n

Nerde O Eski Ramazanlar

132 syf.
9/10 puan verdi
·
Liked
·
Read in 30 days
Böyleydi bizim eski Ramazanlarımız...
Tüm Ramazan ayı boyunca çerez niyetine okuduğum, içinden sayfamda ara ara bilgiler paylaştığım bir kitaptı.. ‘Ah nerde o eski Ramazanlar’ demek için çokça sebebimiz var artık, hele ki sevdiklerimizden ayrı kaldığımız şu pandemi döneminde.. Bu kitapta, eskilerin Ramazan gelenekleri, siyah-beyaz resimlerle de, öyle güzel anlatılmış ki; Berat kandiliyle başlayan hazırlıklar, iftar sofralarının adetleri, şenlenen evler, eski insanlarımızın cömertliği, mahya geleneği, Ramazan davulcuları, yardımlaşmalar ve sonu bayram ile biten bir süreç.. Dilerim ki, muhtaçlara el uzatmalarımız, yardımlaşmalarımız, paylaşımlarımız bu bir ayla sınırlı kalmaz, eskiyi yaşatmak adına da elimizden geldiğini yaparız. Hepinize HAYIRLI, BEREKETLİ RAMAZANLAR diliyor, bu kitabı yeni nesillere de aktarmak niyetine okumanızı tavsiye ediyorum...
Böyleydi Osmanlı'nın Ramazanı
Böyleydi Osmanlı'nın Ramazanı
,
Tolga Uslubaş
Tolga Uslubaş
Böyleydi Osmanlı'nın Ramazanı
Böyleydi Osmanlı'nın RamazanıTolga Uslubaş · Yağmur Yayınları · 20066 okunma
Unutulan bir Ramazan geleneği: ‘Zimem Defteri’...
‘Zimem Defteri’; borçluların borçlarının yazılı olduğu defter demekti. Günümüzdeki adıyla veresiye defteridir. Eski Ramazan günlerinde zenginler, hiç tanımadıkları bakkal, manav vb. dükkânlarına girer, onlardan ‘Zimem defterini’ çıkarmalarını isterdi. Buradan rastgele müşterilerinin hesabını kapatırlar, “Silin borçlarını, Allah kabul etsin” der, çeker giderlerdi... (
Böyleydi Osmanlı'nın Ramazanı
Böyleydi Osmanlı'nın Ramazanı
kitabından) Hayırlı iftarlar...🤲🏻
Reklam
Unutulan bir Ramazan geleneği: ‘Arife Çiçeği’...
Osmanlı’dan günümüze bayramların özellikle çocuklar için ayrı bir yeri vardır. Bayramdan birkaç gün önce yapılan alışverişin ardından, sabırsızlanarak bayramlık giysilerini bayramdan bir gün önce giyip dolaşan çocuklara, ‘ARİFE ÇİÇEĞİ’ denilirdi..👫🌸 Bayram heyecanını erkenden yaşayan ve sokaklarda neşeyle koşan çocuklara verilen bu isim, onları aniden açan bir çiçeğe benzetmek için kullanılırdı... Bugün Arife, neşeyle koşan çiçeklerimiz misali, bayram heyecanımız hiç sönmesin. Arife Günümüz mübarek olsun. Nice bayramlara sağlıkla kavuşabilmek dileğiyle... *Dilbilimsel: Arife=(Ar. ‘Arefe’) Hacıların Arafat’a çıktığı, bayramdan bir önceki güne denirdi. Günümüzde önemli görülen olayların öncesi için de kullanılır... (
Böyleydi Osmanlı'nın Ramazanı
Böyleydi Osmanlı'nın Ramazanı
kitabından)
Kültür üzerine…
“Kültürün dini hayata kattığı renklilik bir gerçek ise de, ibadet hayatının geçmiş kültürden medet umar hale gelmesi şuuru zedeleyen ciddi bir tehlike...”
bi koşu çocukluğuma gittim
Çocukların çoğu ramazanda oruç tutar, namaz kılarlardı. Sahura kalkmak ayrı bir zevk, öğleye kadar uyumak ve gündüzün, biraz da yapma olan bir mahmurlukla dolaşmak ayrı bir zevkti. Öğle üzeri Kurşunlu Cami'de İbradalı Salim Hoca'nın vaazları dinlenir, ikindi mukabeleleri kaçırılmaz, akşamüzeri de gözler ve kulaklar "tepe"den atılacak topa dikilirdi.
Unutulan bir Ramazan geleneği: ‘Sadaka Taşı’...
Eskiden Ramazan akşamlarının teravih sonrasında varlıklı müslümanlar camilerin en kuytu köşelerinde duran ‘Sadaka taşına’ (içi oyuk mermertaş) yönelir, servetinden o yıl yoksullara ayrılan meblağı kimseden habersiz sadaka taşına bırakırdı. Gece yarısından sonra sadaka taşının etrafındaki kandiller söndürülürdü. Etraf karartılırdı ki, yoksul müslümanlar aynı taştan ihtiyacı kadar alabilsin, kimliği deşifre olmasın. Ne alan vereni bilirdi, ne veren alanı.. (
Böyleydi Osmanlı'nın Ramazanı
Böyleydi Osmanlı'nın Ramazanı
kitabından) Hayırlı iftarlar...🤲🏻
Reklam
Unutulan bir Ramazan geleneği: ‘Teravih Şerbeti’...
Eski Ramazan gecelerinde Teravih namazından sonra halka ‘bal şerbeti’ ikram etmek adettendi. Gül suyu ve hakiki bal karışımıyla imal edilen bu Ramazan şerbeti, daha çok cami önlerinde dağıtılırdı. Bu geleneğe ‘Teravih Şerbeti’ adı verilirdi. Hatta bunun için vakıflar kurulmuştu. Şayet Ramazan ayı yaza rast gelmiş ise, şerbetlerin içine kar atılıp soğutulur öyle ikram edilirdi... (
Böyleydi Osmanlı'nın Ramazanı
Böyleydi Osmanlı'nın Ramazanı
kitabından) Hayırlı iftarlar...🤲🏻
Unutulan bir Ramazan geleneği: ‘Diş Kirası’...
Osmanlı döneminde iftara çağırılan davetlilere, iftar davetinden ayrılırlarken bir hediye vermek adetti. Bu iftarlarda misafirlere ve özellikle yoksullara yemekten sonra ‘Diş kirası’ adıyla para ve çeşitli hediyeler dağıtılırdı. Bazı kaynaklarda, Fâtih Sultan Mehmed’in vezîriâzamı Mahmud Paşa’nın tertip ettiği ziyafetlerde, pilâv içine altın paralar koydurduğu ve bu paralara yemek sırasında onları bulanların sahip olduğu da belirtilmektedir. ‘Diş kirası’ kelimesinde de bir incelik var; Ev sahibi bununla; “Misafirim oldunuz, benim sevap kazanmam için siz eziyet çektiniz, dişlerinizi yordunuz, yani biz sizin dişinizi kiraladık, bu da sizin dişinizin kirası olsun." demek isterdi... (
Böyleydi Osmanlı'nın Ramazanı
Böyleydi Osmanlı'nın Ramazanı
kitabından) Hayırlı İftarlar...🤲🏻
40 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.