• 1.Fringe(Bilim Kurgu)
    2.Black Mirror(Bilim Kurgu-Teknoloji)
    3.West World(Bilim Kurgu-Yapay Zeka)
    4.The OA(Fantastik-Bilim Kurgu)
    5.Dark(Bilim Kurgu-Fantastik)
    6.Stranger Things(Gençlik-Gerilim-Fantastik)
    7.Person of Interest(Bilim Kurgu)
    8.Lost(Bilim Kurgu-Macera)
    10.The Handmaid's Tale-Damızlık Kızın Öyküsü(Bilim Kurgu-Dram)
    11.Doctor Who(Bilim Kurgu-Macera)
  • Keyfiliğe rastlantılara yer yoktu.
    Herşey bir yasaya bağlı...
  • Gözlerimizi geleceğe, ileriye diktiğimiz kadar, aynı zamanda etrafımıza da bakmaya mecburuz...
  • Teknoloji insan davranışını, ahlakını, sosyoekonomik ilişkileri, geri dönüşü imkansız kılacak biçimde değiştiriyordu. Söz konusu değişim, insanlığın amacından sapmasına ve doğadışı, adsız bit türün yeşermesine neden oluyordu. İnsanlığın bin bir çabayla iki bin yılda yarattı asgari ahlak, elli yılda televizyon tarafından çiğnenmiş ve on yılda da İnternet tarafından yutulmuştu.
  • Değişim ve değişim ihtiyacı olmayan yerlerde zeka yoktur.
  • Zamanda seyahat edebilecek bir makine!
  • Bir zaman makineniz olsaydı ne amaçla hangi zamana gitmek isterdiniz ?
  • 278 syf.
    Mobil telefonlar hayatımıza o kadar hızlı girdi ki hızı karşısında hepimiz şaşkına döndük ve bağımlısı olduk. Öyle ki; elimiz ayağımız ve bütün dünyamız oldu küçücük aletler.

    Bir arkadaşımızla konuşurken aramızda geçen bir bahis telefonu kapattığımızda karşımıza reklam olarak çıktı. Alacağımızı söylediğimiz ürünün indirimli fiyatları ekranımızda kaymaya başladı henüz araştırmamışken. Veya arama motoruna bir iki harfini yazdığımızda Google Efendi bunu mu dediniz diyerek bize kolaylık sundu.(!)

    Biz herhangi bir şeyi konuşurken veya düşünürken karşımızda hazır bulma kolaylığı çok hoşumuza gitti, arkasında çalışan yapay zeka gönlümüzü kazanmıştı. Fakat işler bununla sınırlı kalmayacaktı.

    Yapay zeka (YZ) çalışmaları küresel ölçekte o kadar arttı o kadar arttı ki özellikle iki dünya ABD ve Çin’de yapay zekanın yapabilecekleri, Hollywood’un konuya yaklaşımı da üstüne eklenince korku imparatorluğu aldı başını gitti. Robotlar önce işlerimizi elimizden alıyorlardı ardından da yönetimimizi. Ve tabi kaos.

    Kai-Fu Lee işte tam bu noktanın göbeğinde bulunan bir isim. Yapay Zekan Enstitüsü başkanlığının yanı sıra Google China’nın kurucu olan Lee, Microsoft ve Apple’da yöneticilik de yapmış bir kişi. Yani yapay zeka konusunda dünyada iki kutupta da bulunmuş.

    Silikon Vadisi’nin bir klonu olarak görülen Çin internet ve inovasyon dünyası için gözlem ve eleştirileri bu iki dünyanın da içinden geldiği için önemli ve nokta atışı. Orijinal ismi “AI Superpowers, China Silicon Valley and The New World Order” olan “Yapay Zeka ve Yeni Dünya Düzeni Çin Silikon Vadisi” kitabı dokuz bölümden oluşuyor.

    “Çin’in Sputnik Anı” isimli birinci bölümde; Çin’in internet ve yapay zeka çalışmalarının düşünce altyapısı ve işleyişiyle ilgili giriş bilgilerini sunuyor. “Kolezyum’daki Kopyacılar” bölümünde ise Silikon Vadisi’nin Çin’e taşınma (aktarılma) sürecini anlatıyor Kai-Fu Lee.

    Çin internetinin ilk dönemine damgasını vuran Silikon Vadisi’nin kopyalanması “Klonlanması” Çin için oldukça normal karşılanan girişim. Halbuki işin Silikon Vadisi tarafında bu durum tam tersi bir etkiye sahip. Kolezyum tanımlaması ise sayfaların içine girildiğinde hedefi tam 12’den vuruyor. Çin’deki kural tanımaz ve hiç bir müsamahaya yer olmayan rekabeti ve hızlı büyümeyi Orta Çağ’ın Gladyatörlerinin hayatta kalma savaşı güzel betimliyor. Çin internetinde ayakta kalacak bir girişim yapmak istiyorsanız kurallar belli: Kuralsızlık.

    Üçüncü Bölümde “Çin’in Alternatif İnternet Evreni”ni anlatan Lee, Çin devletinin internet dünyasının gelişmesi için uygulamaya koyduğu “Yığınsal girişimcilik ve yığınsal inovasyon” sloganın içeriğini ve işleyişini anlatıyor. Verilerin nasıl işlendiğinden, yeni bir girişimin ne gibi yenilikleri kısa sürede kitlelere ulaştırmasını bir çoğumuzun bildiği fakat kısıtlı olarak kullandığı WeChat uygulaması örneği üzerinden anlatıyor.

    Ülkemizde sadece mesajlaşma ve konuşma uygulaması olarak kullanılan uygulama, Çin’de kullanıcısına yemek siparişinden banka hesabına kadar geniş bir yelpazede hizmet ve kolaylık sunuyor. Detayları Lee’nin satırlarından okumalısınız, bambaşka bir dünyanın kapıları önünüzde açılıyor gibi hissedeceksiniz.

    “İki Ülkenin Hikayesi”nin anlatıldığı dördüncü bölümün ardından esas konuya giriş yapıyor Lee, “Yapay Zekanın Dört Dalgası”. Yapay zekaya dair teorik, tabi pratiğe yansıyan taraflarıyla birlikte, bilgilerin ve sürecin bulunduğu bölüm YZ hakkında temel bilgi gereksiniminizi fazlasıyla karşılayacak.

    “Ütopya, Distopya ve Gerçek YZ Krizi” isimli altıncı bölümde “düşünen makinelerin” hayatımızda edinecekleri yeri anlatıyor. Karanlık bir Hollywood filmi gibi. Fakat Lee bu kadar karamsar değil. Bahsi konu edilen karanlık senaryoların gerçekleşmesinin günümüz teknolojisiyle mümkün olmadığını ısrarla ifade eden Lee, bilim insanlarının akademik göstergelerin dünya ürünü haline gelmesini konusunda biraz abartılı tahminler ileri sürdüklerini iddia ediyor.

    YZ alanında 1980’lerin başında çalışmalarına başlayan Lee, kendi tahmininin 5 yıl içinde YZ’nin bütün dünyayı kasıp kavuracağı olmasına rağmen bunun 25 yıl gibi 5 kat bir farkla gerçekleşmeye başladığını ve yanıldığını ifade ediyor.

    Fakat YZ çalışmalarının ilerleyen yıllarda ekonomik açıdan insan istihdamını olumsuz etkileyeceğinin kesin olduğunu da sözlerine ekleyen Lee, ekonomik uçurum ve paylaşımdaki makasın giderek daha fazla açılacağı öngörüsünde bulunuyor ki bu pek sürpriz bir sonuç değil.

    Bu bölümde esnek çalışma ve yeni istihdam alanlarının da oluşacağını ifade eden Lee, gelişmelerin tamamen olumsuz sonuçlanmak zorunda olmadığını önlemlerin alınabileceğini ve hatta önlemler alınması gerektiğini sert bir biçimde belirtiyor.

    2013 yılının başında talihsiz bir şekilde kanser olduğunu öğrenen Lee için hayatın ve çalışmanın akışı birden değişiyor. “Kanserle Gelen Bilgelik” isimli yedinci bölümde kanserle savaşını ve dünyaya karşı olan tutumunu gözden geçiriyor Kai-Fu Lee.

    Ömrünü yapay zeka çalışmalarına adamış bir insanın işin sonunda yapay zekaya değil de insana dönmesi yakalandığı hastalık sayesinde oluyor. Evet yapay zeka bir doktora göre teşhis ve tedavide daha yüksek başarı gösterecek bundan kuşku duymuyor fakat robotların kalbinin olmadığı gerçeğini göz ardı edemiyor. Size hastalandığınızda ilaçtan önce sevgi gerekiyor. İlgi gerekiyor. Bu gerçek aslında bütün teknolojik ve bilimsel gelişmelerin temelinde yatan o öze götürüyor bizi.

    Seviyor ve seviliyorsanız bu dünyada bir anlamınız var gerisi teferruat.

    Lee için gerçek trajedi daha fazla yaşayamayacak olması değil, en yakınındakilerle sevgisini cömertçe paylaşamayacak ve bunca zaman paylaşamamış olması. İşte bu nokta sevgiyi ve YZ çalışmalarının göz ardı ettiği esas gerçeği ortaya koyuyor: İNSAN.

    Sekizinci bölümde hastalığı süresince ve sonrasında insan faktörünü YZ ile bir arada nasıl sürdürebileceği üzerine düşüncelerini paylaşıyor Lee, “İnsanla YZ’nin Bir Arada Var Olmasını Sağlayacak Anahtar” ismini verdiği bölümde gözlerimizi geleceğe, ileriye diktiğimiz kadar, etrafımıza da bakmaya mecbur olduğumuzu hatırlatıyor bizlere.

    Son bölümde ise “Küresel YZ Hikayemiz”i anlatıyor Lee. YZ’nin doğru anlaşılıp kullanıldığında bütün insanlık için eşsiz bir ekonomik gelişme ve refah yaratacağını fakat bunun için insanın öncelenmesi gerektiğini vurguluyor defaatle.

    Kitap aslında bir insanın ömrünü verdiği çalışmaların nasıl seyir değiştirebileceğinin güzel bir örneğini sunuyor. Vazgeçilmez olarak gördüğümüz iş hayatımızın aslında nasıl sabun köpüğü bir etkisi olduğunu, öncelik ve sonralıklarımızın ne kadar tutarsız ve yanlış olduğunu, bunun yanında çalışmanın aşkla şevkle yapıldığında nasıl güzel sonuçlar doğurduğunu ve günün sonunda insan kalabilmenin ne kadar zorlaştığını anlatıyor.

    Lee, insan olabilmek ve insan kalabilmenin, buna sabır göstermenin ne kadar zor fakat meyvesinin de bir o kadar tatlı olacağını kendisinden hareket ederek anlatıyor. Alınacak çok ders geçilecek çok yol var.
  • Hızlı internet , hızlı elektronik cihazlar, hızlı işlemciler, hızlı arabalar ve trenler. Peki bu hıza insan yetişebiliyor mu ? Elbette hayır.

    Her şey bu kadar hızlıyken insanın tek başına tüm işlere yetişmesi imkansız. Dolayısıyla gelişen teknoloji aynı oranda insana yardım etmeli. İnsanların günlük yaşamda her şeyi hızlı elde etmeleri hayatlarına da bir koşuşturmaca katmaları anlamına geliyor. Mesela bundan yıllar önce bir işe devam ettirebilmek için kargo beklediğinizde bu günlerce sürüyordu. Siz o esnada farklı işlerle meşgul olabiliyor veya istirahat edebiliyordunuz, şimdi ise durum farklı , kargo 1 günde teslim ediliyor. Herhangi bir ürün maksimum 5 gün içinde temin edilebiliyor. Bu hız insanların birim zamanda daha fazla iş yapmalarına ve daha fazla yorulmalarına sebep oluyor.

    İnsanların hızla akıp gitmekte olan hayatta herşeye yetişebilmesi için de teknolojiye ihtiyaçları var. Bu gereksinimi bir nebze karşılamak üzere yola çıkan ABD’li otomotiv devi Ford , Agility Robotics ile işbirliği yaparak bambaşka bir hayatın kapılarını aralıyor. Ford tarafından geliştirilen Otonom bir araca sahip Digit adındaki robot kargo dağıtım alanında faaliyet gösteriyor. Otonom araçla internet üzerinden haberleşen robot araçtan inip kargoyu alıyor ve teslimat alanına götürüp bırakıyor. Sonrasında araca binen robot otonom araçla bölgeden ayrılıyor. İnsan elinin değmediği bu teslimat işlemi biraz ürpertici gelebilir ama şuanda başarılmış durumda.

    https://www.yerelbt.com/...m-eden-rotot-uretti/
  • Yapay zeka devriminin yalnızca bilgisayarların daha hızlı ve daha akıllı hale gelmesinden ibaret olmadığını idrak etmek son derece elzem. Bu devrim fen bilimleri ve sosyal bilimlerdeki ilerlemelerden de besleniyor. Insan duygularına, arzularına ve tercihlerine zemin oluşturan biyokimyasal mekanizmaları ne kadar iyi anlarsak, bilgisayarlar da insan davranışlarını analiz etmek, insanların tercihlerini kestirmek ve insan şoförlerin, bankacıların ve avukatların yerine geçmekte o kadar başarılı olurlar .