• "Ne gülüyorsun deli gibi" deriz ya aslında psikolojik problemi olanların %90'ı somurtur. Aklınızda hiçbir şey yoksa gülümseyin, herkes "Ne düşünüyorsunuz" diye merak eder. Gülümsemek zeka belirtisidir.
  • 68 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10
    Gelirleriyle çocuklara kitap hediye edeceğim YouTube kanalımda Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu kitabını yorumladım : https://www.youtube.com/watch?v=CwJC6YxG8do&

    İçselleştirmelere doyamadığım, hatıralarıyla birlikte Ring Caddesi'nde dolaştığım, dönemin siyasetini ve erkek-kadın ilişkilerini en iyi kurguya döken yazarlardan biri: Stefan Zweig.

    Zweig, novellalarında tezatlıkları seviyor. Ulaşılmak istenen taraf bazen bir kişi olsa bile bazen bir kalp oluyor bazen de bir hedef oluyor fakat o hedefte her daim bir umursamazlık hakim. Anlatıcı karakterlerin bitmek bilmeyen çabası bu kitapta da en çok göze batan çabalardan biri. Kürk Mantolu Madonna'nın Raif Bey'i gibi kapıda beklemelerden tutun da Amelie filmindeki gibi amaçlanmış kişiden başka kişilerin asla ve asla anlatıcıya tam olarak ulaşamadığı, kitapta esintileri olan konulardan.

    İlk kez 1922’de yayınlanmış bir novella bu, yani I. Dünya Savaşı’ndan sonra elinde sadece kan, şiddet ve sefalet kalmış bir Avrupa. Elinde bunların olduğunu düşününce böyle bir ortamda sevgiyi bulan bir kadın bir sevgiyi çok kolaylıkla saplantı haline getirebilir diye düşünüyorum.

    Ayrıca I. ve II. Dünya Savaşı arasının çocuğu olarak nitelendirilen faşizmin görüldüğü, ataerkilliğin ve güçlü olanın, erkeğin daha ön plana çıktığı bir cinsiyet paradigması da olduğunu düşünürsek bilinmeyen bir kadının neden bilinen bir adamı saplantı halinde sevdiğini de biraz olsun anlayabiliriz.

    Olayın psikolojik boyutu ise apayrı. Baba ve anne sevgisinden yoksun büyüyen bir çocuk psikolojisinde babasından bulamadığı sevgiyi başka bir adamda bulmak isteyen ve bu davranışıyla da Elektra kompleksinin belirtilerinin görüldüğü bir hale bürünür. Çünkü bilinmeyen bir kadın, bilinen bir adamın sevgisiyle bilinmek ister.

    Çocuk psikolojisi konusunda harika bir kitap olduğunu düşünüyorum. Burada fakir bir çocukluktan, zengin bir gence doğru giden bir yol var. Çocuk halinde iken anne şefkatinden bile mahrum bırakılan çocuğun başka şeylere yönelmek istemesi kadar doğal bir şey yok. Çocuk olduğumuz zaman o kadar şeyle aynı anda ilgilenmeyi istiyoruz ki, etrafımızdaki çocuklardan, büyüklerden herhangi bir tepki alamayınca bile bazen çıldırabiliyoruz. Kitaptaki anlatıcı da adamı her şey olarak gördüğü için elinden ya da ruhundan ona ait bir şeyler çıkarılınca epey pesimist bir auraya bürünmek zorunda kalıyor.

    Bence bilinmeyen bir kadın hep bilinmeyen olarak kaldı. Çünkü çocukluktan kadın tanımına geçmeyi bile adamın onu tanıması olarak görüyordu. Böylelikle o ilgisizlikle yetişmiş, fakir bir çocukluk hayatından gelme insan, kendi potansiyelini gerçekleştirme uğruna kariyer, okul ya da başka herhangi bir şey değil sadece onun kendisini tanımasını istiyordu.

    Bilinmeyen bir kadın, bilinmeyi istemediği kişiler tarafından o kadar çok bilinen bir kadın oldu ki bu bilinirliğini artırmak yerine ruhunun bilinmeyenliğini daha çok artırdı. Deneyimsizlik, sevgi konusundaki saflık, herhangi bir şeyden habersiz olması, manevi yöndeki eksiklikler bu kızı oluşturan parçalar.

    Bu kitapta hiçbir cümle boş değil, her cümle o kadar samimi ki bilinmeyen bir kadının sevdiği adam keşke siz olaymışsınız da bu mektubu size yazsaymış diyesiniz geliyor. 1920 yılında bir gün, postacı gelip de kapınıza böyle bir mektup bıraksa sizin de eliniz ayağınız düğümlenirdi. Fakat şimdi Twitter var, Whatsapp var. Mektubun altına numara iliştirme, Twitter adresini bırakma falan var. Hatta mektup kültürü bile kalmadı artık. 20.yy'ın sevgileri bile insanın insan olarak hissetmesini sağlayan sevgiler be kardeşim. Ben bu anonimliğin, bu habersizliğin, bu veri eksikliğinin olduğu yıllarda bir kadın tarafından sevilmek isterdim.

    "Sen" kelimesini bu kitapla birlikte gerçekten çok sevdim. Sanırım bu kitap bize "Sen" kelimesinin gizemli ve en samimi anlamını öğretiyor. Eğer o "sen"i bir kere bile olsun tanımak isteseydin, o kızın içinde kopan buhranları da anlayabilecektin be R. Sen onun çocuk saflığındaki sevgisini değil, bedenini istedin. Sen onu sen olarak istemedin ki hiçbir zaman, sen onu et parçası olarak gördün. Bir kere değil, bir çok kez gördün hem de R. Buna rağmen seni sevmekten hiç usanmadı ama. Biliyorsun değil mi? Sen ne kadar o kadına beden algısıyla baktıysan o kadın da sana o kadar ruhuyla baktı be R. Fakat R... O hiç pişman değil. Bugüne kadar aklına gelebilecek herhangi bir pişmanlık kavramına bile sığmaz o kadının düşündükleri. Hiçbir hareketinde pişman değil. Senden kopan bir parça olarak gördüğü o çocuk için yaptığı onca şeyden bile pişman değil. Seni sevdiği için de hiç pişman değil. Pişman olsaydı, o kadar sayfa yazı yazdıktan sonraki sözleri günümüz gençleri gibi "Allah belanı versin, engelliyorum seni." yerine "Sana teşekkür ederim... seni seviyorum, seni seviyorum... elveda." olur muydu be R?

    Sana bir şarkı hediye ediyorum R, umarım bu şarkıyı dinlemek kadına baktığın bakış açını değiştirmene yardımcı olur : https://www.youtube.com/watch?v=kt7yrISdoAM

    "Affetmesen de fark etmez.
    Ben çoktan affettim seni,
    Benimki bir beklenti değil.
    Gökyüzü mavidir değişmez...."

    ----spoiler----
    Not : Kitap gerçek anlamda tüylerimin tamamen diken diken olmasını sağlayabilmiş bir kitaptır. Sadece iki kelimesiyle.
    "Kendimi sattım."
    ----spoiler----
  • Kişi kadın doğmaz, kadın olur.
    Judith Butler
    Sayfa 41 - Metis Yayıncılık
  • Türk Tipi Empati : Aynı şeyi senin anana bacına yapsalar iyi mi?
    Türk Tipi Felsefe: Fazla düşünme kafayı yersin.
    Türk Tipi Psikoloji: Delidir, ne yapsa yeridir.
    Türk Tipi Sosyoloji : Elalem ne der?
    Türk Tipi Eğitim: '' s**rım dersine sanki okuyup da apartman yöneticisi olacak p******k '' (Zehraca )
    Türk tipi sağlık : Elemtere fiş kem gözlere şiş. ( Devlet Ayıcı )
    Türk tipi hukuk: Eve hırsız girerse ev sahibi linç edilir.
    Türk tipi endüstri: Kimi tanıyorsun? Seni kim yolladı. ( free eagle )
    Türk tipi din : Etme bulma dünyası..İyilik eden iyilik, kötülük eden kötülük bulur .(Filosofiam )
    Türk tipi teknik servis:Ne tamircisi canım ben şimdi hallederim. - Halledemedi (İbrahim (Sisifos) )
    Türk tipi kültür: Hayatım boyunca bir kitap bile okumadım. (gururla söylenir)
    Türk tipi bilim: Şeytan icadı
    Türk tipi siyaset: o kadar çok kalıp var ki hangisini söyleyeceğimi bilemedim işte örnekler: bölücü, terörist, fetöcü, ajan provokatör, oportünist, orducu, gavur, Allahsız, imansız, komünist, dinci, şeriatçi, gerici, faşist, ve benzeri bütün nefret söylemleri . . . .(ozan erdoğan)
    Türk Tipi Yabancı Dil: Derdimi anlatacak kadar. ( Mehmet Afaki)
    Anlıyorum; ama konuşamıyorum.
    ( Ne Kitapsız Ne Kedisiz )
    Türk Tipi Teselli: Senin şeyin sağ olsun.
    ( Mehmet Afaki )
    Türk tipi söz bağlama: Bunlar hep Amerika'nın oyunları...( meltem şen )
    Türk tipi gelişme örneği: batı bizi kıskanıyor. (Serhad )
    Türk tipi teknoloji; Onların teknolojisi varsa bizimdir Allah’ımız var. ( Ayşe )
    Türk Tipi Memleket meselesi:Yol yaptı yol(!) ( Serdar İnce )
    Türk tipi acil servis:Çok iyi doktor. Hemen serum taktırdı. ( Aslı k. )
    Türk Tipi Yardım : Boş geçmeyelim cemaat, boş geçmeyelim. (ercanscgn)
    Türk tipi tanışma: hemşehrim, memleket neresi?
    Türk tipi soru: Yok cevabına hiç mi yok? (homeless)
    Türk tipi yolsuzluğu aklamak: Cami yaptırmak. (Mehmet D.)
    Türk tipi mühendis: format atıyon mu yavriiiim?
    Türk işi pazarlık : fiş almasam 5 tl indirim olmaz mı? ( Li-3)
    Türk Tipi Okur: Ben kitap okumam, özet okurum! (Loana)
    Türk tipi öğrenci: Hımm ikinci sınavdan 100 alsam, öğretmen sözlüme 100 verse ee performans ödevinden de 100 alsam........( Neslihan T.)
    Türk tipi jüri yorumu: Sana puanım 9 kanka
    Türk tipi ulaşım: Taksimetre açmazsan kaça olur abi?(Yusuf Çorakcı)
    Türk Tipi Sınava Hazırlık: Ya var ya hiç çalışmadım.
    (Sabaha kadar uyumadı çalıştı.)
    Türk Tipi Oruç: Ben acıkmıyorum da susuyorum.
    Türk Tipi Teselli: En kötü, öğretmen olursun.(GÜLŞAH)
    Türk işi başarı ölçümü; bizim oğlan zeki ama çalışmıyor. (zeyneb)
    Türk tipi hava durumu: sıcak değil de esas nem var nem.(Yusuf Çorakcı)
    Hukuğa- sallandıracaksın taksim meydanında 3-5 kişi-, mühendisliğe- açıp kapadın mı?-, ulaşıma- karşının taksisiyim, bilmiyorum-, seçmen'e- yiyor ama çalışıyor- eklenebilir, klasikler sonuçta.(Erhan)
    Türk Tipi Meslek Seçimi: Öğretmen ol kızım, tatili çok tatili.(Meltek)
    Hahah aynen aynen hatta Türk Tipi Eş Seçimine bile uyuyor: "Öğretmenmiş, bunu alalım hem tatili çok hem ev işlerini yapmaya zamanı olur." (Meltek)
    Türk tipi diyet: su içsem yarıyor ya ekmeği kesmem lazım.(Yusuf Çorakcı)
    Türk tipi merak: Sen kimin gızısın? (Neytiri)
    Bir de Türk Tipi Enerji Tasarrufu (!) var: Kapıyı aç da diğer odalar da serinlesin.( Meltek)
    Türk Tipi Buluşma Yalanı: "Yoldayım, 5 dakikaya ordayım."
    (Oysaki evde ve daha giyinmedi bile)
    Türk Tipi Teravih: X Camisi'ne gidelim, oranın imamı hızlı kıldırıyor.( Gülşah )
    Turk işi anne: Elalemin çocuğu bak nasil da ders çalışıyor sen ise hep bilgisayar başındasin. ( cocuk bilgisayarda performans odevini yapmış oysaki ) (Gonca Çiftçioğulları)
    Türk Tipi Karakter Analizi: Kendisi iyi ama çevresi kötü. (Mehmet Afaki)
    Türk tipi anne komşunun çoçuğu nasıl yapıyor?( Sabahat Uçar)
    Türk tipi eleştiri: sen, siz, onlar, başkaları... (Aşk-ı Bendi)
    Türk tipi adres tarifi: Şimdi burdan 100 metre düz devam et sağa sap kime sorsan gösterir. (Fazla yardımsever bir milletiz, isterse kaybolsun o yol tarif edilecek) (Betül Deniz)
    Türk tipi savunma:Hep beni görüyorsunuz hocam.
    Türk tipi eğitim:“Çocuklar ben dersimi anlatır çıkarım, maaşım yatar. Siz ister dinlersiniz ister haytalık yaparsınız…” (Mehmet Sadık Oğur )
    Türk tipi vurdumduymazlık: Bir kereden bir şey olmaz.(Burak)
    Türk tipi Müslüman:
    -nasılsın?
    oruçluyum.
    -nereye gidiyorsun?
    oruçlu olduğum için, cennete.( Mona'nın Lisa'sı)


    Alıntıdır
  • Derler ki konuşmaktan zevk alacağın biriyle evlen, çünkü yaşlılıkta konuşmak ve dinlemek en çok arayacağınız özellik olacaktır.
  • "Yaşadıkça yaşlanmazsınız, yaşamadıkça yaşlanırsınız."
  • Bu kitabı niye yazdım? ... Bu ülkede 400.000 kahvehane, 15.000 meyhane ve 131 kütüphane olduğunu gördüm.