• 7. Sihirli formül arayışı
    Kimi Müslümanlar, namazla ilgili birçok konuyu bilir. Fakat yine de şöyle demekten kendini alamaz: "Bunları biliyoruz, ama kahrolası nefsimizi ve şeytanı bir türlü yenemiyoruz. Ne kadar arzu etsek, içimizde bir isteksizlik var. Hattâ bazen Ramazan'da falan başlıyoruz, bayramdan sonra bırakıyoruz. Yılın birkaç ayında kılıyoruz, sonra terk ediyoruz. Cuma ve bayram namazlarına gidiyoruz, ama vakit namazları olunca başarılı olamıyoruz.
    Sen bize öyle bir şey söyle ki, namaza bir başlayalım, bir daha hiç birakmayalım." Gerçekten beş vakit namaz kılamayan kardeşlerimizin bir kısmının durumu tıpkı söylediğiniz gibi. Hattâ adam dini tahsil yapmiş, Kur'an'ı baştan sona okumuş, yine de namaz kılmakta zorlanabiliyor. Bunun da çaresi var. Her derdimize devâ olan Kur'an, bunun da yolunu bize göstermiş Yalnız şuna inanalım: Hiçbir derdin devâsı sihirli formüllerle bulunmaz. Hiçbir problem bir anda çözümlenmez. Diyelim, bir hastalığa yakalandınız. Hemen bir iki hap yutup kurtulabiliyor muyuz? Bazen yıllarca süren tedâvi, hattà ameliyat gerekmiyor mu? Ailemizin geçimini sağlamak için parayı nasıl kazanıyoruz? Hiç günde bir iki saat çalışıp, bir aylık geçimimizi sağlayabiliyor muyuz? Bir öğrenciyi düşünün: Sınıfı geçmesi için bir iki dakika ders çalışması kâfi mi? Işte bunlar gibi, nefis ve şeytanımızı mağlûp etmek için de, biraz uğraşmamız gerekecek. Önemli bir savaşı hiçbir şey yapmadan, yattığımız yerde kazanabilir miyiz? Namazı isteyerek kılabilmemiz için, önce inancımızın güçlü olması gerekir. Çünkü inanç temeldir, namaz ve diğer ibâdetler onun üzerine binâ edilir. Taklidî ve zayıf bir imanı, tahkîkî ve güçlü yapmanın yolu, Kur’an’ın inançla igili âyetlerini çok iyi anlamaktır. Bunların tefsirini okuyup imanımızı güçlendirmek gerekir. Işte bu hususta Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin Risale-i Nur Külliyâtinı cok okumak gerekir. Çünkü bu eserlerde, güçlü bir îman ve tefekkür dersi vardır. Ayrıca namazın önemini anlatan, teşvik eden çok kıymetli bahisler bulunmaktadır.
  • "Bir gün Allah bütün insanları toplayacak ve insanlar dünyada, günün ancak tanışmaya yetecek kadar kısa olan bir vakti kadar yaşadıklarını zannedecekler..."

    [Yunus sûresi, 45]
  • -Aranızda beni dikkatle takip etmiş olanlar, gerek eserlerimde ve gerekse konuşmalarımda, "selâm" bahsinin mânâ ve ruhu üzerinde durduğumu bilirler... Niçin?.. Çünkü, rahmetli Üstadım'ın ifâdesiyle söylersem, içinde incisi düşmüş istiridye kabuklarından farksız" hâle getirilen klişelerden biri de "selâm"... Tekerleme hâline getirilince müptezelleşen her mesele ve mefhum gibi selâm da, yeni baştan şuuruna ve ruhuna erilmesi gereken bir büyük dava... Eğer İslâm'ın "felâh-kurtuluş" ve
    "felâh"ın da "gizliliklerin açık edilmesi" mânâsını göz önünde tutarsanız, "selâm" daki "selâmet" in sırrını sezersiniz... Hepimizin bildiği gibi "küfür", "hakikati örtmek" demektir... Yine hepinizin bildiği gibi, Allah, Kur'an'da, insanı "sefillerin ne sefili olan âleme indirdiğini" söylüyor... Çerçevelediğim mânâlar içinde selâmlaşmaya bakarsanız, tüyleriniz ürperir... Düşünün ki, bu dünyada kendini bulmaya ve varoluşunu tamamlamaya memur insan, mümin kardeşi vesilesiyle imân tazeliyor...
    ("Nasıl Birlik?" isimli konferans dan -1988-)
  • Resûlüm de ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez.
    Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır
    Âl-i İmrân Sûresi - 32.Âyeti Kerîme.
  • 5. "Çalışmak da ibâdettir" gerçeğini yanlış anlamak Kimi Müslümanlar, namaz kılmamalarına bahane olarak, "Çalışıyoruz ya, çalışmak da bir ibadettir. Ailemizin rızkını kazanıyoruz" diyorlar. Su bahanedeki mantıksızlık apaçık ortada değil mi? Her şeyden önce "ibadet" kelimesi, dinî bir kavram. Bir söz veya fiile “ibadet” diyebilmemiz için onun Allah ve Resulü (a.s.m) tarafından emredilmesi gerekiyor. Kur'an'ın neresinde, "Namaza gerek yok, çalışmanız da ibadettir" diyor? Hangi hadis kitabında, "Çalışırken namaz kılmayın, o da bir ibadettir" diyor? Aksine Rabbimiz, hiçbir alış verişin kendilerini namazdan alıkoymayan mü'minleri bakın nasıl övüyor:
    "Onlar öyle kimselerdir ki, ne bir ticaret, ne bir alışveriş, Allah'ı anmaktan, namazlarını dosdoğru kılmaktan ve zekâtlarını vermekten onları alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin dehşetten dönüvereceği bir günden korkarlar. Ta ki, Allah onları yaptıklarının daha güzeliyle mükâfatlandırsın ve lûtfuyla daha da fazlasını versin. Allah dilediği kuluna hesapsız şekilde rızıklandırır." (Nur: 37-38) Bu ayetler, geçim için çalışmanın ibadete engel olamayacağını kesin bir şekilde ortaya koyuyor.
  • ...Ve mubârek Kur'an'la birlikte bir de formül hediye ediyor Sami Abi muhatabına;

    Oku, Düşün, Anla,Yaşa!
    Fazla söze ne hacet?
    Bütün Kur'an aşıklarına, Kur'an mücâhidlerine duyurulur!

    Alemlerin Rabbi Yüce Allah, celle celâluhu, cehdini ve sa'yini mubârek kılsın ve senden ebediyyen razı olsun Sami Abi!
  • Sami Abi müthiş adam!
    Tam bir mücâhid, gerçek bir Kur'ân aşığı. Evinde, iş yerinde, seyahate çıktığında bavulunda, hatta otomobilinin bagajında bile rahmetli üstâd Muhammed Esed'in "Kur'an Mesajından en az beş-on "yedek mushaf bulunduruyor...
    Sami Abi ne yapıyor ediyor, her bulunduğu ortamda mubârek Kur'ân'a yabancı ya da "yaban duran" birileri var mı, yok mu, onu "sondajlıyor"! Böyle birini yakaladı mı, hiç kurtuluşu yok; hemen çıkartıp o pırıl pırıl baskılı, şık ve lâtif "Kur'an Mesajı"ndan bir nüshayı oracıkta hediye ediyor. "Kendisine mubârek Kur'ân'ın meâl-i şerifini hediye ettiğimde bunu reddeden birine hiç rastlamadım!" diyor Sami Abi,
    "En isteksizi bile, mani olamadığı, gizleyemediği bir özenle alıp çantasına yerleştiriyor."
    Sonra?
    "Kur'an bu! Şakaya gelmez! Kaldırıp atacak hâli yok ya! En kötü hâlde evindeki kütüphanenin ulaşılması en zor rafına yerleştiriyordur; aman yanlışlıkla elim gitmesin diye!"