1000Kitap Logosu

Kötü Çocuk 2

192 syf.
·
Puan vermedi
KİSAKİDEN BAHSETMEMİSİM HDHDHDJDGS
O kadar garip bi seri ki böyle bir çift ergen var, ama kaldıramayacakları şeyler yaşamışlar ve birbirlerine sahip cıkıp birbirlerini kolluyolar fakat gecmisleri peslerini bırakmıyor... Selam. Bugün keşfedeli uzun zaman olmasada benim icin cok değerli bir seriye deyineceğim. İlk kitap üzerinden inceleme yapıyorum fakat genel bir yorum olacak. Spoiler vermemeye calısacağım ama farkında olmadan verebilirim de bana güvenmeyin ruhrjoıgjsrfhusojf. Hikaye 30 lu yaşlarda ve kitabın kapağında olan ana karakterimiz Takemichinin haberleri izlerken lise döneminde sevgili olduğu hina nın bir çete kavgasında öldüğünü izlemesiyle başlamıştı. Takemichi bunu pek umursamamıştı (bu konuyla ilgili hala ona kızgınım) fakat bunun hayatını değiştireceğinin farkında değildi... Şimdi size ana çeteden bahsedeceğim; Tokyo Manji çetesi kurucuları (en önemlisi bence) Mikey (Manjiro Sano) Draken (benim manit) (Ken Ryuguji) Baji Mitsuya Pachin (Haruki Hayashida) Kazutora Herşey bu çeteyle başlıyor, fakat size en güçlü çete bu diyemem. Ama kalbimde her zaman en iyi çete olarak Tokyo Manji çetesi kalacak. Tabii daha Tokyo Revengers çetesi kurulmadı. O cıkınca her zaman diyemem.. Diğer önemli çete adlarını ve nedenlerini göstereyim, Valhalla (hikayenin başlarında baya önemli bir çete. Hatta ana villianı barındıran bir çete ama öyle bir hikayemiz varki ana villian ana villianlıktan cıkacak ve asıl kötü karakter hic beklemediğimiz biri cıkacak...) Kara Ejderler (en old cete) Tenjiku ( bu cetenin olduğu manga döneminde baya bi aglicaksınız) Bonten ( cok fazla gecmis cetelerden üyeler var ve bence en güclü 2.(?) cete Brahman (abartılması gereken bir cete fakat karanlık dürtüler sağ olsun daha üyeleri tam tanımadan yok oldu KJOSIGSKGHLSGJSF bu arada üç tanrılar dan sadece senju abartilmali) Sevdiğim birsürü karakter var. Draken, Baji,Chifuyu, Mitsuya... Ama abartılması gereken tek karakter var. TAKEMİCHİ. Takemichi hakkında düşüncelerim: Evrenin en güclü karakteri Mikey olabilir ama Takemichinin yaşadığı şeyleri yaşasaydı intihar edebilirdi (zaten ederdi ota boka psikolojisi bozulduğu için bakın spoiler vermeden spoiler verdimm). Bana göre seride ki en güclü karakter Takemichi. Fiziksel olarak hic bi ise yaramasa da ruhsal olarak herkesin dayanamayacağı kadar dayandı. Zaten güclü olmasa birbirinden güclü insanların bölük kaptanı olmak icin yarıstıgı bir cete de kaptanlığı kazanamazdı. Herşeyi düzeltmek isterken herşeyi batırdığı zamanlar olsa da asla pes etmedi. Büyük kayıplar yaşasa da pes etmedi ve amacına ulaşıp hinayı kurtardı (bu arada seri hala bitmiş degil yani belki kurtaramadı bilemeyiz). Suan ki hedefi de Mikeyi kurtarmak. Yoluna ne engeller cıkarsa cıksın Mikeyi kurtaracağına canıgönülden inanıyorum. Mikey hakkında düsüncelerim (HAYATINIZIN SPOİLERINI YİYEBİLİRSİNİZ): Mikey konusunda duygularım cok karmasık. Ben dizi de ki mikeyi geri istiyorum. Manga da güncelde olduğum icin mikeyi eskisi gibi sevemiyorum. Onun o tatlı gülüşünü, kenchin demesini cok özledim. Bu kadar acıya katlanıp yüzü hep gülen mikeyi bile psikopatlaştıran dünya bize neler yapmaz. Mikey bence cok bile dayandı. Bu karanlık dürtü olayları başladığından beri böyle seylerin basımıza geleceğini biliodum. Ama bu hayatta en değer verdiği insanlardan biri olan drakenı öldürmesi kalbimin bir köşesini her zaman kırık olarak bırakacak. Okuyucular hatırlar belki, herkesin mutlu olduğu fakat mikeyin yine cete kurduğu hatta bonten cetesiydi yanlış hatırlamıosam alternatif bir son vardı. Eğer o sonda kalsaydık ben asla kabul edemezdim böyle bir sonu. Mikeysiz birşeyler her zaman eksik olacak gibi hissediyordum. Fakat mikeyi kurtarayım derken drakeni kaybettik be takemichi... Romantik kısımdan bahsediyorum: Simdi nerde romantizm diyenler gelmeden bu konuya da değineyim. Ben öyle anlattım ki ceteler var iste surekli savasıolar fln. Aslında doğru anlatmısım öyle de IJSHUOGSHGUPSJDGIYSPJ. Ama mesela ben Takemichi ve Hinanın o romantik sahnelerini cok seviyorum. Böyle okurken o panellere 5-10 saniye fazla bakıyorum. Takemichinin asıl yaşı 12 yaşında birinin bedeninde 30 küsür olmasına rağmen o hinayı görünce cocuksu kızarması, ona o yonca kolyeyi hediye etmesi, gelecekte evlen benimle demesi ve daha birsürü romantik ve duygusal sahne var. Hayatımda gördüğün en tatlı ciftlerden birileridir kendileri. Daha değinecek birsürü konu var ama sizi daha fazla sıkmak istemiyorum. Bu bir incelemeden cok icimi dokmek gibi oldu aslında. Üşenmeyip buraya kadar okuduysanız cok teşekkür ederim. Eğer seriyi izler/okursanız aklınıza benim gelmem dileğiyle... UNUTMAYIN. ONLAR SADECE ÇOCUK VE YAŞADIKLARI ÇOK FAZLA. BUNLARI ASLA HAK ETMEDİLER.
Tokyo Revengers - Tome 01
Okuyacaklarıma Ekle
2
14
226 syf.
·
Puan vermedi
Savaşların devam ettiği bir süreçte İngiliz çocuklarını daha güvenli bir yere taşıma amacı olan uçak saldırıya uğrar ve ıssız bir adaya düşer. Uçaktan geriye kalan herhangi bir yetişkin olmadığı için eve dönmelerini sağlayacak fikirler üretebilme tamamen bu başta masum görünen çocuklara kalmıştır. Ralph'in liderlik seçiminden sonra küçük bir demokratik düzen kuruldu çünkü biliyorlardı ki bir devlet ya da topluluk kurallar ve yasalar olmadan asla ilerleyemez. Bu demokratik sisteme göre herkesin söz hakkına sahip olması gerekiyordu. Aradan haftalar geçmiş ve herkes burada tamamen mutlu bir şekilde yaşamaya devam ediyormuş en küçük çocuklar bile geri kalanlara ayak uydurabiliyorlarmış. Tam da bu zamanlarda bir çocuk adada canavar gördüğünü iddia etmiş ki bu durum tüm çocukları korkutmaya yetmişti bile. Bir yandan bu korku diğer yandan Jack'in lider olmamasından ötürü oluşturduğu avcı kabilesi adadaki felaketlerin habercisi olmuş. Başta diğer cocuklar Jack'in bu hayvanları öldürme arzusunu kınıyorken daha sonra bir hayvanın acı çekmesi onlara da zevk vermiş. Acı içinde kıvranan bir can, midelerinden çok egolarını duyurmuştu. Artık hiçbir çocuk herhangi bir kurala uymuyordu. Hatalarından özür dilemek ve telafi etmek yerine kolayca kaçıp gidiyorlardı. Çünkü onların bu davranışlarını eleştiren herhangi bir büyük yoktu aralarında. Artık alınan kararları başkan kendi çıkarlarına göre almış. İyi olan kötü olmuş, kötü olan daha da kötüleşmişti. Fakat baştan beri mutlak iyiliği temsil eden Simon, hiç bir zaman kötü tarafını beslememiş. Hatta ona göre Cehennem'e çevirdikleri adada kendilerinden başka hiçbir canavar yokmuş... "Ying-yang felsefesine göre, her insan içinde hem iyiliği hem de kötülüğü barındırıyor. Mutlak olarak niteleyebilecegimiz davranış ise hangi tarafın ne şekilde beslendiğine bağlı." William Goulding'in şuanda bulunduğumuz çağı daha iyi anlatamayacak şekilde kaleme aldığı bu eşsiz eser, gerçek hayattan izler taşımakta. Öğretmenlik yaptığı dönemlerde erkek öğrenciler arasında çatışmalar yaratmış, onlara maximum haklar vererek kendilerini savunurken ne kadar vahşi olabileceklerini not etmis. Ayrıca kendisi 2. Dünya Savaşı'nda da İngiliz cephesinde yer alarak herhangi bir kurala itaat etme mecburiyetinde olmayan insanların ne kadar vahşi olabileceğine bizzat tanıklık etmiş.
Sineklerin Tanrısı
8.1/10
· 54,6bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
3
208 syf.
'' VE SONRA KİMSE KALMADI'' : ON KÜÇÜK ZENCİ
Agatha Christie , 19. Yüzyılın sonuna doğru Birleşik Krallıkta doğdu. Babası tarafından evde eğitim gören Christie, 5 yaşında okumayı öğrendi. Küçük yaşta öyküler yazmaya başladı. 1914’te Albay Archibald Christie ile evlenerek Fransa’ya gitti. Burada ilk polisiye romanı olan ‘’ Ölüm Sessiz Geldi’’ eserini yazmıştır. Bu roman Hercule Poirot’un ilk vakasının anlatıldığı romandır. Agatha Christie, 66 polisiye romanı ve 153 kısa hikaye yazmıştır. Öyküleri ilk olarak 1920’lerde dergilerde yayımlanmıştır. Cinayet romanlarında çeşitli cinayet yöntemleri kullanarak birbirinden farklı yöntemle çözüme ulaştırmıştır. Agatha Christie okumak zeka oyunu oynamak gibidir. Romanlarında katili/katilleri tahmin etmek oldukça güçtür. Tahminler çoğunlukla yanlış çıkar. Agatha’nın amacı da eser boyunca okuyucuda merak uyandırmak, gizemi korumak ve romanın sonunda okuyucuyu şaşırtmaktır. Christie romanlarının en önemli karakteri Hercule Poirot’dur. Bir diğeri ise Bayan Jane Marple’dır. Hercule Poirot; zekası, esprili yapısı, sıra dışı gözlemciliği ile dolu Belçikalı bir dedektiftir. Agatha Christie’nin yazdığı 33 romanında yer almakadır. ( Bayan Jane Marple 12 romanda ve 8 kısa öyküsünde yer alır.) Hercule poirot edebiyat dünyasının bilinen en ünlü karakterlerinden biridir. Pairot karakterini 1940’ların başında yazdığı fakat okuyucuyla 1975’te buluşan ‘’ Ve Perde İndi’’ adlı romanında son kez görmekteyiz. New York Times’da ölümü yayınlanan tek kurgu karakteri olmuştur. ON KÜÇÜK ZENCİ (1939) Hikaye birbirini hiç tanımayan 8 kişinin Zenci Adasına davet edilmesiyle başlıyor. Köşkteki 2 yardımcıyla beraber on kişiydiler. Bu on kişinin tek ortak noktaları hepsinin geçmişte birinin ölümüne sebep olmasıdır. Köşk oldukça modern döşenmiştir. Masanın üzerinde 10 tane biblo, beyaz mermerden oyulmuş bir ayı heykeli… Zenci Adasındaki ilk akşam yemeklerinde gramafondan bir ses duyarlar. Ses onlara her birinin sebep olduğu ölümleri sayar. Olay sonrasında hepsi korku içindedir adadan ayrılma yollarını düşünürler fakat herhangi bir ayrılma yolu yoktur. Şöminenin önünde duran eski bir masal tekerlemesini görürler. On küçük Zenci yemeğe gitti, Birinin lokması boğazına tıkandı. Kaldı dokuz. Dokuz küçük Zenci çok geç yattı, Sabah biri uyanamadı. Kaldı sekiz. Sekiz küçük Zenci Devon'a gezmeye gitti, Biri geri dönmedi. Kaldı yedi. Yedi küçük Zenci odun kırdı, Biri baltayla kafasını yardı. Kaldı altı. Altı küçük Zenci kovanla oynadı, Birinin yabanarısı soktu. Kaldı beş. Beş küçük Zenci hukuka merak sardı, Biri yargıç oldu. Kaldı dört. Dört küçük Zenci denize yüzmeye gitti, Birini kırmızı balık yuttu. Kaldı üç. Üç küçük Zenci hayvanat bahçesine gitti, Birini büyük bir ayı kaptı. Kaldı iki. İki küçük Zenci güneşe oturdu, Birini güneş çarptı. Kaldı bir. Bir küçük Zenci yapayalnız kaldı, gidip kendini astı. Ve kimse kalmadı... Agatha Christie, çocuk şiirlerini, şarkıları, tekerlemeleri ya da şiirleri eserlerinde kullanmayı sever. Böylece masum bir şiirin altında yatan bilinmeyen kötü niyetin olabileceğini vurgular. Yavaş yavaş ölümler gerçekleşir. Her ölümle birlikte masadan bir biblo eksilir. Adadaki herkes birbirinden şüphe etmeye başlar ve korku dolu günler birbirini kovalar. Oldukça sürükleyici olan bu eserin sonunda çok şaşıracaksınız.
On Küçük Zenci
9.0/10
· 16,9bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
15
Çocuk Psikolojisi
Anksiyetenin bilişsel davranışsal kavramsallaştırılmasını anlatırken Anksiyetenin üç şekilde ortaya çıktığı üzerine odaklanırız. (1) bedensel reaksiyonlar. (2) düşünceler. Sınıfta benimle dalga geçerler yada "Eğer annem benden ayrılırsa ona kötü bir şey olacak " gibi (3) Aksiyon ve davranışlar : korkulan durumlardan ve nesnelerden kaçınma gibi. Çocuk Terapisi
1
9
448 syf.
·
16 günde
·
Puan vermedi
Fantastik türünde başarılı bir evrene adım atmak isterseniz sizlere önerebileceğim bir kitap. Gölge ve kemik kendine has başarılı dünyasının için hapsetti beni okumam sırasında. Evrende fantastik güç sahibi olanları 3 gruba ayırmış yazarımız. • Corporalkiler: En güçlü sınıf Cellat ve Şifacılar oluşturmakta. Şifacılar adında anlaşıldığı gibi tedavide görevliyken Cellatlar, Şifacıların tam tersi göreve sahip. •Etherealkiler: Dalga, ateş ve rüzgârın hâkimleri •Materialkiler: Malzeme üretiminden sorumlular Kısaca konumuz bu 3 grubun oluşturduğu 2.ordu ve kralın askerlerinin oluşturduğu 1.ordunun beraberce savaştığı bir zamanda, 1.ordu mensubu haritacı olan Alina'nın karakter gelişimi ve başına gelenler olarak adlandırılabilir.(Tabiki bu olaylar zincirinde 2.ordunun başı Karanlıklar Efendisinin rolü yadsınamaz.) Özellikle serinin ilki olan bu kitapta Alina'nın aşağılık kompleksi çok fazla olsa da beni rahatsız etmediğini söyleyebilirim yine de minik bir uyarı olsun okumayı düşünenlere. Tüm bunlar dışında kitabın beni asıl büyüleyen noktası iyi ve kötü saflarının sürekli değişmesiydi. Kimi zaman Karanlıklar Efendisinin sıkı bir destekçisiyken kimi zamansa Alina'nın destekçisi oldum. Okuyucunun yer alacağı safı sürekli değiştiren bir kitap olması beni büyüleyen asıl noktaydı. Sonda yer alan hikâyenin de çok güzel olduğunu ayrıca başka bir karakterin bakış açısından bakmamızı sağlayan minik bir bölümün olduğunu söylemek isterim. Spoilerlı kısım&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&& Malyen karakterine bir türlü ısınamadım okumam boyunca. Kendisi Alina'nın güçleri ortaya çıktığında aniden Alina'ya aşık olduğunu farketti. Tabiki bazı şeylerin kıymeti elinizden gidince anlaşılır ve bu mesaj verilmeye çalışılmış ancak Malyen'in sonradan farkettiği bu saf duygulara sahip olduğunu iddia etmesi benim kendisine ısınmamı sağlayamadı. Bunun yegâne sebebi kitapta Malyen karakterine önem vermemem. Şahsen kutupların savaşına olan odağım ve sevgim Malyen'i sevmemi engelledi ayrıca Malyen ve Alina karakterleri ilk kitapta çok iticilerdi bunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Karanlıklar Efendisinin son hareketini (Masum insanları, karanlıklar diyarını ilerleterek katletti. Diğer ülkelerin temsilcilerini korkutmak için.) çok yanlış bulsam da kralın gitmesinin daha fazla önem arz ettiğini düşünüyorum çünkü kral daha bir çocuk. Karanlıklar Efendisinin mutlak bir güçle başa geçmesi gibi bir durum elbetteki kâbul edilemez ancak Alina'nın gücü sayesinde Karanlıklar Efendisinin üzerinde sağladığı denetim bu mutlak güç kavramını zedeleyecektir ve Alina'yı çıkarları doğrultusunda öldüremeyeceğinden şartlar eşitlenecektir. Tüm bunları göz önünde tuttuğumda şuanlık Karanlıklar Efendisinin safındayım.
Gölge ve Kemik
7.9/10
· 3.927 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
5