• 312 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Bir başka dünya dağcılık tarihine yön veren dağcı:Rus Anatoli Bukreyev.Kitapta döneminin en iyi ve birbirinden zorlu tırmanışlarının altına imzasını atmış olan Rusların gelmiş geçmiş en iyi dağcılarından birisi olan Anatoli Bukreyev’in yaşamı ve tırmanışlarının yanı sıra onun siyasal bakış açısından da bahsedilmektedir.Her zaman ismi disiplin,cesaret, kararlılık, antrenman,azim ve başarı kelimeleriyle birlikte anılan Bukreyev’in yaptığı birbirinden zorlu Makalu, Annapurna, Everest,K2 ve Lhotse tırmanışı başta olmak üzere bir çok tırmanışının hikayesini bu kitapta bulabilirsiniz.Kısıtlı zamana, bazen günlerce aç kalmaya ve susuzluğa, parasızlığa, kötü hava koşullarına karşı verilen inanılmaz tırmanış hikayelerinin olduğu bu kitabın bütün dağcı arkadaşlarımın kütüphanesinde bulunmasını ve mutlaka okumalarını tavsiye ediyorum.

    Unutmayın yeryüzünden bir Anatoli Bukreyev geçti.
  • 336 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Dünya dağcılık tarihine yön vermiş ve ismini altın harflerle tırmanış dünyasına yazdırmış aralarında Reinhold Messner, Ricardo Cassin,Edmund Hillary,Tomo Cesen, Jeff Lowe, Walter Bonatti, Kurt Diemberger Lynn Hill, Catherine Destivelle gibi isimlerin olduğu 17 dağcı ile yapılan muhteşem bir söyleşi kitabı.Tek kelime ile harika ve örneksiz bir kitap.Kendilerine inanan ve hayallerinin peşinden giden 17 büyük dağcı ile yapılan bu söyleşiyi okuduğunuzda aslında insanoğlunun içindeki potansiyeli, imkansız diye bir şeyin olmadığını o kadar net olarak göreceksiniz ki.En ufak bir hatanın yaşamlarına mal olabileceği bir oyunda onların düşüncelerini, hissettiklerini, neler yaşadıklarını,hüzünlerini,özlemlerini kısaca dağlarda yaşama dair her şeyi bulabileceğiniz bu muhteşem söyleşi kitabını doya doya okumanızı öneriyorum.
  • 288 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Dünya dağcılık tarihin gelmiş geçmiş en iyi dağcısı olarak bilinen ve bir çok ilk tırmanışın altına imzasını atmış olan ve dağcılık dünyasında “İlklerin Dağcısı” olarak bilinen İtalyan alpinist Reinhold Messner’in hayatının ve yaptığı birbirinden zorlu tırmanışların hikayesinin anlatıldığı kitabı özelikle dağcı arkadaşlarımın birkaç sefer okumasını ve kendilerine dersler, öğütler çıkarmalarını isterim.Aslında bu kitap insanoğlunun istediğinde neler yapabileceğinin en güzel kanıtı olarak önümüze çıkıyor.Cesaret, kararlılık, iç disiplin, korkuyu alt edebilme, azim ve başarma duygusunun ulaşabileceği limitleri çok iyi anlatan bir tırmanış kitabı diyebilirim.Kitapta oksijen desteksiz Everest tırmanışı,Everest ve Nanga Parbat solo çıkışları,Gasherbrum I alpin tarzda tırmanış,Eiger Kuzey duvarı hız tırmanışı,14*8000 projesi gibi bir çok tırmanışın bazen dramını,bazen de mutluluğunu bulabilirsiniz.Dağcılığın tarihine yön veren İtalyan dağcıyı daha yakından tanımak isteyenler için bu muhteşem kitabı bütün dağcı arkadaşlarıma şiddetle öneriyorum.
  • 396 syf.
    İletişim Yayınları’nın Futbol Dizisi kitaplarından “Samsunspor/Kırmızı Beyaz Siyah” altı bölümden oluşuyor. Kitabın ilk bölümünde kentte özellikle futbolun gelişimi geçmişten bugüne artzamanlı bir anlayışla ele alınıyor. Kulüplerin yavaş yavaş açılmaya başladığı 1900’lerin başlarından 1923’lere kadarki cılız ortam Kurtuluş Savaşı sonrası hareketleniyor. 1930’lara kadar ve sonrasında futbol, yüzme, atletizm gibi branşları da içererek kurulan kulüplerin, sadece eğlenmek değil, tiyatro gösterileri, yabancı dil eğitimi gibi etkinlikler üzerinden cumhuriyet projesinin beden ve kültür politikalarını da hayata geçirdiğini gözlemliyoruz. Kesintili de olsa 60’lara kadarki dönemin var olan ya da yeni kurulan kulüpleri, mıntıka, bölge ve Türkiye Şampiyonası finallerinden maç kadroları, yöneticiler hakkında ansiklopedik bilgiler aktarılıyor. Dönemin gazetelerinden alıntılanan bazı maçların o dönemki sunumu özellikle dil malzemesi açısından dikkate değer. Türkiye Futbol Federasyonu’nun profesyonel takım kuruluş çalışmaları sonucunda pek çok şehir takımında olduğu gibi Samsun’da da farklı kulüpler birleşerek Samsunspor Kulübünü oluşturuyor.

    Kitabın ikinci bölümünde 1965-1985 yıllarını kapsayan dönemin ön plana çıkan maçlarının öykülerini kuru ansiklopedik bilgiler olarak değil, genelde maçı yaşayan futbolcuların ve taraftarların anılarının desteklediği öyküleyici metinler üzerinden okuyoruz. Dönemin yıldız futbolcuları Nuri Asan ve Temel Keskindemir’in özlü biyografileri yerele bağlılık, fedakârlık ve yardımseverlik kültürünün izleriyle dolu. Az gol yiyip az gol atan, evinde genellikle galip gelirken, deplasmanda mağlup olan bir takım karakteristiği oluşuyor. Bu bölümdeki anlatılarda birinci ligden düşüş ya da birinci lige yükseliş gibi zor durumlardan çıkışta neden sonuç ilişkilerinin değil olağanüstülüklerin devreye girişi; örneğin uzun süren gol atamama dönemi sonunda kritik bir maçta futbolcuya muska takılması, golü o futbolcunun atması ve takımın ligde kalması efsane motifleri taşıması bağlamında halkbilim malzemesi olarak da okunabilir. Aynı dönemde 1. ligden 2. lige iki kez düşüp tekrar 1. lige çıkması Samsunspor’un direngenliğinin ipuçlarını sunmaya başlıyor.

    Tarihsel sürecin anıların desteklediği öyküleyici anlatımla sunulduğu üçüncü bölüm, 80’li yıllarda Türkiye Milli Takımı ve Samsunspor’un kaleciliğini yapmış, günümüzde spor yazarlığını sürdüren Fatih Uraz’ın dönemin analizini yapan sevgi ve fedakârlık temalı metniyle açılıyor. Uraz’ın başarısızlık- başarı-başarısızlık dizgesini futbol için somutlama çabası dikkate değer. Futbolda maddi sorunları rahatça çözümleyebilen profesyonel bir yönetim, güçlü taraftar desteği, tarafsız hakemler, istikrarlı teknik ekip ve birbiriyle uyumlu, para sıkıntısı yaşamayan futbolcular başarıyı getiriyor. Maddi sorunlar, yerel kaynaklardan yararlanmak yerine transferle takım kurmaya çalışan yönetici zihniyeti ise başarısızlığa neden oluyor. Genel yapı bozulmaya başladığında ise itaat ilişkileri üreten var olan hiyerarşik yapıyı korumak ve yönetici-futbolcu-taraftar iletişiminin sürekliliği bir süre daha durumu idare ettirebiliyor. Ancak çözülme kaçınılmaz. Samsunspor tarihinde en başarılı dönem olan 1984-1989 yıllarının öyküsü, o dönemin futbolcularından Emin Kar’ın, kentten ve gurbetten taraftarların takım, tribün kültürü, takıma aidiyetle ilgili anlatılarıyla zenginleşiyor. Bu bölümde dikkat çekici ilk unsur, Başkan Hasbi Menteşoğlu ve ailesi özelinde tarıma dayalı üretimle zenginleşen bir aile şirketinin futbol takımı üzerinden tanınır olmasıyla birlikte, medyanın ve devletin denetim kurumlarının etkisiyle zamanla nasıl çözüldüğü, karşılığında ise futbol takımı ve kentin gerçekleştiremediği sıçramanın görünür kılınması. Bilimden ziyade yerel kültürün kendiliğindenliği, bireysel fedakârlıklarla şekillenen bir kulüp kültürü hem başarıyı hem de başarısızlığı getiriyor. Dikkat çekici öteki unsur ise dönemin star futbolcusu Tanju Çolak’ın biyografisi. Öykü Rocky Balboa ve Kızgın Boğa’daki sinematografik malzemeyi fazlasıyla içinde barındırıyor. Magazin kültürüne bir dönem yeterince malzeme sağlayan (Hülya Avşar’la ilişkisi, Kaçak Mercedes olayı) yaşantısı dışarıda bırakılsa da taşrada keşfedilen, disiplinli çalışarak yükselen, olgunlaşan ve başarıya ulaşan bir futbolcunun hayal kırıklıklarıyla biten öyküsü olarak okunabilir.

    90’lı ve 2000’li yılların ele alındığı dördüncü bölümde, Başkan İsmail Uyanık, yıldız futbolculardan Ertuğrul Sağlam, Celil Sağır ve Serkan Aykut görüşmeleriyle tarihsel sürecin dökümü tamamlanıyor. 90’lı yıllar boyunca, ayrıca 2000’li yılların ilk bölümünde başkanlık yapan İsmail Uyanık’la yapılan görüşmede kişiselliğin merkezde olduğu bir profesyonel yönetim geleneği oluşturma çabası göze çarpıyor. Satır aralarında futbol-siyaset ilişkisinin dinamiğiyle ilgili ipuçları var. Belediye başkanının kulüp başkanı olduğu yapıyı hayal eden İsmail Uyanık 2000’lerin başında bunu hayata geçiriyor, ancak sonraki iki yıl içinde takım ikinci lige düşme konumuna geliyor. Milletvekilleri ve belediyelerden maddi destek beklentisi sürekli vurgulansa da ikinci kez başkan olduğu dönem de gösteriyor ki, kendi öz kaynaklarıyla var olmaya çalışan özerk bir yapı çözüm gibi görünüyor, her ne kadar kendisi farkında olmasa da. Kurumsallaşmayı gerçekleştirdiğini zannedip 2000’lerin ikinci yarısında başkanlıktan ayrıldığında Samsunspor ikinci lige düşüyor. Siyasetçiler için futbolun en azından reklam beklentisi anlamında bir araç olduğu gerçeğini bir kez daha fark ediyoruz. Görüşmenin ikinci bölümünde yaz döneminde ve devre arasında spor gündemini sürekli meşgul eden futbolcuların ilginç transfer öykülerini bir başkanın samimi açıklamalarından okuyoruz. Ertuğrul Sağlam Samsunspor’a geliş sürecini, zihinsel sıkıntıların hâlâ sürdüğü kaza sonrası yeniden yapılanma sürecinde yaşanan zorlukları, yıldızlaştığı transfer dönemlerinin maddi fedakârlık öykülerini; eğitim, tecrübe ve cesaretiyle futbolculuktan yardımcı antrenörlüğe, ardından başarılı bir teknik direktörlüğe evrilme sürecini anlatıyor. Samsunspor’la özdeşleşen Celil Sağır ve Serkan Aykut görüşmelerinde en dikkat çekici nokta, Başkan İsmail Uyanık’ın etkisiyle en verimli dönemlerinde Samsunspor’da kalarak fedakârlık yapmalarıyla; İstanbul kulüplerine transfer olarak hem maddi anlamda tatmin olmak hem de popüler olma isteğinin çelişerek görünür olması.

    Kitabın taraftarlık ve tribün kültürüyle ilgili beşinci bölümünde; Samsunspor’u tutmanın kökenleri (maçını tribünden izleme, radyodan dinleme…) 1989 yılında yaşanan kazanın acısını azaltmaya yönelik sahici anlatımlar ya da anlatmaktan kaçışlar, özellikle İstanbul kulüpleriyle, Trabzonspor’la, kupa finalinde Sakaryaspor ve son kez ligden düşülen Malatyaspor maçlarıyla ilgili anılar ön plana çıkıyor. Şiddet 90’larda tribünlerin önemli bileşenlerinden. Hüzün, sevinç ve şiddetin iç içe geçtiği fedakârlık ve diğerkâmlık öyküleri okuyoruz. Tribünlerde, 60’larda Lazigolar ve Amigo Lazigo Yılmaz’la başlayan, 80’lerin ikinci yarısından itibaren Şirinler ve Söğütlübahçeli Çılgınlar’la dönüşen, 2000’lerin ikinci yarısından sonra ise çok sayıda tribün grubunun ortaya çıkıp kaybolduğu gözlemleniyor. Amigo merkezli 60’ların tribün kültürü, 80’lerin ikinci yarısından sonra yine şahıs merkezli tribün gruplarının varlığı nedeniyle bir türlü sağlam bir geleneğe dönüşemiyor. 50’lerin iç göçle oluşan canlı kent atmosferinin 80’lerden sonra kentin yoğun göç vermesiyle çözülmesi tribün kültürüne birebir yansıyor.

    Kitabın son bölümü sınırlı da olsa sürecin sosyolojik analizine ayrılmış. Bu süreç boyunca süren göçe bağlı nüfus hareketleri kent kimliği ile bağlantılı bir taraftarlık bilincinin oluşumunu engelliyor. Tütün ticareti, liman, demiryolu ve uluslararası fuarın varlığı 1970’lere kadar temel gelişim dinamiğini oluştursa da 80 sonrası özelleştirme politikaları, sermaye birikiminin oluşmaması, ticaretle gelen cılız birikimin ise göçle birlikte merkezi kentlere kayması çözülmeyi getiriyor. Bu çözülme Samsunspor’un öyküsüyle koşut ilerliyor. Satır aralarında 70’li yıllarda futbol oynanan arsaların şehrin kentleşme sürecinde apartmanlarla dolmasının öyküleri var. 80 sonrasında kentsel dönüşümle birlikte çocuk, hayvan ve oyunun yerini; apartmanlar, bulvarlar, üstgeçitler ve futbolla kaynaşmayı engelleyip yabancılaşmayı arttıran parklar alıyor.

    Sonuçta nasıl ki “başka bir dünya mümkün”e inanç sürüyorsa, Samsunspor için de geleceğin daha iyi olabileceğine dair umudu, derlemeyi oluşturan yazarların hemen hemen hepsi az çok içlerinde taşıyor ve bunu yazılarında vurguluyorlar.

    Serkan Parlak – edebiyathaber.net (15 Mayıs 2019)
  • 197 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Dost sıcaklığında yazılmış bir kitap.2009 yılında Everest Ana Kampa yürüyüş yapan Sevgili A.Rüştü Hatipoğlu’nun gezi hatıra tarzında bizlerle paylaştığı,adeta bizlerle konuştuğu çok içten ve sevecen bir kitap.Aynı zamanda Tibet ve Nepal resimleriyle,yörenin kültürüyle,insanıyla zenginleştirilmiş, detaylı bilgiler verilmiş insanda hoş bir tat bırakan kitaplardan.Yürüyüş sırasında sevdikleriyle,okurlarıyla sürekli olarak mektuplaşan,iletişim araçlarını kullanan Sayın Hatipoğlu, okurlarından gelen bütün iletilere de kitapta yer vermiştir.Özellikle Nepal ve Tibet gibi mistik yerleri merak edenler için güzel bir kitap.Size şimdiden iyi yolculuklar.
  • 55 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Kitap, adından da anlaşılacağı gibi dağcılıkta kullanılan düğümleri ve bu düğümlerin atılış şekillerini anlatıyor.Ayrıca, kitapta düğümlerin yanı sıra ip kullanımını,güvenli tırmanış ve iniş yapabilmek için güvenli tırmanmayı ve bu tırmanışlar sırasında bilinmesi gereken güvenlik önlemlerinden bahsediliyor.Düğümlerin çizimlerinin, detaylı anlatımının ve alternatif düğüm çeşitlerinin de işlendiği kitabı dağcılık ve kaya tırmanışı yapan kişiler başta olmak üzere, kanyoning, mağaracılık ve arama kurtarma faaliyetlerine katılan herkese tavsiye ediyorum.
  • 207 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Ülkemizin ilk bouldering yani kısa kaya tırmanış kitabı olan Bafa Gölü Bouldering kitabı adından da anlaşılacağı gibi Bafa Gölü civarında yapılabilecek bouldering tırmanış rotalarını içeriyor.Yaklaşık 10 yıldır o bölgede tırmanışlar yapan Sevgili Zorbey Aktuyun’un kaleme aldığı kitapta 270 boulder rotası ile 550 boulder problemi bulunmaktadır.Büyük bir özveri ve emekle hazırlanan kitap Bafa’nın güzelliklerinin,doğasının, kayasının zevkini çıkarmak isteyenlere kesinlikle öneririm.Tüm boulder rotalarının fotoğrafları ve krokileriyle zenginleştirildiği kitabı bouldering antrenmanı yapmak isteyen herkesin okumasını isterim.Şimdiden sizlere keyifli tırmanışlar
  • 207 syf.
    ·Beğendi·10/10
    2000 yılında yine Sevgili Tunç Fındık’ın ülke dağcılığına kazandırdığı “Kaçkar Dağları” kitabında o bölgede bulunan Kaçkar,Kavron,Verçenik,Bulut,Altıparmak, Marsis,Tatos gibi dağlar yer alırken, bu kitapta özellikle Kavron ve Verçenik bölgesinde yapılabilecek teknik ve alpin tarz tırmanışlara yer verilmiştir.Kitapta bulunan 26 adet farklı rotanın çok iyi detaylandırılmış, fotoğraflanmış ve topoğrafi çizimleriyle desteklenmiş olduğunu görürüz.Elimizdeki bu kitap Verçenik bölgesini anlatan yegane tırmanış kitabı olması itibariyle, bu bölgede teknik tırmanış yapmak isteyen herkesin okumasını ve sağlıklı bir şekilde tırmanmasını isterim.Sizlere şimdiden Verçenik bölgesinde yapacağınız tırmanışta iyi faaliyetler.
  • 112 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Antik çağdan günümüze tanrılarıyla, keşişleriyle, tarihe konu olmuş hikayeleriyle ön plana çıkan Uludağ ya da diğer adıyla Olympos Dağı’nda bulunan kar-buz-kaya karışık tırmanışını içerdiği için miks tırmanış adıyla bilinen tırmanış rotalarının anlatıldığı kitap aynı zamanda Uludağ’ın tarihi ve mistik yolculuğuna da götürüyor sizleri.Kitapta her yıl Mart sonu gibi düzenlenen Keşiştepe Miks Tırmanış Şenliği rotalarının yanı sıra Kuşaklıkaya rotaları ile daha bir çok miks tırmanış rotası yer almaktadır.Mantar Sote, Vahşi Keşiş,Darbeci General,Gürüz-Altoparlak rotası başta olmak üzere kitapta birçok rotayı inceleme imkanınız olabilir.Türkiye’nin en önemli miks tırmanış bölgelerinden birisi olan Uludağ’da tırmanış yapmak isteyenler için bulunmaz bir kaynak.
  • 176 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Antalya çevresinde yer alan Geyikbayırı, Olympos, Kaputaş, Öküzini, Ceneviz Mağarası ve Akyarlar bölgesindeki kaya tırmanış rotalarının ve buradaki tırmanış sektörlerinin detaylı bir şekilde anlatıldığı,sektörlerin yerlerini gösteren uydu görüntüleri ve panoramik fotoğraflarla desteklendiği, rotaların çok büyük bir bölümünün renkli fotoğraflar üzerinde işaretlendiği ve görsel çizimlerle desteklenen harika bir tırmanış kaynak kitabı diyebilirim.Rota bilgilerinin yanı sıra rota üzerindeki boltlar,uzunlukları,türleri ve boltlama yöntemi hakkında da detaylara yer vermiş çok detaylı ve ince bir çalışma ile hazırlandığı her halinden belli olan muhteşem bir tırmanış kitabı diyebilirim.Özellikle Antalya civarında tırmanış yapmak isteyen arkadaşların en kısa zamanda bu kitapla tanışmalarını öneriyorum.