1000Kitap Logosu
62 syf.
·
8/10 puan
Mine Yorum
Kasabada geçen, Anadolu insanının dertlerini, tasalarını ele alan eserlerden pek hoşlanmayan biri olarak büyük bir zevkle okudum. Son ana kadar süprizlerle dolu sürükleyici bir eserdi benim için. Mine'nin yaşadığı o sıkışmışlık ve çözümsüzlük hissini belki de kendime yakın bulmamın bu duruma etkisi olmuştur. Buna rağmen söylemeden geçemeyeceğim: bu güzellikte bir kitaba yakışmayacak bir sonla bitiyor maalesef.
Mine
7.5/10 · 6 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
768 syf.
·
104 günde
Kelimelerimi özenli ve temkinli seçmem gerekiyor çünkü kitabın incelemesi hakkında konuşmak epey zor. Ülkemizde ve kültürümüzde konuşulması bıçak sırtı olan konulardan bir tanesi. Bir toplumu düşünürken elbette o toplumun sosyal ve kültürel değerlerinden, inanç yapısından tecrit ederek değerlendirme yapmak abesle iştigal etmek olacaktır. Bu yüzden ülkemizde tabu var deyip eleştiri dağıtmaktan ziyade bilinçlenme hasebiyle yapmış olduğum bir inceleme olduğunu belirtmek isterim. "Cinsellik" mefhumunun söylenmesinin dahi edebe mugayir addedildiği, haya edildiği bi toplumumuz var. Değerlendirme yapmak gerekirse oldukça tabii karşılıyorum çünkü söz konusu bahsedilen konular mahrem konular. Ancak sistemimiz hakkında bilgi sahibi olmak ve yanlış bilgi hurafelerinden kurtulmak için kıymetli eserler olduğunu düşünüyorum. İnsanın kendini ve karşı cinsi tanıma ve anlama noktasında oldukça faydalı. Zira pek çok kadın cinselliğe hayvani bir iç güdü veya acı veren bir durummuş gibi baksa da esasında bu durumun çiftlerin ruhunun birleşmesi ve sevginin tezahürü olarak değerlendirmek noktasında bakış açılarını genişletebilir. Veya erkeklerde sıklıkla görülen ihtilam olayının tabiri caizse "sapkınlık" olarak değerlendirmek yerine bu olayın fıtrattan gelen bir durum olduğunu ve doğal olduğunu bilmeleri, her iki cinsin de hormonlarını ve işleyiş yapılarını düşünerek birbirlerini anlayabilmelerini sağlayabilir. Örnekler elbette çoğaltılabilir. Ancak anlatmak istediğim konunun anlaşıldığı düşüncesiyle bu kadarla yetiniyorum. Kitapta pek çok konuya yer verilmiş. Sağlıkla ilgili kısım elbette yazar bu alanda uzman olmadığı için geliştirebilir. Ama olabildiğince mütalaa edilerek çıkarılan bir eser olduğu düşüncesindeyim. Konuyla ilgili örnekler anlatımı anlaşılırlığı bakımından güçlendirmiş. Ayrıca yer yer hadis ve Kur'an ayetlerine başvurulmuş. Kısaca konunun tıbbi, sosyolojik, psikolojik, dini her türlü detayını kitapta bulabilirsiniz. Kitaba yapacağım tek eleştiri fazlaca tekrara düşmüş olması üzerine olucak. Bu sebeple bir çok kısmı atlayarak okudum. Esasında 300 sayfayla yetinilebilecek bir kitap. Kendini tanımak isteyen herkese tavsiyemdir. Keyifli okumalar.
Evlilik ve Cinsel Hayat
Okuyacaklarıma Ekle
120 syf.
·
7 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Virginia Woolf- Kendine Ait Bir Oda
Size yeni favori ve başucu kitabım olan “Kendine Ait Bir Oda” ile geldim. Kitaptan o kadar etkilendim ki eminim buraya ne yazarsam yazayım düşüncelerimi ve hislerimi sizlere istediğim kadar aktaramayacağım. Bu kadar etkilenmemin sebeplerinden biri de maalesef ki son zamanlarda patlama yapan “kadın cinayetleri, psikolojik ya da fiziksel şiddet ve tacizleri” ve bunun getirisi olan, kitabın da üzerinde düşünmemizi sağladığı hakkını arama, başkaldırma, kendini ezdirmeme güdüleri. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve kesinlikle son olmayacak. Hatta abartı olur mu bilmiyorum ama henüz yalnızca bir kitabıyla tanışmış olmama rağmen şimdiden en sevdiğim yazar olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Feminizm ve feminizm edebiyatının ikonu olan Virginia Woolf, bu kitabına ağzından birtakım gerçeklerle karışmış yalanlar akacağını ve bu gerçeklerin dikkate değer olup olmadığını okuyucunun belirleyeceğini söyleyerek başlıyor. Kitabın ilk 5-10 sayfasını “adapte olma süreci” olarak adlandırabiliriz. Başkarakteri yine onun ağzından dökülen satırlarla tanıyoruz. Kitap bir sohbet havasında başlıyor ve karakterimiz sık sık “kadının yazın dünyasındaki ve toplum içerisindeki yeri” ile ilgili düşüncelerini açıklayarak örneklerle, alıntılarla bu açıklamalarını pekiştiriyor. O “çok değerli, saygın, bilgin, donanımlı” fakat kadını resmen düşman gibi gören, başını ezmeye çalışan, hakir gören zihni dolu yüreği boş sanatçıların, düşünürlerin, profesörlerin bir güzel kulağını çınlatıyor. Aklındaki sorulara cevaplar arıyor. Bu sorulara cevap bulma ümidiyle çıktığı düşünsel gezintide okuru da yanında sürüklüyor. Kitabımız ince bile olsa bana göre bir çırpıda okunulabilecek bir eser değil. Zaten bir çırpıda okumamalı da. Sindire sindire, anlaya anlaya, üzerinde notlar alarak, altını çizerek okumalı. Eğer bir roman beklentiniz varsa olmasın zira roman olarak isimlendirilse de deneme ağırlıklı bir kitap. “Kadınlar ve kurgu edebiyatı” başlığı altında yola çıkan Woolf, dönemindeki ve özellikle kendi döneminden önceki kadın sanatçıların ne kadar az olduğundan dem vuruyor. “Shakespeare gibi bir dehanın neden kadınlar arasından çıkmadığı” sorusuna cevap arıyor. Cevap çok basit aslında. O dönemlerde hangi kadın Shakespeare’in yarısı kadar bir olanağa sahipti ki? Hangi kadına kendi parasını kazanma imkanı sunulmuştu? Kadınlara evi idare etme’ çocuk bakma, yemek yapma, yama yapma dışında bir vasıf yüklenmiş miydi? Hangi kadının kendine ait bir odası vardı? O dönem eline bir kâğıt ve bir kalem almaya cesaret edebilen kadına şunu derlerdi: “Senin yazman neye yarar?” Kitapta “Kadın, kadının sanat ve yazın hayatındaki yeri, kadın erkek eşit(siz)liği, erkeklerin sahip olup kadınların olmadığı imkanlar, toplumun kadına biçtiği roller” gibi başlıkların yansımasını buldum. Yazar bu eser vasıtasıyla kadınların sanat ve yazın dünyasında karşılaştıkları engelleri dile getirip onları yazmaya teşvik etmekle kalmıyor aynı zamanda yüzyıllardır ezilen, yok sayılan, aşağılanan, evlere kapatılan, şiddete maruz bırakılan kadınların mücadele etmesi, hakkını araması, başkaldırması, “Ben de varım!” diyebilmesi için yol gösterici bir ışık tutuyor. Mutlaka okuyun, okutun. Virginia Woolf’u bir de bu eseriyle tanıyın...
Kendine Ait Bir Oda
7.9/10 · 25,6bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
384 syf.
·
5/10 puan
Bu tarz bi orman okumayali uzun zaman olduğundan mıdır bilmiyorum, lise donemlerimde bu kitaba rastlasaydim belki 10 puan verirdim ve hayranlık bile uyandırır yazarın tüm kitaplarını alıp okumaya baslardim. Şimdi için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. .. Kitabı özetleyecek cümle "alma mazlumun ahini çıkar aheste aheste". Kurgusal roman sevenlerin bayilacagi, alt metinden çıkarım yapıp anlam arayanların pek de bayilmayacagi bi kitap...
Kral Kaybederse
Okuyacaklarıma Ekle
288 syf.
·
7 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
BİR AŞK MEKTUBU
İletişimi geliştirmek ve ilişkilerinizde istediğiniz elde etmek için bu yol gösterici kitabı inceledikten sonra başarılı ilişkiler kurmaya hazırsınız demektir. Kendiniz hakkında umutlu olmak için yeterli nedenlere sahipsiniz ve gelecekten bekleyeceğiniz çok şey var. Bu kitap içerisinde yalnızca aşk ve duygusal ilişkiler ile ilgili bilgiler değil , kişisel gelişiminize fayda sağlayacak cinsiyetiniz ne olursa olsun, kendinizi daha iyi tanıma fırsatı sağlayacak bilgileride bulabileceksiniz. Kendimize aşk mektubu yazmanın duygusunu ve deneyiminide merak edip , bununla ilgili bir girişimdede bulunacağımı bildirmek isterim.
Erkekler Marstan Kadınlar Venüsten
Okuyacaklarıma Ekle
211 syf.
·
6 günde
·
5/10 puan
Aykut Oğut tarafından, günlük konuşma dilinde kaleme alınmış, yaratıcı tarafından kadına doğuştan verilen gücü kadınların kulağına fısıldanmasına dair bir kitap, derinlikli bir kitap mı hayır, ama maksat hasıl olmuş mu derseniz evet olmuş. Ne kadın adamı anlayabilir, ne de adam kadını. Ama bu demek değil ki anlaşamazlar. Sadece kadınların binbir rengini kabul etmek gerekir, erkeklerinse istisnalar hariç çoğunlukla siyah beyaz görebildiğini. Yıllar önce köle psikolojisiyle okuyup pek anlam veremediğim ama geçen süre içinde kadına yönelik psikolojik baskıların bireysel olarak farkına varıp, tekrar okumaya karar verdim. Kitabı okuduktan sonra iyi ki kadınım demedim ancak biz kadınların sanılandan daha güçlü olduklarına kanaat getirdim. Özellikle bilinç altında kadınların köle/zayıf olduğuna dair inanç kalıbı bulunduğuna inandığınız maço erkeklere okutun. Kitap daha çok gönül ilişkileri üzerinden devam ediyor ancak her ilişkiye uygulayabilmek çok mümkün. Hangi hareketin arkasından ne tür bir bilinç oluyor, karşı tarafta nasıl bir bilinç uyandırıyor hepsini teker teker örneklerle açıklanmış. Her şeyden çok Aykut Oğut'un annesiyle sohbet etme isteği uyandı bende. Nur içinde yatsın, kendi güzel aklı güzel bir kadınmış. Erken kaybettiği eşinin yokluğunu anladığım kadarıyla oğluna hiç hissettirmemiş. Cennetin böyle annelerin ayakları altında olduğuna inanıyorum...
Keşke Kadın Olsam
7.9/10 · 624 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
288 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
İnsan varoluşundan beri, kadın ve erkek iki cinsin anlayış farkı, anlaşmazlıkları hep aynıdır.. İki ayrı cinsin farklı beyin yapısına sahip olduğu ve anlayış farkının bundan kaynaklandığını ise çoğumuz ya çok geç farkeder ya da bir türlü kabul edemeyiz..Bilgilendirici bir kitap.. Şu bir gerçek ki; kadın ve erkek hiç bir zaman birbirini tam olarak anlayamayacaktır:)) Kadın beynini anlayabilen erkek sayısı çok az, erkek beynini anlayabilen kadın çok azdır...
Erkekler Marstan Kadınlar Venüsten
Okuyacaklarıma Ekle
228 syf.
·
2 günde
·
9/10 puan
Kitap, erkeklerin yaşadığı sorunları gayet anlaşılır bir şekilde gözler önüne seriyor. Bazı kişiler tarafından neden cinsiyetçi ya da antifeminist bulunduğunu tam olarak kavrayamadım. Kadın-erkek intihar, tutuklanma ve hastalık yüzdelerini karşılaştırmak mı antifeminist oldu, emin değilim. Kitabın hiçbir yerinde "bu problemlerin suçlusu kadınlardır," gibi bir şey yazıldığını görmedim. Özellikle hükümet ve adalet sistemiyle ilgili olan kısımların kadınların suçu olduğunu söylemek absürt bir ifade olurdu, sanırım. Bazı istatistiklerin bilerek verilmediğini görebilirsiniz, fark ederseniz kitap erkeklerin problemleriyle ilgili kadınlarınkiyle değil. Bu nedenle kadına cinsiyetçiliğin kanıtı olan istatistiklerin verilmemiş olması, genel olarak kitabın "kadınlara cinsiyetçilik yapılmıyor" gibi bir teması olmadığından beni rahatsız etmedi. Bir kadın olarak okursanız çevrenizdeki erkeklerin psikolojisini anlamak açısından faydalı bilgiler edineceğinizi ve erkeklerin yüzyüze geldiği cinsiyetçiliği kavrayacağınızı düşünüyorum. Bir erkek olarak okursanız da kendi bazı hareket ve duygularınızın temelinde yatan sebepleri göreceğiniz ve bunları kontrol edebilmek için adım atacağınız fikrindeyim. Herkesin okuması gereken bir kitap olup olmadığından emin değilim. Çünkü içindeki bilgiler nereye çekerseniz oraya gidermiş gibi geliyor. Cinsiyetçilikliğin "a'ya daha çok cinsiyetçilik yapılıyor", "b daha çok öldürülüyor," yok efendim "ama c'ler Abdülhamid'i savundu," şeklinde tartışılması mide bulandırıcı geliyor bana, cinsiyetçilik her cinsiyet için çözülmesi gereken bir şey, azı çoğu neden önemli algılayamıyorum. Tarafsız ve açık fikirli bir şekilde oturup okuyabilirim, cinsiyetçiliği a, b, c'ye yapılan şeklinde bir yarışa dönüştürmem diyen insanların bu kitapla karşılaşması dileğiyle. Esen kalın, kitapla kalın...
Erkek Olmanın Tehlikeleri
Okuyacaklarıma Ekle