Giriş Yap
Eziliyorlardı insanların MUHTEŞEM ÖTESİ BAŞARILARINDAN
Sanki sokağa girer girmez duyuluyordu evin rutubeti, güneş almayan odaların kokusu. Başarısızlığın kokusu. insanlığın başarısı onları eziyordu. Mağaralara sığınıp ateş yakan, avlanan, hayatta kalan, sonra kalkıp bunların resmini mağara duvarına çizen, hayvanları evcilleştiren, tekneler yüzdüren, kaleler kuran (hem de ta Britanya’dan gelip kurmuşlar Ankara Kalesi’ni), mancınıklar yapan ve bu mancınıklarda kadın saçından yapılma zemberekler kullaoon, "kadınlarla yatan", Amerika kıtasından patatesi, mısırı getiren, oraya Afrikalıları köle olarak götüren, Musa’ya, İsa'ya, Muhammet’e inanan insanların; yönetici sekreterlerin, banka müdürlerinin, satın alma sorumlularının, satış temsilcilerinin, tesis ve planlama müdürlerinin, şantiye şeflerinin, reklamcıların, tiyatrocuların, ressamların, edebiyatçıların, tercümanların, editörlerin, generallerin, master öğrencilerinin, sporcuların, mühendislerin başarısı altında eziliyorlardı.
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Açık Büfe Görgüsüzlüğü
Salata barına elinde tabakla yanaşan adama baktılar. Bir süre ona baktılar. Adam önce hafif çukur tabağın ıkenarına galetaları dizdi, böylece tabağı biraz daha derinleştirdi. Sonra sabırla, hiç utanmadan, sıkılmadan tabağını doldurdu tepeleme makarna salatası, kısır, bezelyeli ta-vuklu mantar salatası, piyaz, kıvırcık havuç salatası, peynir salatası, haşlanmış karnabahar, russalatası, patates salatası, domates, pancar turşusu üzerine yağ ve limon. Tepeleme. Çok yüksek. Seyrettiler. Şaşırmadılar. Bildikleri bir şey.
Kendilerini inşa etmekle geçiyor ömürleri
İnsanların hemen her eylemi kendilerini inşa etmeye yönelikti. Hasan ise başka bir şeyi amaçlıyordu.
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Herkes Herkesle Dostmuş Gibi bikaç vejeteryanlık sohbetiyle
Konuşuyordu Derya. Herkes herkesle dostmuş gibi, değilse de hemen olabilirmiş gibi bütün engelleri bir hamlede aşarak, ama bunun için gerilecek bir mesafe olmalı, tabii bir de spor ayakkabılar, mümkünse eşofman, sağlıklı beslenme... Onunla alay etmek hoşuna gidiyordu, elinde bir tek bu vardı, kabuğunun içinde geçirdiği onca yıldan sonra, bir tek bu yeteneği kalmıştı.
Herkesin kendi yerine yaşadığı ve kendi yerine öldüğü söylenir hep, ama herkes kendi de değil, kendi yerinde de.
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
13 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.6