Hiç görmediği şu yargıç neredeydi? Neredeydi şu bir türlü ulaşamadığı üst mahkeme? İki elini birden kaldırdı ve parmaklarını sonuna kadar açtı.
Adamlardan biri elini K.'nın boğazına dayamıştı. Derken öteki adam elindeki bıçağı kalbinin derinliklerine sapladı ve çevirdi. Hem de tam iki kez! Gözlerinin ışığı sönmek üzereyken K. yanak yanağa vermiş kendisini izlemekte olan adamları gördü son defa. "bir köpek gibi!" dedi, o öldükten sonra da var olmaya devam etmesi gereken bir utanç taşıyormuş gibi.
Benim inandığım ve bağlandığım dâva, ilk insan ve ilk yol göstericinin, dünyayı dolduran inkâra karşı özgür inanç gemisinin kaptanı olan Hazreti Nuh'un Ebedî Kurtuluş Sancağını uygarlıklar başkentine diken, Ateş imtihanından geçmiş ve Kurban şifasıyla azapların zehrini eritmiş Hazreti İbrahim'in, toplumu yönetecek altın kuralları sütunlar gibi ufkumuzda yükselten ve onları kıyamete kadar tarihin levhası olarak belirleyen Hazreti Musa'nın, ölüleri dirilten, ölü gönülleri diriltici soluğun sahibi Hazreti İsa'nın ve nihayet en büyük in-san, en büyük yol gösterici, bütün insanlığa ışık tutucu, fiziği ve fizikötesini aydınlatıcı Son Peygamber Hazreti Muhammed'in davasıdır.
Dayandıkları ve faydalandıkları tek nokta da, Müslüman geçinen içi geçmişlerin, küfürden gelen senetlere itibar açacak kadar gaflette olması ve nihayet, dön, dolaş, davaya etrafındaki kadrosu zaafı.