Edebiyat Hikaye Öykü

Profil
+1
Benim gibi yıllanmış acemiler için, hayat bitip tükenmez bir talimdir...
Sayfa 111
Reklam
Kimse yakınlarının anılarını eskiciye satmak istemezdi.
Sayfa 48 - FİLMLERKitabı okudu
"rüzgar el yazısını sever. El yazısında,yazarken çekilen sıkıntıyı,verilen emeği ,zamanın sözcükleri kullanmasını, göz nurunu görürsünüz. Korkmayın,sizden uzaklaşanların birçoğu size geri gelecektir. Geri gelmesi gerekenler.
Sayfa 14 - YKY-Rüzgar Geri GetirirseKitabı okudu
Rüzgar'ın ayağımızın dibine bıraktığı her kağıt parçası,yine onun tarafından bir başkasından alınmıştır. Bizim bir başka zamanımızdaki Ben de Bir başkası sayılabilir.
Sayfa 9 - YKY-Rüzgar Geri GetirirseKitabı okudu
Reklam
kimse bilmemeli böyle düşündüğümü. aralarında gömlekli bir ayrıkotunun dolaştığını kimse bilmemeli. ikiyüzlülüğün kitabını yazdım ben.
Sayfa 32 - YKY yayınları 2015Kitabı okudu
72 syf.
·
Puan vermedi
·
Beğendi
·
4 günde okudu
•Uslanmış gönlün•
O soru yine aklına geliyor: suyunu versen, hiçbir şeyini eksik etmesen de neden tutunanamıyor? Bazen olmuyor işte. Tüm benliğinle sevgini, ilgini,özverini versen de büyümüyor, filizlenmiyor. Her gün bir cümleyi bir cümleye eklesen de tam bir metin olmuyor. Ne kadar yürüsen de yol bazen hiçbir şey vermiyor. Yürümek yolun vefası ama yol çoğu zaman bivefa oluyor.
Uslanmış Gönlün
Uslanmış GönlünHatice Ebrar Akbulut · Muhit Kitap · 2020161 okunma
İnsanoğlu öyle şaşılası bir yaratıktır ki, sahip olduğu özellikleri bir çırpıda sayıp dökmek olanaksızdır, durup incelemeye kalkıştığınızda da, hiç durmadan yeni özellikler bulursunuz ve bu işin sonu gelmez.
İnsanoğlu öyle şaşılası bir yaratıktır ki, sahip olduğu özellikleri bir çırpıda sayıp dökmek olanaksızdır, durup incelemeye kalkıştığınızda da, hiç durmadan yeni özellikler bulursunuz ve bu işin sonu gelmez.
Reklam
168 syf.
10/10 puan verdi
·
3 günde okudu
Şermin Yaşar'dan okuduğum 18. Kitap. Hepsi birbirinden "sıradan", etkileyici, güzel öyküler... Her konudan biraz tattırmış; emeklilik, geçim derdi, hırs, öfke, gurur, bencillik, fedakarlık, umut, sevda... Her duygudan birkaç tutam katıp, günlük, sıradan olaylarla harmanlayıp tadı doyulmaz bir öykü şöleni çıkarmış ortaya... En çok "Çöp" ve "Orta Refüj" öyküleri bana dokundu.. Yaşadıklarını anlatacak kimseyi bulamamak, içinde yaşayamadıklarınla kalmak, sadece ömür tüketmek için ortada dolaşır gibi yaşamak...Öyle dokunaklı ve sağlam işlenmiş ki uzun süre bu öykülerin aklımdan çıkmayacağına eminim.
Kalk Yerine Yat
Kalk Yerine YatŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 20213,835 okunma
Bense hâlâ o kenti bulamadım...
Tam vazgeçiyordum, sizi gördüm uzaktan. Tamam, dedim, aradığım kent! Siz bu kentsiniz.
Sayfa 47 - YAPI KREDİ YAYINEVİ
Atamın Gözleri
“1928’de Ankarada’yken, Cumhuriyet balolarında, saten giysili hanımlarla, caketataylı beyler, en çok dans ederekten, Büyük Ata’dan söz etmek isterim; Dedikleri gibi insan gözüne bakamıyor. Mümkün değil gözlerine bakmak...”
Edirne
“Nereden bilirmiş onlar Edirne’yi. Bizi trenle bırakmışlardı oraya. Buranın kavruk çocukları, Edirne’yi hem de Çingeneleri ne bilir. Bir güzel şehirdi ki Edirne şehri. Naciye, “Edirne böyleyse anacığım,” demişti, “İstanbul kim bilir nasıldır?” Apaydınlık camileri vardı. Meriç Nehri derler o koca suyun sesi nerede olsak duyulurdu. Bahardı biz Edirne’ye girdiğimizde. Meriç Nehri coştukça coşardı. Bir çınar ağaçları vardı orada, bakmakla bitmez. Vatan toprağıydı işte, gelmiş kavuşmuştuk. O Edirne şehrini gördüğümde, gitmem diye direnmelerimi unutmuştum. Orada her şeye, ağaçlara, sulara, insanlara yer vardı. Hele Edirne’nin o taş köprüsü yok muydu. Apak mermerden, orta yerinde padişah oturma yeri. Şaşmıştık ona. Güneş her yanlarından giriveriyordu. “Ne cana can katarak yapmışlar bu Edirne şehrini,” demiştim. Kapalıçarşısını gezdiğimizde yabancı yabancı, el el, kimse bize demedi neredensiniz diye. Oralara yakışmıştık biz. Oranın insanıydık sanki.”
Sayfa 114Kitabı okudu
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.