• Kitaplar bileziklerin onda biri kadar etse beyefendilerimizle hanımefendilerimiz ara da bir okumak hevesine kapılırdı belki.
  • 412 syf.
    ·25 günde·Beğendi·10/10
    İncelememe başlarken kitabı okumaya karar verirseniz tüm ön yargılarınızı ve bağlılıklarınızı bir kenara bırakıp kitaba öyle başlamanızı tavsiye ederim. Eğer din,ırk ve millet kategorileri sizin için birer tabuysa bu kitap sizi rahatsız edecek içeriğe sahip nitelikte.

    Kitap çok çarpıcı ve sarsıcı olmasına rağmen,o kadar anlaşılır ve sade bir dil kullanılmış ki su gibi akıp gidiyor satırlar. Çok yazılmış zaten fakat kırmızı kalemle altını çizmek gibi olsun diye bir kere de ben yazayım. Kitap bu alanda bilgi sahibi olan olmayan herkesin anlayabileceği bir kitap. Eleştirel bir kitap olduğuna dair okuduğum yorumlara ise katılmıyorum, zira yazar kişisel görüşünü katmadan,kırmadan,incitmeden yazmış.Başta tabu dediğim konulara sert bir şekilde,kibirli ve rahatsız edecek biçimde değinmek yerine çok naif bir şekilde tane tane anlatmış. Sanki kimseyi kızdırmak istememiş de tersine gerçeği herkese göstermek istemiş.

    Kitapta ilerledikçe kendimizi ne kadar önemsediğimizi daha şiddetle fark ettim. Sonuçta koca evrende önemsiz bir tür olarak ortaya çıkıp, hayal gücümüz sayesinde baskın tür haline dönüşen, türleri yok eden,türlerin günümüze dek devam etmesine sebep olan,koca evrende Dünya dediğimiz küçük noktada yaşayıp Tanrıcılık oynayan,hala kendimizi tek sanan kibirli hayvanlarız.

    Gözümüzde devasa öneme sahip ne varsa tek tek önemsiz hale geliyor okudukça. Kitapla ilgili sevdiğim şeylerden birisi de önce sorgulamamıza öncülük edip sonra soruların cevaplarını tüm açıklığıyla aktarması. Bu konuda gerçek bu şekilde öyleyse siz diğer türlüye inanmayı bırakın demiyor asla. Seçimi bize bırakıyor, dilerseniz tüm bu sunduğum kanıtları bir kenara atıp görmezden gelerek bunca zaman inandıklarınızla yaşamaya devam edebilirsiniz demek istiyor gibi. Bilmemek bazılarımız için mutluluk olabilir.

    Son kısımlardaki gelecek öngörüleri gerçekten ürkütücüydü. Kitabı okumaya başladığım zamanlarda "Black Mirror" dizisini izlemeye başlamıştım. Bilen vardır mutlaka dizide de gelecekte teknolojinin epey ilerlediği zamanlardan rahatsız edici bölümler izlersiniz. Birçok bölümü "Böyle bir şey olsa ne olur?" sorusunu sormanıza ve korkutucu hissetmenize neden olur. Kitaptaki gelecek varsayımları da aynı bu hissi verdi bana. Özellikle gelişmişlik ve mutluluk ilişkisine değinildiği kısımlar.

    Bilim,mühendislik ve teknoloji çalışmalarıyla ileride şuanda bize imkansız gelen pek çok şeyi çözümleyebiliriz belki; fakat şahsi görüşüm bu teknolojilerin insanlar arasındaki uçurumu daha da açacağı yönünde.Muhtemelen Genetik Mühendisliği'nin nimetlerinden her Homo Sapiens yaralanamayacak,çünkü herkesin maddi gücü şuan olduğu gibi gelecekte de aynı düzeyde olmayacak ve Homo Sapiens'ten daha üst bir türe evrimleşme sürecinde daha mutsuz,yüksek ayrımcılığın hakim sürdüğü belki de kaosun hakim olduğu bir ortam bizi bekliyor olacak. Son yıllarda epey gözde hale gelen distopik kurgularda bahsedilen sınıflara ayrılmış bir düzen belki de hayal değil.

    Bu mükemmel kitabı okursanız pek çok olaya farklı açılardan bakmaya başlarsınız,ama ben baktığım pencerenin önünde iyiyim,bana dokunmayın derseniz yavaşça o kitabı yere bırakın. İncelememi kitaptaki şu güzel alıntıyla bitirmek istiyorum.

    "Gelecek belirsizdir ve şu son birkaç sayfadaki öngörülerin eksiksiz gerçekleşmesi gerçekten çok şaşırtıcı olur. Tarih bize, hemen önümüzde duruyor gibi görünen şeylerin öngörülmeyen engeller yüzünden gerçekleşemeyebileceğini ve onların yerine bambaşka, hayal bile edilemeyen senaryoların devreye girebileceğini öğretmiştir. Bizden cevap bekleyen en önemli soru, "Neye dönüşmek istiyoruz?" değil, "Neyi istemek istiyoruz?"dur."
  • Değerli arkadaşlarım;

    Bildiğiniz üzere İthaki Bilimkurgu Klasikleri Serisi yoluna baş koymuş biriyim. Çoğunlukla da özelden mesaj yazan okurlar bu kitaplarla ilgili fikrimi almak istiyor. Her yazan kişiye sonuna kadar bildiklerimi aktarmaya çalışıyorum elbette. Fakat, fark ettiğim üzere, genelde listeyi bilmedikleri için kitapları araştıramıyorlar ve hangisini tavsiye edersiniz diyerek genel bir soru soruyorlar. Bu şekilde genel nitelikteki sorulara cevap vermek benim için, takdir edersiniz ki, bir hayli güç oluyor.

    Bu sebeple ben de size faydalı olması açısından tüm listeyi paylaşıyorum. Liste güncellendikçe ben de buradaki listeyi güncelleyerek sizlere haber niteliğinde bir yardımda bulunmaya çalışacağım. Şimdiden keyifli okumalar herkese.

    1- Dune - Frank Herbert
    2- Kıyamete Bir Milyar Yıl - Boris ve Arkadi Strugatski
    3- Maymunlar Gezegeni - Pierre Boulle
    4- Cesur Yeni Dünya - Aldous Huxley
    5- Çocukluğun Sonu - Arthur C. Clarke
    6- Doktor Moreau’nun Adası - H.G. Wells
    7- Dune Mesihi - Frank Herbert
    8- Işık Tanrısı - Roger Zelazny
    9- Yıkıma Giden Adam - Alfred Bester
    10- Yıldız Gemisi Askerleri - Robert Heinlein
    11- Sürgün Gezegeni - Ursula K. Le Guin
    12- Pazartesi Cumartesiden Başlar - Boris ve Arkadi Strugatski
    13- Arcturus’a Yolculuk - David Lindsay
    14- Zaman Makinesi - H.G. Wells
    15- 2001: Bir Uzay Destanı - Arthur C. Clarke
    16- Dune Çocukları - Frank Herbert
    17- Ben Robot - Isaac Asimov
    18- Kaplan! Kaplan! - Alfred Bester
    19- Bitmeyen Savaş - Joe Haldeman
    20- Ay Zalim Bir Sevgilidir - Robert Heinlein
    21 - Su Adamı - Aleksandr Belyaev
    22 - Görünmez Adam - H.G. Wells
    23 - Tanrı Olmak Zor İş - Boris ve Arkadi Strugatski
    24 - Frankenstein - Mary Shelley
    25 - Anlatış - Ursula K. Le Guin
    26 - Dune Tanrı İmparatoru - Frank Herbert
    27 - Resimli Adam - Ray Bradbury
    28 - Yenilmez - Stanislaw Lem
    29 - Dünyalar Savaşı - H.G. Wells
    30 - Yüzyılın En iyi Bilimkurgu Öyküleri - Orson Scott Card (Derleyen)
    31 - Uzayda Piknik - Boris ve Arkadi Strugatski
    32 - Fahrenheit 451 - Ray Bradbury
    33 - Uzaktan Kumandalı Kız - James Tiptree jr.
    34 - Yakma Zevki - Ray Bradbury
    35 - İşte İnsan - Michael Moorcock
    36 - Bir Mars Destanı - Stanley G. Weinbaum
    37 - Bu Ölümsüz - Roger Zelazny
    38 - Mars Yıllıkları - Ray Bradbury
    39 - Kadınlar Ülkesi - Charlotte Perkins Gilman
    40 - Yaban Diyarlarda Yabancı - Robert Heinlein

    Son Güncelleme: 11.11.2018
  • Apollo 11 astronotlari Ay'a seyahat etmeden önceki aylarda ABD'nin batısında Ay' a benzeyen ıssız bir çölde eğitim gördüler. Bu alan pek çok Kızılderili topluluğa ev sahipliği yapıyordu. Bir yerliyle astronotlar arasında geçen bir diyaloğa dair şöyle bir hikaye vardır:
    Birgün eğitim esnasında astronotlar yaşlı bir Kızılderili ile karşılaşırlar. Adam orada ne yaptıklarını sorar. Astronotlar kısa süre içinde Ay'a yapılacak bir araştırma seyahatinin parçası olduklarını söylerler. Yaşlı adam bunu duyunca bir an sessiz kalır,sonra astronotlarin kendisine bir iyilik yapmasını ister.
    Astronotlar "Ne istiyorsunuz" diye sorar.
    Yaşlı adam, "Kabilemdeki insanlar Ay'da kutsal ruhların yaşadığına inanır. Onlara halkımdan önemli bir mesaj iletmenizi isteyecektim."
    Astronotlar "Mesaj nedir?" diye sorar.
    Adam kendi dilinde bişeyler mırıldanir ve sonra da astronotlara bunu ezberleyene kadar tekrar etmelerini söyler.
    Astronotlar "Bu ne demek?" diye sorar.
    Adam "bunu size söyleyemem. Sadece kabilem ile ay ruhlarının bileceği bir sır," der.
    Üsse geri döndükten sonra astronotlar uzun uğraşlardan sonra yerel dili konuşabilen birini bulur ve ondan mesajı tecrübe etmelerini isterler. Ezberledikleri şeyi söyleyince çevirmen kahkahalar ile gülmeye başlar. Nihayet sakinleşince, astronotlarin dikkatle ezberledikleri sözlerin "Bu adamların size söylediği hiçbir şeye inanmayın. Topraklarınizi çalmaya geldiler." olduğunu söyler.
  • 160 syf.
    ·3 günde·Beğendi·9/10
    Dinle Küçük Adam kitabını kısaca yorumladığım video:
    https://youtu.be/oY9QFVxunbI

    "Ben kimim ki, kendi fikrim olsun?"

    Sen, küçük adam, bir zamanlar Vitruvius'tun. Mimardın. Fikirlerin vardı aslında. Mesela 3 ilken vardı tasarımlarında kullanmak için : Fayda, kalıcılık ve güzellik.

    Sen, küçük adam, bir zamanlar Wilhelm Reich'din. Psikiyatrist ve psikanalisttin. Fikirlerin vardı aslında. Mesela 3 ilken vardı yaşamımızın tükenmez kaynağı olarak gösterdiğin : Sevgi, çalışma ve bilgi.

    Sen, küçük adam, bir zamanlar Mustafa Kemal Atatürk'tün. Bir geleceğin kurtarıcısıydın. Fikirlerin ülken oldu. 6 ilken vardı : Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılapçılık.

    Geçmişinde bu kadar büyük insanlar olabilmişken, ezilip büzülmeyi, seni yönetene karşı kayıtsız şartsız ve sorgusuz itaati, sevgisizliği, gaz odalarını, bilgin yerine tabancayı seçmeyi, kendinden olmayanı asmayı kesmeyi, hırsızlığı, yalan söylemeyi, eski can düşmanını dostun ya da eski can dostunu düşmanın bellemeyi, kişisel özgürlüğünü unutmayı, dedikoduyu, aşkla cinselliğin tanımlarını karıştırmayı, kendi fikirlerin dururken başkasının fikirlerini benimseyecek kadar küçülmeyi nasıl becerdin be?

    Nasıl bu kadar ilkesizleşebildin? Bu yazıyı okuyan sen, ben, hepimiz. Nasıl bu kadar ilkesizleşebildik, kendi fikrimizden bu kadar uzaklaşabildik?

    Hani Nietzsche'nin üst insanı olmayacak mıydık? Ne oldu? Ne ters gitti, küçük adam? Neden küçülmeye gittin?

    Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinde en tepeye çıkmak için hazırlığımızı yıllardır yapmıyor muyduk? Ne oldu? Ne ters gitti, küçük adam? Para ve iktidar hırsı gözünü mü bürüdü yoksa? Bu mudur bu kadar küçülmüşlüğünün nedeni?

    Oysa ki sen Hitler'in, Stalin'in, Napolyon'un kontrol ettiği kitlelerin zafer çığlıklarını dinlemiştin. Kendini öyle büyük zannediyordun ki sanki hiçbir zaman ölüm sana gelip çatmayacak, hiçbir ülke senin kılına bile dokunamayacak sanıyordun. Para ve silah dolu depolar eşliğinde dünyanın en büyük insanı zannediyordun kendini. Bu senin en büyük yanılgındı. Çünkü kulaklığında çalan tek şarkı olan savaş naraları açıkken, dünyanın diğer bütün müziklerini kaçırıyordun.

    Kütüphaneye gitmiyordun çünkü kitap okumanın insanı küçülteceğini düşünüyordun.

    Dans etmiyordun çünkü dans edersen insanlar seni kötüler ve eleştirir diye düşünüyordun.

    Harekete geçmek, bir şeyler yapmak, elinden geleni ardına koymamak istiyordun ama insanlar seni onaylamaz, kabul etmez ve takdir etmez diye düşünüyordun.

    Oysa ki deli gibi kütüphaneye gitmek, dans etmek ve harekete geçmek istiyordun!

    Dinle Küçük Adam, bütün ülkelerin liderlerine ve halklarına yazılmış bir mektup, öğüt, öz eleştiri; kimliklerine karşı tutulmuş bir aynadır. Kendisini hiçbir konuda çaba göstermiyor olarak görüp harekete geçmeye meyilli olan insanlara kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitaptır. Her gün dış görünüşünüze baktığınız aynanın, bir kitap tarafından ideolojik ve siyasi temelle birlikte karşınıza geçmiş harmanlı bir bakış açısı aynası olarak sunulduğu bir tepsidir. Tepsinin üstündekini ister alırsınız isterseniz de almazsınız fakat Reich bu tepsiyi sizin yanınıza çoktan koymuştur, bu mektubu okumaktan, bu öz eleştiri oklarını kendinize saplamaktan başka çare yoktur. Halil Cibran dedi :
    "Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar."

    Öz eleştiri yapacağız ki kendi çocuklarımız geleceğin yetişkinleri olacak. Öz eleştiri yapacağız ki kendimizde yaptığımız hataları şimdinin küçükleri ama geleceğin büyükleri olan çocuklarımızda yapmayacağız. Atatürk'ün de dediği gibi, bugünün çocuğunu yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevi olacak ki "küçük adam" olarak anılmayacağız. Büyük işler, büyük hayaller, büyük fikirler üreteceğiz. Dünyayı terk etmeyeceğiz mesela, kendimizi kapatmayacağız, başka dünyamız yok ki çünkü, nerede başka dünya, ben göremiyorum, bu dünya bizim, hepimizin, üretmesi de bizim tüketmesi de, kendi hayatımızı üretemiyorsak onu tüketme hakkı neden?

    Acı yoksa kazanmak da yok. İdeolojisinde küçük olarak kalmak istemeyen herkes okumalı!

    Beni bu kitapla tanıştıran Samet Ö.'ye bolca teşekkürlerimle.
  • Milyonlarca insan elmanın düştüğünü gördü; ancak sadece Newton ‘Neden?’ diye sordu.

    (Bernard Baruch)
  • Sevgili CANİKOLAR !!

    Uzun müddettir ara verdiğimiz çekiliş cinnetine yeniden bir start verelim dedik .. Bu kez , bu çekiliş cinnet turuna Oğuz Aktürk ile beraber bir de yeni isim katıldı .. Youtube kanalında yayınladığı birbirinden güzel , yararlı ve "ÇİKİ ÇİKİ" videolarıyla sevgili Begüm de sponsorlar arasında yerini aldı ..
    Olayımız çok basit ! Sizi en çok etkileyen , kendinizle özdeşleştirdiğiniz , içselleştirdiğiniz roman kahramanını nedenleriyle beraber yazmanız ,içinizden 6 (yazıyla ALTI) kişiye bir İŞSİZLİK ŞAHESERİ OLAN Oblomov 'u kazandıracak .. Paylaşmak şartı yok .. Etiketlemek yok !! Karakter ve nedeni/leri yaz kitabı KAP !

    Sonuçlar 25 Ocakta açıklanacak ..

    Bu arada Oblomovlar İş Bankası Kültür Yayınları versiyonu olacak !!

    Oblomov kimdir diyenler .. Sizi de böyle alalım ..

    https://www.youtube.com/...amp;feature=youtu.be

    ULAN BEN DAHA NE YAPAYIM ?!?!
    Bkz: Yauw Tuco Herrera ne mübarek bir zatsın sen !!
  • 610 syf.
    ·8 günde·Beğendi·10/10
    Biliyorsunuz ki Tüfek, Mikrop ve Çelik'in National Geographic tarafından çekilmiş bir belgeseli var. Bana şunu söyleyenler oldu: "Kitabını okumakla uğraşacağına, belgeselini izlesene!" Ama biz okurların iyi bildiği bir şey varsa o da kitapların her zaman çok daha derin olduğudur. Tıpkı filmlere uyguladığım katı kuralımı belgesele de uyguladım ve önce kitabını okudum. Kimseyi dinlemeyip kitabı okumakla uğraştığım (!) için çok mutlu ve huzurluyum.

    Huzurluyum çünkü Tüfek, Mikrop ve Çelik, bir kitaptan çok daha fazlası. Jared Diamond'un 30 yıllık bir zaman dilimini kapsayan (ortalama insan ömrünün yarısı demek bu ve benim toplam yaşımdan fazla) derin araştırmalarının sonucunda ortaya çıkan olağanüstü bir eser. 'Zamanda veya tarihte yolculuk yapmak mümkün mü?' sorusuna verilebilecek olumlu bir yanıt niteliğinde: 'Evet bu kitapla mümkün.' Başlangıçtan günümüze uzanan derin bir yolculuk.

    Kitabın yazılmasına öncülük eden Yeni Gineli bir yerli olan Yali'nin sorusu basitti: "Beyaz adamın bu kadar çok kargosu varken, siyah adamın neden bu kadar az?" Ancak bu basit sorunun yanıtı o kadar da basit değil. Yanıt verebilmek için Jared Diamond'un ömrünün yarısını vereceği bir soruydu bu. Ve ben şimdi anlıyorum Yali: dünya üzerindeki dengesiz dağılımı, neden birinin diğerinden üstün olduğunu, yeni dünyanın nasıl şekillendiğini şimdi daha iyi anlıyorum. Üzgünüm. Üzgünüm çünkü bu beyaz adamın yaradılış üstünlüğü değil, bu siyah adamın şanssızlığı yalnızca.
  • Osmanlı sultanlarının Enderun mektebinin kapısına yazdırdığı "Burada hiçbir balık uçmaya, hiçbir kuş yüzmeye zorlanmaz" yazısını biz ne zaman eğitim kurumlarımızın girişlerine yazacağız acaba?
  • Bilgisayar Mühendisliğinde geçirdiğim 3 yılın ardından artık kitapları,bilimi,sanatı,felsefeye ve sosyolojiyi daha çok sevdiğimi anlamamdan dolayı başvuru yaptım ve sonuçlar açıklanmış.
    Yaptığım başvuru sonucunda sosyolojiyi kazandım 😊😊
    Önümde uzun ve yorucu bir yol var ama ülkemi ve geleceği aydınlatacak olan aydın bir insan olmak tek amacım.
    Bu çıkacağım yolculukta şimdiden destek ve umut olması açısından alirim bi hayırlı olsun sözü 😂😂