• Değişim ve değişim ihtiyacı olmayan yerlerde zeka yoktur.
  • Keyfiliğe rastlantılara yer yoktu.
    Herşey bir yasaya bağlı...
  • Bir teknolojinin dünya çapında 50 milyon kullanıcıya ulaşmasının ne kadar sürdüğünü gösteren penetrasyon hızını düşünün. Radyonun (ilk kablosuz) 38 yıl, telefonun 20 yıl, televizyon 13 yıl, cep telefonu 12 yıl, internet 4 yıl, Facebook 2 yıl, YouTube 1 yıl, angry birds 35 günde yaygınlaştı.
  • Zamanda seyahat edebilecek bir makine!
  • 278 syf.
    Mobil telefonlar hayatımıza o kadar hızlı girdi ki hızı karşısında hepimiz şaşkına döndük ve bağımlısı olduk. Öyle ki; elimiz ayağımız ve bütün dünyamız oldu küçücük aletler.

    Bir arkadaşımızla konuşurken aramızda geçen bir bahis telefonu kapattığımızda karşımıza reklam olarak çıktı. Alacağımızı söylediğimiz ürünün indirimli fiyatları ekranımızda kaymaya başladı henüz araştırmamışken. Veya arama motoruna bir iki harfini yazdığımızda Google Efendi bunu mu dediniz diyerek bize kolaylık sundu.(!)

    Biz herhangi bir şeyi konuşurken veya düşünürken karşımızda hazır bulma kolaylığı çok hoşumuza gitti, arkasında çalışan yapay zeka gönlümüzü kazanmıştı. Fakat işler bununla sınırlı kalmayacaktı.

    Yapay zeka (YZ) çalışmaları küresel ölçekte o kadar arttı o kadar arttı ki özellikle iki dünya ABD ve Çin’de yapay zekanın yapabilecekleri, Hollywood’un konuya yaklaşımı da üstüne eklenince korku imparatorluğu aldı başını gitti. Robotlar önce işlerimizi elimizden alıyorlardı ardından da yönetimimizi. Ve tabi kaos.

    Kai-Fu Lee işte tam bu noktanın göbeğinde bulunan bir isim. Yapay Zekan Enstitüsü başkanlığının yanı sıra Google China’nın kurucu olan Lee, Microsoft ve Apple’da yöneticilik de yapmış bir kişi. Yani yapay zeka konusunda dünyada iki kutupta da bulunmuş.

    Silikon Vadisi’nin bir klonu olarak görülen Çin internet ve inovasyon dünyası için gözlem ve eleştirileri bu iki dünyanın da içinden geldiği için önemli ve nokta atışı. Orijinal ismi “AI Superpowers, China Silicon Valley and The New World Order” olan “Yapay Zeka ve Yeni Dünya Düzeni Çin Silikon Vadisi” kitabı dokuz bölümden oluşuyor.

    “Çin’in Sputnik Anı” isimli birinci bölümde; Çin’in internet ve yapay zeka çalışmalarının düşünce altyapısı ve işleyişiyle ilgili giriş bilgilerini sunuyor. “Kolezyum’daki Kopyacılar” bölümünde ise Silikon Vadisi’nin Çin’e taşınma (aktarılma) sürecini anlatıyor Kai-Fu Lee.

    Çin internetinin ilk dönemine damgasını vuran Silikon Vadisi’nin kopyalanması “Klonlanması” Çin için oldukça normal karşılanan girişim. Halbuki işin Silikon Vadisi tarafında bu durum tam tersi bir etkiye sahip. Kolezyum tanımlaması ise sayfaların içine girildiğinde hedefi tam 12’den vuruyor. Çin’deki kural tanımaz ve hiç bir müsamahaya yer olmayan rekabeti ve hızlı büyümeyi Orta Çağ’ın Gladyatörlerinin hayatta kalma savaşı güzel betimliyor. Çin internetinde ayakta kalacak bir girişim yapmak istiyorsanız kurallar belli: Kuralsızlık.

    Üçüncü Bölümde “Çin’in Alternatif İnternet Evreni”ni anlatan Lee, Çin devletinin internet dünyasının gelişmesi için uygulamaya koyduğu “Yığınsal girişimcilik ve yığınsal inovasyon” sloganın içeriğini ve işleyişini anlatıyor. Verilerin nasıl işlendiğinden, yeni bir girişimin ne gibi yenilikleri kısa sürede kitlelere ulaştırmasını bir çoğumuzun bildiği fakat kısıtlı olarak kullandığı WeChat uygulaması örneği üzerinden anlatıyor.

    Ülkemizde sadece mesajlaşma ve konuşma uygulaması olarak kullanılan uygulama, Çin’de kullanıcısına yemek siparişinden banka hesabına kadar geniş bir yelpazede hizmet ve kolaylık sunuyor. Detayları Lee’nin satırlarından okumalısınız, bambaşka bir dünyanın kapıları önünüzde açılıyor gibi hissedeceksiniz.

    “İki Ülkenin Hikayesi”nin anlatıldığı dördüncü bölümün ardından esas konuya giriş yapıyor Lee, “Yapay Zekanın Dört Dalgası”. Yapay zekaya dair teorik, tabi pratiğe yansıyan taraflarıyla birlikte, bilgilerin ve sürecin bulunduğu bölüm YZ hakkında temel bilgi gereksiniminizi fazlasıyla karşılayacak.

    “Ütopya, Distopya ve Gerçek YZ Krizi” isimli altıncı bölümde “düşünen makinelerin” hayatımızda edinecekleri yeri anlatıyor. Karanlık bir Hollywood filmi gibi. Fakat Lee bu kadar karamsar değil. Bahsi konu edilen karanlık senaryoların gerçekleşmesinin günümüz teknolojisiyle mümkün olmadığını ısrarla ifade eden Lee, bilim insanlarının akademik göstergelerin dünya ürünü haline gelmesini konusunda biraz abartılı tahminler ileri sürdüklerini iddia ediyor.

    YZ alanında 1980’lerin başında çalışmalarına başlayan Lee, kendi tahmininin 5 yıl içinde YZ’nin bütün dünyayı kasıp kavuracağı olmasına rağmen bunun 25 yıl gibi 5 kat bir farkla gerçekleşmeye başladığını ve yanıldığını ifade ediyor.

    Fakat YZ çalışmalarının ilerleyen yıllarda ekonomik açıdan insan istihdamını olumsuz etkileyeceğinin kesin olduğunu da sözlerine ekleyen Lee, ekonomik uçurum ve paylaşımdaki makasın giderek daha fazla açılacağı öngörüsünde bulunuyor ki bu pek sürpriz bir sonuç değil.

    Bu bölümde esnek çalışma ve yeni istihdam alanlarının da oluşacağını ifade eden Lee, gelişmelerin tamamen olumsuz sonuçlanmak zorunda olmadığını önlemlerin alınabileceğini ve hatta önlemler alınması gerektiğini sert bir biçimde belirtiyor.

    2013 yılının başında talihsiz bir şekilde kanser olduğunu öğrenen Lee için hayatın ve çalışmanın akışı birden değişiyor. “Kanserle Gelen Bilgelik” isimli yedinci bölümde kanserle savaşını ve dünyaya karşı olan tutumunu gözden geçiriyor Kai-Fu Lee.

    Ömrünü yapay zeka çalışmalarına adamış bir insanın işin sonunda yapay zekaya değil de insana dönmesi yakalandığı hastalık sayesinde oluyor. Evet yapay zeka bir doktora göre teşhis ve tedavide daha yüksek başarı gösterecek bundan kuşku duymuyor fakat robotların kalbinin olmadığı gerçeğini göz ardı edemiyor. Size hastalandığınızda ilaçtan önce sevgi gerekiyor. İlgi gerekiyor. Bu gerçek aslında bütün teknolojik ve bilimsel gelişmelerin temelinde yatan o öze götürüyor bizi.

    Seviyor ve seviliyorsanız bu dünyada bir anlamınız var gerisi teferruat.

    Lee için gerçek trajedi daha fazla yaşayamayacak olması değil, en yakınındakilerle sevgisini cömertçe paylaşamayacak ve bunca zaman paylaşamamış olması. İşte bu nokta sevgiyi ve YZ çalışmalarının göz ardı ettiği esas gerçeği ortaya koyuyor: İNSAN.

    Sekizinci bölümde hastalığı süresince ve sonrasında insan faktörünü YZ ile bir arada nasıl sürdürebileceği üzerine düşüncelerini paylaşıyor Lee, “İnsanla YZ’nin Bir Arada Var Olmasını Sağlayacak Anahtar” ismini verdiği bölümde gözlerimizi geleceğe, ileriye diktiğimiz kadar, etrafımıza da bakmaya mecbur olduğumuzu hatırlatıyor bizlere.

    Son bölümde ise “Küresel YZ Hikayemiz”i anlatıyor Lee. YZ’nin doğru anlaşılıp kullanıldığında bütün insanlık için eşsiz bir ekonomik gelişme ve refah yaratacağını fakat bunun için insanın öncelenmesi gerektiğini vurguluyor defaatle.

    Kitap aslında bir insanın ömrünü verdiği çalışmaların nasıl seyir değiştirebileceğinin güzel bir örneğini sunuyor. Vazgeçilmez olarak gördüğümüz iş hayatımızın aslında nasıl sabun köpüğü bir etkisi olduğunu, öncelik ve sonralıklarımızın ne kadar tutarsız ve yanlış olduğunu, bunun yanında çalışmanın aşkla şevkle yapıldığında nasıl güzel sonuçlar doğurduğunu ve günün sonunda insan kalabilmenin ne kadar zorlaştığını anlatıyor.

    Lee, insan olabilmek ve insan kalabilmenin, buna sabır göstermenin ne kadar zor fakat meyvesinin de bir o kadar tatlı olacağını kendisinden hareket ederek anlatıyor. Alınacak çok ders geçilecek çok yol var.
  • Gözlerimizi geleceğe, ileriye diktiğimiz kadar, aynı zamanda etrafımıza da bakmaya mecburuz...
  • Hızlı internet , hızlı elektronik cihazlar, hızlı işlemciler, hızlı arabalar ve trenler. Peki bu hıza insan yetişebiliyor mu ? Elbette hayır.

    Her şey bu kadar hızlıyken insanın tek başına tüm işlere yetişmesi imkansız. Dolayısıyla gelişen teknoloji aynı oranda insana yardım etmeli. İnsanların günlük yaşamda her şeyi hızlı elde etmeleri hayatlarına da bir koşuşturmaca katmaları anlamına geliyor. Mesela bundan yıllar önce bir işe devam ettirebilmek için kargo beklediğinizde bu günlerce sürüyordu. Siz o esnada farklı işlerle meşgul olabiliyor veya istirahat edebiliyordunuz, şimdi ise durum farklı , kargo 1 günde teslim ediliyor. Herhangi bir ürün maksimum 5 gün içinde temin edilebiliyor. Bu hız insanların birim zamanda daha fazla iş yapmalarına ve daha fazla yorulmalarına sebep oluyor.

    İnsanların hızla akıp gitmekte olan hayatta herşeye yetişebilmesi için de teknolojiye ihtiyaçları var. Bu gereksinimi bir nebze karşılamak üzere yola çıkan ABD’li otomotiv devi Ford , Agility Robotics ile işbirliği yaparak bambaşka bir hayatın kapılarını aralıyor. Ford tarafından geliştirilen Otonom bir araca sahip Digit adındaki robot kargo dağıtım alanında faaliyet gösteriyor. Otonom araçla internet üzerinden haberleşen robot araçtan inip kargoyu alıyor ve teslimat alanına götürüp bırakıyor. Sonrasında araca binen robot otonom araçla bölgeden ayrılıyor. İnsan elinin değmediği bu teslimat işlemi biraz ürpertici gelebilir ama şuanda başarılmış durumda.

    https://www.yerelbt.com/...m-eden-rotot-uretti/
  • Çalışma hayatı güzel görüldüğü kadar kendi içerisinde zorlukları barındırır. Patron emrinde çalışmak bir çok kişinin hoşuna gitmez. Peki ya kendi işinin patronu olabilir mi insan? Elbette olabilir. Fakat bu işte göründüğü kadar kolay değildir. Birçok sorumluluk, insanın üzerine yüklenir. Bütün bu sorumluluklara hazırsanız, o zaman ilk dersimize geçebiliriz. Start-up dünyasında en çok kullanılan terimleri bir araya getirdim. Gelin hep birlikte bunları yakından inceleyelim.

    Start-up ve Girişim Arasındaki Fark
    Uzaktan bakıldığında ikisi de aynı anlama gelen kelimeler gibi gözükürse de tamamen farklı anlamlara gelmektedir. Start-up, sürdürülebilir ve ölçeklendirilebilir bir iş modeli arayan organizasyona verilen isimdir. Girişim ise aşırı belirsiz koşullar altında insanlar için tasarlanmış, yeni ürün ve hizmetlerin ulaştırılmasıdır. Genel özellikleri birbirine benzese de girişimin aşırı belirsiz olması, ikisini birbirinden ayırır.

    Lean Start-up(Yalın Girişim): Girişimcinin, büyük maliyetli, uzun ar-ge çalışmaları gerektiren süreçlerden kaçınarak meydana getirdiği ürün veya hizmeti küçük müşteri grupları üzerinde deneyerek hızlı manevralar alması durumunu açıklar. Bu testler sırasında girişimin ne zaman hızlanmasını ne zaman hızını durdurması gerektiği ölçülür.

    Social Entrepreneur (Sosyal Girişimci): Kâr etmeyi amaçlayan ama elde ettiği kârı, topluma fayda üretmek için kullanan girişimcidir. Son zamanlarda popüler olan girişim türüdür. Ettikleri karı sosyal sorumluluk projelerinde kullanırlar. Fikirleri topluma fayda üretme esasına dayalıdır.

    Fintech: Finans hizmetlerini, teknoloji ile birleştirerek mobil ödeme, para transferi,gelir gider takibi, kredi ve kitlesel fonlama gibi alanlara hizmet üretir.

    Start-up’ların Bebeği: Ürünler
    start-up yaratıcılık, Kreatif

    Innovation (İnovasyon): İnovasyon ve buluş kelimeleri oldukça karıştırılmaktadır. İkisinin arasındaki temel fark şudur: inovasyon, var olan bir şeye yenilikler getirmektir. Buluş ise sıfırdan keşfetmektir.

    MVP – Minimum Viable Product (Minimum Uygulanabilir Ürün): Girişimcinin zihnindeki ürün veya hizmetin uygulanabilir minimum özelliklerine sahip prototipine verilen isimdir. MVP oluşturulurken 3 aşama kullanılır. Bunlardan ilki öğren metodudur. Varsayımlarla ilgili hipotezler kurup doğru metrikler vererek test edip, sonuçlar elde eder. İkinci metot olan kur ile test edilecek ürün oluşturulur. Son metot olan ölç metoduyla elde edilen sonuçlar incelenir. Devam veya pivot kararları alınır.

    Pivot: İş modelinin geliştirilerek farklı bir hale getirilmesi olarak ele alınabilir. Birçok girişim ilk haliyle istediği sonuçları alamayabilir. Bu nedenle de iş modelini değiştirmesi gerekebilir. Bu geliştirme sırasında yeni özellikler eklenebildiği gibi kullanılmayan özellikler iptal edilebilir.

    Brand Equity (Marka Değeri): Marka değeri, hizmet ve ürünlere kazandırılan itibardır. Başka bir deyişle, bir ürün veya hizmetin marka isminin, tüketici algısından türetilen ticari değeridir.

    Growth Hacking: Bir projeye başlamadan önce girişimcinin bu projeyi belirli metodlar ile test edip, en kısa sürede en yüksek performansı elde etmektir.

    Launch: Bir girişim fikrinin hayata geçmesi, veya bir web sitesinin aktif olarak pazara sunulmasını açıklamak için kullanılan terimdir.

    Ürünlerin Taliplileri: Müşteriler
    customer, müşteri

    3F (Friends, Fools and Family): Türkçe’de 3A (Arkadaşlar, Aptallar ve Aile) olarak da yer eden bu kalıp; taze girişimcilerin yolun başındayken destek aldıkları kaynakları açıklayan eğlenceli bir terimdir.

    Churn Rate (Kayıp Oranı): Bir girişimin belirli bir zaman aralığında kaybedilen müşterilerin, toplam müşterilerin oranıdır. Churn Rate’in düşük olması, yatırımcılar tarafından aranan bir kriterdir.

    Early Adopter (Erken Benimseyen): Piyasaya yeni sürülen bir ürün veya hizmeti daha çıkar çıkmaz satın alan müşterilerdir.

    Freemium: Bir işletmenin ürünlerini veya hizmetlerini müşterilerine sınırlı olarak ücretsiz sunup, sonrasında ekstra özellikler için abonelik talep ettikleri bir üyelik modelidir. Genellikle internet tabanlı işletmelerde kullanılır.
    Gamification (Oyunlaştırma): Oyunsal düşünmenin ve oyunu oyun yapan tüm faktörlerin eğitim, satış vb. alanlarda kullanılmasıdır.
    Retention Rate (Elde Tutma Oranı): Kazanılmış müşterilerin elde tutma oranıdır. Unutulmamalıdır ki bir işletmede eski müşterileri elde tutmak, yeni müşteri edinmekten daha karlıdır.

    Start-up İnşa Ediyoruz : İş Modelleri
    iş modeli canvas

    Business Model Canvas (İş Modeli Kanvası): Girişimin veya şirketin nerede olduğunu, hedeflerini, gelir/gider yapısını, değer önerisini, müşterisini, pazarlama faaliyetlerini, kilit bileşenlerini vb. özelliklerini gösteren ve yatırımcının bir bakışta bunları görerek, girişim veya şirket hakkında bilgi almasını ve beyin fırtınası yapmasını kolaylaştıran iş modelidir.

    DNA Model: Tasarım, ihtiyaçlar ve istekler şeklinde işi 3 grupta inceleyen modeldir. Nasıl, ne ve niçin sorularına cevap verir.

    B2B (Business to Business): Şirketler arası pazarlama ya da satış uygulamalarına verilen kısa tanımdır. B2B şirketlerin ihtiyaç duydukları maddelere kavuşmak için kurulan bir sistemdir. Bu yönüyle B2B şirketlerin tedarik pazarı işlevini görür. Birçok şirket internet üzerinden, mal ve hizmet üretim aşamasında ihtiyaç duydukları ürünlerini veya ara malların toptan satışlarını kolaylıkla yapabilme olanağına kavuşabilmektedirler.
    B2C (Business to Consumer): Bir şirketin gerçek kişilere satış yaptığı gelir modelidir. B2C’de fiyatlar ve ürünler açık ve net şekilde yayınlanır. Ürünün teslim koşulları, garanti koşulları, fiyatı ve diğer özellikleri üretici veya satıcı tarafından tek taraflı belirlenir ve tüketicinin önüne sunulur. B2C’de tüketiciler şahıs da olabilir perakendeci bir satış kanalı da. Burada tek bir müşteri kriteri yoktur ancak genel olarak müşteriler şirket olduğunda “B2B“, şahıs olduğunda ise “B2C” terimi kullanılır.
    C2C (Consumer to Consumer): Kişilerin, diğer kişiler e-satış yaptığı gelir modelidir. C2durC Eticaret modelinde tüketiciler bir e-ticaret sitesinde biraraya gelerek ürün/hizmetlerini sergilerler ve alıcı tüketiciler de o ürün/hizmeti e-ticaret sitesinden satın alır.
    SWOT Analizi: Bir projede ya da bir girişimde kurumun, tekniğin, sürecin, durumun, veya kişinin güçlü ve zayıf yönlerini belirlemekte, iç ve dış çevreden kaynaklanan fırsat ve tehditleri saptamak için kullanılan stratejik bir tekniktir.

    Fikrini En İyi Nasıl Anlatabilirsin?
    Deck/Pitch Deck (Sunum): Girişim fikrinin her yönü ile kısa, anlamlı ve açık bir şekilde anlatan, maksimum 10 slaytlık bir sunudur.

    Elevator Pitch (Asansör Konuşması): Bir girişimcinin asansör yolculuğu kadar kısa bir süre içinde (30-60 saniye) kendini yabancı birine tanıtma, iş fikirlerini ifade etme ve karşısındakini ikna etme yeteneklerini ortaya koyduğu kısa sunumdur. Bu sunum tarzına asansör konuşması denmesinin bir başka sebebi ise, her zaman yoğun olan CEO’ları girişimcilerin ancak asansördeki 30 saniyelik boşlukta yakalayıp, fikrini sunma şansını elde etmesinden gelmektedir.

    Teknolojiyi Nasıl Kullanabilirim?
    kodlama, coder, code

    SaaS (Software as a Service): Hizmet olarak yazılım (SaaS), kullanıcıların bulut tabanlı uygulamalara İnternet üzerinden bağlanmasını ve bunları İnternet üzerinden kullanmasını sağlar. E-posta, takvim ve ofis araçları bu uygulamalara örnek olarak gösterilebilir.

    SEO – Search Engine Optimization (Arama Motoru Optimizasyonu): Bir şirketin internet hesabının aramalarda listenin üst kısımlarında çıkması için yapılan işlemleri kapsar.

    UX (User Experience): “Kullanıcı deneyimi” anlamına gelir ve sürdürülebilir memnuniyetin yanı sıra uzun süreli değer algısı yaratmak için önemlidir. Kullanıcı deneyimi tasarımı yeni bir ürün ya da hizmet oluşturma sürecinde kullanılır.
    Start-up’ların Hayat Kaynağı: Sermaye
    maney, para, dolar

    Accelerator/Incubator (Kuluçka Merkezi, Hızlandırma Merkezi): İşe yeni başlayan girişimcilerin, işlerini geliştirmek için ”danışman”, ”mekan” ve bazen de ”nakit” desteği ile kuluçka altına alındığı merkezdir.
    Boot-Strapping: Girişimcinin şirketini az bir sermaye ile (kendi sermayesi ile) ya da işten kazanç sağladığı para ile başlatması durumudur.
    Burn Rate (Yakış Oranı): Girişimcilerin elinde bulundurduğu nakdi/varlıkları harcama hızına denir. Başka bir deyişle girişimin ticari faaliyetlerinden nakit gelmeye başlamadan önce sabit masraflarını karşılamak için yeni bir şirketin ilk sermayesini tüketme hızı olarak tanımlanır.
    Exit (Şirket Devri): Şirketleşmiş ve belirli bir seviyeye ulaşan girişimlerin, şirketi şirketin gelecekteki edeceği değer göz önüne katarak tamamen farklı birine satarak, işten çıkmasıdır.
    IP – Intellectual Property (Entelektüel Sermaye): Bir şirketin rakipleri tarafından kopyalayamayacağı şirket içi bilgi birikimine verilen addır.
    Seed Funding (Çekirdek Yatırım): Girişimcinin fikrini hayata geçirmek için alacağı ilk küçük ölçekli yatırımdır.
    VC – Venture Capital (Risk Sermayesi): Risk taşıyan yeni bir girişime yahut hayata geçtikten belli bir zaman sonra finansal desteğe ihtiyacı olan şirketlere yapılan yatırımlara verilen isimdir.
    Angel Investor (Melek Yatırımcı): Kuruluş aşamasında olan girişimlere ayda şirketlere ortak olma yöntemi ile yatırım yapan bireysel yatırımcılar için kullanılan terimdir. 10.000 TL ile 100.000 TL arasında yatırım yaparlar.

    Melek Yatırımcı Olmak İçin Gerekli Şartlar
    Yıllık geliri 200.000 TL veya üzerinde olması.
    Toplam varlığı 1.000.000 TL’yi geçmeli.
    Bir finans kuruluşunda 2 yıldan fazla portföy yönetimi alanında müdürü veya üstü seviyelerde çalışmış olmak.
    Yıllık cirosu 25.000.000 TL üzerinde olan bir şirkette Genel Müdür Yardımcılığı veya daha üst mevkide çalışmış olmak.
    Kuluçka veya teknoloji geliştirme merkezlerinden birinde minimum 2 yıl çalışmış olmak ve en az bir şirkete minimum 20.000 TL yatırmış olmak.
    Bunlardan bir tanesini sağlayan yatırımcılar melek yatırımcı olarak fikirlere yatırım yapabilirler.
    https://www.kreatifbiri.com/...-start-up-terimleri/
  • Yapay zeka devriminin yalnızca bilgisayarların daha hızlı ve daha akıllı hale gelmesinden ibaret olmadığını idrak etmek son derece elzem. Bu devrim fen bilimleri ve sosyal bilimlerdeki ilerlemelerden de besleniyor. Insan duygularına, arzularına ve tercihlerine zemin oluşturan biyokimyasal mekanizmaları ne kadar iyi anlarsak, bilgisayarlar da insan davranışlarını analiz etmek, insanların tercihlerini kestirmek ve insan şoförlerin, bankacıların ve avukatların yerine geçmekte o kadar başarılı olurlar .
  • Yaptığımız makinenin amacı çalışanları daha verimli hale getirmek değil, tamamen ortadan kaldırmak.