Deniz kıyısında duraladım ve dalgalara bakıp kaldım. Ah, kalbim oraya, bu dalgaların arasına atılmak için çırpınıyor, kollarım kendiliğinden sonsuz denize doğru uzanıyordu; ama, çok geçmeden, daha durgun bir ruh göklerden iner gibi, geldi beni sardı, taşkın ve acılı duyularına o telaş bilmeyen asasıyla ilişti, düzen verdi. Daha rahat gözlerle (yazgımı eleştirdim), dünyaya beslediğim inancı, acı deneylerimi bir kez daha kafamda yaşattım.
(...) Kendi kendime: Dünyayı boyunduruğu altında bulunduranlarla bir olup hükmetmekten, onlarla birlikte, kurtlarla birlikte ulur gibi ulumaktan, ulusları yenmek ve ellerini bu pis işlere bulaştırmaktansa, arı gibi, günahsızca yuvacığını kurmak daha iyi...