Cemâ'at ile kılınan namâzlara dahâ çok sevâb verildiği hadîs-i şerîflerde bildirilmekdedir. Peygamberimiz "sallallahü aleyhi ve sellem" buyurdu ki: (Cemâ'at ile kılınan namâza, yalnız kılınan namâzdan yirmi yedi kat fazla sevâb verilir.) Yine buyurdu ki: (İyi bir abdest alıp, mescidlerden birine cemâ'at ile namâz kılmak için gidenin, Allahü teâlâ, her adımına bir sevâb yazar ve her adımında amel defterinden bir günâhı siler ve Cennetde onu bir derece yükseltir).
İnsanın birey olarak değil, bir cemaatin ferdi olarak yaşadığı bu evrende, zenginlik kendi içinde bir amaç değil, toplum içindeki yeri sağlamlaştıran bir araçtı. Sabri Ülgener gibi düşünürlerin "ağalık ve efendilik bilici" adını verip Osmanlı'nın kapitalistleşmesine mani olarak gördüğü bir mantaliteden bahsediyoruz kısaca; Ülgener'in olumsuz addettiği bu zihniyeti sosyalist eğilimlere sahip Polanyi'nin olumlu bulduğunu eklemeyi ihmal etmeden.
Kitap tarikatların ortaya çıkışı ile başlamaktadır. Türbe,tekke ve zaviyelerin baştan çıkarma aracı haline geldiği ve memleketin zararına olduğu ve kargaşalara zemin hazırladığını ifade eden Konya milletvekili Refik Koraltan ve 5 arkadaşının önerisi ile 1925'te Tekke ve Zaviyeler Kanunu'nun kabulü gündeme geliyor. Ülkedeki geleneksel tarikatlar ülke dışına ya da ülke içinde isyana başlıyor. Sonrasını ise cemaatlerin kuruluşu ve yükselişi takip ediyor. Devamında ise merdivenaltı tarikat ve cemaatler de denilen amacı müritlerini ekonomik ve cinsel yönden istismara sürüklemek olan yapılanmalar anlatılmaktadır.. Anlatım istismara maruz kalan ve istismarcıların ifadeleri ve mahkeme raporları ile kanıtlara dayalı olarak yapılmaktadır. Kitabın dili akıcı ve verilen bilgiler oldukça çarpıcıdır. Şehvetiye Tarikatıİsmail Saymaz
Önce bir din uyduruyor, sonra da o dinin tüccarlığını yaparak insanları sömürüyorlar. Günümüzde nerede bir kazanç kapısı varsa cemaatler o kapıda sırada...