ve yapıyordur, emin olabilirsin.

    Öncelikle bu çağda gerizekalı olmak çok kolay. Bence Tanrı'nın varlığına inanmak ya da inanmamak bir gerizekalılık göstergesi değildir. Tam tersine, Tanrı'nın varlığına inanan ya da inanmayan insanları gerizekalı olarak göstermeye çalışan insanlar gerizekalıdır. Nasıl? Gerizekalıception oldu değil mi böyle de, neyse... Biz konumuza geri dönelim.

    Elimizde iki konu var, bunlardan birisi bilim, diğeri de din. Bunlar hakkında size detaylı yorum yapabilecek kapasiteyi kendimde göremiyorum. Yani bu konuların uzmanı değilim. Evrimsel biyologlar, ilahiyatçılar ve bu konunun eğitimini alanlar zaten size yeterince bilgi sağlayabilir bu konuda. Fakat sadece inandığım ve kabul ettiğim bazı çerçeveler var. Biz de zaten bu sitede bunun için yok muyuz? Farklı çerçevelerden bakıp başka bakış açılarını görebilmek ve düşünce yelpazemizi genişletebilmek için... O zaman başlıyorum.

    Aslında ne bilimin ne de dinin birbirinin doktrinlerini çürütmeye niyeti var diye düşünüyorum. Bu ikisi de zamanında kozmik ve fizik dünyası hakkında araştırmalar yapıp da bu çalışmalarını yapmaya onu teşvik edenin Allah ve Kur'an olmasını belirten İbn-i Heysem gibi aynı elimizde tuttuğumuz iki adet kelime gibi. Bilim, bir gözlemden sonra yapılan bir diğer gözlemin önceki gözlemi yanlışlayabileceği, geçici olup zamanla sınırlı olan ve değişime bağlı ilerleyen bir dal olduğu için güzeldir zaten. Din ise değişmeyen sürekli bir olgudur, zamandan bağımsızdır ve sürekli, sonsuz bir bilgidir.

    Örnek verecek olursam; annemizin bize yaptığı bir kek düşünürsek, bilimi bu kekin "nasıl" yapıldığıyla, içindeki bileşenleri, kaç derecede pişirilip, pişirme süresinin ne kadar sürdüğünü belirtmesiyle açıklayabiliriz. Fakat bilim "neden" sorusuna bir çalışma alanı olup çerçevesi ve metodu olduğundan dolayı cevap vermez. Annemin keki neden yaptığını bilimle açıklayamam. Peki, bilim bunu açıklamak ister mi zaten? Hayır kardeşim, sana pilot kalemle Allah'ı kanıtlamayacağım, dur.

    Yuval Noah Harari'ye göre bu sorunun cevabı hayır. Hatta zaten onun da dediği üzere "Evrimin amacı yoktur." (s. 153) Hatta yine onun da dediği üzere "İnsanlar belirli bir amacı olmayan ve körlemesine ilerleyen evrimsel süreçlerin sonucudur. (...)" (s. 382) Peki, Sapiens yani insan bunun neresinde? Evrime göre amacı olmayan ve hiçbir zaman da olmayacak bir dünyaya, amacı olan şeyler bırakabilmek isteyen bir türdür Sapiens.

    "Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder; çünkü, her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır." Montaigne

    "Bir amaç ve içinde bu amaca ulaşma isteği olmadan hiç kimse yaşayamaz." Dostoyevski

    Evet, evrim teorisine biraz edebiyat gözüyle bakıyoruz gördüğünüz gibi. Ama mantıken düşünecek olursanız, teist ve yaradılış yanlısı insanlar Dostoyevski'yi Allah'ın yarattığını düşünürken, evrim teorisi yanlısı insanlar da Dostoyevski'nin atasının, 2,5 milyon yıl önce Doğu Afrika'da Güney Maymunu anlamına gelen bir maymun cinsinden evrimleştiğini düşünüyor. Belki Montaigne, Darwin'in doğumuna yetişememişti fakat Dostoyevski, Darwin ile aynı çağda yaşadı. Yaşamda tutunma pahasına dünya yaşamı için bu ürünlerini verdi ve göçtü gitti. Acaba Dostoyevski evrimi "kabul ediyor muydu?" Farkındaysanız, kabul etmek eylemini kullandım. Şimdi bu konuya geçelim.

    Evrim teorisi bilimdir, buna inanmazsınız, kabul edersiniz veya etmezsiniz, bu sizin tercihiniz. Din ise bir inançtır, buna da inanırsınız ya da inanmazsınız, bu da yine sizin tercihiniz. Mesela geçen İhsan Oktay Anar'ın dediği bir cümle vardı ya : "Ben inanmayı değil, bilmeyi tercih ederim." Etsin kardeşim, bundan bize ne? İncelemenin başlarında dediğim konu olan bilim ve dinin konusu bu. Alanında uzman kişiler zaten konuşuyor, ama şunu da söyleyeyim... Bir inanç da bilgisiz olmamalıdır, eğer bilgisiz bir inanç varsa orada körü körünelik de vardır. Bir şeye inanıyorsan da inanmıyorsan da altında mantıklı nedenlerin olsun. Mesela ben evrim teorisindeki tesadüfün birbiri ardınca gelen tesadüflerin bir araya gelip tesadüfleri oluşturmasını kabul etmiyorum. Zaten bilim de salt rastgelelikle ilerlemez fakat sonuçta evrimin altyapısında amaçsızlık ve rastgelelik vardır. Bunu kabul eden edebilir, etmeyen de etmez, bu yüzden de kimseyi sorumlu tutamayız. Ama eğer bu konuyu evrim perspektifinde duymak isterseniz şu videoyu izleyebilirsiniz: https://youtu.be/PT6fLkB_rQ0

    Hatta evrim teorisi meraklıları için geçen gün evrimsel biyolog Ergi Deniz Özsoy'un Twitter'da yayınladığı kitap listesini paylaşayım burada da:
    1-Evrim Nedir? -Ernst Mayr
    2-Evrim Neden Gerçektir? -Jerry A. Coyne
    3-Üçlü Sarmal -Richard Lewontin
    4-Biyoloji Budur- Ernst Mayr
    5-Atalarımızın Hikayesi -Richard Dawkins
    6-Evrim: Çok Kısa Bir Başlangıç(baskıda)- Brain ve Deborah Charlesworth
    7- Evrim mi Yaratılışçılık mı? - Eugenie Scott
    8-Evrim: İnsanın Kökenini Çözme Hikayesi -Tamer Kaya
    9-Evrim Kuramı ve Mekanizmaları - Çağrı Mert Bakırcı
    10-Evrimsel Biyoloji Yazıları - Ergi Deniz Özsoy

    Bunlarla birlikte bence bütün kutsal kitapları da okumalısın, en azından Avesta, Tevrat, İncil, Zebur, Kur'an-ı Kerim gibi kutsal kitapları kesinlikle okumalısın. Bunun yanısıra teizm görüşüne bağlı ilerleyen Hay bin Yakzan, Dine Karşı Din, Hakikatin İzinde gibi kitapları ve panteist filozof Spinoza'nın Etika kitabını öneririm. Kimsenin sizi bir şeye inandığınız için, bir şeyi kabul ettiğiniz için gerizekalı olarak etiketlemesine izin vermeyin. Pek çok konuda uzman değiliz ve yapacağımız tek şey o alanda uzman olan insanların görüşlerini okuyup belki de onlarla birlikte yolumuzu çizmek. Bu isterseniz amaçsız ve körlemesine ilerleyen bir evrim yolu da olabilir. İsterseniz de hayatınıza anlam ve mana katmak için daha manevi yollar tercih edebilirsiniz, bu tamamen size kalmış. Sadece şunu bilin, bugüne kadarki pek çok bilim adamı da ateistti ve bu dünyaya bir şeyler bırakmak için savaştı. Bu dünyanın daha iyi kalabilmesi ve daha uzun yaşayabilmesi için hayat kalitelerimizi yükseltecek icatlar yaptılar. O zaman bir de siz hangi kitabı okuyun biliyor musunuz? İslam'da Bilimin Yükselişi ve Çöküşü

    Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens kitabı da bunları anlatıyor zaten. Bu noktada size de bu soruları sormam gerek...
    İnsan türü nereden geldi ve nereye gidiyor? Bu gidişin sonu nereye varacak? Avcı ve toplayıcı olarak başladığımız hayatlarımızda yoksa biz insanlar mı avlanıp toplanacağız? Salt daha tembel olabilmeniz için hayatınıza eklenen kolaylıklar olan icatları ne kadar yerinde kullanabiliyoruz? Başta ayet paylaşmayacağım demiştim fakat İnşirah Suresi 7. ayeti bence her dinden, her inançtan, herhangi bir bilgiyi kabul eden insanlara yöneltebiliriz:
    "O hâlde boş kaldığın zaman, hemen (başka bir işe giriş) yorul!"

    Einstein da boş kaldığı zaman yoruldu. Nietzsche de boş kaldığı zaman kafasını yordu, Tanrı düşüncesini öldürdü. Ama en azından yoruldu ve çalıştı! Darwin de boş kaldığı zaman yoruldu ve Galapagos adasına giden ekipte yer aldı, belki bu dünyaya farklı bir düşünce ekleyeceğini düşünüyordu ve başardı da. Daha pek çok yorulan kişi var, bunların arasında da zamanın büyük bölümüne hakimlik kurmuş olan Bereketli Hilal bölgesinin hükümdarlığının yavaş yavaş ellerinden gitmesine sebep olan değişim, Coğrafi Keşifler var. Belki de Cortes ya da Pizarro, Aztekler ya da İnkaları işgal etmeye gitmeseydi şu an Amerika adlı bir kıtayı tanımıyor olabilirdik... O yüzden sen şu kitabı da oku bence:
    Tüfek, Mikrop ve Çelik

    İnsan, tanınması gereken ilk coğrafyaydı. Biz ise onu en sona bırakıyoruz. Bu yazıyı okuyan sen, hangi inançtan olursan ol ve hangi düşünceyi savunursan savun... İnsan türünün bu freni boşalmış haliyle gidişine hangi bireysel çözümlerle engel olabiliyorsun? Yoksa sen de mi amaçsızlık ve rastgelelik akımına kapılıyorsun? E o zaman neden Tanrı'ya inanmayan bilim adamları da her şey amaçsız yaaauu bırakalım gitsin deyip her şeyi koyvermedi? Benim kendi çapımdaki bireysel çözümüm köy okullarına kitap hediye etmek mesela, hayatımı buna göre çizeceğim ve muhtemelen de 70 80 yaşına kadar yaşayabilirsem 14,5 milyar yıllık evrende küçücük bir noktaya değmiş gibi sayacağım kendimi. Bireysel çözümlerin ve çalışmanın dini, dili, ırkı yoktur, bunu sen kendi başına da yapabilirsin.

    Cehaletimizi kabul edelim, "Bilmiyorum" demeyi öğrenelim ve bu bilmemezlik bize yeni bilgilerin kapısını açsın. Her görüşten kitap okuyalım, kitap ırkçısı olmayalım, bir Müslüman iken evrim teorisi kitapları ya da bir evrimsel biyolog, evrim teorisi savunucusu bir ateistken de teizm kitapları okuyalım. Karşıt görüşleri bilelim, bilelim ki Türkiye adı verilen bu simülasyonda bir ortamda görüşlerimizi sakince ve mantıklı nedenlerle birlikte sunabilelim. Anlaşılması zor olan bir şey söylemedim değil mi?
  • ''Demek maymundan geliyoruz! Aman Tanrım, umarım bu doğru değildir, ama eğer doğruysa ümit edelim de herkesin kulağına gitmesin.''