Hazret-i Ali göz ağrısı çektiği için geride kalmıştı. Arkadan gelip yetişince Allah’ın Resûlü fetih gecesi buyurdular:
> “Yarın sancağı öyle bir kimseye vereyim ki, Allah ve Resûl’ünü sevmiş olsun, fetih onun elinde gerçekleşsin.”
Sonra Hazret-i Ali’nin nerede olduğunu sordular; gözlerindeki ağrı yüzünden görünemediği cevabını aldılar. Allah’ın Resûlü, Hazret-i Ali’yi çağırttılar. Ali gelince gözlerine, ağızlarından bir temasla ağrısını kökünden kesmeye yetti ve Allah’ın Resûlü sancağı, “Allah ve Resûl’ünün sevdiği” olarak Hazret-i Ali’ye teslim ettiler.
Hazret-i Ali, Kâinatın Efendisi’ne şöyle hitap etti:
> “Ey Allah’ın Resûlü! Kâfirlerle, onları bize benzeyinceye (müslüman edinceye) kadar cenkleşeceğim.”
Ve şu emri aldı:
> “Yâ Ali, cenkleşme hususunda acele etme! Yavaş yavaş yürü, kâfirlerin orta yerine ulaş ve ondan sonra kendilerini İslâm’a dâvet et! İslâm’da üzerlerine borç olan ölçüleri onlara anlat; bil ki senin elinden İslâm’a gelen tek kişi, kızıl tüylü develere sahip olmaktan daha hayırlıdır sana…”
üçüncü basım / ağustos 1998