• Türkiye, Gezginler kulübü kurucusu prof. Orhan Kural gördüklerini şöyle dile getirmekte: “Yemen’deki ilk turumuz eskiden Saba Kabilesinin başkenti çalan Mareb’e... Saba’ya 170 kilometre uzaklıktaki Mareb, MÖ X. yüzyılda kurulmuş. O tarihlerde yapılan bir sulama barajı, bugün bile hâlâ ayakta duruyor. Çöl topraklarında tarım yapmayı amaçlayan bu proje, 3 bin yıl önce hayata geçmiş ve başarılı olrmuş. Yalnız, o çöl sıcağında suyun buharlaşmasının nasıl önlendiği ve tarım alanlarına nasıl taşındığı bugün bile tam olarak bilinmiyor”...

    Sonra ne olmuş Saba’ya dersiniz? Daima ticaret ile uğraşarak mutluluk ile yaşayıp gitmişler mi? Korkarım hayır; çünkü Kuran’da Sebe ile ilgili hiç de hoş olmayan bilgiler var. Bu kentin günahkar olduğu için gazab ı ilahiye uğrayarak sel ile yok edildiği gibi…

    “6: Görmedin mi Rabbin nasıl etti... 7: O direk gibi İrem kavmine? 8: Öyle bir kavim ki, memleketler içinde, onun gibisi yaratılmamıştı”. Kuran, Fecr 89:6.
  • 247 syf.
    ·5 günde·9/10
    Evet sevgili Cerrah Asya nın Murat Ç ve Gül ile birlikte düzenledikleri etkinlik sayesin de tanıştım bu kitabla. Hepsine teşekkürlerimi iletiyorum.


    Evet başlık dikkatinizi çekti değil mi? Bence öyle, çünkü benim de dikkatimi çekmişti.


    Kitabın konusuna geçmeden önce biraz sizi yazar ve kitap hakkın da bilgilendirmek istiyorum. Yaptığım araştırmalara göre; Fahrenheit 451, Ray Bradbury’nın 1951'te ilk defa basılan ünlü bilim kurgu romanıdır. Anadilinde ise ilk basımı 1953’te yapılmıştır. Aynı zamanda ünlü fransız, sinemacı, François Truffaut tarafından da sinemaya uyarlanmıştır. ancak Truffaut kendi yorumunu katmayı tercih etmiş ve kurguda bazı değişiklikler yapmıştır. Bu film Türkiye'de “Değişen Dünyanın İnsanları” adıyla gösterime girmişti. İzlemek isterseniz filmi de buraya bırakıyorum https://www.filmmodu.com/...t-451-altyazili-izle


    Ray Bradbury ile tanıştığım ilk kitap bu benim. Yazar hakkında da pek fazla bir bilgiye sahip değildim. Kitabın bu baskısın da ise hikayeye geçmeden önce yazarın “ön söz” başlıklı satırlarını okuyoruz. Bu satırlar da yazarın kendi hayat hikayesinden ve kitabın nasıl basıldığı ile ilgilide bize yeterli bilgi sunuluyor. O satırları okumakta beni fazlasıyla memnun etti. Yazarı daha yakından tanımış oldum. Size de yazarı tanımak adına okumanızı tafsiye ederim.


    Evet gelelim kitaba. Şimdi size daha dikkatinizi çekicek bir şey söyleyeyim mi? Bizler, insanlar, bu devir de itfayiyeyi niye çağırır? Bu ne saçma bir soru, tabiki yangın çıktığı vakit dediğinizi duyar gibiyim. Bu soruyu niye sordum biliyormusunuz? Çünkü bu kitapta itfayeciler, yangını söndürmek için gelmiyor evlerinize, aksine yangın çıkarmak için geliyor!


    Şaşırdınız değil mi? Tabi normal şaşırmanız. Şimdi soruyosunuzdur itfayeciler neden yangın çıkarıyorlar? Neyi yakıyorlar? Sıkı durun o zaman cevap geliyor.


    Şimdi devlete çalışan itfayeciler düşünün, ve insanların kitap okumasına izin vermeyen bir devlet düşünün. Alarmlarla insanların evine gidip yangın çıkaran, kitaplar yakan itfayeciler düşünün. Evet yalnış duymadınız, kitap yakıyorlar. Sebepleri mi ne? Sebepleri: insanlar şiir okuyup üzülmesinler diye, deneme okuyup düşünmek zorun da kalmasınlar diye, roman okuyup hayal güçlerini kullanmasınlar diye, kısacası kendilerince insanların üzülmesini önlüyorlar. Evet bu düşünceye sahip olan bir devlet var. ve onların işini gören de itfayeciler var.
    “KURAL 1. Alarma çabuk cevap ver.
    2. Ateşi çabuk başlat.
    3. Her şeyi yak.
    4. Derhal itfaiye merkezine gidip rapor et.
    5. Başka alarmlar için tetikte bekle.”
    Evet o dönem itfayecilerin, kuralları aynen böyleydi.

    Bu bilgiyide şöyle bırakalım;
    “Kolonilerde, İngiliz etkisinde kalan kitapların yakılması için 1790’da kurulmuştur. İlk İtfaiyeci: Benjamin Franklin.”


    Bir nesneyi yakıyorsun, ama daha neyi yaktığının farkın da bile değilsindir...
    Evet yazar bu hikaye de, tam olarak böyle alıyor konuyu ele. Karakterimiz Montag.
    Montag 20 yıldır itfayeci olarak çalışıyor. Yani uzun zamandır kitap yakıyor. Ama daha neyi yaktığı hakkın da ise bir bilgiye sahip değildir. Bir gün, yine bir evi ve kitapları yakmak için yola koyulmuştu. Ve bu sefer evi ve kitapları yakarken bir kadının, kitaplarıyla birlikte yakılmayı göze alışı montagı etkiler. Yangın sırasın da bir kitap gözüne çarpar ve o kitabı alır saklar. Sonra ise montagın kitaplarla ilgili yolculuğu başlar. Devamını ise okuyun öyle öğrenin :) Kitabın heyecanını kaçırmak istemem.

    “Ve kitapları düşündüm İlk kez anladım ki bütün kitapların arkasında bir insan vardı. Her birini bir insan düşünüp yaratmıştı. Bir insan onları kâğıda dökmek için günlerini veriyordu. Ben bunları düşünmeyi bile daha önce asla düşünmemiştim.”


    “Adamın ömrü boyunca çevresine ve etrafına bakarak, yaşamı izleyerek yazdığı şeyi, ben geleyim iki dakika içerisinde bum diye yakıp bitireyim.”


    Kitapta, kitap okumanın yasak olmasını bilmelerine rağmen bazı insanların, hayla gizlice kitap, okumaya devam etmeleri ise beni çok etkiledi. Hatta kitaplarıyla birlikte yakılan insanlar bile vardı...


    Evet kitapın, türü bilim-kurgu, ise şahsi fikrim, yazarın bu işin hakkından fazlasıyla geldiği yönünde. Ben kendi adıma kitaptan güzel bilgiler edindim. Ve kitap içerisinden bir çok şeyi not ettim.


    Kitap hakkında ki incelemem bu kadar. Okumayı düşünüyorsanız, bir bakın derim. Şimdiden keyifli okumalar...
  • Japonya yı Japonya yapan adam
    DR. DEMING'IN 14 TEMEL KURALI

    Toplam Kalite Yönetiminin Temellerini atan Dr. Deming bu alandaki deneyimlerini 14 temel kural halinde özetlemiştir. TKY uygulamalarındaki başarı büyük oranda bu kurallarda anlatılan hususların yerine getirilmesiyle yakından ilgilidir. Bu kuralları ana başlıklar halinde özetleyelim :

    1. Ürün ve servislerde iyileştirme amacını sürekli kılın. (Sürekli iyileştirme birim alandan alınacak ürün miktarının arttırılması için toprağın, tohumun ve üretim yöntemlerinin geliştirilmesi çalışmalarıdır.)

    2. Yeni bir yönetim felsefesini uygulamaya koyun. (Günümüz koşullarında beklenen hata, gecikme, kabul edilebilir hata gibi kavramların yeri kalmamıştır. Herşeyin daha iyisini yapma olanağı vardır.)

    3. Kalitenin sağlanması için denetimlere güvenmeyin. (Kalite kontrol edilemez.Üretilir. Sonuçlara bakmak hiçbir anlam ifade etmez.)

    4. Işinizdeki başarıyı sadece fyatlara göre değerlendirme alışkanlığınızdan vazgeçin. (Fiyatı en ucuz olan malın maliyeti en ucuz olmayabilir. Kalite kavramı ile birleştirilmemiş fiyat bilgileri anlamsızdır.)

    5. Sürekli iyileştirmeyi tüm süreçlerinize yayın ve devamlılığını sağlayın. (Sürekli iyişleştirme aynı yangının defalarca söndürülmesi değildir. Süreç yeterliliğinin belirlenmesi ve değişkenliğin kontrolü ile daha iyinin hedeflenmesi ve uygulanması olarak algılanmalı, uygulanmalıdır.)

    6. Eğitimi kurumlaştınn. ( Yeterli eğitim programları ile desteklenmeyen projelerin başarı şansı yoktur.)

    7. Liderlik mekanizması oluşturun. (Liderlik yönetimin doğal işidir.)

    8. Korku engelini yok edin. (Doğruların konuşulması engellenmemeli, çalışanların yaratıcılığı desteklenmelidir.)

    9. Çeşitli birimler ve yönetim arasında engelleri yokedin. (Birimler arasındaki hedefler açısından çelişkiler olmamalı.)

    10. Çalışanları zorlamaktan, onlara sloganlar ve nümerik hedefler vermekten vazgeçin. ( Hedef "sıfır" hatadır ve hataların büyük miktarı (%95 ) yönetimden kaynaklanmaktadır. İyi bir süreçten kötü ürün çıkmayacaktır. Bırakın çalışanlar kendi sloganlarını, hedeflerini kendileri belirlesin.)

    11. Işyerlerine özgü nümerik hedefve kotaları yok edin. Kişileri bu rakama göre değerlendirmeyin. (Kalite ile birlikte değerlendirilmedikçe miktarlar anlamsızdır. Önce kalite felsefesi egemen kılınmalıdır.)

    12. Çalışanların işyerinden gurur duymalarını önleyecek engelleri yok edin. (Hızlı değil doğru çalışmak, rekabet değil işbirliği anlayışı yerleştirilmelidir. Çoğu ıaman yanlış yönetim, hatalı teçhizat ya da malzeme iyi performansı engeller.)

    13. Kişi geliştirmeye yönelik eğitim çalışmalarını destekleyin. (En iyi yatırım insana yapılan yatırımdır. Gücünüzü insanlarınız oluşturur. Yönetim ve diğer çalışanlar özellikle takım çalışması ve istatistik teknikler eğitimleri almalıdır.)

    14. Dönüşümü gerçekleştirecek somut işleri yapın. (Değişim de bir süreçtir.Yukarıdaki 14 kural doğrultusunda yönetim somut işleri planlamalı ve gerçekleştirmelidir. )
  • Bu konudaki en önemli kaynak ise Herodot. Tarih adlı kitabında Istar tapımı ile ilgili hayli enteresan bilgiler vermekte: Ünlü tarihçi I-199’da Babil’de her kadının yaşamında bir kere kendini yabancı bir erkeğe vermek zorunda olduğunu anlatıyor. Ve de tapınağın içinde yere gerili iplerle bölünmüş bölümlerde bir sürü kadın oturduğundan, önlerinden erkekler geçtiğinden, beğendiklerinin dizlerine altın para atarak onlarla seviştiğinden de söz ediyor. Ayrıca zengin kadınların bile -özel arabaları ve hizmetçileri ile gelip bekleyebilseler de- bu gelenekten ayrılmadıklarını yazmakta. Heredot’un anlattıklarına bakılırsa, tapımın daha da garip yönü, kadınların seçilmeden evlerine dönemeyeceği. Bu öylesine sıkı bir kural ki, alımlı ve çekici olmayanlar aylarca tapınakta kalıyorlar. Heredot, bekleme süresinin 3-4 yıla dek uzandığı kadınların varlığından bile söz etmekte!
  • KURAL 1. Alarma çabuk cevap ver.
    2. Yangını çabuk başlat.
    3. Her şeyi yak.
    4. Derhal itfaiye merkezine gidip rapor et.
    5. Başka alarmlar için tetikte bekle.
    Ray Bradbury
    Sayfa 64 - İthaki
  • 406 syf.
    ·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
    ''Elbiselerinizi sıkı giyin, okuduğunuzda üşüyeceksiniz.''

    Önce bir teşekkür etmem gerekiyor. Bu kitabı bana göndermiş olan değerli arkadaşım Buse'ye(hesabı kapalı) teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

    Şimdi, başlayalım. Öncelikle kitap hakkında kısa bir özet geçeyim.

    Kitabı elime alır almaz ki bir yemekte olduğu gibi kitapta da benim için önce görsel gelir, çünkü yemeği henüz tatmadım. Kitap kapağı ilgimi çekmedi ama sağ köşede ''Sadist'' kavramını görünce tamam dedim, nefis bir hikaye beni bekliyor. Kitap, polisiye/psikolojik bir hikayeyi ele alıyor. Psikoloji öğrencisi Cyna, hayatta pek dostu olmamakla birlikte bunlardan birini elde tutabilmiş bir dostu olan Laura'nın evine konuk olur ama biraz geçmişinden biraz da gecenin verdiği huzursuzluktan uyumak istememektedir. Ve böylece oyun başlıyor...

    Şimdi, 3 tür seri katilden bahsetmek istiyorum. Sıradan, zeki ve dahi. Biliyorum, bunlar ne yazarak ne de çizerek anlatabilecek türden konular ama kısaca değinmek isterim. Bütün seri katillerin neredeyse tamamı geçmişinden kaynaklı bir olay yüzünden bu aşamaya evrilmiştir. Aile için ensest, şiddet, tecavüz, görüntüler ve işkenceler gibi farklı kategorilere ayrılabilen ve tahribat boyutuna göre farklılık gösterebilen, birçoğunuz mide bulandırıcı olarak lanse ettiği onlarca şey...

    Sıradan bir seri katil(ismi gereği) hedefi bellidir ve her ne olursa olsun eninde sonunda yakalanır. Hedefinde ki bunlar genellikle pedofili(çocuk tecavüzcüleri) olur. Zeki seri katiller ise, hedeflerini geçmişinden kaynaklı bir nefret üzerine inşa eder, anne, baba, kardeş gibi. Ve mutlaka bir kural koyarlar. Dahiler ki; şimdi kitabımızda bir dahi seri katili işlemekte, o kadar soğukkanlı hareket eder, ikna kabiliyetleri ile sizi kendine çeker ve sizi öyle güzel bir şekilde doğrar ki, bundan zevk alırsınız. Aslında doğrama dahilere göre değildir, psikolojik işkence çok daha cazip gelir, bu orgazm olma gibi bir zevk tattırır.

    Kitapta adaşımı tekrar görmek, Siyah Kan kitabını okuduğumda da karşılaştığım için, üst üste gelmesi beni gülümsetti. (Ed Gein, Ed Kemper) Ed Vess, sadistliğin dibi...

    Ed Vess, kitapta soğukkanlı, yakışıklı, yaşadığı bölgenin en genç şerifi olan ve ilgi odağı olmuş bir sadist. 9 yaşında babasını ve annesinin yattığı yatağı ateşe vermiş ve ikisini de öldürmüştür. 11 yaşında ise babaannesini bıçaklayarak öldürmüştür. (Tuvaleti yıkamıyormuş da) Kitabı okurken düşündüm, acaba geçmişte, çocuklukta bir istismara mı uğradı diye. Ve bunu Cyna'nın sorması merakımı giderdi.

    Cyna, kitapta psikoloji öğrencisi 24 yaşlarında bir kadın. Geçmişte fahişe annesinin fantezilerine ki bir tanesini söylemek istiyorum. Yattığı üvey babasıyla ranzanın üstünde inlerken, 9 yaşındaki Cyna, ranzanın altında saatlerce inlemeleri, çığlıkları duyar ve acı çekermiş. Bunu fahişe annesi görüp zevk almaya bakarmış. İşte, böyle bir Cyna'nın hayatında neredeyse pek heyecan olmaması garipsenmeyecektir. Şu yaşa kadar iki ilişkisi olmuş ve ikisi de Cyna'nın tek taraflı bitirmesi ile son bulmuş. Bence iki iyi bir sayı...

    Cyna böyle bir ortamda en iyi dostu Laura olarak gösterdiği arkadaşıyla hayata ve geçmişine dair her şeyini paylaşırmış ve sadece onun isteği üzerine evlerine misafir olur. Ancak gece seri katilimiz evi basar, evde bulunan herkesi büyük bir zevkle öldürür ama Cyna'nın dikkati ve farkındalığı sebebiyle onu göremez. Böylece intikam meselesine dönüştüren Cyna, Ed'i takip eder ama elbette yakayı ele verir. Cyna, yakalanmadan önce evde Ariel'i görür. Ariel kimdir?

    Ariel, sadist katilimiz masumiyete çok düşkün biridir. Edgler Vess, Ariel'in bütün ailesini öldürür, kardeşini Ariel'in gözleri önünde parçalara ayırır ve daha sonra Ariel'i kaçırır. Ariel'i tam olgunlaştığı zaman tecavüz edip öldüreceğini söyler.

    Kitapta diyaloglar çok iyiydi, özellikle katilin dehasını ama iğrençlik boyutunu yani 'sadist' kavramının dibi dedim ya, hakkını vermişti. 406 sayfa 24 saatlik bir olayı anlatmaktadır. Yakayı ele veren Cyna ve Vess'in diyaloglarında güzel betimlemeler ve tasvirler göze çarpıyordu. Mesela Cyna'nın istismara uğramadıysan, neden insanları öldürüyorsun söylemine Vess:'' Öldürmek benim için bir macera gibi'' söylemi dikkat çekiciydi. Çoğu polisiye de karakter çoğunlukla istismar edildiği için cinayetler işlerdi, Koontz'un bu hataya düşmemesi sevdim. Kitap ortalarında kurgunun kopukluğu bir ara sıkmaya başladı ama son 50 sayfa gerçekten alıp götürdü. Umut, sevgi, acı, daha fazla acı ve daha fazla...

    Vess'in şu söylemi sadistliğin dibi dedim ya, sizler de okurken hissedin şimdi. ''Hayır, Ariel'e elimi bile sürmedim. Ama süreceğim, ona öyle bir şekilde saldıracağım ki, o inlemelerini, çığlıklarını ve acısını hissetmek için; onun yüzünü ısırıp ağlamalarını görmek için. '' Daha fazla yazmayayım. :)

    Bu arada, yazarı Cyna karakteri üzerinden tebrik ve takdir ediyorum. Gerçekten aradığım kadın modeli. Acı onu öyle güçlendirmiş ki, birçok duyguyu unutmuş ama Ariel ile sonunda bulmuş. Sert, mücadeleci, güvensizlik ki ilişkileri bu yüzden bitirmişti. Bıkkınlık, zeka, asalet ve en önemlisi söylemleri...

    Edgler Vess yani sadist katilimizin zevk anlayışı çok ilginçti(elbette öyle olacak) kendisi bir polis olduğu için, ateş ettikten sonra ki barut kokusu onu tahrik edebiliyor, kazara kestiği parmağın akıttığı kana zevk duyuyor ve pişmanlık duymuyordu. Onun hayatında pişmanlık ve acı yoktu. Acının onu Tanrı yaptığını ve bu yüzden acının gerekli olduğunu söylerdi. Adamım demiştim, boşuna değil. :) Kendi kanının tadı bile baştan çıkarıcı bir seromoni...

    Peki Cyna için hayatın anlamı, mücadelesi neydi?

    ''Hayatta kalmak, akıl sağlığını dengede tutmak ve duygusal olarak sağlam durmaktan ibaretti.''

    Hayat felsefesine bakar mısınız? Böyle böyle bir karakterin gerçek olması ve bulunması dileğiyle...

    Son olarak, birçoğunuz bildiği gibi dahi seri katillerin ikna kabiliyetleri, taklit yetenekleri, beden dilleri ve bu gibi etkilerini tek bir sözle bitirmek istiyorum.

    ''Bazı sosyopatlar, dünya üzerine gelmiş en yetenekli aktörün en iyi rolünden bile daha başarılı bir şekilde taklit ettikleri sahte bir kişiliğe bürünebilirdi.''

    Etrafınıza, çevrenize dikkat edin; belki sizin de sadist bir seri katiliniz vardır.

    Keyifli okumalar.
  • 🌾
    O ALLAH’TAN İNEN BİR EMİRDİR … EMİR İSE FARZDIR … ONU OLDUĞU GİBİ BIRAKMAK GEREKİR … KESMEK İSE HARAMDIR

    Değerli kardeşlerim … ! bu çalışmamda sizlere bahsetmeye çalışacağım mevzu “ sakal ibadetinin islamdaki yeri ” başlığı altında olacaktır…

    Hepinizinde şahit olduğu gibi, bugün bir çok müslüman sakal tıraşı hastalığına müptela olmuşlardır. Bu sapık adet bize, ne yazık ki bir çok İslami ülkeyi işgal eden kafirlerden ve içimizden kafirlerin ülkelerine gidip de onlardan etkilenen kimseler vasıtasıyla girmiştir.

    Halbuki sakal ibadeti islamın emrettiği ve salih geçmişimizin de bu ibadeti hakkıyla yerine getirdikleri önemli bir husustur…

    Allahu Teâlâ’nın müslüman kardeşlerimizi faydalandırması ümidiyle ben inşaallah Kitap ve Sünnet çizgisinde sakalın İslam’daki yerini gücüm nisbetinde açıklamaya çalışacağım.

    Sakal : Bilindiği gibi yanaklar ve çene arasında çıkan kılların ismidir. Dolayısıyle bıyık dışında, çene, iki çene kemiği altı, iki yanak ve boynun iki yanında biten tüm yüz kılları sakaldır.

    Sakal bırakmak buluğ çağına ermiş bütün akıllı müslüman erkeklere farz olan bir ibadettir. Allah resulü s.a.v iman etmiş bütün Müslüman erkeklere sakallarını bırakmalarını emretmiş, kesilmesini veya kısaltılmasını da yasaklamıştır…

    1 = SAKAL FARZ OLAN BİR SÜNNETTİR …

    Değerli kardeşlerim … ! unutmayalımki sakal farz olan bir sünnettir… Sakal ibadetinin farz oluşu, onun emir sığasıyla gelişinden dolayıdır…Yani ; şeriat lisanında emir, vucubiyete delalet eder.

    İnsanların kısmı azamı sakal farz olan bir sünnettir sözünü duyunca, bu ifadeye cahilce itiraz etmektedirler. Bunun ise birkaç sebebi vardır.

    Birincisi ; sünnet kavramını hakkıyla bilemediklerinden. Yani sünnet denildiği zaman ; bunun sadece nafilelere verilen bir isim olduğunu zannetmelerinden dolayıdır.

    İkincisi ise ; sakal ibadetinin Kur’an’da emredilmediğinden dolayı. Çünkü bu insanlara göre bir ibadetin farz olabilmesi için, onun kur’an’i bir emir olması gerekir...

    Birinci arızanın izahı : Değerli kardeşlerim … ! biraz önce de ifade ettiğimiz gibi ; toplumumuz arasında sünnet kavramı iyi bilinmediğineden dolayı, bunu sadece nafile olan ibadetler için kullanmaktadırlar…. Halbuki sünnet sadece nafile ibadetlere verilen bir isim değildir.

    Sünnet : kelime olarak ; takip edilen yol … Usul … Adet …ve … Çığır anlamlarına gelen
    bir ifadedir. Bunun ıstılahi anlamı ise :

    Rasulullah sallalahu aleyhi vessellem takip ettiği yoldur…Yani onun din adına ortaya koyduğu kavilleri, fiilleri ve takrirleridir.

    Dolayısıyla sünnet denildiği zaman illa da nafile olan şeyler akla gelmez… Bununla beraber Allah Rasulü s.a.v’in emirleri ve nehiyleri de akla gelmelidir.

    İşte bahsini etmeye çalıştığımız sakal hususu da Rasulullah s.a.v’in emir olan sünnetlerindendir… Yani – emir vucubiyete delalet ettiği için – sakal bırakmak farz olan bir ibadettir.

    İkinci arızanın izahı : Değerli kardeşlerim … ! şunu asla unutmamamız gerekir ki ; bir şeyin farz olabilmesi için onun illa da kur’an da geçmesi gerekmiyor … Allah’u Azze’nin emirleri – yani farz kıldığı şeyler – nehiyleri – yani haram kıldığı şeyler – ve muhayyer bıraktıları ya Kur’an’da ya da sünnette zikredilir.

    Mesela hemen hemen hepimizin bildiği gibi sabah namazının iki rekat farzı, öğle namazının dört rekat farz oluşu, ikindinin dört, akşamın üç ve yatsının da dört rekat farz oluşu Kur’an da geçmez… Yani bu namazları, zikredilen sayılarda kılmaları müslamanların üzerine farz olmasına rağmen, bunlar Kuran’da geçmez… Ve yine Cuma namazının iki rekat farz oluşu da Kur’an da zikredilmez… Bunların hepsi sünneti seniye de zikredilmektedir.

    Dolayısıyla, islamdaki helaller, haramlar, emirler, nehiyler ve muhayyer bırakılan şeyler kendisini ya Kuran’da ya da Sünnet’te gösterir.

    2 = SAKAL MÜSLÜMAN ERKEKLERE EMREDİLEN BİR İBADETTİR …

    Başta Buhari ve Müslim olmak üzere pek çok hadis kitaplarında bir çok saha-beden nakledilen hadislerde, sakal bırakmayı ifade eden kelimeleri incelediğimiz zaman, bunların hepsinin de emir sığasında kullanıldığını göreceksinizdir.

    Müslim’in Abdullah ibni Ömer’den rivayet ettiği bir hadisi şerifte Allah Rasulü s.a.v şöyle buyurmaktadır : “ Bıyıklarınızı kısaltın, sakallarınızı da bol ve uzun bırakın. “

    MÜSLİM : 1.C.259.N

    “ … Abdullah ibni Ömer şöyle dedi : Allah Rasulü s.a.v Bıyıkları kısaltmayı ve sakalları da bol ve uzun bırakmayı emir buyurdu. “

    MÜSLİM : 1.C.259 / 53.N

    Değerli Müslümanlar … ! sakal konusundaki emir, değişik lafızlarla gelmiş olup bunlar beş nevidir. :

    E’fuu … Evfuu … Erhuu … Ercuu … Veffiruu … şeklindedir…. Dolayısiyle emir siğasıyla gelen bu lafızların ifade ettiği manalar şunlardır :

    E’fuu … Affedin, bağışlayın …
    Evfuu … Hali üzere terk edin …
    Erhuu … Hür bırakın , azadedin …
    Ercuu … Salıverin, sarkıtın ...
    Veffiruu … Yayın - yani sağından solundan almayın -

    3 = EMİR FARZ DEMEKTİR …

    Değerli kardeşlerim … ! bu bab’ta zikredeceğimiz şu üç hadisi şerif, islam’da emir olan bir şeyin farz anlamına geldiğini bizlere açıkça anlatmaktadır.

    “ … Ebu hureyre r.a dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : Eğer mü’minler üzerine [ Zübeyr hadisin de ise - ümmetime - ] meşakkat vermeyeceğimi bilseydim her namazla beraber misvak kullanmalarını onlara emrederdim. “

    MÜSLİM : 1.C.252.N – AHMED : 2 / 259 – BEYHAKİ : 1.C.145.N – S.CAMİU’S SAĞİR : 3.C.7532.N – TABERANİ EVSAT : 2 / 138 – 1260.N

    “ … Ebu Hureyre r.a dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Eğer ümmetimin üzerine meşakkat vermeyeceğimi bilseydim, her abdestle beraber misvak kullanmalarını onlara farz kılardım. “

    BEYHAKİ : 1.C.148.N - S.CAMİU’S SAĞİR : 3.C.7536.N

    “ … İbni Abbas r.a dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : Eğer ümmetimin üzerine meşakkat vermeyeceğimi bilseydim, onlara abdesti farz kıldığım gibi misvak kullanmalarını da farz kılardım. “

    BEYHAKİ : 1.C.152.N - S.CAMİU’S SAĞİR : 3.C.7536.N – İBNİ MACE : 1.C.289.N – KENZUL UMMAL : 9 / 318 – 26210 – MECMAU’Z ZEVAİD : 2 / 97

    Bu hadisi şeriflerin açık ifadelerinden de anlaşıldığı gibi, engelleyici bir karine bulunmadığı sürece emir, farz hükmündedir. Dolayısıyla emre muhalefet de azabı gerektirir.

    Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :

    فَلْيَحْذَرِ الَّذِينَ يُخَالِفُونَ عَنْ أَمْرِهِ أَن تُصِيبَهُمْ فِتْنَةٌ أَوْ يُصِيبَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    “ … O’nun emrine muhalefet edenler, kendilerine bir fitnenin isabet etmesinden veya onlara acı bir azabın çarpmasından sakınsınlar. “

    NUR : 63.AY.

    4 = SAKAL İBADETİNİ EMREDEN ALLAH’U TEALA’DIR …

    “ … Ebu hureyre r.a dan. O şöyle dedi : Rasulullah s.a.v’in huzuruna sakallarını tıraş etmiş, bıyıklarını uzatmış bir Mecusi geldi. Rasulullah s.a.v ona şöyle buyurdular :
    - Yazıklar olsun sana, sana böyle yapmanı kim emretti ? .. Mecusi :
    - Bunu bana Kisra emretti, dedi. Rasululllah s.a.v ise şöyle dedi :
    - Benim Aziz ve Celil olan Rabbim de, sakalımı uzatmamı, bıyıklarımı kısaltmamı emretti. “

    EBU’L KASIM B.BİŞR : EMALİSİN’DE – SUYUTİ : ESBABU VURUDİL HADİS 187.DE – İBN CERİR ET TABERİ HADİS HASEN DER.

    “ … Ubeydullah b.Abdullah r.a’dan.O şöyle dedi : Rasulullah s.a.v’in huzuruna sakallarını tıraş etmiş, bıyıklarını uzatmış bir Mecusi geldi. Resulullah s.a.v ona şöyle buyurdular :
    - Böyle yapmanı sana kim emretti ? .. Mecusi :
    - Bunu bana Rabbim - yani kralımız - Kisra emretti, dedi. Rasululllah s.a.v ise ona şöyle karşılık verdi :
    - Fakat benim Rabbim de bana sakalımı uzatmamı, bıyıklarımı kısaltmamı emretti. “

    SUYUTİ : ESBABU VURUDİL HADİS 187.DE – İBN SA’D : TABAKATU’L KÜBRA : 1 / 147 – İBN SA’D BU HADİSİN RAVİLERİNİN SIKA OLDUĞUNU SÖYLEMİŞTİR.

    Zikri geçen bu hadislerde de anlatıldığı gibi Müslüman erkeklere sakal koymalarını emreden Allah’u teala’dır…Ve ayrıyeten bu hadislerden de açıkça anlaşıldığı gibi sünnet de vahye dayalı bir kaynaktır.

    5 = SAKALI EMREDEN HADİSİ ŞERİFLER …

    “ … Abdullah ibni Ömer’den. Allah Rasulü s.a.v şöyle buyurdu : “ Bıyıklarınızı kısaltın, sakallarınızı affedin. “

    MÜSLİM : 1.C.259.N

    “ … Ebu Hureyre r.a dan. Allah Rasulü s.a.v şöyle buyurdu : “ Bıyıklarınızı kısaltın, sakallarınızı azadedin. Mecusilere muhalefet edin. “

    MÜSLİM : 1.C.260.N

    “ … Abdullah ibni Ömer’den. Allah Rasulü s.a.v şöyle buyurdu : “ Müşriklere muhalefet ediniz. Sakallarınızı bol bırakınız, bıyıklarınızı da iyice kısaltınız. “

    BUHARİ : 13.C.5926.S – MÜSLİM : 1.C.259.N

    “ … Ebu Umame r.a dan. O şöyle dedi : Rasulullah s.a.v bir gün oturan bir ensar topluluğunun yanından geçerken birinin sakallarının bembeyaz olduğunu görür ve o na :
    - Bunları kınala, Yahudi ve Hristiyanlara muhalefet et. Dediler ki :
    - Peki ey Allah’ın Rasulü, onlar sakallarını kısaltıyor, bıyıklarını uzatıyorlar, buna ne dersin ? . Allah Rasulü s.a.v :
    - Siz sakallarınızı hür bırakın - yani onlara hiç dokunmayın - bıyıklarınızı ise kısaltın. “

    AHMED : 5 / 264 – HEYSEMİ : MECMAUZ‘Z ZEVAİD : 5 / 131 / 8576.N – TABERANİ KEBİR : 7924.N – BEYHAKİ Ş.İMAN : 6405.N - EL – ALBANİ S.SAHİHA : 3 / 1245.N

    6 = RASULULLAH S.A.V’İN SAKALI …

    “ … Enes r.a şöyle dedi : Rasulullah s.a.v’in sakalı, onun göğsünü doldurmaktaydı. “

    TABERANİ : KEBİR – İBNİ ASAKİR : TARİH

    “ … Bera r.a şöyle dedi : Rasulullah s.a.v yiğit, orta boylu, iki omuzunun arası geniş, kaba sakallı ve al yanaklı idi. “

    NESEİ : 8.C.5197.N

    7 = SAKAL FITRATTANDIR, FITRATI DEĞİŞTİRMEK İSE HARAMDIR …

    “ … Aişe r.a dan. Allah Rasulü s.a.v şöyle buyurdu : On şey fıtrattandır : bıyıkları kısaltmak, sakalı azad etmek …… “

    MÜSLİM : 1.C.261.N

    Değerli kardeşlerim … ! unutulmamalıdır ki Allah’u azze ve celle insanı şerefli bir mahluk olarak yaratmıştır…Ve bu şerefini koruyabilmesi için de O’nun emir ve nehiylerine uygun hareket etmesi gerekir.

    O’nun mevzumuzla alakalı emirlerinden birisi de, kullarının fıtratları ile uğraşmamaları ve onları değiştirmemeleridir. Yani ; kendisinin emri olmadan yaratılışları ile alakalı değişiklikler yapmamalarıdır. Çünkü Allah’ın izni olmadan yapılan değişiklikler, şeytanın emrine dayalı olan değişikliklerdir.

    Kaş almak, bacak kıllarını yolmak, dişlerin arasını yontmak, yüzden tüy almak ve erkeklerde sakal traşı olmak gibi şeyler hep fıtratı değitirmek anlamındadır.

    Rabbimiz kerim kitabında, şeytanın insanlara sokularak, onların fıtratlarını değiştirmeleri husunda emirler vereceğini bizlere şöyle anlatmaktadır :

    “ … Onlara emredeceğim, Allah’ın yaratışını - yani fıtratlarını - değiştirecekler … “

    NİSA : 119.AY.

    Bu konuda sünneti seniyede ise Allah Rasulü s.a.v tarafından şu ifadeler kullanılmaktadır.

    “ … Abdullah İbn Mes’ud r.a dan. Dedi ki : Rasulullah s.a.v şunları yapanlara lanet etmiştir ; Bedenlerine dövme yapan ve yaptıran kadınlara … yüzünün tüylerini alan kadınlara … seyrek dişli görünmek için dişlerinin arasını yontan sırıtkan kadınlara ve Allah’ın yarattığını değiştirenlere.

    Abdullah’ın bu hadisi Esedoğullarından Ümmü Yakup denilen bir kadının kulağına ulaştı. Hemen İbni Mes’ud’a geldi ve :

    - Senin şöyle şöyle yapanlara lanet ettiğin haberi bana ulaştı, dedi. İbni Mes’ud ona :
    - Ben Rasulullah s.a.v’in lanet ettiği insanlara niye lanet etmeyeyim ki ? dedi. Kadın dedi ki :
    - Andolsun ki ben, mushafın iki kapağı arasında ne varsa hepsini okudum, fakat senin söylemekte olduğun şeyi onda bulamadım. İbni Mes’ud ona :
    - Yemin olsun eğer sen onu hakkıyla okumuş olsaydın, elbette bunu görmüş olacaktın. Sen Allah’u Teala’nın :

    “ Rasul size neyi verdiyse onu alın, size neyi yasak kıldıysa ondan da uzak durun …. “ HAŞR : 7

    buyurduğunu okumadın mı ? dedi. Kadın - bu sefer şunu - dedi :
    - Ama ben senin ehlinin de – yani hanımının da – bunu yaptığını görüyorum. İbni Mes’ud ona :
    - Git ehlime bir bak bakalım. Kadın ona gitti baktıki dediği o şeyden onda bir şey yok. - Kadın İbni Mes’udun yanına dönünce - Ona dedi ki :
    - Eğer eşim böyle bir şey yapmış olasaydı, bizimle arkadaşlık edemezdi. “

    BUHARİ : 10.C.4846.S

    Bu hadisin ifadeleri her ne kadar kadınları hedef alan müennes siğasıyla da gelmiş olsa, unutmayalım ki “ hüküm illet üzere döner “ kaidesi gereğince bu fiilleri kim işlerse fıtratını değiştirmiş ve haram irtikab etmiş olur.

    Yani ; dövme yapan ve yaptıran … yüzünden tüy alan … dişlerinin arasını yontan ve yaratılışı değiştiren ister kadın olsun ister erkek olsun, bu tehditin kapsamı içerisindedir.

    8 = ÖNEMLİ BİR UYARI …

    Değerli kardeşlerim … ! sakal konusunda bilinmesi gereken önemli bir husus şu ki ; Rasulullah s.a.v’in bu konudaki emri, sakalın bırakılması değil, onun azad edilmesidir. Yani onu bıraktıktan sonra, ona bir daha dokunmamaktır.

    Zaten bu konuda asrı saadete az da olsa vukufiyeti olanlar bilirler ki, gerek ehli kitabın ve gerekse Mekkeli müşriklerin zaten sakalları vardı. Onların problemi ise, sakallarını kısaltmaları bıyıklarını uzatmaları idi. Ebu Umame hadisinde de anlatıldığı gibi :

    “ …. Peki ey Allah’ın Rasulü, onlar sakallarını kısaltıyor, bıyıklarını uzatıyorlar, buna ne dersin ? . Allah Rasulü s.a.v’in cevabı ise :
    “ Siz sakallarınızı hür bırakın – yani onlara hiç dokunmayın – bıyıklarınızı kısaltın. “ şeklindedir.

    Değerli kardeşlerim … ! ifadelere dikkat ederseniz eğer, onların bu konudaki problemi sakallarını kısaltmalarıdır… Dolayısıyla, sakalı traş etmekle kısaltmak farklı şeylerdir. Öyleyse sözün özü ; bizden istenen sakal bırakmak değil, onu bıraktıktan sonra onlara dokunmamak, onları hür bırakmaktır.

    9 = SAHABE SÖZ VE FİİLİ RASULULLAH’IN SÖZ VE FİİLİNE TERCİH EDİLİR Mİ … ?

    Bu konuda yapılan yanlışlıklardan birisi de ; sahabe söz ve fiilinin Rasullah s.a.v’in söz ve fiiline tercih edilmesidir…

    Yani ; bazılarının, sahabilerden bir veya ikisinin sakallarını bir kabzadan sonra kısaltmalarını bu konuda örnek almalarıdır…

    Halbuki bu konu da bilinmesi gereken en önemli kural ; Rasulullah s.a.v’in söz ve fiili varken, buna muhalif hiçbir söz ve fiil kabul edilmez. Bunu söyleyen ve yapan kim olursa olsun…

    Dolayısıyla, Rasulullah s.a.v’in sakal konusundaki emirlerinin azadedilmesi şeklinde olması. Kendisinin de sakalından kesinlikle almadığı hususu, bu konunun açık ve net ölçüsüdür. Kaldiki sahabeden ibni Ömer ve Ebu Hureyre’nin bu fiili – yani sakallarının bir kabzadan sonrasını kesmeleri – Hacc ve umre de yaptıkları bir fiildir.

    “ … Nafi’ r.h der ki : İbni Ömer r.a hacc ve umre yaptığı zaman başını traş ettirirken sakalının üzerinden eliyle tutar da bir kabzadan fazlasını alırdı. “

    BUHARİ : 13.C.5927.S

    Bu konuda İbni ebu Şeybe’nin musanefinde gelen bir rivayette Ata şöyle demektedir : Sahabeler Hacc ve Umre’nin dışında sakallarını bırakmayı seviyrorlardı.

    İBNİ EBİ ŞEYBE : 2 / 108

    Öyleyse şunu tekrar etmekte fayda vardır ; Rasulullah s.a.v’in söz ve fiili varken, buna muhalif hiçbir söz ve fiil onun önüne alınmaz… Bunu söyleyen ve yapan kim olursa olsun…

    Hatta şunu da söyleyebiliriz ; madem sakalın kısaltılması hususunda sahabilerden rivayet edilen o sözler sizin için delil, o zaman siz bunu Hac ve Umre yaparken kesin … Çünkü onlar bunu Hac ve Umre yaparken keserlermiş … Hacc ve Umre’nin dışında sakallarını bırakmayı seviyorlardı.

    Hulasa ; mevzuyla alakalı söylenmesi gereken son sözler şunlardır :

    1 - Sakal emredilen bir sünnettir …

    2 - Bu sünnet ise, farz olan bir sünnettir …

    3 - Bu ibadeti emreden ise Allah’u azze ve celledir …

    4 - Sakal fıtrattandır, fıtratı değiştirmek ise haram ve lanetlik bir iştir…

    5 - Rasulullah s.a.v sakalından asla almamıştır ve bu konuda sahih bir nakil yoktur…

    6 - Her konuda olduğu gibi bu konuda da örnek ve önder Allah Rasulü s.a.v’dir, dolayısıyla sahabeden bir iki kişinin bu konudaki söz ve fiili asla örnek alınmaz …

    7 - Sakal konusunda bir müslümandan istenen şey, onu azadetmesidir. Yani sakalını bıraktıktan sonra ona asla dokunmamasıdır…

    8 - Bu konuda bilinmesi gereken hususlardan birisi de ; gerek ehli kitabın ve gerekse Mekkeli müşriklerin sakallarının olduğu, dolayısıyla onların bu konudaki problemleri, sakallarını kısaltmaları ve bıyıklarını uzatmaları idi… Ama islamın istediğ ise, onlara muhalefet ederek sakalın tamamen azadedilmesi ve onlara dokunulmamasıdır….

    10 = BU KONUDAKİ UYDURMA BİR RİVAYET …

    “ … Amr bin Şuayb’ın dedesinden rivayet edilmiştir : Allâh Rasûlu s.a.v sakalının boyundan ve eninden alırdı. “

    Tirmizi : 4.c.2911.n

    BUHARİ R.H : Ravilerinden olan Umer b. Hârûn el-Belhî hakkında şöyle der : “ Bu hadisten başka, aslı olmayan veya tek kaldığı hiç bir hadisini bilmiyorum. “

    UKAYLİ R.H : şöyle der : “ Bu hadis ancak onunla – yani Umer b. Hârûn el-Belhî ile - bilinir ve Peygamber s.a.v’den - bunun zıddına - iyi senedlerle şöyle dediği sabittir : “ Sakalınızı uzatın, bıyıklarınızı kısaltın “

    YAHYA İBN MAİN : şöyle der : Bu adam pis bir yalancıdır.

    SALİH CEZERE : şöyle der : bu adam yalancıdır.

    Rabbim her konuda bütün Müslümanlara gönül rahatlığı ile İslama ve onun delillerine teslimiyet nasibeylesin.

    Amin
    Vel hamdu lillahi rabbil alemin …

    | Tacuddin El Bayburdi