Türkçemizde Arap ve Acem dillerinin birçok unsurlanı, tıpkı bir uzvi yapıda olduğu gibi temsil edildi. Zira dil, her uzvi yapı gibi, akıllara hayret veren bir temsil cihazıdır. Eğer Arap ve Acem dillerinden faydalanmasaydık, "vatan, millet, kalem, defter, kitap, mektep, mektup, nefes, can, hayvan, hayat, sabah, kasaba, vücud, beden, bakkal, tıraş, mezar, kelime, cümle, İslâm, mana, tüccar, siyaset, katil, harp, sulh, kebab, selâm, elbise, dünya, gül, bülbül gibi güzel kelimelerimiz olmayacaktı. Dilimizin en zengin tarafını teşkil eden bu aynen benimsenmiş kelimeler, bu hallerile her Türkün kalbindeki duyguların ifadesi, tertemiz Türkçe kelimelerdir. Bunlar gibi ufak değişmelerle dilimize maledilen "mal, taraf, rüzgâr, merdiven, şehir, hava, hamam, kasap, bakla, sebze, maydanoz, minare, cami, servi, müslüman, çarşamba, perşembe, cuma, zeytin, hamur, hasta, arslan, bostan, kâğıt, duvar, dolap" kelimeleri de tertemiz Türkçe kelimelerdir, Türk dilinin; kendi tabiî evrimi içinde kazandığı kelimelerdir. Hiçbir zorlayış ve zulüm onları sınırdışına çıkaramaz.