• 247 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Bir kitap okumak ve kendini hiç beklemediğin,yıllarca özlemini çektiğin acı,hasret,keder,mutluluk,samimiyet,riya,yalan,doğru ve daha bir sürü şeyin yazdığı bir kapının önünde buluvermek.

    Karar senin...

    Kapının önünden dönecekmisin?Yoksa dışarıya girecekmisin?

    Düşle gerçeğin,acı ile hazzın birbirine girdiği,ayırd edilemediği zamanlar.Bir masalmı okuyorsun?Yoksa... O masal da yaşıyormusun?Anlayacaksın!Kaybolmadan,belki...Ölmeden önce...

    Bir hayali kovalamak,ona yetişeceğini,onu tutabileceğini sanarak engel gördüğün kendi hayatını bile aşmaya çalışmak.Yeni bir hayatın peşine düştüğünü düşünerek karanlıklara korkmadan dalmak.

    Kaybetmek aradığını,geçmiş yada geleceğinin bir parçası olduğunu sandığın şeyi bulamamak ama yine de vazgeçmeden,şikayet etmeden devam etmek.

    Ne yapacaksın?

    Yolcu yolunda gerek,düşlerinle birlikte çok uzun ve sonu belli olmayan bir yolculuğa çıkacaksın.Ama dikkat et,sen yolları değil,yollar seni gidiyor da olabilir.Sevdiklerinin hepsi arkanda ama hepsine bedeli yanında olacak.

    Aşk bu!

    Rastlantısal,Tanrısal bir şey.Ne olduğunu bilmiyorsun,tarih öncesinden beri süregelen kanunlar senin içinde geçerli,vazgeçemiyorsun,acısa bile.

    Arayışlar!Kaç kişi ve nerelerde olduklarını bilmeden bir topluluğa,gizli bir cemiyete,saklı bir amaca dahil olmak ve bu uğurda bilinmeyenin peşine düşmek.Kilometreleri aşarken yol şeritlerini saymak.
    Bir arayış kendini bulma çabası,olmak istediklerin ama olamadıklarının ayırdına varma,uyanış beklerken hayal kırıklığı ve küskünlük yaşama.Sevilenlerin olmadığı,vaadlerinin tutulmadığı dikenli tellerle çevrili bir hayat.

    Ne yapacaksın?

    Tel makasıyla telleri kesip yeni hayatınlamı tanışacaksın?Yoksa makası kendi kalbinemi saplayacaksın?Her iki durum da kurtuluş...

    'Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti'

    Bu kitabı anlamamak yada yanlış anlamak mümkün değil.Bu kitabı alın,sayfalarını açın ve ışığını yüzünüzde hissedin.
    İç huzurunuzu hissedemeseniz,kendinizi bulamasanız,yeni bir hayata ulaşamasanız,efsane aşkınızı yaşayamasanız bile o ışığı görmeniz yeterli.Tutku,duygusal açlık,cesaret,korku,hayalperestlik,pişmanlık,yabancılaşma,kararsızlık,sorgulama ve en önemlisi arayış.İşte Orhan PAMUK kalemi.Sardı bu kitap beni hoşuma gitti.Bir ara aklıma Latife TEKİN'in Sürüklenme'si geldi.Bu kitap çok daha derin ve içine kolaylıkla çekiyor.Alt metinlere dikkat!

    Orhan PAMUK 2006 Nobel Edebiyat Ödüllü bir yazar.Demeçleri,siyasi görüşü veya düşünceleri ne olursa olsun,biz kişiye değil yazdığı satırlara odaklandığımız için bu kitaba kocaman bir 10Puan.Anlaşılmayacak derecede karmaşık bir kitap değil,akıcı,sürükleyici,meraklandırıcı bir hikaye.Ustaca yazılmış,ustaca yaratılmış karakterlerle birlikte eşine az rastlanır bir yolculuk hikayesi ama uzun ve sonu kestirilemeyen bir yolculuk.

    Kitap edebi açıdan çok sağlam Orhan PAMUK'u tebrik etmek ve hakkını vermek lazım.Lezzetli bir kitap.Değişken hislerle giriyorsunuz bölümlere.Bazen çok yumuşak ve naif,bazen çok sert ve saldırgan.Aslında Yeraltı Edebiyatı okudum da diyebilirsiniz,uygun düşer.

    Kitap da ayrıntılara özellikle dikkat edilmiş,betimlemeler yormuyor,bıktırmıyor,üzerinde çok düşünülmüş havası var satırların.Kitabı okuyun ve şundan emin olun,kitap da konu edilen hayat değiştiren kitabı sizde bir an önce bulmak isteyeceksiniz ve konusu geçen aşkı yaralarına berelerine rağmen yaşamayı,hiçbir şey düşünmeden,dert etmeden yollara düşmeyi arzu edeceksiniz.

    Yapabilirimisiniz bilmem ama daha önce muhtemelen aklınızdan geçmiş olan 'atlasam bir otobüse ve çekip gitsem buralardan,adı olmayan bir yerlere' cümlesi ve isteği yine aklınıza gelecek.Ancak ne şimdiki yollar yol,ne şimdiki aşklar aşk,belki de bunu düşünmeyeceksiniz.

    Bu kitabı okumakta geç kalmışım,belirli bir zaman sonra bir kez daha okunur.İyi bir tat oldu.Kesinlikle tavsiyedir.
  • "Hayat dediğin şey ikiye Ayrılır.Biri sıfırdan başlar, birle devam eder, korku ve cesaret."
  • "Kargaşa düzenden doğar, korku cesaretten doğar, zayıflık güçten doğar. Düzen ya da düzensizlik sayıdadır. Cesaret ya da korkaklık tavırdadır. Güçlülük ya da güçsüzlük görünümdedir. Bu nedenle düşmanı yönlendirmeyi iyi bilenler yanıltıcı bir görüntü verir ve düşman buna kesinlikle kanar."
  • Namus ya da madalyonun öbür yüzü ayıp; bildiğimiz gibi suça kıyasla başkalarının önünde hissedilir) gibi erkeklik de fiili ya da muhtemel vahşet gerçeğiyle diğer erkekler tarafından onaylanmalı ve “sapınadek erkekler” grubu üyeliğini garantilimelidir... Bazı toplu tecavüz olayları (burjuva delikanlıların anılarının çok normal bir parçası sayılan geneleve toplu ziyaretleri daha da rezil bir şekli), sınava çekilmişlerin diğerlerinin önünde erkekliklerini bütün gerçeğiyle ispatlamaları için tasarlanmıştır. Bir başka değişle, sevginin erkekçe davranışları barındırmayan yumuşak ve ince yanından soyunmuş olarak erkekliği kanıtlayan tüm ayrıcalığı ve erkek grubunun yargısına bağlılıklarını dramatik bir biçimde sergilerler...Cesaret denen şeyin adam öldürmeye, işkence etmeye, ırza geçmeye, hükümetmeye, sömürmeye ve ezme iten duygunun güçlü “erkek” evreninin dışında bırakılmak gibi “erkekçe” bir korku olduğunu düşünmek yeter. Erkeklik, görüldüğü gibi ilişkili bir kavramdır ve erkeklerin önümde diğer erkekler için ve kadınlığa karşı bir tür kadın korkusu ile yaratılmıştır ki bu korku derininde kendi kendinden korkma yatar.
    Gönül Dönmez Colin
    Sayfa 41 - Ahıra kitaplığı
  • İyi etki diye bir şey yoktur bütün etkiler ahlakdışıdır.
    -Neden
    Çünkü bir insanı etkilemek demek o insana kendi ruhunu vermek demektir. etkilenen kişi kendi doğal düşünceleri ile düşünemez ya da kendi doğal tutkularının ateşiyle yanamaz. Erdemleri kendisine gerçekmiş gibi gelmez günahları- günah diye bir şey varsa ödünç günahlardır. Bir başkasının müziğinin yankısı haline kendisi için yazılmamış bir rolü oynayan aktör haline gelir. Hayatın amacı kendini geliştirmektir insanın kendi doğasını eksiksiz biçimde geliştirmesi. Hepimiz işte bunun için buradayız. Bugünlerde insanlar kendi kendilerinden korkuyorlar. Görevlerin en büyüğünü unuttular. Bir insanın kendisine karşı görevini.Elbette yardım etmeyi seviyorlar yoksulları doyurup dilencileri giydiriyorlar ama kendi ruhları aç ve açıkta. Bizim soyumuz da cesaret diye bir şey kalmadı belki de hiçbir zaman olmamıştı.
    Ahlakın temelinde toplum korkusu dinin temelinde Tanrı korkusu yatıyor ve bizi bu iki korku yönlendiriyor.
  • insanları gerçekten kör eden, onları gerçekten felce uğratan güvensizlik, korku ve isyandır. Bunlar insanın hayatını karartır. Fakat biraz inanç, biraz cesaret ve biraz hayatı sevmekle her şey aydınlanacaktır!"
    Jaap ter Haar
    Sayfa 39 - Can yayınları