Mektup

1 Takipçi
TAKİP ET
koseli-arti
207 syf.
·
3 günde
·
9/10 puan
Leylim Leylim - A. ARİF/Kendine iyi bak. Bir daha hiçbir ana doğurmaz seni!
Buram buram samimiyet kokusu geldi burnuma! Burnumun direği sızladı! Yazılan her satırda sevgiyi, özlemi, acıyı en derinine kadar hissettim.
kamera
Leylim Leylim
Ahmed Arif'ten Leyla Erbil'e Mektuplar... Ne kadar inceymiş birçok şey eskiden, ne güzel sevgiler varmış. Karşılık bulamayınca başkasına gidilmez, sevgi sevilmediği yerde bitmezmiş. Ah be adam, Öyle güzel cümlelerle anlattın ki sevgini,
kamera
Franz Kafka
'nın
kamera
Milenaya Mektuplar
'ından sonra tek taraflı mektuplar okumamaya yeminli olan ben daha onlarca mektup yazsan bıkmadan okurdum. Ama insan söylemeden edemiyor. Leyla Erbil'in mektuplarına da ulaşılabilseydi keşke dedim. İşte o zaman tam bir şaheser olurdu! Eser boyunca Ahmed Arif'in cümlelerinden yola çıkarak tahmin yürütmeye çalıştım! Yine de doyamadım okumaya. "Gözlerinden öperim canım. En çok da burnundan. Gülme, ciddi söylüyorum." (s. 11) Eserde öyle yerlere geldim ki... Şimdi dedim Ahmed Arif yazmayı bırakacak. Burada canına tak edecek... Hatta bir yerde "Belki son defa gözlerinden öpüyorum. Sade, mezara kadar götüreceğim tek sevdasın. Bunu unutmanı istemiyorum." (s. 176) dediği anda konu kapanacak dedim. Ama öyle bir sevda ki kapanmak bilmedi.
kamera
Attila İlhan
'ın çok sevdiğim bir dizesinde "Ben sana mecburum," diyordu. Leyla Erbil'e olan sevdası da adeta ona mecburcasına devam etti: “Ben senin mecburunum - başkaca yokum.” (s. 83) "Pişman değilim. Bir daha dünyaya gelsem aynı hayatı, daha bir ustaca ve korkusuz yaşarım. Ama bu sefer seni tanımakta gecikmem!" (s. 66) Sahi, insan çekeceği çileye aşık olurmuş değil mi? Görmezmiş onu çile olarak. Canı yandıkça üzerine gidermiş. Bir daha dünyaya gelse yine... Biz yapamayız bunu aynı cesaretle. Ama öyle bir sevda ki eminim Ahmed Arif yapar. Bazı yerlerde -birçok yerde- argo kullanımlar var. Sansürlü olarak yer alsa da günlük hayattan aşinalığımızla gözümüze batmadan edemiyor. Ama diyorum ya "günlük hayattan"... Edebiyatın da hayatın bir yansıması olduğunu düşünürsek çok görmemek gerek. Ben kendi adıma yazarın çektiği sıkıntılı hayata ve samimiyetine verdim. Benim de ağzım bozuk olduğu için çok yadırgamadım. Siz yadırgar mısınız bilemem... Mektuplar! Bir dönemin aynası aslında. Eserde de o dönemin edebi, sosyal, siyasi özelliklerini de görebiliyorsunuz. Ahmed Arif'in el yazısı var birçok yerde. Duyguları gibi yazısı da eşsiz. Kendi adıma birçok yönden hayran kaldığımı ifade edebilirim. Eser bittikten sonra küçük çapta bir araştırma yapmak istedim
kamera
Leyla Erbil
hakkında. Ana hatlarıyla anlatan birçok yerde Ahmed Arif'in adı geçmiyordu bile. Hayat çok acımasız değil mi? Kim bilir, merkezine aldığı insanın merkezinde değildi belki de... Belki de diyorum çünkü kimsenin duygularından emin olamayız. Ama isterdim ki her iki mektuplar da ortada olsun ve iki edebiyaçıdan bir edebiyat şöleni yaşayalım. Hem de en samimisinden! Ne keşfettim biliyor musunuz? Kimse bu kitabı kendine almıyor. Herkes bir başkasına hediye etmek için alıyor. Bir sevdalığa verilebilecek en güzel kitap olarak görüyor belki de. Ya da bir dosta. Bana da kıymetli bir okurdan armağan kalmış olmalı. Kimden anımsamıyorum, affola... Uzun tutmak istemiyorum. Son günlerde okuduğum kitaplarda aradığımı buluyorum. Bu da öyle bir eser oldu benim için. Türünü en güzel şekliyle temsil ediyor. Okuyun, tartışın, hediye edin... Sonuna kadar okuyan herkese teşekkür ediyorum. Keyifli okumalar dileklerimle. Ha son olarak, incelemelerimi çok ilgisiz bırakmayın. -paylaşın mesela- Bugünlerde ben mutsuzum, onlar da öyle olmasın...
kamera
Leylim Leylim
yildiz
8.7/10 · 13,3bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
3.103 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
;