Giriş Yap
Yeni başlangıçlara
Benim için sapa yollarla dolu bir yıl geride kaldı.. Umutluyum 🌞
Reklam
172 syf.
·
5 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
otomatik portakal inceleme <3
''Seçme hakkına sahip olmayan kişi kişiliğini kaybetmiş demektir.'' ----------------------------------------------------------- OTOMATİK PORTAKAL: 8.5'dan 9 Uzun bir süredir kitaplığımda duran bu kitaba 2020 bitmeden bir şans vermek istedim. Açıkçası kitap hakkında daha önce pekte iyi yorumlar duymamıştım.. Mide bulandırıcı diyeni duydum, abartı diyeni, özenti diyeni... Yine de tüm ön yargılarımı bir kenara bıraktım okumaya başladım. -SPOILER ALERT- 15 yaşındaki ana karakterimiz Alex yaşamını şiddet üzerine kurmuş, geceleri sokaklarda çetesiyle terör estiren bir anti-karakter. İlk bölümde çete kardeşleriyle geceleri sokakta işlediği suçlardan bahsediliyor ve bana kalırsa karakterlere karşı herhangi bir sempati duymamız engellenmeye çalışılıyor. Çünkü işledikleri suçlar basit suçlar değil.. Bol bol şiddet, taciz, tecavüz... Sanırım çoğunlukla insanların iğrendiği kısım -ben pek rahatsız olmadım- burası. İlk bölüm boyunca işledikleri suçlar ve çete kardeşleriyle hafif çatışmalarını okuyoruz. Bu arada bu garip distopik evren hakkında da bir şeyler öğrenmeye başlıyoruz. Örneğin çocuklar ve hamileler dışında herkes çalışmak zorunda! Boş gezmek yok E böyle bir ortamda anne babadan uzak büyümüş çocukların nasıl olabileceğini de tahmin edebiliyorsunuzdur sanıyorum. Alex'in ailesinin de tabii ki yaptıklarından haberi yok. Olduklarında yıkılıyorlar zaten... Herneyse bölümün sonlarında çete kardeşlerinin ana karakterimize karşı bir plan kurduklarını seziyorsunuz ama kimseyi de sevemediğiniz için pek üzülmüyorsunuz :) Herneyse yaşlı, kedilerinden başka kimsesi olmayan ve zengin bir kadını soymaya giden Alex, pek istemeyerekte olsa kadını öldürüyor ve kardeşlerinin onu satması sonucu tutuklanıyor. İlk bölümümüz burada bitiyor. İkinci bölümde ise Alex'in hapishane sürecinden bahsediliyor. Tutuklanmasının üzerinden 2 yıl geçmiş ancak gram akıllanmamış bir halde tekrardan karşımızda Alex... Kendini dine vermiş ya da öyle görünmeye çabalıyor, boş zamanlarını hapishanenin rahibiyle birlikte geçiriyor ve rahibe hapishanedeki taşkınlıkları ispikliyor. Bir gün Alex'in kulağına suçluları bağışlayan, onları iyi bireylere dönüştürüp özgürlüklerine kavuşturan bir yasa çıktığı geliyor. Alex bunu duyar da durur mu? Yanında vakit geçirdiği rahibe kendisine bu konuda yardımcı olmasını istese de rahip bu yasayı pek mantıklı bulmuyormuş gibi görünüyor ve bunun nedenini ne Alex ne de ben anlayabiliyoruz o zamanlar. Alex kendi çabaları ile bir şekilde ilk kobay oluyor. Ancak bu ''iyi bireye dönüştürme çabaları'' pekte beklediği gibi çıkmıyor. 15 gün boyunca ona zorla farklı farklı suçları saatlerce izletiyorlar.. Gözünü bile kırpmadan bütün o suçları izlemek zorunda kalıyor.. 15 günün sonunda ise artık suçtan, şiddetten, tecavüzden; korkan, iğrenen, midesi bulanan bir insan olup çıkıyor ve artık özgürlüğüne kavuşmaya hazır hale geliyor. İkinci bölümümüz de bu şekilde bitiyor. Gelelim üçüncü ve son bölümümüze. Hapishaneden suçtan arınmış ve artık özgür bir birey olarak çıkan Alex ilk iş olarak ailesinin yanına gidiyor. Ancak hiç beklediği gibi karşılanmıyor. Ailesinin güvenini öyle yitirtmiş ki ailesi kaçtığını sanıyor. Kaçmadığını anladıklarında ise onu kabul etmiyor-edemiyorlar... Alex'in yerini dolduran kiracı-oğulları var artık... Bununla yıkılan Alex eskiden yırttığı, okuyanları yazanları dövdüğü kitaplara bir özlem duyuyor ve kütüphaneye gidiyor. Ancak orda da işler istediği gibi gitmiyor. Eskiden sadece kitap okuduğu için çete arkadaşlarıyla birlikte dövdüğü bir öğretmen, arkadaşlarıyla birlikte ondan intikamını alıyor. Olay yerine polis geliyor. Ancak gelen poliste onun hapse girmesine sebep olan çete kardeşi ve eski düşmanı çıkmasın mı? bne şok tabi... Polislerden de güzel bir dayak yiyen Alex, ne yapacağını bilemez halde eskiden çete arkadaşlarıyla birlikte saldırdığı bir yazarın evine sığınıyor. Ev sahibi-yazar Alex'e çok üzülüp ona yardım ediyor ve Alex gerçekten sanırım kitap boyunca ilk kez pişmanlık duyuyor. Çünkü ev sahibinden kendi olduğunu belli etmeden saldırısından sonra neler olduğunu öğrendiğinde dövdüğü yazarın eşinin, kardeşleriyle ona saldırmaları sonucu öldüğünü öğreniyor... Yazar ise onu gazetelerden tanıdığını ve onun iyileştirilen kobay olduğunu bildiğini ondan özgürlüğünü çaldıklarını, onu bu acımasız hükümete karşı halkı ayaklandırmada kullanmak istediğinden bahşediyor. Burda anlıyoruz özgürlük kısıtlayıcı bir büyük birader ayy pardon hükümet var. Burda Alex yazara onun kazancının ne olduğunu sorduğunda yazarın bir cevabı var ki ben baya beğendim: ''Bazılarımız anadan doğma savaşçıyızdır. Özgürlüğümüzü korumamız gerek. Benim için siyası partiler önemli değildir. Nerede bir kötülük görsem ona karşı çıkarım. Parti adlarının bir önemi yoktur. Özgürlüktür önemli olan. Halk, özgürlüğü için başkaldırmaz, direnmez. Bir lokma ekmeğe, bir kaşık çorbaya değişir özgürlüğünü.Bunun için onların altına ateş yakmak, haklarını aramalarını sağlamak gerekir. Demokrasi istiyorlarsa onu kazanmak için savaşmaları gerekecektir. Bütüncül yöntemleri yıkıp; özgürlük, mutluluk içinde yaşamlarını ancak biz düşünürler sağlayabiliriz onlara...'' Bunun üzerineyse yazar düşünür arkadaşlarını çağırıyor ve hükümete karşı gelmeyi planlamaya başlıyorlar. Kitabın pek çok yerinde olduğu gibi burda da 1984'e bir benzetmeye rastlıyorum kendimce.. Her şey basitçe çözülecek, bir iki planla hükümete karşı gelip sonsuza dek özgür ve mutlu yaşayacaklar... komik.. Ne yazık ki bu bir distopya ve hiçbir şey basit değil. Özgür bir birey olarak görünmeyen Alex daha fazla özgürce düşünüp yaşamamaya dayanamayıp intihar ediyor. Burda diyorum ki vay böyle bitse efsane olmaz mıydı? Olurdu, ama böyle bitmiyor... Hastanede gözlerini açıyor Alex, karşısında yazarın düşünür arkadaşlarını buluyor. Başardık diyorlar, halkın gözü açıldı, senin sayende, seçimleri başka parti kazandı... Burda bir yanılgıya düşüyorum, acaba rüya mı görüyor, nasıl yani... Bayılıp ayılıyor Alex defalarca bir defasında ailesini buluyor yanı başında annesi-babası yalvarıyor ona, özür diliyor... Başka bir defasında karşısında onu kobaylığa sürükleyen bakanı buluyor karşısında... Bakan onun artık özgür olduğunu anlatıyor, artık istediği gibi yaşayabileceğini. mutlu olacağını... Bir yere kadar inanıyorum ama bakan diyor ki seni yanlış yola sürükleyen bir yazar vardı anımsıyor musun, hehe o, o seni eski suçlarınla suçlayan bir yalancıydı... Karısını öldürdüğünü söyleyip duruyordu, işini bitirdik onun da, artık tamamen özgürsün. Haydaaaa oluyorsunuz :) ben direkt 1984'e gittim açıkçası aşır benzettim yine. Kitabın sonlarında ise belli bir zaman geçmiş, Alex kendine yeni bir çete toplamış; huylu huyundan vazgeçmiyor... Bir gece sokaklarda yine suç işledikten sonra, kendini iyi hissetmiyor, doğru bir şey yapmadığını düşünüyor. Ayrılıyor yeni kardeşlerinin yanından ve bir bara giriyor aklını toplamak için. Barda eski çete kardeşlerinden birini görüyor. Adam henüz 19 yaşında olmasına rağmen kendine bir hayat kurmuş, evlenmiş, barklanmış.. Alex çok etkileniyor bundan, arkadaşının yanından ayrıldıktan sonra düşünüyor da düşünüyor: ''Oğlum olduğunda ve anlayacak çağa geldiğinde tüm bunları ona anlatacağım. Ama bileceğim ki anlamayacak ya da anlamak istemeyecek ve benim yaptığım şeyleri o da yapacak. Hatta belki de miyav miyav kedileriyle birlikte yaşayan zavallı bir kocakarıyı öldürecek ve ben onu engelleyemeyeceğim. O da kendi oğlunu engelleyemeyecek ve dünya, sonuna kadar hep böyle dönecek, dönecek, dönecek. Sanki kocaman devasa biri, mesela Koca Tanrı, dev elinde kokmuş, pis bir portakalı döndürüyor, döndürüyor, döndürüyor.'' Bunları diyip kendine bir eş arayışına giriyor ldsjvhlsvhs sonu eşe bağlanmasaydı iyiydi yani. Bu cümleyele de bitebilirdi. Herneyse distopya türünde çoğu kitabı olduğu gibi bu kitabı da çok sevdim. Benim için asla distopyaların kralı olarak gördüğüm 1984 olamaz ama sevdim, beklentimin çok üstündeydi. Minik bir tavsiye distopya kısmı çok ağır olmadığından, her ne kadar kült bir roman olsa da- 1984, Cesur Yeni Dünya, Biz gibi daha bilindik distopya romanlarına geçmeden bir tık daha yalın olan bu romanı okuyun. ----------------------------------------------------------- kendimce sizlere özet-yorum karışımı bir şeyler sunmak istedim umarım seversiniz... sevgiler <3