Evlatlarının hayatını mahveden, geleceğini çalan ebeveynler sadece kendi yaşamlarını bir illüzyon üzerine kurmakla kalmayıp bu yaşam tarzını çocuklarına da zorla kabullendirmeye çalışırlar. Bu tür ebeveynleri anlayabilmek için saplantılı olmanız gerekir. "Seni yetiştirdiğim için şükret" sözlerinin öncesinde "öldürmek ya da ölüme terk etmek yerine" cümlesi saklıdır ve muhtemelen bu konuda ciddidirler.
Ana-babalar kendilerinin çocuklarına yansımalarını istiyorlar. Kendilerinden geçen bir baş hareketi, bir konuşma tarzı fark ettiklerinde rahatlıyorlar. Eğer ortak noktalar yoksa, çocuk gerçekten yabancıysa, onu beslemek, giydirmek için ellerinden geleni yapıyorlar ama onu sevmiyorlar. Dönüştürücü bir sevgi duyamıyorlar.
"Bağımlı, sapık, yoldan çıkmış, diye toplum dışına itilmiş herkesin, bozuk düzenli ailelerin çocukları olduğunu mu sanıyorsunuz? Dozunu aşmış sahiplenme ve aşırı korumacılık da en az boş vermiştik kadar zararlı değil mi sizce?"
...güç ve iktidar hırsını içinde kötü bir duyguyla hatırlıyor. Çocuklarını kendi bedenlerinin ve ruhlarının uzantıları, uzuvları gibi gören, onları doğurmuş olmanın üzerlerinde hak sahibi olma yetkisi verdiğini sanan korkunç annelerin iyi bir örneği.