gerçek yaşamla yaşanmamış yaşam arasındaki, olduğumuz kişiyle olmak istemediğimiz kişi arasındaki en kısa mesafe, ünlü ressam M.C. Escher'in şeytani bir acımasızlıkla tasarlamış olduğu bükümlü bir merdivendir.
Kör köpek, hayal kırıklığına uğramış bir halde ihtiyarın önünde duruyordu, köpeğin gözleri yaşarmıştı. Kör, diye seslendi ihtiyar, korkmana gerek ypk bundan sonra ne zaman bir kase tahılım olsa, yarısıda senin olacak. Senin açlıktan ölmene izin vereceğime kendim açlıktan ölürüm daha iyi.
... uyuyan köpeğini uyandırdı. Uyandın mı, diye sordu ihtiyar.
Sonra dedi ki, sen körsün ama mışıl mışıl uyuyorsun, ben görüyorum ama gözüme bir gram bile uyku girmiyor.
Köpek, ihtiyarın yanına gidip onun elini yaladı. İhtiyar, köpeğin başını okşayıp parmaklarıyla tüylerini taradı. Tüylerini tararken, köpeğin kuyuyu andıran göz yuvalarından iki damla parlak mı parlak gözyaşının aktığını gördü. Köpeğin gözyaşlarını eliyle silip, bu kahrolası güneş de ölmek bilmedi bir türlü, dedi, seni kara vicdanlı, köpeğin gözlerini yakarak kör ettin. Köpeğin gözlerinin güneş yüzünden kör olduğunu hatırlayınca ihtiyarın kalbine bir şey saplandı, köpeği kucağına alıp gözyaşlarını okşamaya başladı. Köpeğin gözyaşları ihtiyarın elini iki dere gibi ıslattı.
ihtiyar, tarlasının ucunda durmuş, onların gözden kaybolmasını izlerken yalnızlık lök gibi içine oturdu. O an da tüm vücudu titremeye başladı, koskoca köyde, hatta belki de o dağ silsilesinde, yetmiş iki yaşında ihtiyar bir adam olarak geriye kalan tek kişi olduğunun farkına varmıştı birden. Kalbinde yerden göğe kadar uzanan bir boşluk oluştu, ölümcül bir sessizlik ile perişanlık birdenbire tüm vücuduna kök saldı.