10/10
·187 syf.··
2026 16. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 11:13
Kitap, Paleolitik çağ mağara resimlerinden - 21. yüzyıl Kübizm, Soyut sanat , Endüstri çağı sanatına kadar “oluşum süreci içinde” sanat tarihinin evrimsel gelişimini anlatıyor. Tarihsel süreç içinde değişen sanat anlayışlarını, o anlayışın yarattığı sanat tarzları ve diğer sanat tarzlarıyla etkileşimleri, etkisinde kaldığı dönemin felsefesi tek tek ele alınmış. Her sanat tarzının en önemli sanatçıları ve eserleri görseller eşliğinde detaylı olarak inceleniyor. Kitabın temel tezi sanırım şöyle özetlenebilir; Sanatçı, her insan gibi belli yeteneklerle dünyaya geliyor ve belli bir ortamda yaşıyor. Sanat tarihine katkısı da bu ortamla olan karşılıklı etkileşimine bağlı olarak gelişiyor. Sanatçının içinde bulunduğu ortam, olanaklar ve bu durum karşısındaki davranışı, eserlerinde yansımasını buluyor. Bu geleneğe saplanıp kalmakta mı, yoksa sanatı geliştiriyor mu ? Bu gelişim sayesinde yeni bir çığır açıyor mu? Kitapta bu sorular ışığında sanat tarihini dünden-bugüne ve yarına bağlayan bir “oluşum süreci içinde” ele alıyor. Kitabın anlatım dili anlaşılır bir üslupta. Bu sayede rahat ve akıcı bir okuma oluyor. Kitapta görsellere de yer verilmiş. Ancak büyük çoğunluğu siyah beyaz ve baskı kalitesi pek iyi değil. Bu nedenle görselleri incelerken internetten yararlanmanızı tavsiye ederim. Bunun dışında sanata, sanat tarihine ilgi duyuyorsanız mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Son derece ufuk açıcı ve sahip olduğunuz bilgileri pekiştirmenizi sağlayacak bir kitap.
Oluşum Süreci İçinde Sanatın TarihiNazan İpşiroğlu · Cem Yayınevi · 197746 okunma
7/10
·255 syf.··
2020 323. kitabı
Asıl adı Moishe Shagal olan Rus asıllı Fransız ressam Marc Chagall, 7 Temmuz 1887’de Belarus (Beyaz Rusya) sınırları içinde kalan Vitebsk kasabasında dünyaya gelir. Marc Chagall (Hayatım: Marc Chagall) adlı otobiyografisinde, “Ama, her şeyden önce, ölü doğmuşum” diye anlatıyor. Jaguar Kitap’tan çıkan bu eseri hâlâ okumadım, okumam gerekiyor. Sanat eğitimine 1906’da Vitebsk’te Yehuda Pen ile başlar ve 1908-1910 arasında, St. Petersburg’da Krallık Güzel Sanatları Geliştirme Derneği tarafından yönetilen avangard resim ve çizim okulu Zvantseva’ya gider. Eselerinde doğduğu kasabadan “her türlü sosyal manzaraları” resmetmiştir. 1910 yılında kazandığı bir bursla Paris’e giden sanatçı ilk zamanlar kenti pek sevmez, zamanla alışır ve dört yıl kalır. Paris’te bulunduğu yıllarda döneminin önde gelen ressam, yazar, şairleriyle tanışma fırsatı bulan sanatçı, Apollinaire, André Breton, Blaise Cendrars gibi ünlü ozanlar ve Delaunay, Léger, Modigliani gibi ressamlardan etkilenerek yeni resim arayışlarına girer. Paris’te Fovistlerin etkisiyle güçlü bir renk tekniği kazanır. Resimlerinin birçok olanı Kübizm izlerini taşır ve sürrealist bir tarza da yakındır. Her iki akımın karışımını sergiler. Ancak, onun kübizmi Picasso ve Braque’den farklıdır. Marc Chagall, 28 Mart 1985’te 97 yaşında iken, Fransa’da Saint-Paul-de-Vence’de ölür. 1973’te Fransa’nın Nice kentinde Chagall Müzesi açılır.
ChagallMarc Chagall · Yapı Kredi Yayınları · 20118 okunma
7/10
·255 syf.··
2020 325. kitabı
Pablo Ruiz Picasso, 1881’de Malaga’da doğdu. Picasso ile ilgili öğrendiğim ve şoke olduğum bilgi, rivayete göre konuşmadan önce çizmeye başlamış olduğuydu. Çocuk yaşta helezonik çizgiler çizermiş. Picasso çok tanınmasına rağmen, sanırım en hor görülen ve pek çok kişi tarafından “hıh, bunu ben de yaparım”cıların en çok eleştirisine maruz kalan ressam olabilir. Yazarın deseninin zayıflığına inan pek çok kişi, 1897’de çizmiş olduğu Bilim ve Merhamet’e (Science and Charty) bakmayı pek akıl edemez; bu eser kesinlikle deseni zayıf bir ressamın elinden çıkabilecek gibi değildir. Oldukça fazla eser çizen Picasso, bir o kadar da siyasi olaylara kulaklarını kapatmayan, daha iyi bir dünya için sosyal sorunları tuvaline taşıyan bir kişilik. Sosyalist kişiliği kesinlikle onu sevmemdeki en büyük pay olabilir, sanatından sonra. Franco Dönemi’nde, Dali gibi hükümet yanlısı olabilirdi, lakin kendisi karşısında durmayı tercih etti ve sanatçıyı değerli kılanı, başkaldırıyı seçti. 1937’de Nazi uçaklarının Guernica şehrini bombalaması, onu resmileştirmiş ve subaylara verdiği cevap tarihe çoktan kazıldı bile. 1907’de Georges Braque ile birlikte “Kübizm” akımının kurucuları oldu ve devamcıları asla tükenmeyen hızla ilerledi. Picasso hakkında yazılacak satırların çokluğunu anlatmaya kelimeler yetmez. Siz en iyisi Picasso’nun hayatını okuyup eserlerini bir görün. Çok şaşıracağınız, öğreneceğiniz ve seveceğiniz noktalar var, emin olun. Sanatla kalın!
PicassoKolektif · Yapı Kredi Yayınları · 201144 okunma
7/10
·318 syf.··
2019 83. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2019 00:00
John Berger’in beşinci ve aynı zamanda en kapsamlı deneme kitabı Görme Duyusu. Kayıtsız şartsız iyi bir şeyler okumak için gönül rahatlığıyla başvurduğum birisi Berger. Berger’in kon ayır etmeksizin her şey hakkında yazabilme potansiyeli oldukça ilgi çekici ve takdire şayan. Berger’in Fransa’nın bir köyünde yaşadığı ortamın etkilerini, denemeleri üzerinde görmek olası. Sadece sanat-edebiyat yazıları değil, geçmişine sadık, onları aktaran birisi. Belki geleceği de, kim bilir. Çokça yazının toplanmış olduğu bu seçki, İstanbul hakkında da çıkarımlarda bulunmuş. İstanbul’u ve Türkiye’yi tarafsız bir gözle okumanın verdiği zevk apayrı kesinlikle. Berger’in Latife Tekin ve Cevat Çapan’la olan dostluğu sayesinde sanırım sık sık ziyaretleri mevcut. Kübizm Anı ve Empresyonist Resimler hakkında yazılar çok katmanlı, bilgili. Empresyonist hareketin, akımın eserleri, tarihe ve insanın resimlerdeki anıyı bulma, aidiyetini engellediğinden söz ediyor. Katıldığım noktaları var, katılmadığım düşünceleri de... Buna okuyup sizler karar verin. Osman Akınhay’ın çevirisi de enfesti. Berger’in dediği gibi; “şiir, açık yaraya konuşur” der. Peki içte açılan yaralar?
Görme DuyusuJohn Berger · Agora Kitaplığı · 201431 okunma
7/10
·96 syf.··
2019 40. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2019 00:00
Sanat kitaplarını en basan yayınevi şeklinde ban salmış Taschen Yayınları, Türkiye’de Remzi Kitabevi’yle beraber ortak bir işe kalkışıp, Türkçe edisyonunu da uyarlamışlar. Haberin kötü kısmı şu:
RönesansManfred Wundram · Taschen-R · 20089 okunma
10/10
·688 syf.··
Beğendi
·
2020 24. kitabı
“Sanayi Devrimi, kaliteli zanaatkarlığın tüm geleneklerini yok etmeye başladı. El işçiliğinin yerini me­kanik üretim, atölyenin yerini fabrika alıyordu.” On beş gündür elimde ve bitmemesi için,
Sanatın ÖyküsüE. H. Gombrich · Remzi Kitabevi · 20171,128 okunma