Tarihin bir döneminde, madde ve mânâ, fizik ve metafizik aynı potada eriyordu. Bilgi, marifetin basamağıydı. Ancak modernite sonrası dönemde, Aydınlanma ile birlikte, bilginin mahiyeti köklü bir dönüşüme uğramıştır."Nasıl?" sorusuna odaklanan âlet aklı, "Niçin?" sorusunu paranteze alarak, vak'âlar dünyasını metafizik bağlamından koparmıştır.Bu kırılma, belki de en net ifâdesini ünlü astronom Pierre-Simon Laplace'ın sözlerinde buldu. Napolyon, yazdığı gök mekaniği kitabında neden Tanrı'dan bahsetmediğini sorduğunda, Laplace o meşhur ve küstah cevabı verdi:"Sire, bu varsayıma ihtiyacım yoktu."Bugün gelinen noktada, insanlık tarihinin en büyük veri ve bilgi birikimine sahip olunmasına rağmen, bu birikimin işaret ettiği "Müessir" (Eser Sahibi) ile kurulan ilişki zayıflamıştır. Bu durum, İlâhî hikmet ve adalet perspektifinden bakıldığında, giderilmesi gereken ontolojik bir çelişki olarak tezahür etmektedir.
-Reha Kansu, "Agnostik Bilginin Gnostik Bilgiye Dönüşme Zorunluluğu.", besincidevre.org, 25 Aralık 2025-
Tabiatla mutlu olmak demek, ona boyunduruk vurmaya, onu yenmeye kalkışmak yerine, kesinlikle tabiatın ölçülerine ve tartımlarına (ritimlerine) boyun eğmek demektir.
Madde, mahiyeti icabı, bir bölme ve ayırma unsurudur; maddeden başlayarak gelişen hiçbir şey, gerçek ve sürekli bir birliğin kurulmasında kullanılamaz, hem zaten buradaki kanun sürekli değişmedir.
Sayfa 124 - Yeryüzü Yayınları – Birinci Basım ~ Nisan 1980, İSTANBUL·Kitabı okudu
Bireycilik her şeyden önce entelektüel sezginin inkârı anlamına gelmektedir, çünkü entelektüel sezgi özü itibariyle birey üstü (supra-individuelle) bir melekedir. Ayrıca bu sezginin öz alanı olan bilgi düzeyinin, yani en gerçek anlamıyla metafiziğin inkârı anlamına gelir.
Sayfa 91 - Verka Yayınları – 2. Baskı ~ Eylül 1999, İSTANBUL·Kitabı okudu
[…] modern felsefe kendi kendini yıkmadan metafiziğin mevcudiyetini kabul edemz; kendi sınırları içine aldığı şu «sözde-metafizik»e gelince, bu, tamamen akılcı, yani haddi zatında ilmi ve umumiyetle ciddî hiçbir temele dayanmayan faraziyelerin az çok kurnazca bir araya getirilmesinden başka bir şey değildir.
Sayfa 129 - Yeryüzü Yayınları – Birinci Basım ~ Nisan 1980, İSTANBUL·Kitabı okudu