Özerklik sözcüğü, özgürce seçim yapabilmeyi tanımlar.
...baskıcı ve eleştirel ebeveynin çocuğun özerklik denemelerini aşırı denetim altında tutması ya da sık sık engellemesi, seçimlerini yaparken bocalayan ve kendini ortaya koymaktan utanan kişilik yapısına zemin hazırlar.
Özerk olmayı öğrenememiş olmanın başlıca belirtileri, karar verememe ya da verilen kararla ilgili şüpheye düşme ve kendini ortaya koymaktan utanmaktır.
Hepimiz şu ya da bu şekilde bize nasıl olunması gerektiğini empoze eden bilgilerle, ideolojilerle, dinsel inançlarla donatılmış bir üst-sistemler karmaşasının, yani bize göre geçmişin ipoteğiyle dünyaya geliyoruz. Yani hiçbiri kendi seçimimiz değil.
Politik özerklik, insan hakları, ifade özgürlüğü gibi üst-sistemle ilgili kavramlardan sık söz edildiği halde, bireysel özerklikten neredeyse hiç söz edilmez. Belki de böyle bir hakkımız olduğunu bilmediğimizden, öğrenemediğimizden. Özgürlükten sık söz ederiz, ama özgür olduğu varsayılan bir insanın da özerkliği öğrenememiş olabileceğini düşünmeyiz.
Özerkliğin engellenmesi, bağımsızlık denemelerine ket vurma ya da ebeveyne bağımlı kılmanın yanı sıra çocuğun makul sayılabilecek seçimlerine müdahaleyi de içerir. Çocuğun seçimleri yerine ona kendi seçimlerini empoze eden ebeveynin, kendi geçmişlerinde özerklikten engellenmiş olma hikâyelerine sık rastlanır. Yani bu olgu pek çok zaman kuşaktan kuşağa aktarılan bir hal de olabiliyor.