• 62 syf.
    ·1 günde·Beğendi·9/10
    Heavy metal en çok dinlediğim müzik türlerinden biri. Metal müzikle ilgili kitaplar piyasaya çıktıkça da takip etmeye çalışıyorum. Son çıkan kitaplardan biri Heavy Metal adını taşıyor. Karakarga Yayınları’ndan çıkan kitap çizgi roman türünde. Yazan Jacques de Pierpot, çizen Hervé Bourhis.
    62 sayfadan oluşan kitap heavy metalin geçmişten bugüne kadar nasıl geliştiği, hangi aşamalardan geçtiği, hangi sarsıcı olaylarla anıldığı üzerinde kısa kısa bilgilerden oluşuyor. Yazar metal müziğe damgasını vurmuş gruplardan da isim isim bahsediyor. Yalnız niyeyse çok ince bir kitap hazırlamışlar. Oysa sayfa sayısını daha çok arttırıp daha fazla bilgi verebilirlerdi. Böylece daha doyurucu bir kitap ortaya çıkardı kanaatimce. Yine de ellerine sağlık diyelim böyle bir kitabı yayın dünyasına kazandırdıkları için.
    Kitap Heavy Metal başlığı taşısa da sadece heavy metal gruplarını barındırmıyor. Metal müziğin alt türleri olan black metal, doom metal, alternatif metal, nu metal, trash metal türünde müzik icra eden gruplardan da örnekler var. Kitabın başında bulunan, David Vandermeu tarafından yazılan metinde de belirtildiği gibi kitaba isim vermeleri hiç de kolay olmamış. Kitaba hangi adı koyacakları konusunda kararsız kalmışlar. Çünkü heavy metal metal müziğin alt türlerinden biriyse eğer black veya trash metalin bu kitapta yer almaması gerekirdi. Girişte de belirtildiği üzere “kitabı oluştururken tek bir kutuya asla sığmayacak çok başlı bir yılana benzer bu müzik türünü zapt etme konusunda” zorlanmışlar. Neticede hem hard rock hem de metal tutkunlarını memnun edecek bir ad bularak kitaba son noktayı koymuşlar. (Metalcilerin çoğu “ağır abi”lerdir zaten. Bu yüzden “metal”in önündeki “heavy” (Türkçede “ağır” anlamına gelir.) sözcüğünü yadırgamıyoruz.)
    Kitapta önemli bulduğum, ilginç satırları maddeler hâlinde sizlerle paylaşmak istiyorum.
     Metalcilerin yaptığı şeytan boynuzlarını simgeleyen işareti -daha önce Amerikalı bir grup olan Coven tarafından kullanılsa da- şöhrete kavuşturan ilk kişi Ronnie James Dio’dur. Dio geceleri yatmadan önce büyükannesinin kem gözlerden koruması için zafer işareti olan V yerine şeytan boynuzları hareketi yaptığını anlatmıştır. Hareket kısa sürede bir virüs gibi yayılmıştır.
     Metal müziğin doğuşuna imza atan grup Black Sabbath’tır. Grubun ismi 1963 yapımı korku filminden gelmektedir. Black Sabbath kendisinden sonra gelen birçok müzik grubuna ilham kaynağı olmuştur. Grubun üyesi Tony Iommi çelik fabrikasında çalışırken sol elindeki iki kemiği kaybedince acı çekmeden çalabilmek için mi’den do diyez’e geçerken telleri gevşetir. Bu akort, sesin daha kalın çıkmasını sağlar. Iommi triton’u (Orta Çağ’da Hristiyan kulağını sarsacağı ileri sürülerek yasaklanmış düzensiz ses aralıkları) kullanır.
     Metal, gençleri ahlaksızlığa, satanizme, intihara yönlendirdiği gerekçesiyle tepki çeken bir müzik türüdür. W.A.S.P ve Mötley Crüe kadın politikacıların yönettiği Parents Music Resource Center tarafından kara listeye alınan ilk gruplardandır. Albümlerin üzerine “parental advisory” (uygunsuz içerik) etiketinin konulmasını bu kurum sağlamıştır. Hatta The Filthy Fifteen (Pis 15’ler) ismiyle bir liste oluşturulup bu listedeki isimlerin radyoda çalınmasına karşı çıkmışlardır.
     Parent Music Resource Center üyeleri endişelerinde haksız değildir. W.A.S.P ve Mötley Crüe’nün sertlik bakımından ötesindeki black metal grupları gemi azıya almış, cinayet işleyecek kadar sapıtmışlardır. Black metal şiddetle anılır olmuştur. 6 Haziran 1992’de sabah 6.00’da (666) Fantoft Kilisesi ateşe verilir. Emperor’un davulcusu bir eşcinseli, Burzum’un kurucusu Varg Vikernes Euronymous’u öldürür. Mayhem’in vokalisti Dead 1991’de tüfekle intihar eder. 1991’de iki ergenin ihtihar etmesiyle metal müzik yine şimşekleri üzerine çeker. Metal gruplarına çeşitli davalar açılır. Bir seri katilin metal müziğe ilgi duyması bile o caninin dinlediği grubun (AC/DC) suçlanması için bir delilmiş gibi ele alınır. Bu tür olaylar metal müziğin sorgulanmasına sebep olur.
     Şeytan figürü metal müzikte önemli bir semboldür. Ancak bazıları şeytana taparken bazıları da şeytana lanet etmektedir. Örneğin Tom Araya ve Dave Mustaine Katolik inancına sahip olduklarını açıklamışlardır. Stryper konserlerin ardından İncil dağıtacak kadar Hristiyan değerlerine bağlı bir gruptur.
     2003’te Fas’ta 14 müzisyen ve metal müzik tutkununa ahlaki değerlere aykırı hareket ettikleri gerekçesiyle ceza verilmiştir. 2009’da yılında Cannes’da ilk gösterimi yapılan İran filmi “Kimse İran Kedilerinden Bahsetmiyor”da metal müzik sanatçılarının nasıl baskı altında oldukları anlatılmaktadır. Dolayısıyla İslami rejimin baskın olduğu topraklarda metal müzik pek de hoş karşılanmamaktadır.
     Metal müzik işkence aleti olarak da kullanılmıştır. Amerikan ordusu Guantanamo’da hücrede tutulan mahkûmlara son ses metal müzik dinleterek psikolojik bir işkence yöntemi uygulamıştır. Gardiyanların favorisi Enter Sandman’ındır. Ama birçok grup bunu protesto etmiştir.
  • 49 syf.
    ·Puan vermedi
    Saat Ustası Zacharius Usta'nın yaşamının son günlerinde saatleri tek tek arızalanır ve yaşamının bitmesiyle birlikte tüm saatlerde çalışmaya son verir. Kitap merak uyandırmıyor, okuyacağınız daha güzel kitaplara vakit ayırabilirsiniz.
  • 308 syf.
    ·51 günde·Beğendi·8/10
    O dönemi anlatırken ve yaşarken canlı canlı izliyormuş hissi çok acayip, çok gerçek! Kitapların mandalası.. Okuyayım ama bitmesin hissi ile Patti Smith hayranı olunur
  • 165 syf.
    ·4 günde·9/10
    Hayranlık duyduğum bir sanatçı olan Mazhar Alanson'un kendi el yazıları, notları, şarkı sözleri, akorları, çizimleri ve hayatı bulunan bir eser. Eser dememin en önemli nedeni çoğu kişinin aklında yer etmiş müziklerin bu kitapta yer alması ve ortaya çıkış süreçlerinin anlatılması. Mazhar Alanson kitabında birçok konuya yer vermiş, bunlar; çocukluğu, gençliği, müziğe ilk adımları-ilerleyişi, lise yılları, üniversite yılları, seyahatleri, ailesi hakkında bazı bilgiler, MFÖ grubu hakkında bilgiler (tanışmaları ve oluşumu), müzik albümlerinin aşamaları, bestelerinin ortaya çıkışları gibi konular yer alıyor. Kitap çok güzel, okuması çok zevkli fakat zor. Çünkü yazılarını parça parça ve el yazısı olmasından dolayı bazen zorluk çekebiliyorsunuz. Kitabın konusundan ayrı olarak diğer artı yanı bu değerli sanatçının geçmiş yıllara ait fotoğraflarının bulunması. Albüm şekline gelmiş olan bu kitap Alanson'un diğer bir albümü olarakta adlandıralabilir.:) Mazhar Alanson bu kitabında ayriyeten görmüş olduğu kültürleri de karşılaştırıp kendi fikirlerini sunuyor. Yani size kültürel bir bilgi aktarımı da sağlıyor. Sanatçıyı sevenler için güzel bir kitap olacaktır. Yaşanmışlıkların verdiği dersleri okumak, yaşamak ve almak gerekli.

    "Bir zamanlar fırtınalar estirirdim 
    Eskisi gibi değilim şimdi değiştim 
    Kumarım yoktur kavga etmem 
    Her gece barlara gitmem 
    Ne bileyim ben 
    Ah ne bileyim ben"
  • 219 syf.
    “Sadece çocukken güler insan, diğerleri palavra. Çünkü insan büyüdükçe komikliklere değil, acılara gülmeyi öğrenir aslında.”
    Bob Marley

    "Mutluluk için ne az şey gerekir! Bir tulum nağmesi. Müziksiz bir yaşam, yanılgı olurdu."
    Putların Alacakaranlığı - Friedrich Nietzsche

    "Bob"ları severim; Bob Ross gibi, Bob Dylan gibi, Bob Marley gibi.. Aileden biri gibi yani.
    Ne demişidim," Her Bob Zion'a çıkar!"

    Sahi bir düşünün, müziksiz bir dünya? Hele de Reggae’siz bir dünya nasıl bir yerdi acaba? O kadar eskiyi bilemem ama şimdi size Reggae’nin doğuşunu ve benim için anlamından bahsedeceğim, elbette ki bu kitap bağlamında.

    Şimdi şu şarkıyı açıp Reggae dünyasına yumuşak bir giriş yapalım. Değişim için çal etkinliğinin Bob Marley ayağı:

    https://youtu.be/4xjPODksI08

    Önce Rasta ile ilgili anahtar kelimeleri verelim:

    RASTA,RASTAMAN: Rastafari dinini kabul etmiş, o dine inanmış kişilere verilen ad.

    RASTAFARİ: Eski Etiyopya İmparatoru Haile Selassie’yi Siyah Mesih olarak niteleyen ve onu tanrının yeryüzündeki yansıması olarak gören dini ve felsefi hareket. Bu isim Heile Selassie’nin gerçek adı olan “Ras Tafari” den alınmıştır.

    BABYLON : Rastafari dininde, bu dünyayı belirten sözcük. “Bu dünya” ile anlatılmak istenen acılar, sıkıntılar, pislik ve kötülüğün birleşimi olan bir yaşama biçimidir.Rasta’lara göre Babylon, beyazlara özgüdür ve “Babylon sistemi” nin koruyucuları da onlardır. (bugünün para babalarını sayabiliriz). Babylon geriletici, gelişmeyi köstekleyici ve insanı ota çevren bir yaşam biçimidir.( günümüz yaşam şartları için kullanabiliriz)

    DREADLOCK: Saçların hiç kesilmeden uzatılarak, omuzlardan aşağıya bırakılmasıdır. “Dreadlock” ta toka, örgü, saç bağı gibi şeyler kullanılmaz. Zamanla birbirine dolanır ve bildiğimiz rasta örgüsü şeklini alır. Yıkanmazlar, yıkanırsa da doğal sabunla ve çok az sıklıkla yıkanması gerekir. Bu saçlar bilinci simgeler ve Rasta’yı uyanık tutar.

    GANJA: Marijuana’ya rastafaryan anlayışta verilen ad.

    HERB: Bkz. “Ganja”

    HYPOCRITE: İngilizce anlamı “ikiyüzlü” olan bu kelime ile sömürgeci ve baskıcı beyaz yönetimler ve onların temsilcileri işmar edilir. Kimi zaman yardakçılar olarak da kullanılır. Bob Marley çok sefer kullanmıştır şarkılarında.

    JAH: Rastafari dininde tanrıya verilen ad. Yehova sözcüğünden elde edilmiştir.

    MENTO: Reggae’nin en eski atası olarak bilinen, Jameika’daki ilkel folk müzik türü.

    NANTY: Kabiliyetli, becerikli kimse.

    SISTREN: Kız kardeş, dost, arkadaş, broooğğğ

    DREDREN: Erkek kardeş, yoldaş, broooğğğ

    TAM: Genelde yünden yağılan, dreadlock ların üzerine takılan sarı, kırmızı, yeşil renklerde olan şapkalar.

    ZION: Matrix filminden de hatırlarsınız, insanlığın son kalesidir. Rastafari’de, söz verilen topraklar anlamına gelir. Soyut bir kavramdır. Babylon’un zıttıdır. Ulaşılacak yer, mutluluk ülkesidir.

    Bize (Rastalara) yıllarca esrarkeş, müptezel, hippi, serseri, saçı sakalı karışık vs gibi ithamlarda bulunup, Reggae sound ritmiyle atan narin yüreğimizi üzdüler. Bob Marley için de çok şey söylediler. Peki ben nasıl tanıştım onunla? Şöyle:

    Bir yaz günü, sene 2005. Dayımın oğlundan karışık mp3 cd si doldurmuşum. Babama güç bela, borç harç aldırdığım cd çalara takmışım o cd’yi ve ılık Haziran rüzgarı saçımı, yeni tellenen sakalımı ve tüm tüylerimi okşarken, köylülerden aldığım tütünden ince bir dal sarmışım. Mavi duman havaya yükselirken ilk defa o sesi duydum. “ no woman no cry…” O an tüm dünyayı ve sahilleri dolaştım, okyanuslarda kanat açtım. Çok sonraları kim olduğunu öğreneceğim kişiyi o zaman çok sevmiştim. Kadın yok ağlamak yok, sandığım sözleri, ilerde abim düzeltti: “Hayır kadınım, ağlamak yok” idi onun anlamı. İşte o yaşımda artık bir rasta idim.

    Geçenlerde Beyazıt’ın oralarda geçerken sahaflar varmış, bilmiyorum oraları, gittik. Dolaşırken yerde 5 tl lik kitaplar arasında gördüm bu kitabı. Okumam lazımdı çünkü.

    Kitaba gelelim:

    “Ve gülümse, Jamaica’dasın
    Gel, gülsün yüzün Jamaica’da
    Hepimiz birlikte, Jamaica’da
    Şimdi gelin Jamaica’ya
    Duygulu kent, duygulu insanlar
    Görüyorum eğleniyorsunuz
    Reggae ritmiyle dansederken
    Ey güneş adası, gülümse
    Halkımıza yardım edeceğiz…”

    6 Şubat 1945 günü St. Ann’ın az uzağında bir dağ evinde, Robert Nesta Marley yaşamla tanıştı. Yemyeşil bir dağ eteği ve yöresi. Bu köye “zamanın yavaş geçtiği yer” de denirdi. Onun doğduğu ev müze halindedir.
    Beyaz bir baba ve siyahi bir annenin birlikteliğinden doğmuştur ve “ben ne siyahların tarafındayım ne de beyazların” demiş. Gelgelelim babası aileyi terketmiş. Babasız büyüdüğü için tüm eş dost konu komşu ona sahip çıkmış. Büyükbabası en büyük yardımcısıydı. Onun müzikle tanışmasına vesile olmuş pek çok konuda dünya görüşünü etkilemiştir.

    Zamanla okuldan okula şehirden şehire geçim derdi ile savrulan aile Trenchtown’a yerleşir. Nesta burada demirci çıraklığı yapar ama aklı hep müziktedir. Yaşadığı yerde hırsızlık, cinayet, yoksulluk almış başını gitmiştir. O bunlardan hep geri durmuştur ve genelde ailesi ile vakit geçirmiştir. Bu dönemlerde Jimmy Cliff ile tanışmıştır ve müzik dünyasına adım atmıştır.

    Jimmy Cliff’i bunun ile hatırlarsınız belki;
    https://youtu.be/xzGV9Bl6CGg

    İlk plağını doldurur ama tutulmaz. Yılmadan devam eder ve “The Wailing Wailers” grubunu kurarlar arkadaşları ile. Daha sonra yeni bir soluk gelir müzik piyasasına. Bu dönemdeki siyasi çalkantılar gençleri varolma savaşına sürüklüyordu. Bir kuşak düzene karşı durmaya başlıyordu. Dayatılan hayata isyan ediyor, müziklerinde artık “rude boy” denen kültür baş gösteriyordu. Ve Wailiers bu akımın öncülerinden oldu.

    Daha sonra “Rastafari” olgusu ile tanıştılar. Bu öğreti ve felsefe onları, yani asileri devrimci yaptı.

    Gruptan ayrılan üyeler oldu zamanla. Ekonomik sorunlar baş gösterdi. Zorluklar dalga dalga geldi. İleride eşi olacak kadın Rita’yı alıp Amerikaya taşınan annesinin yanına gittiler. Geçim derdinden dolayı pek çok işe girip çıktı. Demirciliği sayesinde Chrysler fabrikasında iş buldu. Ama Sam Amca’nın çukuru onu boğuyordu ve Jamaica’ya döndü. Eski dostlar bir araya geldiler ve patlattılar bombayı:

    https://youtu.be/87HqYVb_mvA
    https://youtu.be/eZ3eA5gxiLs

    Ama hükümet baskısı devam ediyordu ve bir grup üyesi esrar içmekten dolayı tutuklanmıştı. Tüm bunlardan bunalan Bob bir süre çiftçilik yaptı. Yediği kazıkların sonrasında kötü insanlara şunu söyledi “ onlar hakkında kötü şeyler söylemek istemiyorum ama söyleyecek iyi şeylerim de yok.” Çünkü onun besteleri çalınıp kullanılmaya başlanmıştı.

    “Gerçek şu ki, herkes seni incitecek. Yapman gereken tek şey, acı çekmeye değer birini bulmak.”
    Bob Marley

    Hepimizin bildiği şarkısı ise “no woman no cry” dır kuşkusuz. Bu parça Trenchtown’da geçen günlerini anlatır onun.

    “Bu büyük gelecekte
    Geçmişini unutamazsın,
    Sil gözlerini diyorum sana
    Hayır kadın ağlama”

    Artık Reggae dünyayı sarmıştır. Daha sonraki dönemlerde bazı şarkıları Jamaica’da yasaklanmış, sansüre takılmıştır. “Sakıncalı düşünceleri” müziğine yansımıştır çünkü. Gördükleri ve yaşadıklarını artık tutamaz içinde.

    Yasaklı şarkılara bir kaç örnek:
    https://youtu.be/4XHEPoMNP0I
    https://youtu.be/BR0fQ6wJb6A
    https://youtu.be/5Qe23LVs2O4

    Amacı: insanları birleştirmekti. Tüm insanları. Tek silahı gitarıydı. Bu uğurda düzenlenen “Smile Jamaica” konseri düzenlendi. Konser bedavaydı ve tüm halka teşekkür mahiyetindeydi. Ama bir şekilde konser engellenmek istendi ve Bob Marley’in evi kurşunlandı konserden evvel.
    Tüm ısrar ve baskılara rağmen Bob vazgeçmedi ve sahne aldı. Saldırı engel olması amacındaydı ama halkın sevgi selini ve coşkusunu artırmaya yaramıştı.
    Artık bu zayıf saçları dreadlock olan çikolata renkli adam dünyayı sallıyordu.

    https://youtu.be/za01QWLXisQ

    RASTAFARİ

    Marcus Mosiah Garvey, siyahların özgürlüğünü ve kurtuluşunu savunan efsanevi 20. yüzyıl peygamberi olarak kabul edilir. Öğretisi ve yaşamı Bob Marley’i derinden sarsmıştır.

    Özgürlük, bağımsızlık gibi kelimelerin anlamını çok zaman evvel unutmuş, köleliğin verdiği yıkımı yaşayan siyah insanlar dünyası için Garvey ve felsefesi yepyeni bir ses, bir umut oldu. Bu öğreti tüm siyahların birleşmesi ilkesine dayanıyordu.

    Garvey aynı zamanda ödüncü yaklaşımlara ve bu yaklaşımların temsilciliğini üstlenen siyahi liderlere de savaş açtı. Bu liderler yaptıkları konuşmalarda, siyahların beklenen güzel günlerin bu dünyada değil, “Cennet”te gerçekleşeceğini söyleyerek,bu insanları sömürmeye hizmet veriyorlardı. “Cennete itirazımız yok” dedi Garvey, “ama şu anda dünyada yaşıyoruz. Ve çok ayrıdır. İlgimizi bu dünyaya yoğunlaştırıp özgür ve bağımsız uluslar yaratmalıyız.”

    En büyük düşü ise siyahları ait olduğu yere yani Afrika’ya taşımaktı. Bu uğurda taşıma şirketi kurdu ve siyahilere hizmet verdi. Daha sonra ABD tarafından cezalara çarptırıldı ve taşıma izni iptal edildi.

    Artık siyahlar arasında bir peygamber olarak görülüyordu. Afrika’da bir kralın tahta çıkacağını ve kurtuluşun yakın olduğunu dile getirmişti ve yıllar sonra Etiyopya’da bir kral tahta çıktı: Ras Tafari. Beklenen kral oydu. Yeni din bunun ardın doğmuş oldu böylece. Siyahların umudu olan bir din: Rastafari!

    Rastafari mensupları sade giyinir. Tam adı verilen 3 renkli şapkaları onları belli eder. Kırmızı: dökülen kanı, sarı: sahip olunan zenginliği, yeşil: yeryüzünün verimliliğini temsil eder.

    Neyse efendim. Bob Marley Rastafari ile tanıştıktan sonra müziği ve felsefesi farklı bir boyuta ulaşır. Küçücük, dar bir görüş alanına bağlanıp kalan bireyin, dünyayı ve insanlığı göremediğini, kuru, anlamsız bir yaşam sürdüğünü düşünüyordu Marley. Batı dünyası ve Batı kültürünün yaptığı buydu ona göre: insanları küçük dünyalarına, küçük yaşamlarına hapsetmek. Batılılar yani beyazlar. Artık müziği bu insanlığı ayağa kaldırmaya yöneliktir.

    https://youtu.be/oyFmNPoDbDU

    Babylon’un baskılarına tepki vardır artık:

    “Nasıl hala oturabiliyorsun orada
    Ne zaman çevreme baksam
    Acı çeken insanlar görüyorum
    her yerde…”

    Bu kadar şan şöhret neticede para demekti. Ama önce şunu bir izleyiniz dostlar:
    https://youtu.be/VjLSIauDEX0

    "mülk seni zengin yapar mı? Para hayatı satın alamaz. Benim zenginliğim hayatım, sonsuza dek."

    Bob kazancının büyük bir çoğunluğunu yardım kuruluşlarına bağışlıyordu. Kötü durumda olan Jamaica’lılara ayda yaptığı bağış 200bin doları geçiyordu. Afrikadaki okul, kilise, hastane gibi yerlere de yardım ediyordu.
    Şarkıları içinde belki de en anlamlısı “Redemption Song” olsa gerek:

    “Kurtarın kendinizi zihinsel kölelikten
    Kendimizden başkası özgür kılamaz aklımızı”

    “Eşlik etmeyecek misin
    Bu özgürlük şarkılarına ?
    Çünkü tek sahip olduğum, kurtuluş şarkıları,
    Kurtuluş şarkıları”

    https://youtu.be/QrY9eHkXTa4

    Kitabın içinde çok hoş bir röportaj da var. Umarım okuyanlar için keyifli olur.

    Bir gün Bob yere yığılır ve yapılan araştırmalar sonucu kanser olduğu ve çoğu yerini sardığı ortaya çıkar. Memleketinden uzakta olan Dost Bob, tüm umutlar tükenince evine dönmek üzere yola çıkar ama çok fenalaşan Kral, acil hastaneye yatırılır. Tüm bekleyişin ardından 1981 yılının 11 mayıs sabahı Reggae kralı Bob Nesta Marley hayata veda eder. 36 yaşında ve ününün zirvesinde iken aramızdan ayrılır.

    Bu en ünlü Rasta, Babylon’daki cefasını tamamlamış ve Zion’a gitmiştir.

    Peygamber olan Bob artık zion’daki tahtındadır ve oturmuş en kallavi cigaralardan içiyordur. :)

    Onun ardından dünya bu müziği daha iyi tanıdı ve sevdi. Teşekkürler Jah, teşekkürler Bob, teşekkürler Ras Tafari…

    Mezarında hala “GANJA” yetiştiği söylenir. Bir gün orayı ziyaret edebilirsem bunun teyidini yaparım sevgili dostlar.

    Onun ardından şu sözler havada süzülür:

    “Ne zaman işitir gibi olsam
    bir kırbacın şakırtısını
    Buz gibi akar kanım,
    Anımsarım, esir gemisinde
    Ruhumu nasıl yaraladıklarını…”


    Esen kalın dostlar, Jah sizinle olsun. RASTAFAY!!!

    Bonus şarkılar, keyifli okumalar, sağlıcakla dinlemeler :)

    https://youtu.be/KLL3DKZAzig
    https://youtu.be/Li41j14n4aY
    https://youtu.be/ysUcCHngH-I
    https://youtu.be/_fF4x-LljWo
    https://youtu.be/j2G_FA7weGk
    https://youtu.be/pZ7RjaFIP80

    Karadenizden Reggae :)
    https://youtu.be/gUXIDTbrMJo
    https://youtu.be/_SaF9RTqqQI
    https://youtu.be/GDIaH5NzT7U
    https://youtu.be/O8L5_6FaU_0
  • 62 syf.
    ·9/10
    Metal müziğinin nasıl çıktığını, ne zaman ve kimler tarafından çıkarıldığını ve ilerleyişini kronolojik sırayla anlatan çizimler ile desteklenmiş çok iyi bir kitap. Kitapta Led Zeppelin, Deep Purple, Nirvana, İron Maiden, AC/DC, Metallica gibi klasikleşmiş bir çok gruptan bahsediyor. Grupların yaşadığı zorluklar metal türünün önüne geçilmek istenmesi ve türün oluşumunda karşılaşılan olaylar okuyucuya 70'ler 80'ler 90'lar gibi bir sırayla anlatılıyor. Bunların yanında grupların gitarist, baterist, vokal olarak kişilerini de anlatıyor. Ayrıca kitap metal müziğinin alt dallarını da ilerleyişine ve türeyişine göre sunuyor. Kitabı okuduğumda daha iyi anladım ki bu türdeki müzikler diğer türlere göre daha farklı. Metal müzikte olan şey sadece gürültü değil, dikkat edilirse sözler ve sahne çok anlama geliyor. Anlatmak istenilen şey haykırarak dile getiriliyor. Bu haykırmanın ise kendi içinde anlamları var. Rock ve Metal türündeki müzikleri dinleyenler ve sevenler için kaçırılmayacak bir kitap. Tavsiye ederim.
  • 440 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Çıkacağını daha önceden duyup gidip İzmir kitap fuarından indirimle aldığım bu kitap, Kurt Cobain hakkında, çok yoğun ve titiz bir araştırmanın ürünü olan bir eser. Yazar Cobain'ın yakın çevresi ve tanıdıkları ile konuşmuş, günlüklerini incelemiş hatta Cobain'ın orijinal intihar notuna bile ulaşmış ve Cobain hakkındaki en kapsamlı biyografiyi yazmış. Çocukluğunda ailesinin boşanmasını gören ve bunun yıkımını kaldıramayıp acılarını unutması için uyuşturucuya koşan, uyuşturucunun harcadığı bir büyük yeteneğin adım adım intihara sürüklenişini okurken nutkunuz tutuluyor. Hele birde benim gibi ergenliğinde deli gibi Cobain ve Nirvana fanı iseniz daha da boğazınız düğümleniyor. Epsilon yayınlarına bu kitabı çevirdikleri için minnettarım.