"Bilmek istemiyorum bile,
hiç isteğim yok inan... Bakıyorum sana ve kimsin bilmiyorum. Bir yabancı dikiliyor karşımda sanki. Geçmişimden bir yabancı.
Ben de aynı Karaca değilim. Bunu bil."
"Nasıl değilsin? Kardeşim benim karşımdaki-"
"Sen bana kardeş diyemezsin,"
diye böldüm lafını, titreyen ellerimi yüzümden indirirken.
"Tanıtmadım sana kendimi, doğru... İki kardeştik biz, abimle ben. Sonra abim 18'inde terk etti evi. Ünlü bir boksör olmuş. Geçen eylülde maçı vardı, beynine pıhtı attı. Gömdük 1 Ekim sabahı. Kardeşim yok benim."
"Yok mu?"
"Yok."
"Ya Karaca! Aşağı mahalledeki abiler kızarsa ne yapacaksın?! Doğru düzgün sokaktan yürü, kimsenin bahçesine girme kısa yol diye, oyunlarını bölme! O çocuklar deli danalar gibi futbol oynuyorlar, ezerler seni!"
"Kızsınlar, kızarlarsa kızsınlar ezerlerse ezsinler benim abim kocaman! Döver o zaman onları!"
"Hiiiiiiiii kıııız! Tüm mahalleyi dövdürecek
misin abine?!"
"Heeeeerkesi! Hepsini! Abi bu, işi ne? Dövsün!"
Hayır. Artık hiçbir yer güvende hissettirmiyordu. Kunt Vidar Karyeli'nin yanı bile. Dünya bana dokunamazmış gibi gelmiyordu artık, en olmayacak kişi izini avcumun içine kazdığından.