• 360 syf.
    ·102 günde·6/10
    Bana ilac gibi gelmişti 'korkma ben varım' diyen Murat Menteş. Bu kitabın çıkmasını heyecanla beklemiştim.
    Umduğumuz bulduğumuza pek uymadı sanki.
    Herbir kitabını elimden bırakmadan çok kısa sürelerde zevkle okumuştum. Bu sefer araya 4 ayrı kitap sığdırdım. Her seferinde kac sayfa kaldı diye baktım. Sıkıldım evet. Sanki aceleye gelmiş. Dağıtacam derken kaybolunmuş gibi.
    Ama cumleler alıntılar bakış açısı göndermeler her şey yerinde.
    Kitap aralarında diğer kitaplarındaki kahramanlara yaptığı atıflar gülümsetti yine.
    Ama Murat Menteş okuyun derken bunu ayrı bir yerde tutacağım muhakkak.
  • 424 syf.
    ·4 günde·Beğendi·10/10
    Murat Menteş’in Dublörün Dilemması’ndan sonra okuduğum ikinci kitabıydı Korkma Ben Varım. İlk kitabında sergilediği sıradışı üslup bu kitapta da baş rollerde. Bir hikayeyi hikayenin kahramanlarının gözünden ayrı ayrı, parça parça anlatıp sonra o hikayeyi yekpare, tek parça okuyucunun zihnine yansıtabilmek ciddi meziyet bence. Murat Menteş farklı kalemi, sıradışı anlatımı, heyecanlı, kafa karıştıran, düşündüren, güldüren hikayeleriyle Türk edebiyatında adından ciddi manada söz ettirecek çok yetenekli ve çok yaratıcı bir yazar. Kitabı muazzam bir zevk alarak gözümü kırpmadan okudum ve gerçekten çok beğendim. Benim gibi Murat Menteş’i geç keşfetmiş okurlara şiddetle tavsiye ediyorum.
    Keyifli okumalar...
  • 424 syf.
    ·25 günde·Beğendi·10/10
    Evet. Zekası aklına sığmayan bir yazar tanıdım. Kitapla ilgili kısa notlar:
    *Bir kere baştan sona aksiyonu, akışı durmayan "dinamik" bir kitap. Beni kitaba bağlayan bu dinamik yapısıdır kesinlikle..
    *Bugüne kadar bu kadar orijinal cümleler kuran; polisiye, aksiyon, komedi ve edebiyatı bu kadar bir arada yakıştırıp kullanan bir yazar okumadım. Henüz diyeyim bari:)
    *Karakterleri için seçtiği isimler hayatınızda aşina olduğunuz ama asla tanımadığınız isimler:) Aşye, Fatma gibi klasik olmadığı gibi, Mertcan, Buğra gibi son moda isimler de değil:) Ör: Hayati Tehlike, Şebnem Şibumi, Abidin Dandini vs..
    *İlgimi çeken bir başka nokta, başka yazarların, kişilerin eserlerinden ya da sözlerinden alıntılar kullanması. Birçok kitap ismi ve yazarının da adını öğreniyorsunuz. Alıntılar da anlatacağı hikayeyle bağlantılı oluyor, her bölümün başında, bu da güzel :)
    *Bir diğer ilginç olan da, anlattığı bir günü tarihte olan bir olayı da hatırlatır gibi kullanması olmuştur. Ör: "17 Aralık, yani Wright Kardeşler'in 1903'te, Kuzey Carolina'da benzin motorlu uçakla ilk uçuşu gerçekleştirdikleri gündü. Rumeli Hisarı'nda Leyla Kalahari'nin villasındaydık." Okurken genel kültür de katan yazarlardan.. Benim için bir okuyucu olarak lüks bir şey :)
    *İlk defa, okurken hem çok güldüğüm, hem aksiyondan merak ve heyecan duyduğum, hem de altını çizip durup düşündüğüm ve duygulandığım bir kitap okumuş oldum
    *Altını çizdiğim çok cümle var. Sonuna yakın yer alan cümle güzeldi: "Meçhule doğru hızla yol alırken, dünyadaki yerime ve hayattaki amacıma hızla yaklaştığımı seziyordum. Ölüm tehlikesi, umut ekip sevinç biçmek için elverişli bir arazi değildi. Yine de şansımızı deneyecektik."
  • 360 syf.
    ·67 günde·Puan vermedi
    Önceki kitapları kadar beni etkilediğini söyleyemem. Yer yer sıkıldım diyebilirim. Dublörün Dilemması ve Korkma Ben Varım ile çıtayı baya yükseltmişti Murat Menteş ancak Ruhi Mücerret ve bu kitabında yazar düşüncelerini tam aktaramamış sanki. Yine de Murat Menteş tarzını görebiliyoruz. Bazı bölümleri Korkma Ben Varım kitabını hatırlattı. Zaten önceki kitaplarındaki kahramanların adları geçiyor kitapta. Yazarı ilk defa okuyacaklar bu kitaptan başlamamalı. Her şeye rağmen bir sonraki kitabını sabırsızlıkla bekliyorum.
  • 263 syf.
    ·3 günde
    “Romanı, saatte 300 km. gidebilen bir spor araba gibi tasarlıyorum. Dileyen okur yavaş yol alabilir, fakat hızlı okunmaya elverişli bir anlatımı benimsiyorum.”

    Bu sözlerin sahibi Murat Menteş. Bu sözlerin ardından okumaya karar vermiş ve önce Ruhi Mücerret’i okumuştum. Ardından Korkma Ben varım ve az önce (01.12.2018 02:24) Dublörün Dilemması kitabını bitirdim. Olayların, karakterlerin iç içe geçtiği bu kitaba bir inceleme yazacaksam en uygun an bu an deyip hemen bilgisayar başına geçtim. Geç bile kalmış olabilirim çünkü kitabı bitirmemin üzerinden 6 dakika geçmesine rağmen “acaba yanlış mı hatırlarım” endişesi sardı bile.

    Murat Menteş’in yukarıda bahsettiğim röportajında Milan Kundera’nın bir sözünü de bize sunuyor: “Roman, romancıdan biraz daha zekidir.” (Bu arada bahsettiğim röportaja şu linkten ulaşılabilir. http://begenmeyenokumasin.com/murat-mentes-bulusmasi/ ) Ruhi Mücerret’i okuduğum zaman hayran olduğum kalemini Korkma Ben Varım kitabıyla iyice sindirmiştim. Dublörün Dilemması kitabıyla ise hayranlığım daha da arttı. Belki kimi okurlara göre yazar, hep aynı tarzda yazıyor, yeni bir şeyler denemiyordur. Ama ben o düşüncede değilim. Kendine has olan kalemini onlarca kitapta kullanmak en doğal hakkı değil mi?

    Ben yazarın en çok, absürt, ‘daha neler’ diyerek tabir ettiğimiz olayları sanki gayet mümkünmüş gibi bize sunmasını seviyorum. Karakterlere verdiği isimler bile bilinçli yapılan absürtlüğün olağanlaşması. Nuh Tufan, Başak Tör, Umur Samaz ve daha niceleri.

    Diğer kitaplarında olup olmadığını pek hatırlayamasam da Dublörün Dilemması’nda bol bol şarkı, film, kitap, tablo isimlerinin geçmesi. Bunlardan bazıları;

    -Tom Waits – Rain Dogs (Şarkı)

    -Zenon Paradoksu (Bir işin veya ödemenin önce yarısını, daha sonra yarısının yarısını diye sürüp giden paradoks)

    -Bernard Shaw

    -Oscar Wilde

    -Arthur Schopenhauer

    -Adam Philips

    -Pulp Fiction (Quentin Tarantino filmi, ki izlemeyenler varsa izlemelerini öneririm.)

    -Matrix (Film olduğunu belirtmeye gerek yok bence)

    Rezervuar Köpekleri (Yine bir Quentin Tarantino filmi ve yine izlemeyenlere önerimdir.)

    Elbette bütün şarkı, yazar, yönetmen isimlerini buraya yazmak hata olur. En azından bunlar fikir sahibi olmak için yeterli.

    Kitaba gelebilirim artık. Okuduğum diğer iki kitabı gibi, yine dili (benim için) oldukça eğlenceliydi. Ben okurken sanki anlamıyormuş gibi hissederken aslında aldığım tat damağımda uzun süre kalıyor. Üzerine, bir de nokta atışı tabiriyle yazılmış cümleleri gelince insan okurken “iyi ki Murat Menteş okuyorum.” dedirtiyor. Mesela benim için bunlardan birkaçı şöyle;

    #36882882

    Özellikle bu;

    #36882014

    #36880484

    Hani sinemaya aktarılsa muhteşem olur dediğimiz kitaplar olur. İşte bana göre bu da onlardan biri. İç içe geçmiş ve birbirine örümcek ağı gibi bağlı olaylar, özgün karakterler, ince ince düşünülmüş olay örgüsü ve bütün bunları harmanlayan zeki bir yazar. Kendisinin de söylediği gibi romanı, Murat Menteş’in önüne geçiyor bence. Bu da sanırım birçok yazarın hayalidir.

    İncelemeyi bitirmenin vakti geldiğine göre artık toparlamak lazım. Murat Menteş neden okunmalı?

    1) Biraz eğlence için.

    2) “Gelip geçici bir yazar işte, ‘fenomen’ yazar” önyargısının acımasızca olduğunu öğrenmek için.

    3) Türüne az rastlanacak bir kalem olduğu için.

    4) Sıkıcı ve birbirine benzer dedektif, polisiye kitaplarından sıkıldıysan.

    5) Hem eğlenceli olsun hem merak uyandırsın ama bunları yaparken de altını çizebileceğim alıntılar olsun diyenlerdensen.

    6) Bizim de özgün yazarlarımızın olduğunu görmek için.

    Cevapları arttırmak mümkün. Fakat en iyisi okuduktan sonra siz kendiniz ekleyin.



    Kitapla ve elbette sevgiyle kalın.



    NOT: Son zamanlarda genel olarak epub kitaplar okuyorum ve Dublörün Dilemması’nı da bu formatta okuduğum için ve olur da kitaba ulaşamayan veya bir an önce okumak isteyenler çıkar diye epub linki de aşağıda.

    https://yadi.sk/i/SWrvCofD3QJ7yF
  • 424 syf.
    ·4 günde·9/10
    Merhabalar, çok güzel bir kitabın bitişi ile buradayım. Murat Menteş twitter hesabımı takip edince artık onu okuma zamanım geldiğini hissettim. Ruhi Mücerret ile başlayan serüvenim Korkma Ben Varım ile devam etti. Murat Menteş’in harika bir kafa yapısı olduğuna inanıyorum, zekice kurgulanmış bir eser. Gülümseyerek okuyacağınız bir roman emin olabilirsiniz karakterlerin isimleri bile sizi güldürmeye yetebilir. Kitabımızda her konu var, aşk, romantizm, entrika, yeraltı dünyası ne ararsanız var! Haa! silahlar, mermiler havada uçuşuyor aman dikkat.

    Gönül İşleri Bakanlığı’nda basın müşaviri olan FU’nun tatiliyle başlıyoruz. Gördüğü rüya sonucu çalıştığı yeri arayan FU‘yu kimse dikkate almaz ve olanlar olur. Hikayemiz böyle başlıyor ve aslında derinde neler yattığını bize ilerleyen kişiler ile gösteriyor. Her karakterin hikayesini dinliyoruz. Geri gidiyoruz, ileri gidiyoruz ve belli bir konu etrafında dolanıyoruz. Kitaptan zevk almak istiyorsanız ipin ucunu kaçırmayın derim!

    Başkalarının intikimanını alarak hayatını kazanan Gıcır Bey!
    Tarih öğretmeni Şebnem Şibumi. Bu karakterin bölümünü çok sevdim sürekli tarih ile ilgili güzel şeyler öğreniyorsunuz okurken.

    Her sayfasında sürprizler olan bu kitabı okunmalısınız anlatmakla bitmiyor.