• "Kiminle evleneceğinize dair illa bir kriter arıyorsanız, bu kriter nezaket olmalı. Çünkü nezaket insanlığa ve insaniyete dairdir. İçinde vicdan, merhamet, saygı ve empati barındırır."
  • 108 syf.
    ·4 günde·Beğendi·6/10
    Türkiye’de öykü yazarı ve kitabı havuzunun genişlediğini gözlemliyorum. Bu genişleme, havuzun derinliğinin arttığı anlamına gelmiyor elbette. Ama edebiyatta genişleme sürecinin, derinleşme öncesinin alt basamağı olduğunu düşünenlerdenim. Önce yazar ve eser sayısı artar, zamanla bu sayısının içinde daha becerili, kaliteli, özenli olanlar seçilerek derinleşme sürecini başlatır.

    Bu genişleme süreci neticesinde, son yıllarda ismini daha önce hiç duymadığımız yazarların eserleri ile sık sık karşılaşmaya başladık. Garantiye oynayan okurlardan değilim. Yani, ‘önce yazar kendisini ispat etsin, birkaç iyi kitabı çıksın, eleştirmenlerden iyi eleştiriler alsın ve ben o zaman onun kitabını okuyayım’ diye düşünmem. Zaman zaman edebiyat nehrine bir olta atar ve gelişigüzel bir eser yakalayıp okumayı tercih ederim. Elbette bunda kriterim, ciddi yayınevinden basılmış olmasıdır. Okurların değerlendirmesinden önce editörlerin değerlendirmesini önemserim. Ciddi bir yayınevi, bir yazarın ilk kitabını basmaya karar verdi ise, o eser belli bir eşiğin üzerine çıkmıştır. Bir yazarın, ilk kitabı ile tanışmak bazen heyecan verici olabilir. Hele ki, keşfettiğiniz yazar, sizin okuma ilginize paralel eserleri ile büyümeye başladı ise.

    Ömür İklim Demir’in ilk kitabını okumak için seçmemin sebebi, kısaca yukarıda anlatmaya çalıştığım yeni bir keşif yaşama isteğiydi. 2017 yılında Mehtap Ceyran’ın “Mevsim Yas”ı dışında, ilk kitabı çıkmış bir yazar okumamıştım. “Muhtelif Evhamlar Kitabı”nı bu açığı kapatmak için ve tamamen olta usulü seçtim. Önceden hiçbir yorum ya da değerlendirme okumadım hakkında. O kadar ki, kitabı okumadan kısa bir zaman öncesine kadar bir kadın yazarın öykülerini okuyacağımı düşünmüştüm. Ama yazarı tanımak için internette yaptığım kısa bir araştırmada, Ömür İklim Demir’in bir erkek olduğunu fark ettim. Ayrıca, bir ilk kitaptan bahsederken, kitabın yeni çıkmış olduğu düşünülmesin. Çünkü kitap 2015 yılında yayınlanmış ve bugüne kadar da dört baskı yapmış. Açıkçası benden önce bayağı bir okur, yazarı keşfetmiş.
    “Muhtelif Evhamlar Kitabı” on öyküden oluşan bir kitap. Uzunlukları farklılık gösteren öyküler için ‘kısa öykü’ tanımı kullanmak doğru olmaz. 96 sayfaya sığdırılmış 10 öykü söz konusu. Kısa gözüken bazı öyküler ise ilişik öykü denilebilecek şekilde, kitaptaki diğer öykülerle bağlantılı. Örneğin ”Tuz” isimli öykü tek sayfadan oluşuyor ama aslen “İçler Dışlar Çarpımı” ile “Vasati” isimli öykülerin sonuç sayfası gibi. İlk üç öyküyü, tek bir öykünün bölümleri olarak düşünmek daha doğru olur. Ömür İklim Demir, ilişkili öyküler dışında, farklı öykülerde de ortak karakterler kullanmayı ya da ortak karakter hissi uyandırmayı seviyor.

    Öykülerin büyük çoğunluğunun ortak noktasını, kaybedilmiş, yanlış tercihlerle boşa harcanmış ve ıskalanmış hayatlar oluşturuyor. “İçler Dışlar Çarpımı”ndaki İhsan, “Vasati 40 Yaş”taki Taner, “Sonsuz Rasim Abi’ler Diyarı”ndaki isimsiz baş karakter, “İki Oda, Bir Salon, yarım Hayat”taki kazazede genç, “Uzun Uzun Çalan Ziller ve Bir Mutfak Kapısı”ndaki Rahmi Bey, “Sessizliği Öldüren Tuzluk”daki Selim, kendi kayıp hayatlarının temsilcileri. Boşa harcanmış hayatlarda, bazen vakti zamanında kaybedilmiş eşler, bazen boşanılmış evlilikler ya da huzursuz ilişkiler belirleyici oluyor. Öykülerin üçünde boşanma, üçünde eşin ölümü öykünün belirleyici etkeni. Ama tüm öykülerde yıkılmış aile sendromu ile karşılaşmıyoruz, bazılarında ileri yaşlara rağmen evlenememiş, ilişkisiz kalmış olmak da derde dönüşüyor.

    Ömür İklim Demir’i kurgu becerisi yüksek bir yazar olarak değerlendirdim. Öykülerin neredeyse hepsi, ciddi bir kurgu üzerine oturtulmuş. Şaşırtan gelişmeler, rastlantılar, tesadüfler, kaderin ilginç cilveleri öykülere renk katmış. Bu kurguyu gerçek hayatla güçlü bağları olan karakterler desteklemiş. Tüm karakterler yaşamın içinden kesilip alınmış izlenimi veriyor ve her birine kendi yaşamımızda kolaylıkla temas edebiliriz.
    Ancak öykülerde dil konusunda, mektepli değil de alaylı dil kullanıldığını düşünüyorum. Belki daha doğru bir ifade ile konuşma dilinin yazıya hâkim olduğu bir tarz söz konusu. Bunun olumsuz bir yön olduğunu düşünmüyorum. Hatta bu tarz, kitapta daha çok iç sesle aktarılan öykülerde karşımıza çıkıyor. Bunu geliştirilebilinir bir tarz olarak değerlendiriyorum.

    Kitaptaki ilk üç öykü için ilginç bir tespitim oldu. İlk öyküde bir pastanede bomba patlama sahnesinin ardında, ikinci öykünün başında Onat Kutlar’dan bir epigrafa rastlayınca, bunların Onat Kutlar’ın ölümü ile ilişkilendirilmiş öyküler olup olmayacağını merak ettim. İlişkili ilk üç öykünün üçüncüsünde ise tarihli bir mektup vardı ve tarih Onat Kutlar’ın ölümünden dört gün sonrasına denk geliyordu. Öykü büyük ihtimalle, Onat Kutlar’ın ölümüne neden olan patlamayı sahne edinmişti. Ama konunun Onat Kutlar’ın eserlerinde bir konuya değinip değinmediğini anlayamadım. Keşke bu merakıma bir cevap bulabilsem.

    ‘Sessizliği Öldüren Tuzluk’ ve ‘Kartela’ kitapta en çok beğendiğim öyküler oldu. İlk üç öyküyü, ilişkili öyküler olarak değerlendirirsek, başarılı bir üçleme olduğunu söyleyebilirim. Kalan diğer beş öykü için kötü öyküler demek mümkün değil, ama sanki geliştirilebilir ya da farklı zamanlarda, demlenerek daha başarılı hale getirilebilir öyküler olarak değerlendirdim. Bir ceza avukatından reklam yazarına dönüşen Ömür iklim Demir’in, hayatının dinamiği olan bu dönüşüme ve gelişime açık bir yazar olduğunu düşünüyorum. Ama bu gelişim sürecinde, Temmuz 2015’de yayınlanan ilk kitaptan sonra, ikinci bir kitabın vakti geldi de geçiyor gibi.