Bir günahı alenî yapmak, o günahın işlenmesinde mahzur görmemenin ilânıdır ve işlenen günahtan milyon kere fazladır, günah değildir artık o, günahtan başka bir şeydir. Kayseri'deydik, Büyük doğu teşkilâtında; bir adam getirdiler, "şununla iki kelime konuş" dediler. Adam geldi, elinde sigara, Ramazan günü; anladım ne mal olduğunu... Hitap ettim: "Sigaranı at da öyle gel karşıma!" gayet ucuz bir formülü vardır bu işin... O da aynı şeklide cevap verdi: "Allah'ın bildiğini kuldan niye saklayayım?" bu umumî formül... Devam ettim: "Allah senin tenasül âletin olduğunu da biliyor, onu niye saklıyorsun?" bozuldu, kalakaldı, ben devam ettim:
_ "Senin bu susman mağlup olman değildir. Şimdi seni mağlup edeyim dedim; Allah'ın bilmediği bir şey olabilir mi?.. O her şeyi biliyor. Yalnız senin, Allah'ın bildiğini yalnız O'ndan af dileyerek O'na tahsis etmen ve O'nun bildiği şeyi ortaya açıkça, hayâsızca dökmemeni gerektiren bir fakülteye mâlik olman lâzım... Sen bundan da mahrum bir bedbahtsın!.."
Sayfa 132 - 133 4. Baskı, Ekim 1991, II. Bölüm, İslâm Tasavvufu, BÜYÜK DOĞU Yayınları