Semra Beynel, bir alıntı ekledi.
 21 May 21:40

Sevgililer günü
Benim ailemse tam tersidir.Ben dört yaşındayken annemle babam boşandı,birbirlerinden genelde nefret ediyorlar.Haftanın yarısını babamın Chelsea'deki dairesinde, diğer yarısını da annemin Brooklyn Heights'taki evinde geçirerek büyüdüm.Benden beş yaş büyük ve hakkımda hiçbir şey bilmeyen üvey bir ağabeyim var.Kendimi bildim bileli ailemin kendi başımın çaresine bakabileceğim zamanı zor beklediğini düşünmüşümdür."Markete artık kendi başına gidebilirsin." "İşte dairenin anahtarları."Bazı aileler aşırı korumacı diye tabir edilirken tam tersi anlama gelen bir sözcük olmaması komik.Yeterince korumayan ebeveyni tanımlamak için hangi kelime kullanılır ki ?Az korumacı? ihmalkâr? Bencil? Ahmak? Yukarıdakilerin hepsi.

Mucize, R. J. Palacio (Sayfa 210 - Justin anlatıyor.)Mucize, R. J. Palacio (Sayfa 210 - Justin anlatıyor.)
Pavel Fyodoroviç Smerdyakov, Tom Sawyer’ın Maceraları'ı inceledi.
13 May 13:10 · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · Puan vermedi

Uslu bir çocukluk geçirmişlerin, küçükken olaylardan ve yaramazlıklardan uzak duranların ilginç bulacağı bir isim; Mark Twain'in, Tom Sawyer'i. Çoğu ebeveyn veya çocuğun yetişmesinden sorumlu kişi, çocuk yetiştirirken korumacı bir tavır sergiler. Tom Sawyer'da, korumacı tutumu benimseyen biri tarafından yetiştirilme şanssızlığını yaşamış çocuklardan. Ancak çocuklar burada ikiye ayrılıyor: Tom Sawyer'ın izinden gidip, yaramaz olanlar, içinden geleni yapanlar yani kendisinden isteneni yapmadığı kadar çocuk olanlar ve yetiştirildiği duruma uyum sağlayıp genellikle kendisine çizilmiş sınırların dışına çıkmayanlar. Sawyer şanslı. Kendi isteği, büyüklerinin isteğinin önüne geçiyor. Yani bir seçim yapabilmiş. Diğer yol seçtirilmiş (ki hiçbir çocuk bu yolu seçmez) çocuklara baktığımız zaman, içinde hep bir şeylerin eksik kaldığı, istediklerini zamanında yapamadığı için ileride hep bir şeylerin eksikliğini hissedecek olanlar... Belki şu cümleler size pek de uzak gelmeyecektir: "o çocuk yaramaz onunla pek oynama", " o çocuk tembel onunla samimi olma", "bu havada dışarıda oyun oynanmaz" vs. Yetişkinler katı mantıklarının, çocukların güzel dünyasına tecelli edeceğini düşünerek bu sözleri sarf ediyorlar. Umarım bu sözleri duyan her çocuk saflıkla bu sözlere inanmak yerine, içinden geleni yapar..

Tom ve sevdiği kız olan Becky'nin mağarada kaybolması, günlerce orada mahsur kalması, kurtarılmayı beklemesi bana Emile Zola'nın büyük eseri Germinal'in final bölümünü anımsattı. Açlık, karanlık ve kaçınılmaz olan umutsuzluk... Neyse ki çocukların dünyasında ölüme ve umutsuzluğa yer olmadığının farkında olan yazar, bu durumun önüne geçmiş...

Ne mutlu büyüklerinin sözünü dinlemeyen çocuklara, ne mutlu yaramaz çocuklara, ne mutlu çocuklara! Küçüklüğünde bu kitabı okuyan ve bana hediyen eden, S.'ya teşekkür ederim...

Ceren Acer, Sığınak'ı inceledi.
 13 Nis 19:46 · Kitabı okudu · 4 günde · 8/10 puan

Yazar, bu kitabıyla birlikte yeni bir seriye başlamış. Mickey Bolitar karakterinin amcası Myron Bolitardır. Mickey amcası ile anlaşamaz. Ve Mickey aynı amcası Myron gibi maceracı bir kişiliğe sahiptir. Bu yönüyle her ne kadar amcasına benzese de Myron karakterinin korumacı tavrı Mickey'i sıkar. Mickey babasını trafik kazasında kaybetmiştir. Annesi de uyuşturucu bağımlısı bir kadındır. Rehabilitasyon merkezindedir. Aslında yazar her ne kadar Myron Bolitar serisine son vermiş olsa da iki seri arasında farklı bir işleyişe denk gelmedim. Bu seride sadece Myron Bolitar karakterinin yerini Mickey Bolitar almış. Macera romanı sevenlere tavsiye ederim.

Reina, Kaiken'i inceledi.
15 Mar 20:43

Hayatın başladığı yerde ölüm.

Katil içinde katil.

Cinayet içinde cinayet.

"Japonya artık bir anı değil kabus olduğunda, Kaiken'in zamanı gelmiş demektir."

Kaiken, samurayların kullandığı bir hançer. Roman kurgusuna gömülü Japon kültürüne ait bol bol bilgi veriyor bizlere Grange. İlgisi olan okurların yüzünü güldüreceğini düşünüyorum.

Roman karakterlerini tek tek incelemeyeceğim ancak esas adam Passan'a değinmeden geçemeyeceğim. Okuduğum her polisiye romanda katille bir bağ kurarım, katilin bakış açısından olayları anlamaya çalışırım. Hayal gücümün ve empati yeteneğimin sınırlarını zorlamayı severim. Ancak bu kitapta katilden ziyade polisle bir bağ kurdum, merak ettim. Passan, alanında çok başarılı bir polis. Çocukları için ölümü göze alacak kadar korumacı ve sevgi dolu bir baba. Japon kültürüne aşık ama Japon eşine olan aşkını çoktan kaybetmiş bir adam. Kitap bittiğinde keşke Passan'a dair her şeyi okuyabilseydik dedim ister istemez. Çünkü Passan, psikopatlığın sınırında bir kahraman.

Grange'ı diğer yazarlardan ayıran ve benim en sevdiğim özelliklerinden biri de betimlemelerdeki ustalığıdır. Öyle ki mekan betimlemelerindeki başarısını gölgeleyecek kadar iyi çizdi beynimin içinde Passan'ın, Naoko'nun ve diğer karakterlerin görüntüsünü. Kitabı film izler gibi okudum diyebilirim. Başlarda Siyah Kan'a biraz özlem duysam da tempo çok çabuk hızlandı ve neredeyse kitabın bütününde bir kovalamaca hakimdi. Kalbimi hızlandırdığın için teşekkür ediyorum Grange, seni seviyorum.

Gelelim kitabın eeeeeeen sevdiğim özelliğine. Leonardo Di Caprio'nun Inception adlı filmini izlediniz mi? İzlerken noluyoruz yaa? haydaaaa! tarzı tepkiler verdik çoğumuz. Ben de okurken bu tepkileri sık sık verdim evet. Tam hikayeyi çözdüm derken ters köşe oldum. Bu kadar basit olamaz evet diyerek kurguya hak verirken bir haydaaaa daha geldi. Sonra tam olayı çözüyoruz derken bir ters köşe daha! Her şaşkınlığımda bir kere daha yazarın zekasına hayran oldum. Evet, her okuduğunuza hemen inanmayın diyor bize Grange.

Kaiken ile görüyoruz ki şüphe, polisiyenin şah damarıdır.

Keyifli okumalar!

Semih, Çocukluğum'u inceledi.
 13 Mar 20:45 · Kitabı okudu · 3 günde · 7/10 puan

Çokça duymuş olmama rağmen bu zamana kadar hiç Maksim Gorki okumamıştım. Dolayısıyla hayatını da hiç merak etmedim. Peki ama Maksim Gorki'nin bu otobiyografik eserini neden okudun o zaman diye sorarsanız, sebebim tamamen şudur:

Gorki'nin Çocukluğum isimli bu kitabını, değerli arkadaşım (Yoksa "gönül dostu" mu demeliydim? Bu aralar çok meşhur da sitede...) fazi'nin #26348782 incelemesinde yazdığı: "Anneanneden bahsetmezsem sanki incelemem eksik kalacakmış hissini taşıyorum. Eksik kalmasın... Anneanne ile büyüyen ben, Gorki'nin anneannesine duyduğu koşulsuz sevgiyi kalbimle hissettim. Anneannesinin korumacı duruşunu, verdiği değeri, yumuşacık kalbini okumak duygulandırdı beni. Sanki karşımdaydı Kashirin. Anlattığı her hikayeyi sevgiyle okudum." paragrafı sebebiyle okuma kararı verdim.

Ben de anneannesi ile büyüyen biriyim ve anneanneler konusunda son derece hassasım. Bu sebeple kitabın beni kesinlikle etkileyeceğini düşündüm. Bazen tek bir cümle bile sizi o kitaba çekebilir ve okumanıza sebep olabilir. Fazi'nin cümleleri hafiften kalbimi titrettiği için de kararlı bir şekilde siparişimi verdim ve okumaya başladım.

Kitap, Aleksey Maksimoviç Peşkov isimli 5 yaşındaki kahramanımızın babasının öldüğü günü betimlemesi ile başlıyor. Bu başlangıcın son derece çarpıcı bir başlangıç olduğunu bu noktada hemen kabul etmeliyiz. Babasının ölümüyle Aleksey anneannesinin ve dedesinin yanına yerleşiyor ve akabinde annesi de Aleksey'i çeşitli sebeplerden ötürü terk ediyor. Kitap hep bu çerçevede Aleksey'in yaşadıklarını bize aktararak ilerliyor.

Öncelikle anneannesi ile büyüyenler bilir ki, en büyük zorluk anneanne ile torun arasındaki nesil farkıdır. Çünkü aradan bir nesil çıkarılmıştır ve anneannenin öğütlerini çocuk anlayamaz; çocuğun beklentilerini ise anneanne anlayamaz. Aleksey başından beri böyle bir anlamama ve anlaşılamama derdi ile karşı karşıyadır.

Bu ailenin içerisinde sürekli ölümlerle ve en sevdiklerinin ölümüyle yüzleşmek zorunda kalır küçük kahramanımız. Dayılarından ve dedesinden şiddet görmediği gün yok denecek kadar azdır. Hatta bu neviden bir şiddet karşısında en yakın arkadaşı olan "çingenecik" gözleri önünde can verir. Bir çocuk için hayli ağır bir yüktür en yakın arkadaşının ölümünü izlemek...

Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de annesinin gözleri önünde ölümünü izler Aleksey Maksimoviç Peşkov. Bir çocuk daha fazla ne yaşayabilir ki diye sormadan edemedim kitabın bu kısımlarında...

Esasen ben otobiyografileri ve otobiyografik eserleri okurken genellikle sıkılırım. Bile bile lades demiş oldum bu kitabı okuyarak; ama asla pişman olmadım. Gorki'nin hayat hikayesini değil de anneannesi ile olan bağını daha çok önemsedim hep okurken. Bu sebeple de kitaba ilişkin "okuyun" veya "okumayın" diyemiyorum. Benim bakış açım oldukça farklıydı çünkü. Herkese keyifli okumalar...

Black Hole, bir alıntı ekledi.
10 Mar 13:24

Büyükler genelde böyledir: Kendilerinden daha genç, popüler ve hayat dolu insanları sınırlayıp denetlemeye kalkarlar; çünkü gençlerde olup da kendilerinde olmayan özellikleri kıskanırlar. Bu fikirler genelde iyimser, korumacı bir havada başlar.

Büyük Şeflerin Yatak Odası Sırları, Irvine WelshBüyük Şeflerin Yatak Odası Sırları, Irvine Welsh

Kusan Dünya
Çocukluğumuza dönüyoruz. Beraber oyunlar oynayamadığımız karşı komşumuzun çocuklarının yanına. Sahi neden oynayamamıştım onlarla sayın dünya, hangi yasana tersti ? Milliyetçilik mi yoksa ırkçılık mıydı ? Belki de benim bilmediğim bir dünya anne yasasına...
Ama çocuk aklımla anlamıştım bütün kabul etmeyişlerimin onlarla oynamak isteyişlerime rağmen, farklılık yasasıydı bu. Yemekleri farklı konuşmaları farklı giyinişleri farklı abiye babaya davranışları farklı hatta çok eğlendiğim düğünlerde bile müzikleri farklı eğlenmek için yaptıkları hareketler bile farklıydı. Tamamdı. Annem haklıydı. Normal -bana benzeyen- arkadaşlarım varken onlarla oynayamazdım, onların evine gidemezdim. Tehlikeliydi farklı olan.
Peki o tarafa gidelim. Oralarda olaylar nasıldı ? Farklı mıydı ? Onlarda bize karşı aynı şeyler mi düşünüyorlardı ?
Tıpa tıp korumacı anne aynı olmadığımızı düşünen büyükler tabi bunları ben çok sonra öğreniyorum. Sonra ne mi oldu, büyüdüm Nasıl oldu bilinmez bu kadar dayatmaya diretmeye karşı gittim ve arkadaş oldum. Eğer tehlikeli ise bu tehlikeyi yaşayarak öğrenmem gerekti.

Sayın dünya biz aynıydık ! Bize yalan söylemişlerdi. Kimsede cesaret edip farklı olanla gidip tanışmamış acısını sevincini paylaşmamıştı ki aynı olduğumuzu anlasın. Evet biz aynıydık. Kadındık, çocuktuk, erkektik. En önemlisi insandık...
Bizi değiştiren sen ve senin coğrafyandaki insanlardı. Kutuptaydık beyazdı ten rengimiz, çöldeydik karardı rengimiz. Bu muydu aynı olmamızı engelleyen ? Hem ne vardı aynı müziği dinlemeseydik. İnsan olamızı değiştirir miydi ? Tüm bunlar farklı olmamıza mı sebepti ? Birbabanın çocuğuna verdiği sevgi Almanda farklı İngilizde farklı mıydı ? Bakmayın siz bana sayın dünya beş büyük ülkelerden örnek verdim. Hani dünya beşten büyüktü ? Neden ölen insanlar Orta Doğu insanı ? Neden ölen insanlar sefaletin insanı, renklerinden mi ? Yoksa dinlerinden mi ?
Azınlıktan bahsediyorum, azınlıklardan. Hani şu denizlerinin bile kabul etmeyip soğuk dalgalarının el birliğiyle deniz kıyılarına kustuğu mülteci çocuklardan. Şimdi ben ne yazmalıyım bu satırlara bunca yazılandan sonra bunca yaşanandan sonra, yeri göğü kan bulamışken ne anlatmalıyım ?

Bildiğin şeylerden bahsedeyim o zaman . Oturup konuşalım evet şimdi.
Uğruna yakıp yıktığınız, kadın çocuk bakmadan canını aldığınız, dinlerinizden, ırklarınızdan, devlet adamlarınızdan, atalarınızdan, para birimlerinizden...
Başka neyiniz vardı sizin ? Mesela insanlığınız, vicdanınız ya da merhametiniz ? Bunlardan kalmış mıydı elinizde ? ya da bunlara hiç sahip olmuşmuydunuz ? İnsan, insandır. Sadece insan. Doğduktan sonra üzerimize yapıştırılan etiketler ölüme sebep değil ! İNSANIZ VE AYNIYIZ.

(Dinleyiniz: https://www.youtube.com/watch?v=ZpA0l2WB86E )

10.03*

şuleşule, bir alıntı ekledi.
07 Mar 08:52 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

bazı aileler aşırı korumacı diye tabir edilirken tam tersi anlama gelen bir sözcük olmaması komik.
yeterince korumayan ebeveyni tanımlamak
için hangi kelime kullanılır ki? az korumacı? ihmalkar? bencil? ahmak? yukarıdakilerin hepsi.

Mucize, R. J. PalacioMucize, R. J. Palacio
Didem Nur Er, bir alıntı ekledi.
05 Mar 22:43 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Günün birinde baba ola-bilmek
.... tek başıma metroya bindigim zamanlarda ne kadar küçük olduğumu anımsadım. Günün birinde korumacı bir baba olacağımı biliyordum. Çocuklarım onları umursadığımı bilecekti.

Mucize, R. J. Palacio (Sayfa 215)Mucize, R. J. Palacio (Sayfa 215)
Habibe Mengü, bir alıntı ekledi.
05 Mar 03:09 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Çocuklarımız bizi çileden çıkardığında, onlara cevap veremeyecek noktaya geldiğimizde, onlara karşı aşırı korumacı davrandığımızda, " çok uslu " ya da tam tersi aşırı yaramaz olduklarında kendimize şu soruyu soralım:
Benim ihtiyaçlarımla çocuğumunkiler arasında bir rekabet mi var?

Çocuğun Duygusal Dünyası, Isabelle Filliozat (Sayfa 59)Çocuğun Duygusal Dünyası, Isabelle Filliozat (Sayfa 59)