• 181 syf.
    Kitabımız adından anlaşılacağı üzere divan şairlerinin şiirlerinden seçilerek oluşturulmuş. Okuduğum kitap bu hazırlayana ait değil. Konya Belediyesi tarafından İbrahim Demirci'ye hazırlatılmış.

    Kitabın ilk yirmi sekiz sayfasında divan şiirinin türleri ve özelliklerinden bahsedilmiş. Failün failün failatün gibi detaylara değinilmiş. Önce şiir verilmiş. Ardından günümüz Türkçesi ile yazılmış. Padişahlar, peygamberler, Din, tasavuuf, aşk gibi konular var.Sonlarında kendi isimleri geçen dizeler var. Zülfü, can kuşu, gül, gül bahçesi, misk, hutem, amber, ay, güneş, bülbül, sümbül, reyhan gibi kelimeleri sıkça görülüyor.

    Kitap içerisinde Fuzuli, Baki, Nefi, Şeyh Galip gibi bildiğim isimlerin yanında birçok hiç duymadığım isimden gazel okudum. Sonlarda kadın şairler de görüyoruz. Kelimelerin anlamlarına çook uzak olduğum için çevirisini okumak daha makul geldi. Çevirilerinde hoşuma gitmeyen yerler vardı. İnternetten baktığımda farklı şeylerle karşılaşmadım değil. Kitapta adam Girdabı anafor diye çevirmiş. Neden öyle yaptı acaba?
    1. Sırasıyla kitap içerisinde olan şair isimlerini de vereyim:

    2. Ahmet Fakıh (Çarhname)

    3. Hoca Dehhani (Gazel)

    4. Şeyyad Hamza (Dasitan-ı Yusuf)

    5. Sultan Veled'den (Gazel)

    6. Aşık Paşa (Garipname) (burada İhlas suresinden feyiz almış sanırım :) )

    7. Kadı Burhaneddin (Gazel)

    8. Ahmedî (Gazel)


    9. Nesimi (Gazel)

    10. Dâ'î (Gazel)

    11. Şeyhî (Gazel)

    12. Avni Fatih Sultan Mehmet (Gazel)

    13. Cem Sultan (Gazel)

    14. Ahmet Paşa (Gazel)

    15. Necati (Gazel)

    16. Ahî (Gazel)

    17. Hayreti (Gazel)

    18. Zatî (Gazel)

    19. Fuzûlî (Gazel)

    20. Hayali (Gazel)

    21. Taşlıcalı Yahya Bey (Gazel)

    22. Nev'î (Gazel)

    23. Bâkî. (Gazel ve Kanuni için yazdığı mersiye yer alıyor)( kitapta en uzun bölüm.)

    24. Bağdatlı Rûhî (Gazel)

    25. Gazi Giray Han (Gazel)

    26. Nefî (Gazel)

    27. Şeyhülislam Yahya (Gazel)

    28. Nâilî (Gazel)

    29. Neşatî (Gazel)

    30. Itrî (Gazel)

    31. Nâbî (Gazel), (Hayriye'den, iyi huylar beyanındadır)

    32. Nesîb (Gazel) (mevlevilerden bahsediyor)

    33. Nazîm (Gazel)

    34. Nedim (Müstezat)

    35. Râsih (Gazel)

    36. Nahîfî (Mevlana eseri Mesnevi'nin manzum tercümesinden ilk on sekiz beyit)

    37. Belîğ(Gazel)

    38. Koca Ragıp Paşa(Gazel)

    39. Dâniş(Gazel)

    40. Şeyh Galip (Hüsn ü Aşk'tan Tardiye Aşk dilinden)

    41. Enderunlu Vasıf (Gazel)

    42. Keçecizâde İzzet Molla (Gazel)

    43. Leyla Hanım (Gazel)

    44. Leskofçalı Galip (Gazel)

    45. Yenişerli Avnî (Rubai)

    46. Nakiye Hatice Hanım(Gazel)

    47. Münire Hanım (Gazel)
  • 1-Ankara Fişek Fabrikası (1924)
    2-Gölcük Tersanesi (1924)
    3- Şakir Zümre Fabrikası (1925)
    4-Eskişehir Hava Tamirhanesi (1925)
    5-Alpullu Şeker Fabrikası (1926)
    6-Uşak Şeker Fabrikası(1926)
    7-Kırıkkale Mühimmat Fabrikası (1926)
    8-Bünyan Dokuma Fabrikası (1927)
    9-Eskişehir Kiremit Fabrikası (1927)
    10-Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası (1928)
    11- Ankara Çimento Fabrikası (1928)
    12-Ankara Havagazı Fabrikası (1929)
    13-İstanbul Otomobil Montaj Fabrikası (1929)
    14-Kayaş Kapsül Fabrikası (1930)
    15-Nuri Killigil Tabanca, Havan ve Mühimmat Fabrikası (1930)
    16-Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası (1931- Genişletildi)
    17-Eskişehir Şeker Fabrikası (1934)
    18-Turhal Şeker Fabrikaları (1934)
    19-Konya Ereğli Bez Fabrikası(1934)
    20-Bakırköy Bez Fabrikası (1934)
    21-Bursa Süt Fabrikası (1934)
    22-İzmit Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası (1934 Temel atma)
    23-Zonguldak Antrasit Fabrikası (1934 Temel Atma)
    24-Zonguldak Kömür Yıkama Fabrikası (1934)
    25-Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1934)
    26-Isparta Gülyağı Fabrikası (1934)
    27-Ankara, Konya, Eskişehir ve Sivas Buğday Filoları (1934)
    28-Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası (1935 - Tamamlandı)
    29-Kayseri Bez Fabrikası (1934 Temel atma)
    30-Nazilli Basma Fabrikası (1935- Temel atma)
    31-Bursa Merinos Fabrikası (1935 Temel Atma)
    32-Gemlik Suni İpek Fabrikası (1935 Temel Atma)
    33-Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1935)
    34- Ankara Çubuk Barajı (1936)
    35-Zonguldak Taş Kömür Fabrikası (1935)
    36-Barut, Tüfek ve Top Fabrikası (1936)
    37-Nuri Demirağ Uçak Fabrikası (1936- İlk Türk Uçağı NUD-36 üretildi)
    38-Malatya Sigara Fabrikası (1936)
    39-Bitlis Sigara Fabrikası (1936)
    40-Malatya Bez Fabrikası (1937 temel atma- Bu fabrika hariç bütün bez ve dokuma fabrikaları Atatürk'ün sağlığında açılmıştır.)
    41-İzmit Kağıt ve Karton Fabrikası (1934- Temel Atma)
    42-Karabük Demir Çelik Fabrikası (1937- Temel Atma)
    43-Divriği Demir Ocakları (1938)
    44-İzmir Klor Fabrikası (1938- Temel Atma)
    45-Sivas Çimento Fabrikası (1938-Temel Atma)

    NOT: Bu fabrikalar sayesinde 1929-1938 yılları arasında ağır sanayi üretimi %152 artarken toplam sanayi üretimi %80 artmıştır.
    Kömürde %100, Kromda %600, diğer madenlerde %200 artış olurken demir üretimi 0'dan 180.000 tona çıkmış, şeker üretimi 200 misli artmıştır.

    1926'da başlayan şeker üretimi 1927-1930 arasında 5162 tondan 95.192 tona çıkmıştır.
    Tekstil sanayi ülkenin tekstil ihtiyacının %80'ini karşılar duruma gelmiştir.
    Tekstil ürünleri ithalatı 1927'de 51.000.000 Türk Lirası iken bu rakam 1939'da 11.900.000 Türk Lirasına düşmüştür.

    1924-1929 arasında pamuk ürünleri üretimi 70 tondan 3773 tona, yün 400 tondan 763 tona, ipek 2 tondan 31 tona çıkmıştır.
    Yazımızı bir Atatürk sözüyle bitirelim!
    “Türk ulusu, Türk malı alın, Türk parası Türk ülkesinde kalsın!
  • MESNEVÎ

    Mevlânâ'nın Mesnevî'si "mesnevî”34 tarzıyla yazıldığı için bu adla anılmaktadır. Mevlânâ, Mesnevî'sinde eserini "Mesnevî" / "Hüsâmî-nâme" / "Saykalü’l-ervâh” (Ruhların Aynası) gibi sıfatlarla anmasına rağmen, ona özel bir isim vermemiştir. Buna rağmen Mesnevî-yi Ma’nevî eserin tam ismi olarak kabul edilir; Mesnevî-yi Şerîf ismiyle de bilinir.

    Mesnevî, Mevlânâ'nın en yakın mürid ve dostlarından Çelebi Hüsâmeddîn'in ricâsı üzerine yazılmaya başlanmıştır, Rivâyete göre, Çelebi Hüsâmeddîn bir gün Mevlânâ'ya, âşıkların (müridlerin) Hakîm Senâîinin, Ferîdüddîn-i Attâr'ın kitaplarını okuduklarını, gönlünün buna râzı olmadığını; onlar için tarîkati ve tasavvufu anlatan bir eser yazma zamânının geldiğini arz etti. Esâsen aynı şeyler Mevlânâ'nın da aklından geçen düşüncelerdi. Mevlânâ sarığının arasından Mesnevî’nin ilk on sekiz beyitinin yazılı olduğu bir kâğıt parçası çıkardı ve Hüsameddîn Çelebi'ye uzattı. Mevlânâ râzı olmuştu, fakat bir şartı vardı: O söyleyecek, Hüsameddîn Çelebi yazacaktı. H. Çelebi bunu canla başla kabul etti ve hemen işe koyuldular.35 Gece gündüz demeden, Mevlânâ söylüyor, Hüsâmeddîn Çelebi yazıyordu. Böylece birinci cilt tamandandı (660/1262).36

    Mesnevi’nin ikinci cildine hemen başlanmadı. Çünkü bu esnâda Çelebi Hüsâmeddîn'in hanımı vefat etmişti. İkinci cilde, iki yıl aradan sonra, 662/1264 yılında başlandı ve fâsıla verilmeksizin, 666/1268 yılına gelindiğinde Mesnevî'nin VI. ve son cildi 37 tamamlanmıştı. 38 Yazılan yerler Mevlânâ'ya arz ediliyor, gerekli düzeltmeler yapılarak metinlere son şekli veriliyordu.

    Mesnevî, hikâyelerden oluşmaktadır. Mevlânâ, tasavvufî düşüncesini ve tarîkat anlayışını bu kısa, bazan da uzun hikâyeler yoluyla aktarmaktadır ki, bilhassa kısa hikâyecilik modern edebiyatta bile çok tutulan39 bir edebî yazım türüdür. Bu tür eserler İslâmî kültürün bir parçası mâhiyetindedir.

    Hakîm Senâî'nin (v. 525/1131) Hadîkatü’l-Hakîkat'i,
    Ferîdüddîn-i Attâr'ın (v. 627/1230) Mantıku’t-Tayr'ı,
    Şeyh Sâdî-i Şirâzî'nin (v. 691/1292) Bostan ve Gülistan'ı ve İlâhî-Nâme'si40

    gibi eserler Mevlânâ'nın Mesnevî'si ile aynı türdendir. Ancak, Abdülbâkî Gölpınarlı Mesnevî'nin diğerlerinde olmayan üç özelliği hâiz duğunu belirtir.
    1-Mesnevî'de beyitler arasında konu bütünlüğü vardır. Beyitler rastgele söylenmiş ve o anda kaleme alınmış şairâne ilhamlar değildir. Dolayısıyla, Mesnevî beyitleri belli bir maksat için söylenmiştir.
    2-Mesnevî'de diğerlerinin tersine, şiir vezne değil, aksine, vezin şiire uymak zorundadır.
    3-Dil tamâmiyle halk dilidir 41

    Mesnevî'de hikâyelerin düzenli olarak nakledildiği gözlenmez. Bir hikâyeye başlanır, araya başka bir hikâye girebilir; önceki hikâyeye geçilir... sonunda o hikâye arada başka hikâyeler veya anlatımlar girmiş olduğu halde tamamlanır.42 Hikâyelerin bir dış yüzü, bir de orada verilmek istenen mesaj vardır ki, Mevlânâ'nın Mesnevî'den maksadı da hikâyelerin bu iç yüzleridir. Bir başka ifâde ile onun hikâyede kullandığı unsurlar, vermek istediği mesaj için birer semboldür. 43 Aslında Mevlânâ herkesin bildiği konuları, belki de herkesin bildiği hikâyelerle dile getirir, fakat asıl önemli olan Mevlânâ'nın hikâye içinde yakaladığı ve vermek istediği mesaj ile o hikâyeleri edebî ve ebedî kılan yorumlarıdır. Şu da var ki, Mesnevî sadece didaktik (öğretici) bir eser değildir. Orada dînî, ahlâkî ve tasavvufî fikirler ve tarîkat usûl, âdâb ve erkânı; insanı kimi zaman heyecanlandıran, coş turan, ilâhî muhabbetin doruklarına ulaştıran, kimi zaman da duygulandıran, ağlatan, vuslat ateşiyle kavuran formlarda sunulur. Mesnevî'nin her türlü kültür birikimini yansıtması dolayısıyla, istisnâsız herkes onda kendinden çok şey bulduğunu derinden hisseder. Mesnevî, spiritüel (rûhânî) bir kitap, beşerî ve ilâhî bir komedi (komedya?), İslâm tasavvuf şiirinin doruğudur. Bu öyle bir eserdir ki, beşerî varlığın kökeni, düşünce ve hayâtı üzerinde yapılacak olan genel bir inceleme için gerekli unsur onda eksik değildir. 44 Onu okuyanlar veyâ dinleyenlerden her biri, kendi kabiliyet ve nasîbine göre ondaki derin mânâlı hikmetlerden, nüktelerden rûhânî zevkler, ledünnî işâretler alacaklardır.45

    Mesnevî altı ciltten ve 25.600 civârında beyitten oluşur. Mehmet Zeren'in tesbîtine göre toplam âyet ve hadîs yorumları hâriç, 264 hikâye, kıssa, olay... anlatılmaktadır.

    Mesnevî Şark-İslâm Edebiyâtı'nda çok üstün ve eşsiz bir yere sâhiptir. Şark kültürünü şiir hâlinde sunan muazzam bir kültür hazînesi ve kaynağıdır. 47 Kendisinden sonra "Mevlevî Edebiyâtı” adıyla anılan bir edebiyat türünün doğmasında büyük pay sâhibidir.48 Anadolu'da yazılan en eski Türk eserlerinde, Mesnevî'nin te'siri çok büyük ölçüde göze çarpar.49

    Umûmiyetle muhtevâsı ve mesajları ile herkesin beğeni ve takdîrini cezbetmesi sebebiyle, Mesnevî'yi okumak ve okutmak bilhassa Osmanlı kültürünün ayrılmaz bir parçası olmuş, Dârü'l-Fûsûslarda Fusûsu'l-hikem okutulduğu gibi, Dârü'l-Mesnevîlerde ve Mesnevî-hânelerde de kültürün yüksek seviyeden bir parçası hâline gelen Mesnevî kırâati "Mesnevî-hân” pâyesini taşıyanlar tarafından nesilden nesile aktarılmıştır. Eskiden vâizlerin anlattıkları konuda âyet ve hadîs zikrettikten sonra mutlakâ Mesnevî'den de bir beyit zikretmesinin gelenek hâlini aldığı ve cemâatin vâizden bunu beklediği söylenir. Mesnevî, Osmanlı kültürüne öylesine nüfûz etmişti ki, Osmanlı'nın son, Türkiye'nin ilk dönem kuşağından olan ünlü şâir Yahyâ Kemâl, önceki nesillerin medeniyetinin, hayat tarzının ne olduğu kendisine duğunda, bu soruya Mesnevî’nin kültürümüz içerisindeki önemini yerini veciz bir şekilde dile getiren şu cümlesiyle cevap verir:

    "—Medeniyetimiz, pilav ve Mesnevî medeniyeti idi."

    Ecdâd, pilav yiyerek maddî cihâd için güç toplarken, tasavvufta buyük cihad diye tarif edilen nefsle mücâhede için ise gıdâsını Mesnevi'den alıyordu.50

    Sözlerimizi bir Mesnevî nüshasının dış kabına yazılan şu ifâdeler le bitirmek istiyoruz:

    Ben, Mesnevîyi ezberlemek için söylemedim; bilakis, bir mânâ merdiveni olarak, Hak âşıklarını göklerin tepesine çıkarmak için söyledim. Mesnevî hakîkat mi'râcımn merdivenidir.51

    Onunla gönül âleminin doruklarında seyran edilir. Gönül arzularına onunla nâil olunur.


    ¬------------------------------------------------------------------------

    34. Edebî bir nazım türü olarak mesnevî, her beyiti birbiri ile kafiyeli manzûmelere denir. Mesnevîde iki mısra aynı kafiyededir; vezin bakımından beyitler arasında birlik vardır, fakat beyitler arasında kafiye açısından birlik şart değildir. Yani, gazel gibi, kasîde gibi her beyitin sonunda revî ile biten kafiye bulundurmak mecbûriyeti yoktur. Bunun için nazım şekillerinin en kolay "tanzim edilenidir, (Fazla bilgi için bkz, Tâhirü'1-Mevlevi, Edebiyat Lügati haz.; Kemal Edip Kürkçüoğlu, İstanbul-1999, s; 99.)

    35. Mesnevînin ilk cildinin yazılmaya başlandığı tarih kesin olarak bilinmemekle beraber, bunun 659/1260 yılı olduğu tahmin edilmektedir. (Bkz. Fürûzânfer, Mevlânâ Celaleddîn s.147, 212.)


    36. Gölpınarlı birinci cildin 656/1258'den önce bittiği kanâatindedir. (Bkz. Gölpınarlı, Mevlânâ Celâleddîn, s. 121.)

    37. Burada Mesnevînin "YEDİNCİ CİLDİ" mes'elesinden de bir nebze bahsetmek istiyoruz. Kahir-i ekseriyetle Mesnevî 6 cilt olarak kabul edildiği halde, Mesnevî'ye yaptığı şerhin kıymeti dolayısıyla "Hazret-i Şârih” ünvânıyla anılan İsmâîl-i Ankaravî (Rusûhî Dede) Mesnevînin VII. cildi adıyla bir cild bulmuş (1035/1625) ve onu şerhetmiştir. Ancak, onun bulduğu ve şerh ettiği bu VII. cild, aralarında A. Avni Konuk (bkz. Konuk, A. Avni, Mesnevî Şerhi, Mevlânâ Müzesi Ktp., nr.: 7668, VI. cild, 28. Defter, s. 5) ve B. Fürûzânfer'in de yer aldığ (bkz. Fürûzânfer, Mevlânâ Celâleddîn, s. 214-217) Mesnevî ve Mevlânâ uzmanları tarafından şiddetle reddedilmiş ve bu cildin Mevlânâ'nın bir eseri ve Mesnevînin bir devamı olamayacağı çeşitli yönlerden delillendirilmeye çalışılmıştır. (Bu konudaki tartışmalar ve fikirler için bkz. Yetik, Erhan, İsmâîli Ankaravî, Hayatı Eserleri ve Tasavvufi Görüşleri, İstanbul-1992, s. 68-75.)

    38. Fürûzânfer bu bilgiyi Sahîh Ahmed Dede'ye istinâden verir. (Bkz. Fürûzânfer, Mevlânâ Celâleddîn, s. 212.) Ancak, bu tarih üzerinde de şüpheler vardır. Zîrâ, Mesnevî tamamlandıktan sonra Mevlânâ'nın yorulduğu ve daha sonra da hastalanıp vefat ettiği rivâyet edilir ve bu tarih ile Mevlânâ'nın vefat târihi arasında 5 yıl gibi uzun bir süre vardır. Bu da Mesnevînin mezkûr tarihte bittiği konusundaki şüpheleri artırmaktadır.

    39. Ayan, Gönül, "Mesnevî ve Kısa Hikâyecilik” 5. Millî Mevlânâ Kongresi Tebliğleri, Konya-1992 s, 57.

    40. Bu tercümenin önsözünde Abdülbâkî Gölpınarlı, Attâr’ın hikâye tarzı ile Mevlânâ'nın ki arasında bir kıyaslamada da bulunur. (Bkz. Gölpınarlı, Abdülbâkî, İlâhî-Nâme (Önsöz), İstanbul-1985, s. XI vd.)

    41. Gölpınarlı, Abdülbâkî, Mevlânâ'dan sonra Mevlevilik, İstanbul-1953, s.441-442.

    42. Mehmet Zeren Mesnevî’nin her ci1dinde geçen hikâyeleri biraraya getirmiş ve yınlamıştır. (Bkz. Zeren, Mehmet, (hazırlayan), Mesnevi'de Geçen Bütün Hikayeler , İstanbul-1998

    43. Mevlânâ üzerindeki araştırmaları ile ünlü Nicholson'a göre Mevlânâ'nın bu sembolizminin ilk örneklerine ünlü İranlı sûfî Ebû Saîd-i Ebu'l-Hay’da rastlanmaktadır, (Bkz. ocak, A Yaşar, Osmanlı İmparatorluğu'nda Marjinal Sûfilik: Kalenderîler, Ankara-1992, s. 22.)

    44. Meyerovitch, a.g.e., s. 11.

    45. Şefik Can, a.g.e., s. 376.

    46. Mehmet Zeren, a.g.e., s. 5-12.

    47. Gölpınarlı, Mevlânâ Celâleddîn, s. 269,

    48. Mevlevî Edebiyâtı hk. bkz, Gölpınarlı, Mevlânâ'dan Sonra Mevlevilik, s. 441-454,

    49. Köprülü, a.g.e., s. 229.


    50. Bkz. Demirci a.g.e., s.30


    51. Şefik Can a.g.e., s.379
  • Yarbay Osman Beyin davranışları çok sertti. 

    Anlatıldığına göre, Yarbay Osman Bey, Kadınhan dolaylarında isyan karargahı olan bir köye varmıştı. Daha önce Refet Bey (Refet BELE) buraya giremediği için köy şımarmıştı. 
    Osman Bey, 

    - Üç saat süre veriyorum; üç saate kadar teslim olmazsa, köyü insanlarıyle birlikte yakarım!.. 

    Ve üç saat sonra köy cayır cayır yanıyor, bu dehşetin haberi Konya ovasına yayılınca Delibaş'ın korkusu ve şöhreti sabun köpüğü gibi uçuyordu. 
    Yarbay Osman bundan sonra Akşehir'e varıyordu. Akşehir'den kırk iki hoca imzalarıyle bir fetva yayımlamışlar, demişlerdi ki: 

    - Millici olmak hurucu alessultandır. Bu durumda olanların malları yağmalanır, karıları, kızları cariye olarak alınır, kendileri de yok edilir. 

    Asiler bu fetvaya dayanarak çeşitli kötülükler yapıyor; cana mala, ırza kastediyorlardı. Halk dehşete düşüyor, subay ve memur ailelerine saldırıyorlardı. Yarbay Osman Bey buna karşılık şöyle yaptı: 

    Osman Bey Akşehir'e gelince bu fetvayı imzalamış hocaları topluyor; onlarla Kur'an üzerine tartışma ve çeşitli ayetlerin yorumları üzerine sohbet ediyor; sonra hepsine görkemli bir ziyafet çekiyor. Bundan sonra hocaların tümünü askerin bulunduğu karargaha davet ediyor. 

    Hocalar, askerin karargahına girdikleri zaman 42 adet darağacının hazırlandığını görüyorlar, ama iş işten geçmiştir. 

    Osman Bey: 

    - Buyrun, diyor ve asıyor tümünü. 

    O tarihte Konya'daki çocuklar: 

    - Osman Bey geliyor uyuyun, diye korkutuluyordu. 

    Delibaş isyanı böyle söndürüldü. Asilerin Manavgat'a saldıran kollarını da biz temizledik. 
  • TÜRKİYE'DEKİ İLLERİN MEŞHUR YERLERİ/YİYECEKLERİ

    1. ADANA - Kebap, Şalgam, Pamuk
    2. ADIYAMAN - Nemrut Dağı, Cendere Köprüsü
    3. AFYONKARAHİSAR - Kaymak, Sucuk, Mermer
    4. AĞRI - Ağrı Dağı, İshak Paşa Sarayı, Balık Gölü
    5. AKSARAY - Ihlara Vadisi,Eğri Minare, Yılanlı Kilise Belisirma, Güzelyurt
    6. AMASYA – Elma,Borabay Gölü, Amasya Kalesi
    7. ANKARA - Anıtkabir,Tiftik Keçisi,Ankara Kalesi
    8. ANTALYA - Düden-Kurşunlu-Manavgat Şelaleleri, Dim-Damlataş-Karain Mağaraları, Olimpos-Beydağları-Köprülü Kanyon Milli Parkları
    9. ARTVİN -Kafkasör Şenlikleri, Çoruh Nehri, Karagöl – Sahara ve Hatilla Vadisi Milli Parkları
    10. ARDAHAN – Çıldır Gölü, Kaşar Peyniri,Kesme aşı, Kaygana
    11. AYDIN - İncir,Afrodisias-Milet-Didim-Priene Antik Kentleri, Kuş Adası
    12. BALIKESİR - Höşmerim Tatlısı, Susurluk Ayranı ve Tostu, Manyas Gölü ve Manyas Yoğurdu, Ayvalık ve Edremit Zeytini,Kaz Dağları
    13. BARTIN - Amasra Kalesi,İnkum Plajı, Bartın Çayı
    14. BATMAN - Hasankeyf Türbesi ve Kalesi, Petrol Rafinerisi
    15. BAYBURT - Bayburt Kalesi, Şehit Osman Türbesi, Aydıntepe Yeraltı Şehri
    16. BİLECİK -Şeyh Edebali ve Ertuğrul Gazi Türbeleri, Saat Kulesi, Türk Büyükleri Platformu
    17. BİNGÖL - Kös Kaplıcası, Soğuksu Mesiresi, Buzul Gölleri, Kiğı Kalesi
    18. BİTLİS - Nemrut Dağı, Nemrut Krater Gölü, Ahlat Kümbetleri, Büryan Kebabı
    19. BOLU - Yedi Göller, Abant, Gölcük, Sünnet Gölleri,
    20. BURDUR - Sagalassos Antik Kenti, İnsuyu Mağarası, Burdur ve Salda Gölleri
    21. BURSA - Yeşil Türbe, Ulu Cami, Kozahan, İznik Çinileri,
    22. ÇANAKKALE - Gökçeada ve Bozcaada, Truva ve Assos Antik Kentleri, Gelibolu Şehitler Milli Parkı
    23. ÇANKIRI - Çankırı Kalesi, Taşmescit, Bülbül Pınarı Dinlenme Yeri
    24. ÇORUM - Yazılıkaya, Hattusaş, Alacahöyük Ören Yeri, Çorum Leblebisi ve Saat Kulesi
    25. DENİZLİ - Pamukkale Travertenleri, Hierapolis Antik Kenti,Karahayıt Kaplıcaları
    26. DİYARBAKIR - Diyarbakır Karpuzu, Malabadi Köprüsü, Diyarbakır Surları
    27. DÜZCE - Samandere, Güzeldere, Aydınpınar, Sarıyayla, Saklıkent ve Aktaş Şelaleleri,Fakıllı
    28. EDİRNE - Selimiye Camii, Rüstempaşa Kervansarayı, Kırkpınar Yağlı Güreşleri
    29. ELAZIĞ - Harput Kalesi ve Şehri, Keban Baraj Gölü, Hazar Gölü
    30. ERZİNCAN - Girlevik Şelalesi, Ekşisu Kaplıcası, Tulum Peyniri, Bakır İşlemeciliği
    31. ERZURUM - Cağ Kebabı,Palandöken Kayak Merkezi, Çifte Minareli Medrese, Tortum Şelalesi
    32. ESKİŞEHİR - Lületaşı, Porsuk Çayı, Midas Tapınağı,Tarihi Odun Pazarı Evleri
    33. GAZİANTEP - Antepfıstığı, Antep Baklavası, Zeugma-Karkamış-Yesemek Antik Kentleri
    34. GİRESUN -Giresun Kalesi, Fındık Üretimi, Hayırsız Ada, Şebinkarahisar Kalesi
    35. GÜMÜŞHANE - Tomara ve Torul Şelaleleri, Satara Antik Kenti, Kuşburnu Çayı ve Marmeladı
    36. HAKKARİ - Cilo ve Sat Dağları, Buzul Gölleri, Zap Suyu, Ters Lale ( Ağlayan Lale)
    37. HATAY - Künefe,Antakya Mozaik Müzesi, Harbiye Mesire Yeri, Arsuz Plajları,Biberli ekmek, Kağıt kebabı
    38. IĞDIR - Kayısı, Pamuk Üretimi,
    39. ISPARTA - El Dokuması Isparta Halıları, Eğirdir ve Gölcük Gölleri, Gül,Davraz Dağı Kayak Merkezi
    40. İSTANBUL - İstanbul Boğazı,Ayasofya Müzesi,Sultanahmet Camii,Kız Kulesi,Galata Kulesi
    41. İZMİR - Kordon,Boyoz,Kumru,Lokma,İzmir Köftesi,Tire Kebap, Ekmek Dolması,Efes Antik Kenti
    42. KAHRAMANMARAŞ - Maraş Dondurması, Döngel Mağaraları,Maraş Kalesi
    43. KARABÜK - Safranbolu Evleri, Safranbolu Lokumu
    44. KARAMAN - Karaman Koyunu,Yunus Emre Camii,Lal Hamamı
    45. KARS - Kars Kazı,Sarıkamış Kayak Merkezi
    Kars Kalesi, Ani Harabeleri
    46. KASTAMONU - Taşköprü Sarımsağı,Kuyu Kebabı,Çekme Helva
    47. KAYSERİ - Kayseri Pastırması,Erciyes Dağı Kayak Merkezi, Kayseri Pastırması, Bünyan Halısı, Sultansazlığı Kuş Cenneti
    48. KIRIKKALE - Silah Müzesi ve Fabrikaları
    49. KIRKLARELİ - Dupnisa Mağarası, Dereköy-İğneada-Kıyıköy-Kastro gibi Sayfiye Yerleri
    50. KIRŞEHİR - Ahi Evran Heykeli,Ahi Evran Türbesi, Hirfanlı Baraj Gölü, Seyfe Gölü, Mucur Yeraltı Şehri
    51. KİLİS - Kilis Yorganları
    52. KOCAELİ - Pişmaniye,Değirmendere Fındığı,Kandıra Yoğurdu
    53. KONYA - Mevlana Türbesi,Alaeddin Tepesi ve Camii, Karatay Medresesi, Çatalhöyük Antik Kenti,
    54. KÜTAHYA - Kütahya Çinisi, Başkomutanlık Milli Parkı, Kütahya Kalesi,
    55. MALATYA - Malatya Kayısısı,Günpınar Şelalesi, Pınarbaşı Mesire Yeri
    56. MANİSA - Mesir Macunu,Üzüm ve Tütün Üretimi, Soma'nın Linyiti, Ağlayan Kaya ( Nyobe ) Muradiye ve Ulu Cami Külliyeleri
    57. MARDİN - Kaburga Dolması,Mardin Kalesi, Taş Evleri
    58. MERSİN - Tantuni,Cennet ve Cehennem Obrukları, Silifke Yoğurdu
    59. MUĞLA - Bodrum, Marmaris, Datça, Fethiye, Dalyan, Göcek gibi Turizm Merkezleri, Kelebekler Vadisi, Bodrum Kalesi
    60. MUŞ - Muş Ovası, Malazgirt Anıtı, Gaz Gölü
    61. NEVŞEHİR - Peribacaları, Derin Kuyu ve Kaymaklı Yeraltı Şehirleri, Hacı Bektaşi Veli Türbes
    62. NİĞDE - Saat Kulesi, Aladağlar, Bolkar Dağları, Türkiye'nin Elma ve Patates Deposu
    63. ORDU - Fındık,Boz Tepe, Çamlık Mesire Yeri, Yason Burnu ve Kilisesi, Keyfalan Yaylası
    64. OSMANİYE - Yer Fıstığı,Hemite Kalesi, Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi, Karaçay ve Şarlak Şelaleleri,
    65. RİZE - Çay,Kaçkar Dağları, Ayder ve Çamlıhemşin Yaylaları, Anzer Balı
    66. SAKARYA - Islama Köfte,Sapanca ve Poyrazlar Gölleri, Akyazı Kuzuluk Kaplıcaları, Sakarya Nehri
    67. SAMSUN - Atatürk Anıtı,Çarşamba ve Bafra Delta Ovaları, Havza ve Ladik Kaplıcaları, Atatürk Anıtı, Bafra Pidesi
    68. SİİRT - Siirt Fıstığı,Büryan Kebabı, Perde Pilavı, Saat Kulesi
    69. SİNOP - Tarihi Sinop Cezaevi,Sinop Kalesi
    Sinop Balatlar Kilisesi
    70. SİVAS - Kangal Köpeği,Buruciye Medresesi, Gök Medrese,Kangal Balıklı Kaplıcası, Divriği'nin Demiri
    71. ŞANLIURFA - Çiğ Köfte, Göbekli Tepe,Harran Şehri, Balıklı Göl
    72. ŞIRNAK – Hz. Nuh Kabri,Kutlık,Perde Pilavı
    73. TEKİRDAĞ - Şarköy Üzümü ve Şarabı, Tekirdağ Rakısı, Ayçiçeği, Tekirdağ Köftesi
    74. TOKAT - Tütün Üretimi, Niksar Ayvaz Suyu, Almus Baraj Gölü, Ballıca Mağarası
    75. TRABZON - Trabzon Ekmeği,Sümela Manastırı, Atatürk Köşkü, Uzungöl, Zağanos Köprüsü, Hamsiköy Sütlacı
    76. TUNCELİ - Munzur Vadisi Milli Parkı,Düzgün Baba Dağı, Bağın Ilıcası, Munzur Gözeleri
    77. UŞAK -Kilim ve Battaniye Sanayii, Şeker Fabrikası ( Türkiye'deki İlk Şeker Fabrikası
    78. VAN - Van Kedisi, Akdamar Adası, Van Gölü, Hoşap Kalesi
    79. YALOVA - Termal Kaplıcaları, Armutlu Kapıcaları, Atatürk Köşkü Müzesi
    80. YOZGAT - Testi Kebabı,Saat Kulesi, Yozgat Çamlığı Ulusal Parkı, Kerkenez Harabeleri (Keykavus Kalesi), Akdağ Ormanları
    81. ZONGULDAK - Taşkömürü ( Karaelmas ), Cehennemağzı, Gökgöl ve İnağzı Mağaraları

    Güzel Ülkemin güzel şehirleri. Bunlar şehrin adını duyduğumuzda aklımıza gelen meşhur şeylerden birkaçıdır. Tabi ki her şehrin meşhur yerleri ve yiyecekleri bundan kat kat fazladır.

    Bu bilgileri derlemek ve paylaşmak istedim. Bu vesile ile Ülkemin farklı şehrinden olan herkese selam ve saygılarımı gönderiyorum. :)
  • 228 syf.
    ·9/10
    "Beş Şehir" i okudum.Yalnız kitabın bir ya da ikinci baskısı okunursa daha farklı yorumlar yapılabilir.(Okuduğum baskı 42. dir.)Kitabın eski baskılarında Ankara, Konya ,Erzurum, İstanbul ve Bursa'nın işleniş sırası farklıdır.