Yüzün de olmasaydı
Dünyayı yumuşatan o yaz bulutu gülüşün
Günlerim neye benzerdi, ya ömrüm?
Karanlık bir mahzende soluk bir resim
Rutubet, toz ve küf kokuları içinde
Eskir eskir eskirdi...
“Ama gömülü bir yalanın iğrenç kokusunun nasıl suçlunun peşine düştüğünü, her şeyin içine sinip küf ve kokuşma yaratıncaya değin suçlunun soluduğu havayı kapladığını da iyi biliyordu.”
Küf duygularla yazarım adını koyamadığım çürük yazıları.
Koltuk altlarım yalnızlık kokar hep terim yalnızlık...
Küflü şiirler yazdığımdandır der geçerim...
Belki de...
Belki de çürük ruhumun sinmesidir.
Annesinden süt emmemişin dişleri güçsüzdür ama sevgi görmemişin kalbi çürüktür. Evet, kalpten küf kokusu çıkar dışarı baba. Bunları şu an düşünmedim, bakma öyle. Kafamda dönüp duruyorlar. Sana bunları söylememin ne anlamı var, gerçekten bilmiyorum. Tüm utancımın, korkularımın, çıkışsızlığımın müsebbibi sen misin baba?
Aramak ... Omür boyunca aramak . . . Yalniz seni aramak ...
Pasli teneke kutularda, küf kokan dolaplarda, çerçevelerde, tenhalarda, agaç diplerinde, sonra vapurlarda, trenlerde hep seni aramak. Belki bu şehirde degilsin.