n

Nazım Hikmet

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hûr ve bir orman gibi kardeşcesine
Okuman lazım evlat; evirip çevirmeyi, göze girmeyi, falanı filanı bırakıp, okuman lazım...
Reklam
Ben yanmasam sen yanmasan biz yanmasak, nasıl çıkar karan- - lıklar aydın- - lığa...
Mavi Gözlü Dev, Minnacık Kadın ve Hanımelleri
Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev, dev gibi sevgilere mezar bile olamaz: bahçesinde ebruliiiii hanımeli açan ev..
24 Eylül 1945
En güzel deniz: henüz gidilmemiş olanıdır. En güzel çocuk: henüz büyümedi. En güzel günlerimiz: henüz yaşamadıklarımız. Ve sana söylemek istediğim en güzel söz: henüz söylememiş olduğum sözdür.
Reklam
Hatırlıyorum, bir yaz gecesiydi, belki bir İstanbul içlenişi; dudaklarında ateşin ve şiirin sönmemiş direniş ezgisi. Usulca eğilip öpmüştüm seni, uzak bir köye düşerken gölgemiz. Alıp yanına ölümü tek başına gitmek de böyle bir şey sevgili, anılar kalıyor geride; iki büklüm ve endişeli… Uzun bir uykuya yatıyorsun, geniş omuzlarında dünya yükü. Elim elindeydi ve radyoda spiker beş satırla duyuruyor bir ölümü. Birdenbire morarıyor Haziran, birdenbire karanfil göçü. Bir ipeğe dokunur gibi okşuyorum alnını, yüzünü; bir mum daha yakıyorum, bütün odalar yaz körü. Dağların kalbine doğru yürümüştük bir akşamüstü, hatırlıyorum; umudu konuşuyorduk, büyük insanlığın düşünü. Ne garip! Şimdi sessizliğin kapılarını açıyor rüzgâr, öteye beriye savrulmuş eşyalar zamanı ve bir aşk çoğaltıyor gökyüzünü. Eğilip gülümsüyorum sana, gözlerinde ötelerden kalma bir yurt hüznü… Ah bu dağınık kâğıtlar arasındaki papatya sürüleri, içimizden ikimize. Gidip bir taşın gözyaşına yaslanıyorum, iki yalnızlık birden başlıyor, iki şehir göz göze. Hatırlıyorum, kirpiklerimde mavi bir gar akşamı; ne diyorsan çarpıyor kalbime ve tenime. Şimdi sen burada öyle sessiz öyle şiirsiz bakıyorsun, koşup bir masala sığınıyorum, oradan ötekine. Uzun bir söze yatıyorsun, saman sarısı bir bakışı içine çeke çeke…
938 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.